• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam627
Toplam Ziyaret872855
Eduard Zuckmayer

Eduard Zuckmayer ve Öğrencileri
Ankara/Türkei

ÖZGÜRLÜK ADASI /INSEL DES FRIEDENS

Türk müzik öğretmeni Eduard Zuckmayer’in izini sürerken...
Ankara Gazi Üniversitesi Zuckmayer Korosu


Edrad Zuckmayer


Carl Zuckmayer, tanınmış bir isim, ancak çoğumuzun bilmediği bir şey var: Bu ünlü yazarın oldukça nüfuzlu bir kardeşi vardı...

Carl Zuckmayer bir müzik öğretmeni değil, bir yazardı. Aslında bu yazı onunla ilgili değil; bu yazı, kendisinden altı yaş büyük olan kardeşi Eduard Zuckmayer ile ilgili. Gerçekte o da tanınmış biri, ancak Almanya’da değil, Türkiye’de!

Eduard Zuckmayer, 1935 yılında eşi Gisela Jokisch ile Nazi kıyımından kaçıp Türkiye’ye sığındıktan sonra Ankara’da ardı ardına profesör, müzik öğretmeni, orkestra şefi, besteci ve tercüman olarak çalıştı.

İlk kez 1924 yılında açılan Ankara’daki Musiki Muallim Mektebi’nin şiddetle yeni bir müzik öğretmenine ihtiyacı vardı. O yıllarda 45 yaşında olan ve müzik alanındaki bilgi ve yeteneğini Almanya’da edinmiş bulunan Eduard Zuckmayer, bu iş için oldukça uygun görünüyordu. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Türkiye yönünü Batı’ya çevirmiş, giyim kuşamdan eğitime birçok alanda devrimler ve reformlar gerçekleştirilmiş, 1935 yılından itibaren ise Ankara’da bir konservatuvar açılmış ve böylece başta Eduard Zuckmayer olmak üzere birçok Alman müzisyene iş alanı açılmıştı.

İzleyen yıllarda, 1938’de, Eduard Zuckmayer müzik okulundan Devlet Konservatuvarına geçti. Orada 1970 yılına dek Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Konservatuvarını yönetti ve 600’ün üzerinde müzisyen yetiştirdi. Bugünkü konservatuvar yöneticisi Profesör Asena Gaesen, Eduard Zuckmayer’in Batı müziğini Türkiye’ye getirdiğini söylüyor.

Almanya’da Unutulmuş Zuckmayer” adlı bir film (Fragmanı izle) çekmiş olan Barbara Trottnow’da benzer şeyler söylüyor: Öğrencileri için o hâlâ örnek alınacak bir insan. Araştırmalarında Eduard Zuckmayer’in çevresiyle olan ilişkilerini öğrendiğini ve şaşkına döndüğünü belirten Trottnow, bu özelliğini Türk kültürüne olan yakınlığı sayesinde edinmiş olabileceğini söylüyor...

Eduard Zuckmayer, 1941 yılında Amerika’ya sığınmış olan kardeşine, Türkiye’nin bir özgürlükler adası olduğunu ve orada savaşın şiddetini yalnızca gıda ve besin kıtlığı olarak hissettirdiğini yazıyor. Eduard Zuckmayer’in, soykırım sırasında yaşadıklarından ve gördüklerinden sonra bir değerbilirlik örneği gösterdiği söylenebilir. Peki, bir zamanlar yaşadığı Mainz’e geri dönmek istemiş miydi? Hayır! Bir mektubunda, Mainz Konservatuvarı’nın lütfunu arzulamadığını yazıyordu. Eşi ile kızı Michele Schenkirz 1950’de Almanya’ya geri döndüler; ancak o, Ankara’da kendini çok iyi hissettiğini, Türkiye’nin ikinci yurdu olduğunu söyledi ve dönmedi.

