Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam130
Toplam Ziyaret826523
Rüstem Şen
Rüstem Şen Bir Öğretmendi 
Musa Kâzım Yalım

Öğretmenlik, toplumun ve bireylerin kişiliğini şekillendiren, geliştiren kutsal bir değerdir. Bir meslekten öte, insan ruhunu ve kişiliğini biçimlendirme sanatıdır. Bu sanat ise ancak genel kültürün yanı sıra eğitimsel yetişme ve biçimlenme ile mümkün olur.

Peki, öğretmen kimdir? En yalın tanımıyla öğretmen; bilimsel ve sanatsal değerleri yaratanların yaratıcısıdır.

Ne var ki öğretmenlik, yetersiz idarecilerin uyguladığı çağdışı yöntemler nedeniyle işlevini büyük ölçüde yitirmiştir. Bu yüzden ülkemizde hâlâ, minik yüreklere koşullanmaların perdelediği gerçekleri gösterecek öğretmen eksikliği yaşanmaktadır.

Rüstem, öğretmenliğin gerektirdiği tüm niteliklere sahipti. 1931 doğumluydu ve benden yalnızca bir yaş küçüktü. Hem çocukluk hem öğrencilik hem öğretmenlik yıllarında, hem de gönül ve fikir dünyasında yol arkadaşım oldu. Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne, Çifteler (Eskişehir) Köy Enstitüsü’nden döndüğüm yıl yazılmıştı. Hemen her hafta sonu bir araya gelir, Köşektaş özlemimizi paylaşır ve hafifletmeye çalışırdık.

Sonraki yıllarda Köy Enstitüleri’nin adı “İlköğretmen Okulu” olarak değiştirildi ve enstitüler fiilen kapatıldı. Bu değişiklikle birlikte eğitim süresi dört yıldan yedi yıla çıkarıldı. İşte bu yüzden Rüstem, yedi yıl boyunca özel alan eğitimi aldıktan sonra öğretmen olabildi.

1964–1966 yılları arasında ikimiz de Köşektaş’ta öğretmenlik yaptık[*]. Bu birlikteliğimizde nice doğal sohbetlerimiz, nice müzikli buluşmalarımız oldu.

Rüstem, öğretmenliğin getirdiği sorumluluk ve yükümlülükleri taşıyabilecek bilgi ve beceri kapasitesine sahipti. Ülkemize yararlı bireyler yetiştirmek için var gücüyle çalıştı; öğrettikleriyle mutlu olmayı başardı. Bu bir kanaat değil, gözlemlenmiş bir gerçektir.

Onun vefatını duyduğumda, keşke fırsatım olsa da anılarımızı Köşektaşlılarla dolu büyük bir salonda paylaşabilsem, onu hatıralarla yaşatabilsem diye düşündüm. Sonra çaresizce oturup anılarımızı kendi kendime anlatmaya başladım; anlattıkça ağladım ve böylece üzerimdeki gamı, kederi dağıtmaya çalıştım. Onu özlemle anıyorum.

Musa Kâzım Yalım l 14 Nisan 2012

[*] 𝗔𝘁𝗮𝗻𝗺𝗮 𝘃𝗲 𝗻𝗮𝗸𝗶𝗹 𝗯𝗶𝗹𝗴𝗶𝘀𝗶: 𝗦𝗶𝗻𝗮𝗻 Uçar:
“Rüstem Şen, Köşektaş Köyü İlkokulu’na 1964 yılında atanmış, üç yıl görev yapmış, 1967 yılında nakil gereği ayrılmıştır.”

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Köşektaşlı Öğretmen ve Çevirmen Mehmet Dündar
Köşektaşlı Öğretmen ve Çevirmen Mehmet Dündar I Taşranın Körsen Işığından Cumhuriyet’in Aydınlık Ufuklarına l 1. Ocak 2026

Anadolu’nun ortasında, toprak kokusunun ve yoksulluğun birbirine karıştığı bir köyde, Köşektaş’ta, 1927 yılında bir çocuk dünyaya geldi. Bu çocuk, ileride çok sayıda öğrencinin kaderine dokunacak, çevirileriyle kültürler arasında köprüler kuracak, idealleriyle bir döneme damga vuracak olan Mehmet Dündar’dı.

