• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam553
Toplam Ziyaret897280
Frankenstein
"Frankenstein"ı okumak için bilinmesi gereken her şey.

Videoyu rahat izlemek ve videodaki altyazıyı rahat okumak için video ekranını büyültünüz! Videodaki Türkçe altyazıyı etkinleştirmek için ayarlar düğmesine tıkladıktan sonra gözükecek olan dil seçenek listesinden Türkçe'yi seçiniz.

"Mary Shelley" tarafından yazılan ve ilk kez 1818'de yayınlanan "Frankenstein" yaratılış, hırs ve Tanrı’yı oynamanın sonuçlarını araştıran klasik bir roman. Roman, alışılmışın dışında bir bilimsel deneyde garip ama duyarlı bir yaratık yaratan genç bilim insanı Victor Frankenstein'ı konu alıyor. Roman, bilimsel gelişmelerin ahlaki ve etik sonuçlarını araştırıyor ve insan ile canavar arasındaki sınırları sorguluyor.

"Frankenstein", Robert Walton adlı bir Arktik kaşifin mektupları aracılığıyla sunulan, anlatı içinde anlatı olarak ortaya çıkıyor. Walton, trajik hikayesini paylaşan Victor Frankenstein'la karşılaşıyor.

Zeki ama hırslı bir bilim insanı olan Victor, bir deney yoluyla vücut parçalarını bir araya getirip canlandırarak bir yaratık yaratıyor. Ancak, yarattığı yaratığın görünümünden dehşete düşen Victor, onu terk ediyor. Reddedilen ve izole olan yaratık, kendi varlığıyla boğuşuyor ve sonunda intikam peşinde koşuyor.

Hikaye ilerledikçe Victor, eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşiyor. Arkadaşlık arayan yaratık, zulüm ve ötelenmeyle karşılaşıyor ve insanlığa olan kırgınlığını körüklüyor, Victor'un yakınlarının ölümüne yol açan bir dizi trajik olay meydana geliyor.

Roman bilimsel sorumluluk, bilgi arayışı ve yaratılışın ahlaki sonuçları konularını ele alıyor. Toplumsal normlara meydan okuyor ve yaratıcı ile yaratım arasındaki karmaşık ilişkiyi araştırıyor. "Frankenstein", bilimsel yeniliğin etik sınırları ve toplumsal reddedilmenin bireyin üzerindeki etkisi üzerine düşünmeye teşvik ediyor.

Yaratığın ahlaki gelişimi ana tema haline geliyor. Doğası gereği mi kötü niyetli, yoksa kötü niyetliliği toplumsal reddedilmeden mi kaynaklanıyor? Shelley, kendi zamanında yaygın olan determinist görüşlere meydan okuyarak, çevrenin ve beslenmenin bireyin karakteri üzerindeki etkisine ilişkin soruları gündeme getiriyor.

Hem Victor hem de yaratık derin bir izolasyon yaşıyor. Victor bilimsel çabalarını sürdürmek için kendini izole ediyor ve bu durum onun fiziksel ve duygusal açıdan gerilemesine yol açıyor. Toplum tarafından ötelenen ve izole olan yaratık şiddete yöneliyor. Shelley, izolasyonun umutsuzluğa ve düşmanlığa yol açtığını öne sürüyor.

Yaratığın görünümü ve toplumun onu ötelemesi Shelley'nin bilinmeyene ya da 'öteki'ne duyulan korku hakkındaki yorumunu yansıtıyor. Roman, okuyucuları önyargının sonuçlarını ve dış görünüşe göre yargılamanın sonuçlarını düşünmeye davet ediyor.

Walton'un mektupları ve Victor'un anlatımı dahil olmak üzere birden fazla anlatının kullanılması hikaye anlatımına katmanlar katıyor. Olaylara farklı bakış açılarına olanak tanıyor, öznelliği ve tekil anlatıların güvenilmezliğini vurguluyor.