STUZ - STADT l KULTUR l EVENTS l MAINZ l AUSGABE 189 l DEZEMBER 2015 l SEITE 21

Köşektaş Köyünün Eğitim Serüveni


KÖŞEKTAŞ KÖYÜNÜN EĞİTİM SERÜVENİ
1928 - 1980


(*) Avanos Kazası, Umum Köy Muhtarları ile Kurul Üyeleri l 1943

Kendi Okulunu Kendin Yap Kampanyası

(**) 1930’lu ve 1940’lı yıllar, Türkiye’de, eğitim ve öğretim alanında, değişim ve yeniliklere, her zamankinden daha fazla eğilinen, Köy Enstitüleri’nin inşa edildiği yıllar olarak bilinir. Tüm bu değişim ve yenilikler kapsamında, ilköğretimi tüm köylere ulaştırmak ve böylece köyleri çağcıl bir yaşama kavuşturmak amacıyla da çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmiş. Köyümüz Köşektaş’ı da kapsayan bu etkinliklerden bir tanesi, 1943 yılında, Avanos'ta gerçekleştirilmiş. İçinde Cumhuriyet tarihinin ender bakanlarından Hasan Ali Yücel ile Köy Enstitüsü sisteminin hem kuramcısı hem de kurucusu İsmail Hakkı Tonguç’un da bulunduğu bir kurul, o yıllarda, Avanos’a bağlı köylerin muhtarlarını, Avanos’a çağırarak, “Kendi okulunu kendin yap!” sloganı eşliğinde, yoğun ve yaygın bir etkinlik dönemi başlatmış.

(***) Aynı yılın izleyen günleri, haftaları ya da aylarında, içinde İsmail Hakkı Toguç’un da bulunduğu, aynı ya da başka bir kurul Köşektaş’a gelmiş ve kimi incelemelerde bulunmuş. Kurul, yaptığı incelemeler sonrası, Köşektaş halkından, beş yüz dönümlük bir arazinin, Köy Enstitüsü Yerleşkesi için, “Köy Enstitüleri Teşkilatı”na özgülenmesini talep etmiş. Köylerine gelen ve güzide insanlardan oluşan bu kurulu en iyi şekilde ağırlayan Köşektaş halkı, kurulun bu talebini, mevcut olanaksızlıkları gerekçe göstererek, geri çevirmiş.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Kaynakça:

(*)  Fotograf: Necati Güneş, (Mayıs 2019), Avanos Kazası, umum köy muhtarları ve kurul üyeleri, (1943).

(**) Bilgi: Musa Kâzım Yalım, (2007), Yusuf Yıldız (Koççe Hava’nın Yusuf), (25 Mayıs 2019).

(***) Bilgi: Musa Kâzım Yalım, (2007), Kâmil Gülmez (15 Mayıs 2019).

KÖŞEKTAŞ KÖYÜNÜN EĞİTİM SERÜVENİ

Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Anadolu’nun kırsal bölgelerinde başlatılan eğitim seferberliği, yalnızca okullaşmayı artırmayı değil, aynı zamanda köy toplumunun ekonomik, kültürel ve toplumsal yapısını dönüştürmeyi hedefleyen geniş kapsamlı bir modernleşme projesiydi. Bu çalışma, söz konusu dönüşümün Avanos kazası ve Köşektaş Köyü özelindeki yansımalarını tarihsel belgeler, sözlü anlatılar ve yerel hafıza üzerinden ele almayı amaçlamaktadır.

1928’de kerpiç bir okul yapısıyla başlayan, 1940’lı yıllarda Köy Enstitüleri hareketinin etkisiyle ivme kazanan ve 1980 sonrasında dramatik bir kırılmayla sonuçlanan bu süreç, yalnızca bir eğitim kurumunun tarihini değil, aynı zamanda bir köyün toplumsal belleğini, kolektif emeğini ve modernleşme deneyimini görünür kılar. Avanos’ta düzenlenen 1943 toplantısı, Köşektaş’a yapılan ziyaretler, imeceyle inşa edilen 1945 tarihli okul binası ve bu binanın yok edilmesiyle yaşanan hafıza kaybı, erken Cumhuriyet eğitim politikalarının yerel düzeydeki somut karşılıklarını anlamak açısından kritik önemdedir.

Bu metin, Köşektaş’ın eğitim serüvenini yalnızca kronolojik bir anlatı olarak değil; topluluk dayanışmasının, kırsal modernleşmenin, kültürel sürekliliğin ve hafıza kaybının iç içe geçtiği çok katmanlı bir tarih olarak ele almaktadır. Amaç, Köşektaş’ın eğitim tarihini belgelemekten öte, bu tarihin köyün kimliğinde ve kolektif hafızasında bıraktığı izleri görünür kılmaktır. 

