• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam44
Toplam Ziyaret843857
Yaren Leylek Geldi


Yaren Leylek'in geçen yıllara nazaran bu yıl erken gelmesi dikkat çekti.

Bursa'nın Karacabey ilçesinde, Uluabat Gölü'nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi'nin simgesi "Yaren Leylek", on beşinci kez gelerek, balıkçı Adem Yılmaz'ın teknesindeki yerini aldı.

Bursa’nın Karacabey ilçesinde yıllardır süren bir bahar geleneği bu yıl da bozulmadı. Balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu sıra dışı dostlukla milyonların sevgisini kazanan Yaren leylek, göç yolculuğunu tamamlayarak on beşinci kez Eskikaraağaç Leylek Köyü’ne döndü ve dostunun kayığına kondu.

Türkiye'yi, Avrupa Leylek Köyleri Birliği'nde temsil eden tek köy olan Bursa'nın Karacabey ilçesi Eskikaraağaç köyünde balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin dostluğu, milyonlar tarafından ilgiyle takip edilen hikayeye dönüştü.

Eskikaraağaç Leylek Köyü, her yıl göç döneminde on binlerce leyleğin geçtiği göç rotası üzerinde yer alıyor. Köy, aynı zamanda yerleşik leyleklere de ev sahipliği yapıyor.

Haber: DW Türkçe

Köşektaş Köyünün Eğitim Serüveni


KÖŞEKTAŞ KÖYÜNÜN EĞİTİM SERÜVENİ
1928 - 1980


(*) Avanos Kazası, Umum Köy Muhtarları ile Kurul Üyeleri l 1943

Kendi Okulunu Kendin Yap Kampanyası

(**) 1930’lu ve 1940’lı yıllar, Türkiye’de, eğitim ve öğretim alanında, değişim ve yeniliklere, her zamankinden daha fazla eğilinen, Köy Enstitüleri’nin inşa edildiği yıllar olarak bilinir. Tüm bu değişim ve yenilikler kapsamında, ilköğretimi tüm köylere ulaştırmak ve böylece köyleri çağcıl bir yaşama kavuşturmak amacıyla da çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmiş. Köyümüz Köşektaş’ı da kapsayan bu etkinliklerden bir tanesi, 1943 yılında, Avanos'ta gerçekleştirilmiş. İçinde Cumhuriyet tarihinin ender bakanlarından Hasan Ali Yücel ile Köy Enstitüsü sisteminin hem kuramcısı hem de kurucusu İsmail Hakkı Tonguç’un da bulunduğu bir kurul, o yıllarda, Avanos’a bağlı köylerin muhtarlarını, Avanos’a çağırarak, “Kendi okulunu kendin yap!” sloganı eşliğinde, yoğun ve yaygın bir etkinlik dönemi başlatmış.

(***) Aynı yılın izleyen günleri, haftaları ya da aylarında, içinde İsmail Hakkı Toguç’un da bulunduğu, aynı ya da başka bir kurul Köşektaş’a gelmiş ve kimi incelemelerde bulunmuş. Kurul, yaptığı incelemeler sonrası, Köşektaş halkından, beş yüz dönümlük bir arazinin, Köy Enstitüsü Yerleşkesi için, “Köy Enstitüleri Teşkilatı”na özgülenmesini talep etmiş. Köylerine gelen ve güzide insanlardan oluşan bu kurulu en iyi şekilde ağırlayan Köşektaş halkı, kurulun bu talebini, mevcut olanaksızlıkları gerekçe göstererek, geri çevirmiş.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Kaynakça:

(*)  Fotograf: Necati Güneş, (Mayıs 2019), Avanos Kazası, umum köy muhtarları ve kurul üyeleri, (1943).

(**) Bilgi: Musa Kâzım Yalım, (2007), Yusuf Yıldız (Koççe Hava’nın Yusuf), (25 Mayıs 2019).

(***) Bilgi: Musa Kâzım Yalım, (2007), Kâmil Gülmez (15 Mayıs 2019).