"Frankenstein", bilimsel gelişmelerdeki etik ikilemleri keşfetmesi ve insanlığın durumu hakkında gündeme getirdiği kalıcı sorular nedeniyle güncelliğini koruyor. Shelley'nin çalışması, okuyucularda yankı uyandırmaya devam eden, bilimsel ve ahlaki seçimlerin sonuçları üzerine eleştirel düşünmeye davet eden, uyarıcı bir hikaye görevi görüyor.

Britannica l English Literature

Köşektaş Köyünün Eğitim Serüveni


KÖŞEKTAŞ KÖYÜNÜN EĞİTİM SERÜVENİ
1928 - 1980


(*) Avanos Kazası, Umum Köy Muhtarları ile Kurul Üyeleri l 1943

Kendi Okulunu Kendin Yap Kampanyası

(**) 1930’lu ve 1940’lı yıllar, Türkiye’de, eğitim ve öğretim alanında, değişim ve yeniliklere, her zamankinden daha fazla eğilinen, Köy Enstitüleri’nin inşa edildiği yıllar olarak bilinir. Tüm bu değişim ve yenilikler kapsamında, ilköğretimi tüm köylere ulaştırmak ve böylece köyleri çağcıl bir yaşama kavuşturmak amacıyla da çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmiş. Köyümüz Köşektaş’ı da kapsayan bu etkinliklerden bir tanesi, 1943 yılında, Avanos'ta gerçekleştirilmiş. İçinde Cumhuriyet tarihinin ender bakanlarından Hasan Ali Yücel ile Köy Enstitüsü sisteminin hem kuramcısı hem de kurucusu İsmail Hakkı Tonguç’un da bulunduğu bir kurul, o yıllarda, Avanos’a bağlı köylerin muhtarlarını, Avanos’a çağırarak, “Kendi okulunu kendin yap!” sloganı eşliğinde, yoğun ve yaygın bir etkinlik dönemi başlatmış.

(***) Aynı yılın izleyen günleri, haftaları ya da aylarında, içinde İsmail Hakkı Toguç’un da bulunduğu, aynı ya da başka bir kurul Köşektaş’a gelmiş ve kimi incelemelerde bulunmuş. Kurul, yaptığı incelemeler sonrası, Köşektaş halkından, beş yüz dönümlük bir arazinin, Köy Enstitüsü Yerleşkesi için, “Köy Enstitüleri Teşkilatı”na özgülenmesini talep etmiş. Köylerine gelen ve güzide insanlardan oluşan bu kurulu en iyi şekilde ağırlayan Köşektaş halkı, kurulun bu talebini, mevcut olanaksızlıkları gerekçe göstererek, geri çevirmiş.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Kaynakça:

(*)  Fotograf: Necati Güneş, (Mayıs 2019), Avanos Kazası, umum köy muhtarları ve kurul üyeleri, (1943).

(**) Bilgi: Musa Kâzım Yalım, (2007), Yusuf Yıldız (Koççe Hava’nın Yusuf), (25 Mayıs 2019).

(***) Bilgi: Musa Kâzım Yalım, (2007), Kâmil Gülmez (15 Mayıs 2019).

KÖŞEKTAŞ KÖYÜNÜN EĞİTİM SERÜVENİ

Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Anadolu’nun kırsal bölgelerinde başlatılan eğitim seferberliği, yalnızca okullaşmayı artırmayı değil, aynı zamanda köy toplumunun ekonomik, kültürel ve toplumsal yapısını dönüştürmeyi hedefleyen geniş kapsamlı bir modernleşme projesiydi. Bu çalışma, söz konusu dönüşümün Avanos kazası ve Köşektaş Köyü özelindeki yansımalarını tarihsel belgeler, sözlü anlatılar ve yerel hafıza üzerinden ele almayı amaçlamaktadır.