Mehmet Dündar’ın hikâyesi, sıradan bir kimsenin yaşam çizgisi değildir. Mehmet Dündar’ın hikâyesi, Cumhuriyet’in ilk kuşak öğretmenlerinin körsen bir kıvılcımı, taşranın en ücra köşelerinde nasıl bir ışık demetine dönüştürdüklerinin bir kanıtıdır.

Mehmet Dündar’ın hikâyesi, bir çocuğun, tüm imkânsızlıklara rağmen, bilgiye ulaşma hevesinin; bir gencin, yoksulluğa rağmen, tükenmeyen azminin; bir öğretmenin, karanlığa karşı tuttuğu bir ışığın hikâyesidir.

Eğitim Hayatı l Taş Ocaklarında Geçirilen Gecelerden Doğan Bir Azim

İlkokul l Yollara Düşen Bir Çocuğun Hikâyesi
Mehmet Dündar’ın eğitim yolculuğu, 1934’te Köşektaş’ın üç yıllık okulunda başladı. Ancak öğrenim aşkı, köyün sınırlarını aşmasını gerektiriyordu. İlkokula Avanos’ta devam edebilmek için kimi gün eşek üstünde, kimi gün altı saatlik yolu yürüyerek gitti geldi. Konaklayacak parası olmadığından, dönüş yolunda taş ocaklarında gecelediğini hüzünle anlatırdı. Bu olgu, onun hayatının özeti gibidir.

Yoksulluğun ortasında bile öğrenmeye meraklı bir çocuk

Ortaokul l Kentler Arasında Bir Arayış
Ortaöğrenimine, Avanos’ta ortaokul olmadığı için, Kırşehir’de başladı. İzleyen yıllarda başgösteren maddi sıkıntılar nedeniyle, naklini Nevşehir’e aldırmak zorunda kaldı.

Her kent, onun için yeni bir mücadele gerektiriyor; verdiği her mücadele onu daha güçlü kılıyordu.

Öğretmen Okulu ve Yüksekokul l Bir Mesleğin Temelleri
Ortaokuldan sonra, öğretmenler kurulu kararıyla, Sivas Öğretmen Okulu’na kabul edildi, 1948’de mezun oldu ve aynı yıl Balıkesir Necati Bey Eğitim Enstitüsü’nü kazandı.

Bu yıllar, onun sadece bir meslek edinmesini değil, insan doğasını anlamaya ve eğitmeye dair alan ve genel kültür bilgisi edinmesini sağladı.

Bir Çocukluk Anısı l Hasretin Sınır Tanımazlığı
Henüz ilkokul çağındayken, aile ortamına duyduğu özlemin ağır bastığı bir gün, okuldan kaçarak, Avanos’tan Köşektaş’a kadar yürümüş; annesi onu görünce, okulu bıraktığını sanıp, büyük bir öfkeye kapılmıştır. Bu küçük anı, onun içindeki sevgiye, bağlılığa ve kırılganlığa dair sessiz bir tanıklıktır.

Mesleki Kariyer l Bir Öğretmenin İz Bırakan Yolculuğu

Öğretmenlik ve İdarecilik l “Efsane Müdür”ün Doğuşu
Mesleğe Avanos Ortaokulu’nda başladı.

1960’ta Nar Belediye Başkanlığı yaptı; ardından Nar Ortaokulu’nda müdürlük görevini üstlendi.

1962–1973 yılları arasında Ankara’nın Çubuk ilçesinde, Çubuk Ortaokulu ve Lisesi’nin müdürlüğünü yürüttü. Çubuk’taki yılları, onun adının efsaneye dönüştüğü dönemdir. Gece-gündüz, yağmur-çamur demeden öğrencilerini sinemalarda, kahvehanelerde arayıp bulan; onları okula odaklanmaya teşvik eden; sorunlarını dinleyen bir eğitim neferiydi. Okul pansiyonunun yapımına öncülük etmesi, onu “efsane müdür” olarak anılır kıldı.

Öğrencisi Dr. Tuncay Acehan’ın sözleri, bu etkinin bir yankısıdır:
Bugün bu ilçede üniversite ve yüksekokul mezunları varsa, bu başarı büyük ölçüde öğretmenimiz ve müdürümüz Mehmet Dündar’ın katkısı sayesindedir!”