KÖŞEKTAŞ KÖYÜNÜN EĞİTİM SERÜVENİ

Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Anadolu’nun kırsal bölgelerinde başlatılan eğitim seferberliği, yalnızca okullaşmayı artırmayı değil, aynı zamanda köy toplumunun ekonomik, kültürel ve toplumsal yapısını dönüştürmeyi hedefleyen geniş kapsamlı bir modernleşme projesiydi. Bu çalışma, söz konusu dönüşümün Avanos kazası ve Köşektaş Köyü özelindeki yansımalarını tarihsel belgeler, sözlü anlatılar ve yerel hafıza üzerinden ele almayı amaçlamaktadır.

1928’de kerpiç bir okul yapısıyla başlayan, 1940’lı yıllarda Köy Enstitüleri hareketinin etkisiyle ivme kazanan ve 1980 sonrasında dramatik bir kırılmayla sonuçlanan bu süreç, yalnızca bir eğitim kurumunun tarihini değil, aynı zamanda bir köyün toplumsal belleğini, kolektif emeğini ve modernleşme deneyimini görünür kılar. Avanos’ta düzenlenen 1943 toplantısı, Köşektaş’a yapılan ziyaretler, imeceyle inşa edilen 1945 tarihli okul binası ve bu binanın yok edilmesiyle yaşanan hafıza kaybı, erken Cumhuriyet eğitim politikalarının yerel düzeydeki somut karşılıklarını anlamak açısından kritik önemdedir.

Bu metin, Köşektaş’ın eğitim serüvenini yalnızca kronolojik bir anlatı olarak değil; topluluk dayanışmasının, kırsal modernleşmenin, kültürel sürekliliğin ve hafıza kaybının iç içe geçtiği çok katmanlı bir tarih olarak ele almaktadır. Amaç, Köşektaş’ın eğitim tarihini belgelemekten öte, bu tarihin köyün kimliğinde ve kolektif hafızasında bıraktığı izleri görünür kılmaktır. 

KOSEKTAS.NET

Avanos Eğitim Seferberliği, Köy Enstitüleri ve Köşektaş Köyü’nün Eğitim Serüveni (1928–1980)

🔘 Cumhuriyet’in Kırsal Eğitim Politikaları ve Köy Enstitüleri Bağlamı

Cumhuriyet’in ilk yıllarında eğitim, ulusun yeniden inşasında temel bir toplumsal araç olarak görülmüş; özellikle kırsal bölgelerde yaşayan nüfusun eğitim yoluyla güçlendirilmesi hedeflenmiştir. 1930’lu ve 1940’lı yıllar, bu hedef doğrultusunda geliştirilen en özgün kurumsal yapı olan Köy Enstitülerinin yükselişine tanıklık eder.¹
Bu model, eğitimi yalnızca okulla sınırlı bir faaliyet olarak değil, köyün ekonomik, kültürel ve toplumsal yaşamını dönüştüren bir bütünlük olarak ele almış; üretime dayalı öğrenme, yerel katılım ve topluluk temelli örgütlenme gibi ilkelerle kırsal modernleşmenin temel taşı hâline gelmiştir.

🔘 Avanos Toplantısı (1943): Yerel Örgütlenmenin Düğüm Noktası

1943 yılında Avanos’ta gerçekleştirilen ve fotografla belgelenen toplantı, bu seferberliğin yerel düzeydeki en önemli örneklerinden biridir.² Avanos Kazası’na bağlı köylerin muhtarları, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ile Köy Enstitüleri’nin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç’un da içinde bulunduğu bir kurul tarafından Avanos’a davet edilmiştir.
Toplantının merkezinde yer alan “Kendi okulunu kendin yap!” sloganı, Köy Enstitüleri’nin yerel toplulukları sürece aktif biçimde dahil eden yaklaşımını yansıtır. Bu slogan, köylünün eğitimin edilgen bir alıcısı değil, bizzat kurucusu olması gerektiği fikrine dayanır.

🔘 Köşektaş Ziyareti ve Köy Enstitüsü Yerleşkesi Talebi

Avanos toplantısını izleyen günlerde, Tonguç’un da içinde bulunduğu bir başka kurulun Köşektaş Köyü’nü ziyaret ettiği bilinmektedir.³ Bu ziyaret sırasında kurul, Köşektaş’ta bir Köy Enstitüsü yerleşkesi kurulabilmesi için yaklaşık beş yüz dönümlük bir arazinin Köy Enstitüleri Teşkilatı’na tahsis edilmesini talep etmiştir.
Köşektaş halkı, kurulu büyük bir misafirperverlikle ağırlamış; ancak ekonomik koşulların sınırlılığı nedeniyle bu talebi karşılayamamıştır. Bu durum, erken Cumhuriyet döneminde köylerin karşı karşıya olduğu yapısal zorlukları görünür kılar.

