Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam79
Toplam Ziyaret537335
Köşektaş Albümü
Köşektaş'ın Sol Köşesi

Köşektaş ve çevresi,

Açık hava müzesi,
Dilden dile dolaşır,
Özgündür efsanesi.

Bölgesinin en yeşil ve en güzel köyü Köşektaş ve yöresinden görüntüler.

Mayıs 2007

Necdet Cengiz Şen

Necdet Cengiz Şen'in Mayıs 2007'de çekmiş olduğu Köşektaş fotografları.

Bu güzel fotografları bize göndererek Köşektaş'tan ayrı kalmış olmanın vermiş olduğu hasret ile yanıp tutuşan gönüllerin hasretlerini bir nebze olsun gideren Necdet Cengiz Şen'e çok teşekkür ederiz!

kosektas.net

İnsan yaşamı pamuk ipliğine bağlı
Toplum idam cezasının uygulanıp uygulanmaması üzerinde hep ikiye bölünmüş. Günümüzde bile idam konusunda aynı ülkenin farklı eyaletlerinde ayrı kanunlar var. İdam cezası kiminde uygulanıyor, kiminde uygulanmıyor. İdam cezasının yerine getirilmesinde en sakıncalı durum, ceza verilenin veya cezası infaz edilenin sonradan suçsuzluğunun ortaya çıkması. Belki binlerce örnek içinden derlemiş olduğum bir iki örnek var.

…1985 yılının Ocak ayında tutuklandım. Polisler ben, babaannemin evinden 4 ve 6 yaşlarındaki iki oğlumun yanından alarak götürdü. Mahkeme hakkımda idam cezası verdi. Hakimin yüzüme karşı elektrikle nasıl öldürüleceğimi anlattığını hatırlıyorum; belli bir voltajla vücuduma elektrik verilecek, şayet voltaj derecesi küçük gelir ve beni öldüremezse elektriğin derecesi yükseltilecekti.

Yıllar içinde 6 kez idam tarihi belirlendi. En son temyiz hakkım tükeninceye kadar infaz ertelendi.

Aklanmam sadece 35 dakikalarını aldı.

…Jüri tazminat olarak bana 15 milyon dolar ödenmesine karar verdi. Paranın benim için hiç önemi yok. Ama beni suçsuz yere cezalandıranlar dışarıda…

Eğer bir hukuk şirketi tarafından benim için özel bir dedektif tutulmasa ve olayın delili ortaya, çıkmasaydı ben, hiç kuşku yok ki, şimdi yaşıyor olmayacaktım.” (9.Nisan.2011. New York Times/ John Thompson).

İkinci hikaye,

1977 doğumlu İranlı Züleyha 1997 yılında 20 yaşındayken evlilik dışı ilişkiden dolayı taşlanarak ölüm cezasına çarptırılır. Züleyha beline kadar bir çukura gömülür ve taşlanmaya başlanır. Bu sırada halk olaya çok tepki gösterir. Ama vakit geçmiştir. Öldüğüne kanaat getirilir ve emir verilir, taşlama durdurulur. Kadın morga kaldırılır. Ama bir süre sonra nefes aldığının farkına varılınca hemen hastaneye kaldırılır, durumu iyiye gider. Uluslararası af örgütünün ve kamuoyunun baskısıyla Züleyha 26. Kasım. 1997 tarihinde serbest bırakılır.

İki örnekte görüldüğü gibi insan yaşamı pamuk ipliğine bağlı. Suç işleme insanlık tarihi ile var. Önemli olan suçun önlenmesi...

Hüseyin Seyfi
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
416 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Bir Bahar Önü

Elli, altmış yıl öncesinden
bir bahar önü.

Hüseyin Seyfi

Uzun geçen kış mevsiminin sonunda, hasretle beklenen bahar, köyde yüzünü gösterdi. Güneş çıktı. Üşüyen toprak biraz ısındı. Toprağın üstünde üç aydan beri bekleyen kar erimeye başladı. Kar eridikçe toprağın üstü açıldı, toprağın ıslaklığı geçti ve eriyen karın altından önce kardelenler, sonra sarı çiğdemler toprak üstüne çıktı.

Kış boyu ahırlarda hapis olmuş tavuklar, inekler, atlar, öküzler, danalar, koyunlar, kuzular dışarı çıkarak açık havanın tadını aldılar. Çocuklar çiğdem toplamak üzere donu çözülmüş kırlara koştular. Güneşin ısıttığı ve ıslaklığını aldığı yol üstündeki küçük toprak yığınlarının içinden çıkan ve arka arkaya dizilen karıncalar baharın yaklaştığının habercisi oldu.

Kuzey yamaçlarda henüz erimeyen kar, gümüş rengini alırken, güneş, arkasına koyu bir kızıllık bıraktıktan sonra kayboldu. Geride kalan, ayaza dönen esinti ile ocaklardan, tandırlardan çıkan koyu dumandı.

Akşam karanlığı ile herkes evine çekildi. Sokaklar ıssızlaştı. Dışarıda, çöplük başlarında siftinen birkaç uyuz zağar ve duvar başlarında oynaşan kedilerin yanında, ahıra girmeyen çelimsiz, yaşlı bir at kaldı.

Gün batımından bir süre geçtikten sonra, gökyüzünün kızıllıkları da kayboldu. Ay, tüm güzelliğini gururla sergiledi. Gecenin bulutlarını sürükleyen serin bir esinti devam etti. Kümeleşen bulut, Ay’ı gölgeledi. Ay’ın parlaklığı silindi. Yeryüzü karardı.

Akşam eve dönmeyen ineği kurt yemesin diye Akif Hoca’ya, kurt duası okutuldu, dua esnasında kemik saplı bıçağın ağzı üç defa açılıp kapatıldı ve kurt ağzı bağlandı.

Kış süresince, kuru tahıl ve una dayalı yiyeceklerle beslenen insanlar, kırlarda, tarlalarda yeşilliğin görünmesi ile birlikte, bildikleri madımak, cırtlık, yemlik, tülü, hardal, kızılcık ve ebegümeci gibi doğada kendiliğinden yetişen, çiğ veya pişirilerek yenebilecek bitkileri toplamak için kadınlar bozkıra dağıldılar. Köyün delikanlıları at arabalarını koşarak, bir kış boyu ahırda kapalı kalan atların hamlarını aldılar.

Uzun süre evlerde kapalı kalan genç erkekler, çamuru yeni kurumuş arazinin üstünde çelik oynamaya, çocuklar bezden yaptıkları toplarla sokak aralarında top oynamaya başladılar…

Yeni çalışmamdan çıkarttığım bir sayfa, Hüseyin Seyfi.