• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret473439
Resim Tanıtım Köşesi

 Kurbağa Prenses
Güzel sanatlar ve bilim, demokrasi ve hoşgörünün kaynağıdır! Güzel sanatların ve bilimin önemsenmediği toplumlarda demokrasi olmaz!

Çağdaş dünyada, demokrasiyi tam anlamıyla uygulayan toplumlar, güzel sanatlara ve deneysel metoda dayalı bilimsel bilgiye önem veren toplumlardır!

Güzel sanatlar, bilimin, yaratıcılığın ve hümanizmin anasıdır. Güzel sanatlar, insansal duyguların dostu, içgüdüsel duyguların da düşmanıdır.

İnsanı insanlaştıran güzel sanatlar ve bilimdir. İnsan hayatta ne kadar bilgilenmiş ve ne kadar güzel sanatlarla ilgilenmişse, o oranda insansal değerlere ulaşmıştır.

Musa Kâzım YALIM

Coğrafi Yapı


    
 Köşektaş'ın Sol Köşesi
 Köşektaş'ın Sağ Köşesi




KÖŞEKTAŞ KÖYÜNÜN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

Birişim: Lütfullah Çetin





COĞRAFİ KONUM

Köşektaş, Nevşehir ilinin  Hacıbektaş ilçesine bağlı olup, Ankara-Kayseri asfaltının güneyinde;  Dervişler ve Erenler Diyarı Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli`nin İlim Yurdu, hoşgörünün merkezi Hacıbektaş`ın doğusunda; yağmurla rüzgarın, tarihle coğrafyanın elele vererek yarattıgı 'Güzel Atlar Diyarı Kapadokya' ile; adını içinde bulunan kızıl renkli, kumlu-killi topraktan alan, 1.355 km uzunluğu ile Türkiye`nin en uzun akarsuyu olan Kızılırmağın kuzeyinde; buğday tarlaları ve volkanik tepelerle dolu, Türkiye´nin kalbini oluşturan Orta Anadolu Platosu`nun tam orta kesiminde yeralan şirin bir köydür. Buğday tarlaları ile kaplı, volkanik tepelerle dolu bu step ortamının apayrı bir büyüsü vardır. Orta Kızılırmak Platosu diye de adlandırılan bu bölüm, kırsal nüfus yoğunluğunun da en fazla olduğu bölümdür. Kayseri, Niğde, Nevşehir, Kırşehir, Yozgat ve Kırıkkale bu bölüm içinde yer alan illerdir.


BİTKİ ÖRTÜSÜ

Köşektaş Köyü´nün tabii bitki örtüsü genellikle bozkır görünümündedir. Bu bozkır yapı, eskiden bölgede geniş yer kapladığı bilinen ormanların yok olmasıyla ortaya çıkmıştır. Köyün bulunduğu İç Anadolu Bölgesi, Türkiye`nin orman açısından en yoksul bölgelerinden biridir. Yaz sıcaklığı ve kuraklığı, tabii bitki örtüsünün gelişimini engellemektedir. İlkbahar yağışlarıyla yeşeren seyrek papatya, gelincik, çiğdem, çayır ve ot toplulukları yaz aylarında şiddetli kuraklık ve sıcaklardan sararır yok olurlar. İç Anadolu Bölgesi`nin bozkır kuşağı içinde bulunan köyün tepelerinde yer yer çalılıklar göze çarpmakla birlikte; kavak, söğüt ve benzeri ağaç toplulukları genellikle akarsu boylarında görülür.


KÖYDE AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARI

Tüm bu olumsuz koşullara rağmen bölgenin en yeşil köyü olma özelliğine sahip olan Köşektaş`ta, etrafı daha fazla yeşillendirme amacı ile, bilhassa son yıllarda, köy geneline değişik türden birçok fidan dikimi gerçekleştirilmiş, ''Yeni Harman Yeri'' diye adlandırılan bölgede dikilen fidanların su ihtiyacını karşılayabilmek için sondaj vurulmuş, 70 metre derinliğe inilerek fidanların sulama ihtiyacını karşılayabilecek miktarda su gün ışığına çıkartılmıştır. Özellikle köy halkının kendi çabası ile Köşektaş`ın gelecek 20 yıl içinde bir orman köyüne dönüştürülmesi hedefleniyor.


İKLİM

İklim bakımından Köşektaş Köyü İç Anadolu Bölgesi`ne özgü kara ikliminin etkisi altında kalır. Kış ayları soğuk ve kar yağışlı, yaz ayları ise sıcak ve kurak geçer. Doğusunda dağlık ve yüksek Doğu Anadolu Bölgesi'nin yer alması; güney, batı ve kuzey kesimlerini kuşatan dağlık alanların denizle olan etkileşimi kesmesi, köyün bulunduğu bölgede Dogu Anadolu Bölgesi`ndeki gibi sürekli olmasa da kara ikliminin egemen olmasına yol açar.