🔘 Köşektaş’ta Eğitim Yapılarının Tarihsel Sürekliliği (1928–1945)

Köşektaş’ta bilinen ilk ilkokul binası, 1928 yılında Kızılağıl Köyü ile ortak yapılan, kerpiç duvarlı ve toprak damlı bir yapıdır.⁴ Bu yapı, iki köyün ortak kullanımına açık olsa da kısa sürede yetersiz kalmış; hem fiziksel koşulları hem de öğrenci sayısındaki artış nedeniyle yeni bir okul ihtiyacı belirginleşmiştir.

1940’lı yıllarda Avanos’ta başlatılan eğitim seferberliği, bu ihtiyacın karşılanmasında belirleyici olmuş; Köşektaş Köyü’ne yalın ayak, nasırlı ellerle, alın teriyle, inançla ve umutla, geceli gündüzlü sürdürülen özverili bir çalışma sonucu, beyaz badanası, kırmızı kiremitli çatısı, çevresine dikilen fidanları ve geniş işliğiyle yanını yöresini gökteki güneş gibi ışıl ışıl aydınlatan yepyeni bir okul yapılmıştır. Yeni yapılan bu okul, o yılların koşullarında çok miktarda araç ve gereçle donatılmış ve **1945 yılında eğitime açılmıştır.**⁵

🔘 Köşektaş Köyü İlkokul Binasının İnşası: Kolektif Emeğin Anıtı

1945’te tamamlanan okul binası, köyün kolektif emeğinin, dayanışmasının ve fedakârlığının bir simgesidir. İnşaat süreci tamamen imece yoluyla yürütülmüş; köylüler günlerce dağlardan taş taşımış, kireç kendi imkânlarıyla üretilmiş, para gerektiren malzemeler için “salma” toplanmış, ödeyemeyen aileler işgücünü ortaya koyarak katkıda bulunmuştur.⁶

Bu döneme ilişkin sözlü kültür ürünleri, eski ilkokul yapısının köy hafızasındaki yerini destekleyen niteliktedir. Aşağıdaki dörtlük, yapının fiziksel özelliklerini ve gündelik yaşamla kurduğu bağı şiirsel bir dille yansıtır:⁷

“Eski mektebin heybeti vardı
Bacasına leylek yuva yapardı
Sobaları İdris emmi yakardı
Unuttuysan vefakâr değilsin.”

Bu süreç, köyün ortak çabasının ve yokluk içinde yaratılan bir eğitim yapısının sembolüdür. Okulun açılmasıyla birlikte Köşektaş’ta okuryazarlık artmış, yeni kuşaklar eğitimle tanışmış ve köyün toplumsal yapısı belirgin biçimde dönüşmüştür.

🔘 Yok Edilen Bir Hafıza: 1980 Sonrası Yıkım ve Talan

1945’te açılan okul binası, 15 Ekim 1980’de yeni okula taşınılmasıyla kapatılmış, ardından yıllar içinde tamamen yok edilmiştir.⁸
Okulun yok edilmesi, yalnızca bir yapının kaybı değil; köyün kolektif emeğinin, çocukluk anılarının, öğretmenlerin seslerinin ve toplumsal hafızanın da silinmesi anlamına gelmiştir. Bahçe duvarlarından sınıf kapılarına kadar pek çok unsurun sökülüp götürülmesi, köyün ortak tarihinin maddi izlerinin ortadan kalkmasına yol açmıştır.⁹

Bu yıkımın köyde yarattığı duygusal kırılma, sözlü kültürde de karşılık bulmuştur. Aşağıdaki mani, okulun taşına toprağına duyulan bağlılığı ve yok oluşun ardından duyulan derin kayıp duygusunu yansıtır:¹⁰

“Dağdan inen taşına
Süt damında aşına
Kimseler söndüremez
Yandı gönül aşkına!”