1928’de kerpiç bir okul yapısıyla başlayan, 1940’lı yıllarda Köy Enstitüleri hareketinin etkisiyle ivme kazanan ve 1980 sonrasında dramatik bir kırılmayla sonuçlanan bu süreç, yalnızca bir eğitim kurumunun tarihini değil, aynı zamanda bir köyün toplumsal belleğini, kolektif emeğini ve modernleşme deneyimini görünür kılar. Avanos’ta düzenlenen 1943 toplantısı, Köşektaş’a yapılan ziyaretler, imeceyle inşa edilen 1945 tarihli okul binası ve bu binanın yok edilmesiyle yaşanan hafıza kaybı, erken Cumhuriyet eğitim politikalarının yerel düzeydeki somut karşılıklarını anlamak açısından kritik önemdedir.

Bu metin, Köşektaş’ın eğitim serüvenini yalnızca kronolojik bir anlatı olarak değil; topluluk dayanışmasının, kırsal modernleşmenin, kültürel sürekliliğin ve hafıza kaybının iç içe geçtiği çok katmanlı bir tarih olarak ele almaktadır. Amaç, Köşektaş’ın eğitim tarihini belgelemekten öte, bu tarihin köyün kimliğinde ve kolektif hafızasında bıraktığı izleri görünür kılmaktır. 

KOSEKTAS.NET

Avanos Eğitim Seferberliği, Köy Enstitüleri ve Köşektaş Köyü’nün Eğitim Serüveni (1928–1980)

🔘 Cumhuriyet’in Kırsal Eğitim Politikaları ve Köy Enstitüleri Bağlamı

Cumhuriyet’in ilk yıllarında eğitim, ulusun yeniden inşasında temel bir toplumsal araç olarak görülmüş; özellikle kırsal bölgelerde yaşayan nüfusun eğitim yoluyla güçlendirilmesi hedeflenmiştir. 1930’lu ve 1940’lı yıllar, bu hedef doğrultusunda geliştirilen en özgün kurumsal yapı olan Köy Enstitülerinin yükselişine tanıklık eder.¹
Bu model, eğitimi yalnızca okulla sınırlı bir faaliyet olarak değil, köyün ekonomik, kültürel ve toplumsal yaşamını dönüştüren bir bütünlük olarak ele almış; üretime dayalı öğrenme, yerel katılım ve topluluk temelli örgütlenme gibi ilkelerle kırsal modernleşmenin temel taşı hâline gelmiştir.

🔘 Avanos Toplantısı (1943): Yerel Örgütlenmenin Düğüm Noktası

1943 yılında Avanos’ta gerçekleştirilen ve fotografla belgelenen toplantı, bu seferberliğin yerel düzeydeki en önemli örneklerinden biridir.² Avanos Kazası’na bağlı köylerin muhtarları, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ile Köy Enstitüleri’nin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç’un da içinde bulunduğu bir kurul tarafından Avanos’a davet edilmiştir.
Toplantının merkezinde yer alan “Kendi okulunu kendin yap!” sloganı, Köy Enstitüleri’nin yerel toplulukları sürece aktif biçimde dahil eden yaklaşımını yansıtır. Bu slogan, köylünün eğitimin edilgen bir alıcısı değil, bizzat kurucusu olması gerektiği fikrine dayanır.

🔘 Köşektaş Ziyareti ve Köy Enstitüsü Yerleşkesi Talebi

Avanos toplantısını izleyen günlerde, Tonguç’un da içinde bulunduğu bir başka kurulun Köşektaş Köyü’nü ziyaret ettiği bilinmektedir.³ Bu ziyaret sırasında kurul, Köşektaş’ta bir Köy Enstitüsü yerleşkesi kurulabilmesi için yaklaşık beş yüz dönümlük bir arazinin Köy Enstitüleri Teşkilatı’na tahsis edilmesini talep etmiştir.
Köşektaş halkı, kurulu büyük bir misafirperverlikle ağırlamış; ancak ekonomik koşulların sınırlılığı nedeniyle bu talebi karşılayamamıştır. Bu durum, erken Cumhuriyet döneminde köylerin karşı karşıya olduğu yapısal zorlukları görünür kılar.

