• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam152
Toplam Ziyaret845187
Yaren Leylek Geldi


Yaren Leylek'in geçen yıllara nazaran bu yıl erken gelmesi dikkat çekti.

Bursa'nın Karacabey ilçesinde, Uluabat Gölü'nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi'nin simgesi "Yaren Leylek", on beşinci kez gelerek, balıkçı Adem Yılmaz'ın teknesindeki yerini aldı.

Bursa’nın Karacabey ilçesinde yıllardır süren bir bahar geleneği bu yıl da bozulmadı. Balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu sıra dışı dostlukla milyonların sevgisini kazanan Yaren leylek, göç yolculuğunu tamamlayarak on beşinci kez Eskikaraağaç Leylek Köyü’ne döndü ve dostunun kayığına kondu.

Türkiye'yi, Avrupa Leylek Köyleri Birliği'nde temsil eden tek köy olan Bursa'nın Karacabey ilçesi Eskikaraağaç köyünde balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin dostluğu, milyonlar tarafından ilgiyle takip edilen hikayeye dönüştü.

Eskikaraağaç Leylek Köyü, her yıl göç döneminde on binlerce leyleğin geçtiği göç rotası üzerinde yer alıyor. Köy, aynı zamanda yerleşik leyleklere de ev sahipliği yapıyor.

Haber: DW Türkçe

KUTSAL VE EN YÜCE HAK

Dr. Şair Salim Çelebi


Köşektaşlı Dr. Şair Salim Çelebi'nin, "Kutsal ve En Yüce Hak" adlı bu şiiri, 1 Eylül 2010 tarihinde Mersin Yenice Belediyesince düzenlenen, 7. Barış ve Kültür Festivali kapsamında yapılan 5. ulusal şiir yarışmasında, "Jüri Özel Kitap Ödülü"ne layık görüldü. Şairimizi yürekten tebrik ediyor, başarılarının davamını bekliyoruz.
kosektas.net

Niye?
Niye ikide bir kabaran bu öfke?
Dil, din, ırk diye ayrılış niye
sizdendir, bizdendir; “fark” diye kayrılış niye?
Niye bu baskı
niye bu kin;
seni var eden
değil mi senin ötekin?
Ne sen seçtin özelliklerini doğarken
ne o ne de ben,
hayatın güzelliklerini bir kaşık suda boğarken
yıldız gibi kayıyor yaşam.
Savaş pusuda
silahlar piyasada
zulüm ve açlık yine yaşanan.

İnsan.
Zamanın törpülediği evrimin efendisi
uyan,
uyan ve gör gayri
ok ve yayla başlattığın
bombayla sürdürdüğün serüveni;
sömürün için asırlarca kullandın   
milliyeti ve dini
savaş sanatlarınla dolu
tarih filminin sahneleri...

İnsanım:
Barışa hasret
sevince sevdalı bir yanım
bir yanım
yarım.
Tepeden bakma
yuvarlak bir yüzden bakan
fırlak iki göz gibi,
kara saplı bir bıçak saplanır bağrıma:
Yarası krater
acısı ölümden de beter
yakıcı bir köz gibi.

İnsanız.
Çoluk çocuk, kadın, erkek;
kemik, et ve kanız:
Aynı çığlığı atarız doğuşta
doğaya “merhaba” derken;
aynı hüznü yaşarız yok oluşta
dünyaya veda ederken;
aynı heyecanı duyarız aşkta
başta kavak yelleri eserken.
Aynıdır akan kanımızın rengi;
uyan uykudan
ve gör artık şamar gibi yüzümüze çarpan
evrendeki ahengi.
Birlik olalım dirlik için
selam duralım kardeşçe yaşama
ve “dur” diye haykıralım
akacak kanla
alın terimizi çalmaya çalışana.

Ey yaşam, ey birlikte yaşam
doğadaki kutsal ve en yüce hak;
gün gelecek,
barış umutlarımız
suya kavuşan
buğday başakları gibi fışkıracak.




1 Yorum - Yorum Yaz
Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi



Soğuk suyun akışı,
Serçelerin ötüşü,

Gökyüzünde şenlikti,
Leyleklerin uçuşu...

Yerkürenin kuzey yarısında, ekvator ile kuzey kutbu arasındaki bölgelerde havanın nisan ve mayıs aylarından itibaren ısınmaya başladığını nereden bildikleri şaşırtıcı, hatta mucize olan leylekler, sıcak yaz aylarını geçirmek için soğuk kış aylarını geçirdikleri ülkelerden geri döner, beş altı ay gibi uzun bir süre bizim köyde kalırlardı.

Altı yedi ay gibi uzun bir zaman sonra, o kadar uzak mesafeleri kat edip bizim köye gelen leylekler, sanki pusulaları varmış gibi hedefi hiç şaşırmadan, Süllü amcanın tuvaletinin üzerindeki, daha tam anlamıyla hazır olmayan yuvaya konarlar; gagalarını tüylerine gömer, tüylerini kabartıp gerneştikten sonra huzur içinde uykuya dalarlardı.

Önce erkek leylek gelirdi. Çok telaşlı bir şekilde, geçen yıl bırakıp gittiği yuvayı çubuk ve otlarla onarıp yenilemeye başlardı. İşi bittiğinde ise özlem içinde başını gökyüzüne çevirip dişisinin gelmesini beklerdi. Takriben bir hafta sonra dişi leylek de, erkek leylek tarafından onarılmış olan yuvaya döner ve hemen yerini alırdı.

Leyleklerin birbirlerini karşılama töreni oldukça ilginç olurdu. Yuvanın sahibi erkek, dişisini karşılamak için kanatlarını hızla çırpar ve gagasıyla tıkırdardı. Daha sonra, etraflarına aldırmadan en güzel anlarını yaşamaya başlarlardı. Baş döndüren bir yükseklikte gerçekleşen bu tutku dolu sevgi gösterisinin meyvesi dört ya da beş yumurta olurdu. Takriben dört, bilemediniz beş hafta sonra tüy yumağı civcivler yumurtalarından çıkmaya başlarlardı. İşte bundan sonra anne ve baba leylek için telaş başlar; baba leylek, çığırtkan yavrularının beslenmeleri için gerekli solucan, çekirge ve sümüklü böcek bulabilmek için harekete geçer, hatta bir süre sonra talep daha da artar; fare, kurbağa ve yılanlar sofrayı süslerdi.

Baba leylek yavrularını beslemekle yükümlü iken, anne leylek kanatlarının altına alarak yavrularını yağmur, fırtına ve kızgın güneş sıcağından korurdu.

Evin sahibi Süllü amca, doğal yaşamın bir parçası olan leylekleri gözü gibi korur, doğum yerlerine ilk kez geri dönen genç leyleklerin yuvayı onarmalarına yardımcı olur, onlara taş attırmaz, yuvadan düşüp yaralanan körpe yavruların yaralarını sarar, iyileşmelerini sağlardı.

Leylekler, bölgede havalar soğumaya başlar başlamaz başka bölgelerden gelen leyleklerle gökyüzünde birleşerek seyredilmeye değer bir görüntü oluşturduktan sonra, yolculuk rotaları olan Güney Afrika, Körfez, Süveyş ve İsrail’e doğru yola koyulurlardı.

Süllü amca: Süleyman Ceyhan

Lütfullah ÇETİN 

17 Şubat 2004