Bu yıkım, köyün geçmişine, emeğine ve kültürel mirasına yönelik bir duyarsızlık olarak değerlendirilmiş; okulun yok edilmesi, köyün hafızasında derin bir kırılma yaratmıştır.

🔘 Köyün Hafızası, Eğitimin Hafızasıdır

Köşektaş İlkokulu’nun tarihsel serüveni, köyün toplumsal belleğinin ayrılmaz bir parçasıdır. 1928’de kerpiç bir yapıyla başlayan, 1945’te imeceyle yükselen, 1980 sonrası yok edilen bu okul, köyün modernleşme sürecinin hem tanığı hem taşıyıcısıdır.

Bu nedenle, okulun yok edilmesi yalnızca bir binanın kaybı değil; köyün tarihinin, emeğinin ve hafızasının da kaybıdır.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası l 9 Şubat 2026

𝗗𝗶𝗽𝗻𝗼𝘁𝗹𝗮𝗿

¹ İsmail Hakkı Tonguç, Eğitim Yoluyla Canlandırılacak Köy (Ankara: MEB Yayınları, 1940).
² Necaşi Güneş, Avanos Kazası, umum köy muhtarları ve kurul üyeleri (1943), fotograf, Mayıs 2019.
³ Musa Kâzım Yalım, sözlü tarih görüşmesi, 2007; Kâmil Gülmez, sözlü aktarım, 15 Mayıs 2019; Yusuf Yıldız, sözlü tarih görüşmesi, 25 Mayıs 2019.
⁴–⁵–⁶–⁸–⁹ Celalettin Ölgün, “Köşektaş Köyü İlkokulu Üzerine Anı ve Değerlendirmeler,” yayımlanmamış kişisel metin.
⁷ Kuddusi Şen, şiirsel dörtlük.
¹⁰ Lütfullah Çetin, mani.

𝗞𝗔𝗬𝗡𝗔𝗞𝗟𝗔𝗥

𝗕𝗶𝗿𝗶𝗻𝗰𝗶𝗹 𝗞𝗮𝘆𝗻𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿

Necaşi Güneş. Avanos Kazası, umum köy muhtarları ve kurul üyeleri (1943). Fotograf. Mayıs 2019. — Avanos’taki eğitim seferberliğini belgeleyen nadir görsel kaynaklardan biridir. Köy muhtarlarının ve dönemin eğitim kurmaylarının aynı karede yer alması, bölgesel örgütlenmenin somut bir kanıtıdır.

Celalettin Ölgün. “Köşektaş İlkokulu Üzerine Anı ve Değerlendirmeler.” Yayımlanmamış kişisel metin. — Köşektaş İlkokulu’nun 1928–1980 arasındaki tarihine ilişkin en ayrıntılı yerel tanıklıklardan biridir. Okulun imeceyle inşası, köylülerin fedakârlıkları ve 1980 sonrası yıkım süreci hakkında bilgiler içerir.

Musa Kâzım Yalım. Sözlü tarih görüşmesi, 2007. — Canlı tanık Musa Kâzım Yalım, Avanos toplantısı ile Köşektaş’a yapılan ziyarete ilişkin yerel hafızayı destekleyen sözlü tarih verileri sunmuştur. O yıllarda yetişkin bir çocuk olan Musa Kâzım Yalım, kurul üyelerinin Köşektaş’a gelerek incelemelerde bulunduğunu ifade etmiştir.

Kâmil Gülmez. Sözlü aktarım, 15 Mayıs 2019. — Köşektaş’a yapılan ziyareti doğrulayan nitelikte bilgi aktarmıştır.

Yusuf Yıldız. Sözlü tarih görüşmesi, 25 Mayıs 2019. — Canlı tanık Yusuf Yıldız, metinde yer alan ve üç numaralı dipnotla gösterilmiş atıfların doğruluklarını teyit etmiş; böylece çalışmanın kaynak kullanımına ilişkin güvenilirliğini sağlamıştır.

İk𝗶𝗻𝗰𝗶𝗹 𝗞𝗮𝘆𝗻𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿

Yahya Akyüz. Türk Eğitim Tarihi. Ankara: Pegem Akademi, 2012. — Türkiye’de Cumhuriyet dönemi eğitim politikalarının genel çerçevesini sunar; Köy Enstitüleri’nin tarihsel bağlamını anlamak için temel bir başvuru kaynağıdır.

