Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam110
Toplam Ziyaret826222
Rüstem Şen
Rüstem Şen Bir Öğretmendi 
Musa Kâzım Yalım

Öğretmenlik, toplumun ve bireylerin kişiliğini şekillendiren, geliştiren kutsal bir değerdir. Bir meslekten öte, insan ruhunu ve kişiliğini biçimlendirme sanatıdır. Bu sanat ise ancak genel kültürün yanı sıra eğitimsel yetişme ve biçimlenme ile mümkün olur.

Peki, öğretmen kimdir? En yalın tanımıyla öğretmen; bilimsel ve sanatsal değerleri yaratanların yaratıcısıdır.

Ne var ki öğretmenlik, yetersiz idarecilerin uyguladığı çağdışı yöntemler nedeniyle işlevini büyük ölçüde yitirmiştir. Bu yüzden ülkemizde hâlâ, minik yüreklere koşullanmaların perdelediği gerçekleri gösterecek öğretmen eksikliği yaşanmaktadır.

Rüstem, öğretmenliğin gerektirdiği tüm niteliklere sahipti. 1931 doğumluydu ve benden yalnızca bir yaş küçüktü. Hem çocukluk hem öğrencilik hem öğretmenlik yıllarında, hem de gönül ve fikir dünyasında yol arkadaşım oldu. Hasanoğlan Köy Enstitüsü’ne, Çifteler (Eskişehir) Köy Enstitüsü’nden döndüğüm yıl yazılmıştı. Hemen her hafta sonu bir araya gelir, Köşektaş özlemimizi paylaşır ve hafifletmeye çalışırdık.

Sonraki yıllarda Köy Enstitüleri’nin adı “İlköğretmen Okulu” olarak değiştirildi ve enstitüler fiilen kapatıldı. Bu değişiklikle birlikte eğitim süresi dört yıldan yedi yıla çıkarıldı. İşte bu yüzden Rüstem, yedi yıl boyunca özel alan eğitimi aldıktan sonra öğretmen olabildi.

1964–1966 yılları arasında ikimiz de Köşektaş’ta öğretmenlik yaptık[*]. Bu birlikteliğimizde nice doğal sohbetlerimiz, nice müzikli buluşmalarımız oldu.

Rüstem, öğretmenliğin getirdiği sorumluluk ve yükümlülükleri taşıyabilecek bilgi ve beceri kapasitesine sahipti. Ülkemize yararlı bireyler yetiştirmek için var gücüyle çalıştı; öğrettikleriyle mutlu olmayı başardı. Bu bir kanaat değil, gözlemlenmiş bir gerçektir.

Onun vefatını duyduğumda, keşke fırsatım olsa da anılarımızı Köşektaşlılarla dolu büyük bir salonda paylaşabilsem, onu hatıralarla yaşatabilsem diye düşündüm. Sonra çaresizce oturup anılarımızı kendi kendime anlatmaya başladım; anlattıkça ağladım ve böylece üzerimdeki gamı, kederi dağıtmaya çalıştım. Onu özlemle anıyorum.

Musa Kâzım Yalım l 14 Nisan 2012

[*] 𝗔𝘁𝗮𝗻𝗺𝗮 𝘃𝗲 𝗻𝗮𝗸𝗶𝗹 𝗯𝗶𝗹𝗴𝗶𝘀𝗶: 𝗦𝗶𝗻𝗮𝗻 Uçar:
“Rüstem Şen, Köşektaş Köyü İlkokulu’na 1964 yılında atanmış, üç yıl görev yapmış, 1967 yılında nakil gereği ayrılmıştır.”

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Bülbülü Öldürmek


BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK


HARPER LEE

Bülbülü Öldürmek; adaletsizlik ve adalet, ırkçılık ve farklılık hakkında sürükleyici bir roman, tüm insanların eşitliği için tutkulu bir çağrı. 1960 yılında ABD'de yayınlanan kitap kısa sürede dünya çapında bir başarıya ulaşmış ve nesiller boyu okuyucuları büyülemiş. Harper Lee, 1930'larda Amerikan Güneyi'nin derinliklerinde geçen bir çocukluğun büyülü ve tuhaf şiirselliğini çağrıştırıyor. Scout ve Jem Finch kardeşler, iyiliksever bir avukat olan babaları Atticus tarafından yetiştirilirler, dışarıdan bakıldığında pastoral bir dünyada büyürler. Beyaz konaklar ve tropikal ağaçlarla noktalanmış, Alabama'nın kurgusal kasabası Maycomb'un geniş çimenliklerinde, büyümenin sevinçlerini ve gizemlerini yaşarlar. Ancak eski Güney toplumunda derin uçurumlar vardır: Siyah ile beyazlar, zengin ile fakirler arasında. Scout'un avukat olan babası, beyaz bir kıza tecavüz etmekle suçlanan siyahi bir tarım işçisinin savunmasını üstlendiğinde, sekiz yaşındaki Scout, dünyanın sandığından çok daha karmaşık olduğunu hayretle öğrenir, babasının adalet ideallerini tüm muhalefete karşı savunmaya çalışırken kendini tehlikede bulur. Kitabın Almanca ("Wer die Nahtigal Stört") sürümünün arka kapağındaki tanıtım yazısı.