🔘 Köşektaş’ta Eğitim Yapılarının Tarihsel Sürekliliği (1928–1945)

Köşektaş’ta bilinen ilk ilkokul binası, 1928 yılında Kızılağıl Köyü ile ortak yapılan, kerpiç duvarlı ve toprak damlı bir yapıdır.⁴ Bu yapı, iki köyün ortak kullanımına açık olsa da kısa sürede yetersiz kalmış; hem fiziksel koşulları hem de öğrenci sayısındaki artış nedeniyle yeni bir okul ihtiyacı belirginleşmiştir.

1940’lı yıllarda Avanos’ta başlatılan eğitim seferberliği, bu ihtiyacın karşılanmasında belirleyici olmuş; Köşektaş Köyü’ne yalın ayak, nasırlı ellerle, alın teriyle, inançla ve umutla, geceli gündüzlü sürdürülen özverili bir çalışma sonucu, beyaz badanası, kırmızı kiremitli çatısı, çevresine dikilen fidanları ve geniş işliğiyle yanını yöresini gökteki güneş gibi ışıl ışıl aydınlatan yepyeni bir okul yapılmıştır. Yeni yapılan bu okul, o yılların koşullarında çok miktarda araç ve gereçle donatılmış ve **1945 yılında eğitime açılmıştır.**⁵

🔘 Köşektaş Köyü İlkokul Binasının İnşası: Kolektif Emeğin Anıtı

1945’te tamamlanan okul binası, köyün kolektif emeğinin, dayanışmasının ve fedakârlığının bir simgesidir. İnşaat süreci tamamen imece yoluyla yürütülmüş; köylüler günlerce dağlardan taş taşımış, kireç kendi imkânlarıyla üretilmiş, para gerektiren malzemeler için “salma” toplanmış, ödeyemeyen aileler işgücünü ortaya koyarak katkıda bulunmuştur.⁶

Bu döneme ilişkin sözlü kültür ürünleri, eski ilkokul yapısının köy hafızasındaki yerini destekleyen niteliktedir. Aşağıdaki dörtlük, yapının fiziksel özelliklerini ve gündelik yaşamla kurduğu bağı şiirsel bir dille yansıtır:⁷

“Eski mektebin heybeti vardı
Bacasına leylek yuva yapardı
Sobaları İdris emmi yakardı
Unuttuysan vefakâr değilsin.”

Bu süreç, köyün ortak çabasının ve yokluk içinde yaratılan bir eğitim yapısının sembolüdür. Okulun açılmasıyla birlikte Köşektaş’ta okuryazarlık artmış, yeni kuşaklar eğitimle tanışmış ve köyün toplumsal yapısı belirgin biçimde dönüşmüştür.

🔘 Yok Edilen Bir Hafıza: 1980 Sonrası Yıkım ve Talan

1945’te açılan okul binası, 15 Ekim 1980’de yeni okula taşınılmasıyla kapatılmış, ardından yıllar içinde tamamen yok edilmiştir.⁸
Okulun yok edilmesi, yalnızca bir yapının kaybı değil; köyün kolektif emeğinin, çocukluk anılarının, öğretmenlerin seslerinin ve toplumsal hafızanın da silinmesi anlamına gelmiştir. Bahçe duvarlarından sınıf kapılarına kadar pek çok unsurun sökülüp götürülmesi, köyün ortak tarihinin maddi izlerinin ortadan kalkmasına yol açmıştır.⁹

Bu yıkımın köyde yarattığı duygusal kırılma, sözlü kültürde de karşılık bulmuştur. Aşağıdaki mani, okulun taşına toprağına duyulan bağlılığı ve yok oluşun ardından duyulan derin kayıp duygusunu yansıtır:¹⁰

“Dağdan inen taşına
Süt damında aşına
Kimseler söndüremez
Yandı gönül aşkına!”