KOSEKTAS.NET

Avanos Eğitim Seferberliği, Köy Enstitüleri ve Köşektaş Köyü’nün Eğitim Serüveni (1928–1980)

🔘 Cumhuriyet’in Kırsal Eğitim Politikaları ve Köy Enstitüleri Bağlamı

Cumhuriyet’in ilk yıllarında eğitim, ulusun yeniden inşasında temel bir toplumsal araç olarak görülmüş; özellikle kırsal bölgelerde yaşayan nüfusun eğitim yoluyla güçlendirilmesi hedeflenmiştir. 1930’lu ve 1940’lı yıllar, bu hedef doğrultusunda geliştirilen en özgün kurumsal yapı olan Köy Enstitülerinin yükselişine tanıklık eder.¹
Bu model, eğitimi yalnızca okulla sınırlı bir faaliyet olarak değil, köyün ekonomik, kültürel ve toplumsal yaşamını dönüştüren bir bütünlük olarak ele almış; üretime dayalı öğrenme, yerel katılım ve topluluk temelli örgütlenme gibi ilkelerle kırsal modernleşmenin temel taşı hâline gelmiştir.

🔘 Avanos Toplantısı (1943): Yerel Örgütlenmenin Düğüm Noktası

1943 yılında Avanos’ta gerçekleştirilen ve fotografla belgelenen toplantı, bu seferberliğin yerel düzeydeki en önemli örneklerinden biridir.² Avanos Kazası’na bağlı köylerin muhtarları, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ile Köy Enstitüleri’nin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç’un da içinde bulunduğu bir kurul tarafından Avanos’a davet edilmiştir.
Toplantının merkezinde yer alan “Kendi okulunu kendin yap!” sloganı, Köy Enstitüleri’nin yerel toplulukları sürece aktif biçimde dahil eden yaklaşımını yansıtır. Bu slogan, köylünün eğitimin edilgen bir alıcısı değil, bizzat kurucusu olması gerektiği fikrine dayanır.

🔘 Köşektaş Ziyareti ve Köy Enstitüsü Yerleşkesi Talebi

Avanos toplantısını izleyen günlerde, Tonguç’un da içinde bulunduğu bir başka kurulun Köşektaş Köyü’nü ziyaret ettiği bilinmektedir.³ Bu ziyaret sırasında kurul, Köşektaş’ta bir Köy Enstitüsü yerleşkesi kurulabilmesi için yaklaşık beş yüz dönümlük bir arazinin Köy Enstitüleri Teşkilatı’na tahsis edilmesini talep etmiştir.
Köşektaş halkı, kurulu büyük bir misafirperverlikle ağırlamış; ancak ekonomik koşulların sınırlılığı nedeniyle bu talebi karşılayamamıştır. Bu durum, erken Cumhuriyet döneminde köylerin karşı karşıya olduğu yapısal zorlukları görünür kılar.

🔘 Köşektaş’ta Eğitim Yapılarının Tarihsel Sürekliliği (1928–1945)

Köşektaş’ta bilinen ilk ilkokul binası, 1928 yılında Kızılağıl Köyü ile ortak yapılan, kerpiç duvarlı ve toprak damlı bir yapıdır.⁴ Bu yapı, iki köyün ortak kullanımına açık olsa da kısa sürede yetersiz kalmış; hem fiziksel koşulları hem de öğrenci sayısındaki artış nedeniyle yeni bir okul ihtiyacı belirginleşmiştir.

1940’lı yıllarda Avanos’ta başlatılan eğitim seferberliği, bu ihtiyacın karşılanmasında belirleyici olmuş; Köşektaş Köyü’ne yalın ayak, nasırlı ellerle, alın teriyle, inançla ve umutla, geceli gündüzlü sürdürülen özverili bir çalışma sonucu, beyaz badanası, kırmızı kiremitli çatısı, çevresine dikilen fidanları ve geniş işliğiyle yanını yöresini gökteki güneş gibi ışıl ışıl aydınlatan yepyeni bir okul yapılmıştır. Yeni yapılan bu okul, o yılların koşullarında çok miktarda araç ve gereçle donatılmış ve **1945 yılında eğitime açılmıştır.**⁵

🔘 Köşektaş Köyü İlkokul Binasının İnşası: Kolektif Emeğin Anıtı

1945’te tamamlanan okul binası, köyün kolektif emeğinin, dayanışmasının ve fedakârlığının bir simgesidir. İnşaat süreci tamamen imece yoluyla yürütülmüş; köylüler günlerce dağlardan taş taşımış, kireç kendi imkânlarıyla üretilmiş, para gerektiren malzemeler için “salma” toplanmış, ödeyemeyen aileler işgücünü ortaya koyarak katkıda bulunmuştur.⁶

Bu döneme ilişkin sözlü kültür ürünleri, eski ilkokul yapısının köy hafızasındaki yerini destekleyen niteliktedir. Aşağıdaki dörtlük, yapının fiziksel özelliklerini ve gündelik yaşamla kurduğu bağı şiirsel bir dille yansıtır:⁷

“Eski mektebin heybeti vardı
Bacasına leylek yuva yapardı
Sobaları İdris emmi yakardı
Unuttuysan vefakâr değilsin.”