Siyasi Baskılar l Tehlikeli Yıllar
Çubuk’taki görev yılları aynı zamanda siyasi çalkantıların gölgesindeydi. Sol görüşlü olduğu için, idari baskılara maruz kaldı; uzak köylere sürülmek istendi. Hatta kimi siyasi gruplar tarafından hedef gösterildi; bu durum eşinde ve çocuklarında derin travma yarattı. Sonunda, bir dağ köyüne sürülmek istendiğinde, çocuklarının ısrarıyla, emekliliği seçti. Bu dönem, onun cesaretinin, ilkelerinden ödün vermeyen kararlı duruşunun en ağır sınavıydı.

Kars Cilavuz Öğretmen Okulu
Bu döneme dair tek kayıt, Ümit Kaftancıoğlu’nun -Canan Kaftancıoğlu’nun kayınpederi- Mehmet Dündar’ın öğrencisi olduğudur. İkili hayattayken sık görüşmüş, eğitim üzerine fikir alışverişinde bulunmuşlardır.
Bu bağ, Mehmet Dündar’ın öğretmenlik etkisinin ne denli geniş bir çevreye yayıldığının bir göstergesidir.

Yazarlık ve Çevirmenlik I Kelimelerle Kurulan Köprüler
Mehmet Dündar, sadece okul içinde değil, kalemiyle de eğitime katkı sunan bir aydındı.

Yazarlık l Çevirmenlik
1979/1980 Öğretim Yılı Ankara Okul Kitapları Üzerine Bir Araştırma ve Gezi Notları” adlı kitabı, dönemin eğitim anlayışına ışık tutar. Ayrıca, Öğretmen Dünyası başta olmak üzere, çeşitli dergilerde eğitim sorunlarına dair makaleler yazdı.

1965’te Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Fransa’ya gönderildi ve orada sadece on bir ay gibi kısa bir sürede Fransızcayı öğrendi. Türkiye’ye döndüğünde, yaptığı çevirilerle Türkçeye önemli eserler kazandırdı.

Mehmet Dündar‘ın çevirileri, iki kültür arasında kurulmuş zarif bir köprü niteliğindedir:

• Çocuklar ve Gençler İçin 150 Yeni Oyun — 𝗖𝗵𝗿𝗶𝘀𝘁𝗶𝗮𝗻 𝗕𝗿𝘂𝗲𝗹
• Çağdaş Sanat Kuramı — 𝗣𝗮𝘂𝗹 𝗞𝗹𝗲𝗲
• Kitabın Tarihi — 𝗦𝘃𝗲𝗻𝗱 𝗗𝗮𝗵𝗹
• Aydınlar — 𝗟𝗼𝘂𝗶𝘀 𝗕𝗼𝗱𝗶𝗻

Bir Ömrün Sessiz Işığı
Mehmet Dündar, 2015 yılında, emeklilik yıllarını geçirdiği Avanos’ta hayata veda etti. Ardında ne bir servet ne de bir ünvan bıraktı; onun mirası, insanların yüreklerinde taşıdığı bir sıcaklık, bir cümlede gizli bir öğüt, bir öğrencinin hayatını değiştiren küçük bir dokunuştu.

Mehmet Dündar, geride bıraktığı hatıralar ve eserler, Köşektaş’ın mütevazı bir evinden yükselen bir ışığın, yıllar içinde nasıl genişleyip çoğaldığını gösterir. Mehmet Dündar’ın hayatı, imkânsızlıkların içinden filizlenen bir azmin; bilgiye, dile ve insana duyulan derin bir sevginin zarif bir örneğidir.

O, Anadolu’nun engebeli yollarından gelen bir çocuğun, bilgiye duyduğu sevgiyle bir ömre nasıl yön verebileceğinin bir kanıtıydı. Bir öğretmenin, bir çevirmenin, bir aydının sessiz ama derin bir iziydi.

Bugün Köşektaş’ta esen rüzgâr onun adını fısıldar; Avanos’un sokaklarında onun adımlarının yankısı duyulur; Çubuk’taki öğrencilerinin başarılarında onun emeği yaşar.

Mehmet Dündar’ın hayatı, bir insanın karanlığa karşı yanında taşıdığı ışık demetinin, zamanla nasıl bir güneşe dönüşebileceğinin hikâyesidir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası l 27 Aralık 2025

KaynakçaHüseyin Seyfi I Musa Kâzım Yalım I Doç. Dr. Faruk Güçlü I Dr. Tuncay Acehan I Dr. E. Sabri Dündar I Çubuk Haber Gazetesi I Çubuk Çarşı Senatosu
  
174 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ruhande Tandoğan
Fotograf: ASTÖB

Ruhande Tandoğan
İki Ülke Arasında Bir Köprü

Köşektaş’tan Almanya’nın Osnabrück kentine uzanan bir hayat.