Bu yıkım, köyün geçmişine, emeğine ve kültürel mirasına yönelik bir duyarsızlık olarak değerlendirilmiş; okulun yok edilmesi, köyün hafızasında derin bir kırılma yaratmıştır.

🔘 Köyün Hafızası, Eğitimin Hafızasıdır

Köşektaş İlkokulu’nun tarihsel serüveni, köyün toplumsal belleğinin ayrılmaz bir parçasıdır. 1928’de kerpiç bir yapıyla başlayan, 1945’te imeceyle yükselen, 1980 sonrası yok edilen bu okul, köyün modernleşme sürecinin hem tanığı hem taşıyıcısıdır.

Bu nedenle, okulun yok edilmesi yalnızca bir binanın kaybı değil; köyün tarihinin, emeğinin ve hafızasının da kaybıdır.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası l 9 Şubat 2026

𝗗𝗶𝗽𝗻𝗼𝘁𝗹𝗮𝗿

¹ İsmail Hakkı Tonguç, Eğitim Yoluyla Canlandırılacak Köy (Ankara: MEB Yayınları, 1940).
² Necaşi Güneş, Avanos Kazası, umum köy muhtarları ve kurul üyeleri (1943), fotograf, Mayıs 2019.
³ Musa Kâzım Yalım, sözlü tarih görüşmesi, 2007; Kâmil Gülmez, sözlü aktarım, 15 Mayıs 2019; Yusuf Yıldız, sözlü tarih görüşmesi, 25 Mayıs 2019.
⁴–⁵–⁶–⁸–⁹ Celalettin Ölgün, “Köşektaş Köyü İlkokulu Üzerine Anı ve Değerlendirmeler,” yayımlanmamış kişisel metin.
⁷ Kuddusi Şen, şiirsel dörtlük.
¹⁰ Lütfullah Çetin, mani.

𝗞𝗔𝗬𝗡𝗔𝗞𝗟𝗔𝗥

𝗕𝗶𝗿𝗶𝗻𝗰𝗶𝗹 𝗞𝗮𝘆𝗻𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿

Necaşi Güneş. Avanos Kazası, umum köy muhtarları ve kurul üyeleri (1943). Fotograf. Mayıs 2019. — Avanos’taki eğitim seferberliğini belgeleyen nadir görsel kaynaklardan biridir. Köy muhtarlarının ve dönemin eğitim kurmaylarının aynı karede yer alması, bölgesel örgütlenmenin somut bir kanıtıdır.

Celalettin Ölgün. “Köşektaş İlkokulu Üzerine Anı ve Değerlendirmeler.” Yayımlanmamış kişisel metin. — Köşektaş İlkokulu’nun 1928–1980 arasındaki tarihine ilişkin en ayrıntılı yerel tanıklıklardan biridir. Okulun imeceyle inşası, köylülerin fedakârlıkları ve 1980 sonrası yıkım süreci hakkında bilgiler içerir.

Musa Kâzım Yalım. Sözlü tarih görüşmesi, 2007. — Canlı tanık Musa Kâzım Yalım, Avanos toplantısı ile Köşektaş’a yapılan ziyarete ilişkin yerel hafızayı destekleyen sözlü tarih verileri sunmuştur. O yıllarda yetişkin bir çocuk olan Musa Kâzım Yalım, kurul üyelerinin Köşektaş’a gelerek incelemelerde bulunduğunu ifade etmiştir.

Kâmil Gülmez. Sözlü aktarım, 15 Mayıs 2019. — Köşektaş’a yapılan ziyareti doğrulayan nitelikte bilgi aktarmıştır.

Yusuf Yıldız. Sözlü tarih görüşmesi, 25 Mayıs 2019. — Canlı tanık Yusuf Yıldız, metinde yer alan ve üç numaralı dipnotla gösterilmiş atıfların doğruluklarını teyit etmiş; böylece çalışmanın kaynak kullanımına ilişkin güvenilirliğini sağlamıştır.