Okuyanları güldüren, duygulandıran, bilgilendiren kitaplar vardır. Bir de okuyanların yaşama olan bakış açılarını değiştiren kitaplar vardır. Harper Lee'nin “Bülbülü Öldürmek” adlı kitabı dördüncü kategoriye girer. Bülbülü Öldürmek, sadece bir roman değil; çoğu zaman acımasız, adaletsiz, yalan ve kusurlarla dolu bir dünyada insan olmanın ne mana teşkil ettiğinin bir hatırlatıcısıdır.

1930'larda Alabama'nın kurgusal bir kasabası olan Maycomb'da geçen hikâye, babası Atticus Finch'in kazanamayacağını bildiği bir mücadeleyi izleyen genç bir kız olan Scout Finch'in masum gözüyle anlatılıyor.

Atticus Finch, haksız yere, korkunç bir suçla suçlanan Tom Robinson'ı savunuyor ve hemen ardından, önyargı, korku ve ahlaki sorumluluğun ağır yükünün yürek burkan irdelemesini yapıyor.

Bülbülü Öldürmek'in asıl gizemi, trajedisinde değil, cesaretinde yatıyor:

Atticus Finch, adaletsizlikten gözlerini ayırmadığı için, edebiyatın en yüce etiksel kahramanlarından biri olarak dimdik ayakta kalıyor; Scout'a, Jem'e ve çevresindeki herkese, gerçek cesaretin, tüm dünya haksız olduğunu söylese bile, doğru olan için savaşmaktan, kimse alkış tutmasa bile, görevini sakin ve onurlu bir şekilde yerine getirmekten vazgeçmemek olduğunu hatırlatıyor.

Atticus Finch ayrıca, masumiyetin kırılgan, empatinin başkalarını anlamanın anahtarı olduğunu, nefretin sonradan öğrenildiğini öğretiyor.  

Atticus, Scout’a, bir insanı, o insanın derisine bürünmedikçe asla gerçekten tanıyamayacağını söylerken, okuyucusuna en önemli derslerden birini veriyor, ki bu, bugün herkesin şiddetle ihtiyaç duyduğu bir ders.

Tom Robinson'ın acı veren davası adalet yanılsamasını paramparça ediyor ve önyargının bir toplumu ne denli derinden zehirleyebileceğini gözler önüne seriyor.

Hikaye bittiğinde, romanın adının güçlü bir gerçeği taşıdığı anlaşılıyor. Bir bülbülü öldürmek yürek burkar, çünkü bir bülbül şarkı söyler ve doğaya güzellik katar. Tom Robinson bir bülbüldür. Boo Radley bir bülbüldür. Savunmasız ya da yanlış anlaşılan herkes bir bülbüldür. Roman okuyanlara, bülbülleri dinlemeyi, savunmayı ve korumayı öğütlüyor.

Yayınlanmasından altmış beş yıldan fazla bir zaman sonra, Bülbülü Öldürmek hâlâ aynı güncellikte okunmayı bekliyor. Okurlardan adaletsizlikle cesaretle yüzleşmelerini, başkalarına empatiyle yaklaşmalarını ve çocuklarını insanları, etiket olarak değil, insan olarak görecek şekilde yetiştirmelerini salık veriyor.

Bülbülü Öldürmek, akılda kalan bir roman; kalbe sessizce yerleşen ve gitmeyi reddeden. Romanı okuduğunuzda, Atticus Finch'in sesini, Scout'un masumiyetini, Tom Robinson'ın ızdırabını ve Boo Radley'in nezaketini yanınızda taşımaya başlıyor, dünyanın ancak sıradan insanlar cesur olduklarında daha yaşanır olabileceğini anlıyorsunuz.

Kim bilir belki de Bülbülü Öldürmek'in gerçek gücü budur:

Her türlü dalavereye rağmen mücadele azmini yitirmemek, en karanlık anlarda tek başına ayakta kalma cesaretini gösterebilmek.