İlhan Başgöz ve Howard Wilson. Köy Enstitüleri Üzerine. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1995. — Köy Enstitüleri’nin kuruluş felsefesi, uygulamaları ve toplumsal etkileri üzerine kapsamlı bir inceleme sunar; Avanos toplantısının bağlamını güçlendirir.

İsmail Hakkı Tonguç. Eğitim Yoluyla Canlandırılacak Köy. Ankara: MEB Yayınları, 1940. — Köy Enstitüleri’nin kuramsal temelini oluşturan birincil metindir; yerel katılım, imece ve üretime dayalı eğitim ilkelerinin düşünsel arka planını açıklar.

 

 

 

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!

Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi



Soğuk suyun akışı,
Serçelerin ötüşü,

Gökyüzünde şenlikti,
Leyleklerin uçuşu...

Yerkürenin kuzey yarısında, ekvator ile kuzey kutbu arasındaki bölgelerde havanın nisan ve mayıs aylarından itibaren ısınmaya başladığını nereden bildikleri şaşırtıcı, hatta mucize olan leylekler, sıcak yaz aylarını geçirmek için soğuk kış aylarını geçirdikleri ülkelerden geri döner, beş altı ay gibi uzun bir süre bizim köyde kalırlardı.

Altı yedi ay gibi uzun bir zaman sonra, o kadar uzak mesafeleri kat edip bizim köye gelen leylekler, sanki pusulaları varmış gibi hedefi hiç şaşırmadan, Süllü amcanın tuvaletinin üzerindeki, daha tam anlamıyla hazır olmayan yuvaya konarlar; gagalarını tüylerine gömer, tüylerini kabartıp gerneştikten sonra huzur içinde uykuya dalarlardı.

Önce erkek leylek gelirdi. Çok telaşlı bir şekilde, geçen yıl bırakıp gittiği yuvayı çubuk ve otlarla onarıp yenilemeye başlardı. İşi bittiğinde ise özlem içinde başını gökyüzüne çevirip dişisinin gelmesini beklerdi. Takriben bir hafta sonra dişi leylek de, erkek leylek tarafından onarılmış olan yuvaya döner ve hemen yerini alırdı.

Leyleklerin birbirlerini karşılama töreni oldukça ilginç olurdu. Yuvanın sahibi erkek, dişisini karşılamak için kanatlarını hızla çırpar ve gagasıyla tıkırdardı. Daha sonra, etraflarına aldırmadan en güzel anlarını yaşamaya başlarlardı. Baş döndüren bir yükseklikte gerçekleşen bu tutku dolu sevgi gösterisinin meyvesi dört ya da beş yumurta olurdu. Takriben dört, bilemediniz beş hafta sonra tüy yumağı civcivler yumurtalarından çıkmaya başlarlardı. İşte bundan sonra anne ve baba leylek için telaş başlar; baba leylek, çığırtkan yavrularının beslenmeleri için gerekli solucan, çekirge ve sümüklü böcek bulabilmek için harekete geçer, hatta bir süre sonra talep daha da artar; fare, kurbağa ve yılanlar sofrayı süslerdi.

Baba leylek yavrularını beslemekle yükümlü iken, anne leylek kanatlarının altına alarak yavrularını yağmur, fırtına ve kızgın güneş sıcağından korurdu.

Evin sahibi Süllü amca, doğal yaşamın bir parçası olan leylekleri gözü gibi korur, doğum yerlerine ilk kez geri dönen genç leyleklerin yuvayı onarmalarına yardımcı olur, onlara taş attırmaz, yuvadan düşüp yaralanan körpe yavruların yaralarını sarar, iyileşmelerini sağlardı.

Leylekler, bölgede havalar soğumaya başlar başlamaz başka bölgelerden gelen leyleklerle gökyüzünde birleşerek seyredilmeye değer bir görüntü oluşturduktan sonra, yolculuk rotaları olan Güney Afrika, Körfez, Süveyş ve İsrail’e doğru yola koyulurlardı.

Süllü amca: Süleyman Ceyhan

Lütfullah ÇETİN 

17 Şubat 2004