Qwickcast Bilgisunum Sayfası`ndan edilen bilgilere göre, bölgede yıllık ısı ortalaması 11°C civarındadır. Bölgede en soğuk geçen aylar Aralık ve Ocak, en sıcak geçen aylar ise Temmuz ve Ağustostur. Yörede en düşük sıcaklık ortalaması -8,8 °C (1930) ile -28,0 °C (1942) arasında; en yüksek sıcaklık 34 °C (1950) ile 39,4 °C (1954)'dır.


YAĞIŞLAR

Qwickcast Bilgisunum Sayfası'ndan elde edilen verilere göre, bölgede yağışlar genellikle kış ve bahar mevsimlerinde oluyor. Yaz mevsiminde bölgede hemen hemen hiç yağış olmuyor. Bölgede en yağışlı aylar Aralık, Ocak ve Şubat, en az yağışlı aylar ise Ağustos ve Eylül'dür. Bölgede en az yağış 202.3 mm ile 1932 yılında, en çok yağış 483.9 mm ile 1966 yılında olmuştur. 24 saat içinde en fazla yağış ise Hazıran ayında 65.9 mm ile düşmüştür. Yağışlı günlerin sayısı ise 37 ile 113 gün arasında değişmektedir. Bu arada 1930 yılında birgün karla örtülü geçerken, 1949 yılında 74 gün karla örtülü geçmiştir. © Copyright Qwickcast


Kırşehir, Türkiye
Yükseklik: 985 Metre - Enlem: 39 08N - Boylam: 034 10E





 
 




 
 


Köşektaş Hikayeleri

Köşektaş’ı, insanını ve geçmişini, tümdengelimle değil, aldığı duyumlar ve yaptığı gözlemlerle anlatarak, gösterilmek isteneni değil, varolanı(!) göstermiş olan Celalettin Ölgün öğretmenimize çok teşekkür ediyoruz!

kosektas.net

Köyümüzde geleneklerin  birçoğu yıllardır hiç değişmeden yaşatılır. Kış mevsiminin yarıya bölündüğü, on beş, on yedi Şubat  günleri arasında düzenlenen  “Saya” olarak bilinen oyun da bunlardan biridir. Saya, eski Türk geleneklerinden olup, kuzuların ana karnında tüylenmeye başladığı günlerde yapılan bir kutlamadır.

“En iyi sayayı Kelik Derviş donatır” derlerdi. Sayada, elinde palaskasıyla önüne geleni  döven, yüzü tava karasıyla boyanmış “Arapoğlu”, koldan kola uzun bir sopa geçirilmiş beyaz giysiler içindeki “şebek”, kadın giysileri giymiş ama kim olduğu belli olmayan erkek “gelin”,  çoban kürküne sarılmış “ayı”, ”köse” ve tef çalıp türkü söyleyerek bunları oynatan gençler,  Kelik Derviş’in  elinde yeni bir kimlik kazanırdı.

Sayanın oynadığı evlerden yağ, bulgur, şeker, para toplanır, sonra bunlar paylaşılırdı. Tefçi dışında tüm oyuncuların arkalarında en büyüğünden zil ya da “çan”ın çıkardığı ses sayanın görkemiyle orantılı olurdu ve bu ses köyün öbür başında bile duyulmalıydı. Köyün tüm evleri - eğer saya geliyor diye ışıkları söndürüp içeri saklanmamışlarsa -  dolaşılır, her kapıda saya oynardı.

Geçmiş yılların birinde Kelik Derviş’in evinde yine görkemli bir saya donatılmış. Türkücü, tefçi olarak Sahre’nin Hacı görevlendirilmiş. Epey bir dolaşmadan sonra iriyarılığıyla ün salmış ve Kocaoğlan namıyla bilinen Yusuf’un (Şahin) evine gelinmiş. Kocaoğlan kapıya çıkar çıkmaz Hacı tutturmuş türküsünü:

Ortaköy’ün yağmuru, Kocaoğlan
Çıkamıyom çamuru, Kocaoğlan
Kocaoğlan’ın ayağı, Kocaoğlan
Canı istiyor dayağı, Kocaoğlan...

Hacı türküsünü söylerken, gelin rolünde oynayıp dans eden Kocaoğlan’ın oğlu Asım’dan başkası değilmiş. Kocaoğlan ilk başta kendisiyle alay edildiğini anlamamış, ama daha sonra, Kocaoğlan şöyle, Kocaoğlan böyle söylemlerinin uzamasıyla, aklı başına geldikten ve söylenenleri kavradıktan sonra, eline aldığı bir sopayla;

“Ne diyo bunlar lan!” diyerek sayacıları kovalaması bir olmuş.

Köşektaş düğünlerinin renkli simaları Kel Köçek ile Kelik Derviş yanyana ve kolkolalar.


Kelik Derviş: Derviş Tek. Kurtuluş Savaşı gazisidir. Yarı erkek yarı kadın bir yaşam tarzı sürer; giyim ve davranışlarıyla kadınlara özenirdi.

1974 yılında ölmüş.

Kocaoğlan: Yusuf Şahin. Kurtuluş Savaşı’na katılmış fakat daha sonra kaçmıştır. Bu sebepten dolayı İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanmış, idama mahkum olmuş, daha sonra afla kurtulmuştur.
1983 yılında ölmüş.