Kitabın kütüphanemizdeki PDF sürümüne buradan ulaşabilirsiniz.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Harper Lee l Bülbülü Öldürmek l Kitabın Asıl Adı: To Kill a Mockingbird l Çeviri: Füsun Elioğlu l ISBN: 9789753850643

Ruhande Tandoğan
Fotograf: ASTÖB

Ruhande Tandoğan
İki Ülke Arasında Bir Köprü

Köşektaş’tan Almanya’nın Osnabrück kentine uzanan bir hayat.

Ruhande Tandoğan, sadece bir öğretmen değil; iki kültür arasında köprü kuran, insanları birbirleriyle kaynaştıran bir Cumhuriyet kadınıydı. Onun hikâyesi, köklerinden kopmadan dünyaya açılmanın ve değer yaratmanın hikâyesidir.

Ruhande Tandoğan, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine bağlı Köşektaş Köyündendir. Anadolu’nun dinginliğini, insanlarının ılımanlığını ve dayanışma ruhunu daha genç yaşta içine sindirdi. Bu değerler, onun ilerideki yaşamında yol gösterici oldu. 2025 yılında elim bir trafik kazasında hayata veda ettiğinde, ardında dokunduğu hayatlarda silinmeyecek izler bıraktı.

Almanya’da Bir Eğitim Elçisi

Osnabrück’te geçirdiği uzun yıllar boyunca Ruhande Tandoğan, Türkçe öğretmeni olarak çok sayıda öğrencinin hayatına dokundu. Onun nezdinde Türkçe sadece bir dil değil; kimlik, aidiyet ve kültürün taşıyıcısıydı. Öğrencilerine kelimelerle birlikte özgüven, farkındalık, değerbilirlik, kökleriyle bağ kurma gücü ve gelecek için umut aşıladı.¹

Ruhande Tandoğan’ın çabaları bunlarla sınırlı kalmadı:

➡️ Osnabrück Türk Veliler Birliği’nin kurucu üyesi olarak aileleri eğitimin bir parçası hâline getirdi.²

➡️ FöTEV Nds e.V. (Föderation Türkischer Elternvereine) çatısı altında, Aşağı Saksonya’daki Türk veli derneklerini bir araya getirerek güçlü bir dayanışma ağı oluşturdu.³

Onun ilkeleri açıktı: fırsat eşitliği, eğitim ve uyum. Bu kavramlar, onun hayatının pusulasıydı.⁴

Köşektaş’a Uzanan Bağlar

Her ne kadar yaşamını Almanya’da sürdürmüş olsa da, doğduğu topraklarla olan bağı hiçbir zaman koparmadı. Köşektaş, onun için yalnızca doğduğu yer değil; kimliğinin, değerlerinin ve aidiyet duygusunun temelini oluşturan bir merkez niteliğindeydi.

Köşektaş’a gerçekleştirdiği her ziyarette toplumsal ve kültürel yaşama katkı sunmayı bir sorumluluk olarak gördü. Özellikle Cumhuriyet kutlamalarının düzenli hâle gelmesine öncülük ederek bu etkinliklerin köyde bir gelenek olarak yerleşmesine önemli katkılar sağladı.⁵ Bu çabaları, hem ortak değerlerin korunmasına hem de Köşektaş’ta güçlü bir toplumsal birliktelik duygusunun sürdürülmesine hizmet etti.

Bir Ömrün Özeti

Ruhande Tandoğan, yaşamı boyunca iki kültür arasında köprü kuran örnek bir temsilci olarak öne çıkmıştır. Almanya’daki Türk toplumu için olduğu kadar, doğduğu Köşektaş Köyü için de daima bir gurur kaynağı olmuştur.

Eğitime yönelik özverili çalışmaları, toplumsal dayanışmayı güçlendiren katkıları ve kültürel değerlere bağlılığı, onun adını kalıcı kılan temel unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nitelikleriyle hem görev yaptığı çevrelerde hem de köklerinden aldığı güçle şekillenen toplumsal hafızada saygıyla anılacak bir miras bırakmıştır.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

𝗗𝗶𝗽𝗻𝗼𝘁𝗹𝗮𝗿

1. ASTÖB (Aşağı Saksonya Türk Öğretmenler Birliği) Başkanın doğruladığı bilgiler.
2. Osnabrück Türk Veliler Birliği kayıtları.
3. FöTEV Nds e.V. (Föderation Türkischer Elternvereine) bilgi kayıtları.
4. FöTEV ve Osnabrück Türk Veliler Birliği’nin ortak açıklamaları.
5. Köşektaş köyü yerel etkinlik kayıtları.