Ruhande Tandoğan, sadece bir öğretmen değil; iki kültür arasında köprü kuran, insanları birbirleriyle kaynaştıran bir Cumhuriyet kadınıydı. Onun hikâyesi, köklerinden kopmadan dünyaya açılmanın ve değer yaratmanın hikâyesidir.

Ruhande Tandoğan, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine bağlı Köşektaş Köyündendir. Anadolu’nun dinginliğini, insanlarının ılımanlığını ve dayanışma ruhunu daha genç yaşta içine sindirdi. Bu değerler, onun ilerideki yaşamında yol gösterici oldu. 2025 yılında elim bir trafik kazasında hayata veda ettiğinde, ardında dokunduğu hayatlarda silinmeyecek izler bıraktı.

Almanya’da Bir Eğitim Elçisi

Osnabrück’te geçirdiği uzun yıllar boyunca Ruhande Tandoğan, Türkçe öğretmeni olarak çok sayıda öğrencinin hayatına dokundu. Onun nezdinde Türkçe sadece bir dil değil; kimlik, aidiyet ve kültürün taşıyıcısıydı. Öğrencilerine kelimelerle birlikte özgüven, farkındalık, değerbilirlik, kökleriyle bağ kurma gücü ve gelecek için umut aşıladı.¹

Ruhande Tandoğan’ın çabaları bunlarla sınırlı kalmadı:

➡️ Osnabrück Türk Veliler Birliği’nin kurucu üyesi olarak aileleri eğitimin bir parçası hâline getirdi.²

➡️ FöTEV Nds e.V. (Föderation Türkischer Elternvereine) çatısı altında, Aşağı Saksonya’daki Türk veli derneklerini bir araya getirerek güçlü bir dayanışma ağı oluşturdu.³

Onun ilkeleri açıktı: fırsat eşitliği, eğitim ve uyum. Bu kavramlar, onun hayatının pusulasıydı.⁴

Köşektaş’a Uzanan Bağlar

Her ne kadar yaşamını Almanya’da sürdürmüş olsa da, doğduğu topraklarla olan bağı hiçbir zaman koparmadı. Köşektaş, onun için yalnızca doğduğu yer değil; kimliğinin, değerlerinin ve aidiyet duygusunun temelini oluşturan bir merkez niteliğindeydi.

Köşektaş’a gerçekleştirdiği her ziyarette toplumsal ve kültürel yaşama katkı sunmayı bir sorumluluk olarak gördü. Özellikle Cumhuriyet kutlamalarının düzenli hâle gelmesine öncülük ederek bu etkinliklerin köyde bir gelenek olarak yerleşmesine önemli katkılar sağladı.⁵ Bu çabaları, hem ortak değerlerin korunmasına hem de Köşektaş’ta güçlü bir toplumsal birliktelik duygusunun sürdürülmesine hizmet etti.

Bir Ömrün Özeti

Ruhande Tandoğan, yaşamı boyunca iki kültür arasında köprü kuran örnek bir temsilci olarak öne çıkmıştır. Almanya’daki Türk toplumu için olduğu kadar, doğduğu Köşektaş Köyü için de daima bir gurur kaynağı olmuştur.

Eğitime yönelik özverili çalışmaları, toplumsal dayanışmayı güçlendiren katkıları ve kültürel değerlere bağlılığı, onun adını kalıcı kılan temel unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nitelikleriyle hem görev yaptığı çevrelerde hem de köklerinden aldığı güçle şekillenen toplumsal hafızada saygıyla anılacak bir miras bırakmıştır.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

𝗗𝗶𝗽𝗻𝗼𝘁𝗹𝗮𝗿

1. ASTÖB (Aşağı Saksonya Türk Öğretmenler Birliği) Başkanın doğruladığı bilgiler.
2. Osnabrück Türk Veliler Birliği kayıtları.
3. FöTEV Nds e.V. (Föderation Türkischer Elternvereine) bilgi kayıtları.
4. FöTEV ve Osnabrück Türk Veliler Birliği’nin ortak açıklamaları.
5. Köşektaş köyü yerel etkinlik kayıtları.