İk𝗶𝗻𝗰𝗶𝗹 𝗞𝗮𝘆𝗻𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿

Yahya Akyüz. Türk Eğitim Tarihi. Ankara: Pegem Akademi, 2012. — Türkiye’de Cumhuriyet dönemi eğitim politikalarının genel çerçevesini sunar; Köy Enstitüleri’nin tarihsel bağlamını anlamak için temel bir başvuru kaynağıdır.

İlhan Başgöz ve Howard Wilson. Köy Enstitüleri Üzerine. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1995. — Köy Enstitüleri’nin kuruluş felsefesi, uygulamaları ve toplumsal etkileri üzerine kapsamlı bir inceleme sunar; Avanos toplantısının bağlamını güçlendirir.

İsmail Hakkı Tonguç. Eğitim Yoluyla Canlandırılacak Köy. Ankara: MEB Yayınları, 1940. — Köy Enstitüleri’nin kuramsal temelini oluşturan birincil metindir; yerel katılım, imece ve üretime dayalı eğitim ilkelerinin düşünsel arka planını açıklar.

 

 

 

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!

Narcissus ve Goldmund


Mariabronn Manastırı

Narcissus ve Goldmund
Hermann Hesse

Alman yazar Hermann Hesse tarafından yazılmış olan "Narcissus ve Goldmund", iki zıt karakter aracılığıyla, insan doğasının ikiliğini araştıran felsefi bir roman.

Hikaye Orta Çağ Almanya'sında geçiyor ve zıt kişiliklere sahip iki arkadaşın etrafında dönüyor. Narcissos, manastırda kapalı, disiplin ve düzen dolu bir yaşamı seçen bir entelektüel, Goldmund ise dünyayı keşfetmek için manastırdan ayrılan, tutkulu ve meraklı, özgürlüğü seven bir birey.

Roman, ikisinin Mariabronn Manastırı'ndaki buluşmasıyla başlıyor, acemi bir keşiş olan Narcissus, Goldmund'u kanatları altına alıyor. Narcissus münzevi hayatından memnunken, Goldmund çok geçmeden manastırdan ayrılıyor, macera dolu bir yolculuğa çıkıyor.

Goldmund'un yolculuğu romantik, şehvetli ve zahmetli geçmesiyle dikkat çekiyor, sevinçleri, zorlukları, sevgiyi ve kaybı yaşıyor, sonunda hayatın kasvetli ve şehvetli yönlerini kucaklayabilen bir gezgin kimliğine kavuşuyor. Goldmund'un yolculuğu boyunca sürdüğü hayat, insan doğasının ikiliğini yansıtan keskin zıtlıkları içeriyor.

"Narcissus ve Goldmund" sadece iki arkadaşın hikayesini değil; derin felsefi ve psikolojik temaları da derinlemesine inceliyor. Roman, hayatın ikilemini araştırıyor: Apolloncu anlayış (düzen, disiplin ve zeka) Narcissos tarafından temsil ediliyor, Dionysosçu anlayış (aşk, merak ve tutku) Goldmund tarafından. Roman aynı zamanda, ruhsal ile fiziksel, bilinçli ile bilinçsiz, zihin ile beden, sonlu ile sonsuz arasındaki gerilimi de inceliyor.

Sonunda Goldmund, yıllarca dolaştıktan sonra, manastıra geri dönüyor ve orada ölüyor. Narcissus, zıt yaşam anlayışına sahip olmuş olmalarına rağmen, paylaştıkları derin bağın farkına varıyor ve Goldmund’u vakitsiz kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyor.

 
Hermann Hesse'nin "Narcissus ve Goldmund" adlı kitabının Türkçe, Almanca ve İngilizce PDF sürümleri burada:

Türkçe  DeutschEnglish
TıklaKlickeClick




Bilgi: Bu sütuna aktarılmış bilgiler, Britannica sayfası aracılığıyla edinilmiş bilgilerdir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası