Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam110
Toplam Ziyaret520437
Köşektaş ve Çevresi

Yeryüzü hiçbir yerde Köşektaş’taki kadar uçsuz bucaksız değildir! Oradaki düzlükler, pınarlar, çayırlar, bayırlar, koruluklar aklımda kaldığı gibi mi hâlâ, görmek istiyorum. Kırların havasını solumak, koca yolda yürümek, dere boylarında gezmek, kavakların, söğütlerin gölgeliklerinde oturmak istiyorum.
Musa Kâzım Yalım

Özcan Antike'nin çekmiş olduğu Köşektaş ve çevresini yansıtan fotografları "Fotograflar" adlı bölümümüzde seyredebilirsiniz. Bilginize sunuyor, Özcan Antike'ye çok teşekkür ediyoruz! 


  Resim: Adnan Yalım

Köyüm, güzel köyüm. Bağrında her bir rengi barındıran; ışıldayan, parlayan inci parçası. Her şeyiyle zengin ve bereketli; maneviyat deryası. Ey Anadolu'nun göbeğindeki eşsiz cevher, ey çocukluğumun
eskimeyen, tavsamayan esrar perdesi; seni ve anılarını unutmak mümkün mü?
 
Özcan Antike'nin kendi çektiği fotograflarla hazırlamış olduğu "Köşektaş Dört Mevsim" adlı videoyu izlemek için yukarıdaki bağlantı adresine bir kez tıklamanız yeterli olacak. Köşektaş'ta yaşanan dört mevsimi de yansıtan bu videoyu keyifle izleyeceğinizi umuyor, Özcan Antike'ye göstermiş olduğu vefakârlıktan ve sarfetmiş olduğu emekten dolayı çok teşekkür ediyoruz!
 
kosektas.net

Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi

Köşektaş Köyü'nde baharın habercisi leylekler, yuvalarına yerleşmeye başladılar. Geçtiğimiz yıl yaz aylarının sonunda Anadolu'dan ayrılarak sıcak ülkelere göç
eden leylekler, havaların ısınmasıyla birlikte yeniden dönüş yaptı.

Özcan ANTİKE 

 

LEYLEKLER BİZİM KÖYÜ ÇOK SEVERDİ

 
 
Soğuk suyun akışı, Serçelerin ötüşü,
Gökyüzünde şenlikti, Leyleklerin uçuşu...

Lütfullah ÇETİN

 

18 Mart 2017, Cumartesi l Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi l Lütfullah Çetin

Yerkürenin kuzey yarısında, ekvator ile kuzey kutbu arasındaki bölgelerde, havanın nisan ve mayıs aylarından itibaren ısınmaya başladığını nereden bildikleri şaşırtıcı, hatta mucize olan leylekler, sıcak yaz aylarını geçirmek için, soğuk kış aylarını geçirdikleri bölgelerden geri dönerler, beş – altı ay gibi uzun bir süre bizim köyde kalırlardı.

Altı - yedi ay gibi uzun bir zaman sonra, o kadar uzak mesafeleri katedip bizim köye gelen leylekler, sanki pusulaları varmış gibi, hedeflerini şaşırmadan, Süllü amcanın tuvaletinin üzerindeki, daha tam anlamıyla hazır olmayan yuvaya konarlar, gagalarını tüylerine gömerler, tüylerini kabartıp gerneştikten sonra, huzur içinde uykuya dalarlardı.

Önce erkek leylek gelirdi. Çok telaşlı bir şekilde, geçen yıl bırakıp gittiği yuvayı çubuk ve otlarla onarıp yenilemeğe başlardı. İşi bittiğinde ise, özlem içinde, başını gökyüzüne çevirip, dişisinin gelmesini beklerdi. Takriben bir hafta sonra, dişi leylek de, erkek leylek tarafından onarılmış olan yuvaya döner ve hemen yerini alırdı.

Leyleklerin birbirlerini karşılama töreni oldukça ilginç olurdu. Yuvanın sahibi erkek, dişisini karşılamak için kanatlarını hızla çırpar ve gagasıyla tıkırdardı. Daha sonra, etraflarına aldırmadan, en güzel anlarını yaşamaya başlarlardı. Baş döndüren bir yükseklikte gerçekleşen bu tutku dolu sevgi gösterisinin meyvesi dört veya beş yumurta olurdu. Takriben dört, bilemediniz beş hafta sonra tüy yumağı civcivler yumurtalarından çıkmaya başlarlardı. İşte bundan sonra anne ve baba leylek için telaş başlar, baba leylek, çığırtkan yavrularının büyümeleri için gerekli solucan, çekirge ve sümüklü böcek bulabilmek için harekete geçer, hatta bir süre sonra talep daha da artar; fare, kurbağa ve yılanlar sofrayı süslerlerdi.

Baba leylek yavrularını beslemekle yükümlü iken, anne leylek, kanatlarının altına alarak, yavrularını yağmur, fırtına ve kızgın güneş sıcağından korurdu.

Evin sahibi Süllü amca, doğal yaşamın bir parçası olan leylekleri gözü gibi korur, doğum yerlerine ilk kez geri dönen genç leyleklerin yuvayı onarmalarına yardımcı olur, onlara taş attırmaz, yuvadan düşüp yaralanan körpe yavruların yaralarını sarar, iyileşmelerini sağlardı.

Leylekler, hava soğumaya başlar başlamaz, başka bölgelerden gelen leyleklerle birleşerek, gökyüzünde seyredeğer bir görüntü oluşturduktan sonra, yolculuk rotaları olan Güney Afrika, Körfez, Süveyş, ve İsrail'e doğru yola koyulurlardı. 

Süllü amca: Süleyman Ceyhan.

Bilgi: İlk kez 14 Nisan 2004 tarihinde yayınlanmış olduğumuz “Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi” adlı bu yazının değişik bir nüshası Özgür Ansiklopedi Vikipedi'ye bağışlanmıştır.

Lütfullah Çetin l Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi l 14 Şubat 2004

Yorumlar - Yorum Yaz


İskenderiyeli Hypatia

 Aydınlıkla Karanlık Arasında

Agora, bilim ve felsefenin dünyayı ne denli ileriye taşıdığını, dinin ve dinsel çatışmaların dünyayı ne denli geriye, karanlığa götürdüğünü kanıtlıyor.

M.S. 4. yüzyılda ölüm, korku, yıkım, din çatışmalarının dorukta olduğu bir zamanda bilim ve felsefeyle uğraşan fizikçi Hypatia’nın savaşımı etkileyici bir anlatımla karşımızda. 

Alejandro Amenábar’la Mateo Gil’in özgün senaryosundan yola çıkılan tarihi dram, M.S. 391’de Roma İmparatorluğu çökerken Mısır eyaletindeki İskenderiye Feneri ve dünyanın en büyük kitaplığı İskenderiye Kitaplığı parlak dönemini sürdürüyor, kitaplık hem kültürü hem de dini simgeliyordu.

Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olan İskenderiye’de İskenderiye Müzesi’nin yöneticisi Theon’un kızı filozof, astronom, fizikçi Hypatia öğrencilerine Platon’un öğretilerini aktarır. İmparatorluk ikiye bölününce Parabolani keşişleri Hristiyanların ahlak polisi  olurlar. Dinsel ve sosyal kargaşa gittikçe yoğunlaşmaya başlar, Hypatia Antik Dünya’nın  bilgeliğini korumak amacıyla büyük savaşım verir.

Hristiyanlar, Yahudi mahallesini basarlar, Yahudiler İskenderiye’den sürülürler. Felsefeye ve bilime inandığını açıklayan Hypatia dinsizlik, büyücülük ve cadılıkla suçlanır. Sürgünlerin, din çatışmalarının, önyargının sürdüğü bir dönemde, felsefeye ve bilime inanan yürekli bir bilim kadınının çarpıcı öyküsü, günümüz gerçekleriyle de bire bir örtüşüyor.

İskenderiye kentini yeniden yaratırken, yönetmen Amenabar, On Emir (1956),  Ben-Hur (1959), Firavun (1966) filmlerinden yararlanmış. Yedi Goya ödüllü, 2009 Cannes  Film Festivali’nin açılış filmi bilim ve felsefenin dünyayı ne denli ileriye taşıdığını, dinin ve dinsel çatışmaların dünyayı ne denli geriye, karanlığa götürdüğünü kanıtlıyor.

Agora

Yönetmen: Alejandro Amenábar

Oyuncular: Rachel Weisz, Max Minghella, Oscar Isaac, Michael Lonsdale, Rupert Evans, Ashraf Barhom, Sami Samir/ 121 dakika, As Sanat.

Format: Dvd, Vcd.