Bu süreç, köyün ortak çabasının ve yokluk içinde yaratılan bir eğitim yapısının sembolüdür. Okulun açılmasıyla birlikte Köşektaş’ta okuryazarlık artmış, yeni kuşaklar eğitimle tanışmış ve köyün toplumsal yapısı belirgin biçimde dönüşmüştür.

🔘 Yok Edilen Bir Hafıza: 1980 Sonrası Yıkım ve Talan

1945’te açılan okul binası, 15 Ekim 1980’de yeni okula taşınılmasıyla kapatılmış, ardından yıllar içinde tamamen yok edilmiştir.⁸
Okulun yok edilmesi, yalnızca bir yapının kaybı değil; köyün kolektif emeğinin, çocukluk anılarının, öğretmenlerin seslerinin ve toplumsal hafızanın da silinmesi anlamına gelmiştir. Bahçe duvarlarından sınıf kapılarına kadar pek çok unsurun sökülüp götürülmesi, köyün ortak tarihinin maddi izlerinin ortadan kalkmasına yol açmıştır.⁹

Bu yıkımın köyde yarattığı duygusal kırılma, sözlü kültürde de karşılık bulmuştur. Aşağıdaki mani, okulun taşına toprağına duyulan bağlılığı ve yok oluşun ardından duyulan derin kayıp duygusunu yansıtır:¹⁰

“Dağdan inen taşına
Süt damında aşına
Kimseler söndüremez
Yandı gönül aşkına!”

Bu yıkım, köyün geçmişine, emeğine ve kültürel mirasına yönelik bir duyarsızlık olarak değerlendirilmiş; okulun yok edilmesi, köyün hafızasında derin bir kırılma yaratmıştır.

🔘 Köyün Hafızası, Eğitimin Hafızasıdır

Köşektaş İlkokulu’nun tarihsel serüveni, köyün toplumsal belleğinin ayrılmaz bir parçasıdır. 1928’de kerpiç bir yapıyla başlayan, 1945’te imeceyle yükselen, 1980 sonrası yok edilen bu okul, köyün modernleşme sürecinin hem tanığı hem taşıyıcısıdır.

Bu nedenle, okulun yok edilmesi yalnızca bir binanın kaybı değil; köyün tarihinin, emeğinin ve hafızasının da kaybıdır.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası l 9 Şubat 2026

𝗗𝗶𝗽𝗻𝗼𝘁𝗹𝗮𝗿

¹ İsmail Hakkı Tonguç, Eğitim Yoluyla Canlandırılacak Köy (Ankara: MEB Yayınları, 1940).
² Necaşi Güneş, Avanos Kazası, umum köy muhtarları ve kurul üyeleri (1943), fotograf, Mayıs 2019.
³ Musa Kâzım Yalım, sözlü tarih görüşmesi, 2007; Kâmil Gülmez, sözlü aktarım, 15 Mayıs 2019; Yusuf Yıldız, sözlü tarih görüşmesi, 25 Mayıs 2019.
⁴–⁵–⁶–⁸–⁹ Celalettin Ölgün, “Köşektaş Köyü İlkokulu Üzerine Anı ve Değerlendirmeler,” yayımlanmamış kişisel metin.
⁷ Kuddusi Şen, şiirsel dörtlük.
¹⁰ Lütfullah Çetin, mani.

𝗞𝗔𝗬𝗡𝗔𝗞𝗟𝗔𝗥

𝗕𝗶𝗿𝗶𝗻𝗰𝗶𝗹 𝗞𝗮𝘆𝗻𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿

Necaşi Güneş. Avanos Kazası, umum köy muhtarları ve kurul üyeleri (1943). Fotograf. Mayıs 2019. — Avanos’taki eğitim seferberliğini belgeleyen nadir görsel kaynaklardan biridir. Köy muhtarlarının ve dönemin eğitim kurmaylarının aynı karede yer alması, bölgesel örgütlenmenin somut bir kanıtıdır.

Celalettin Ölgün. “Köşektaş İlkokulu Üzerine Anı ve Değerlendirmeler.” Yayımlanmamış kişisel metin. — Köşektaş İlkokulu’nun 1928–1980 arasındaki tarihine ilişkin en ayrıntılı yerel tanıklıklardan biridir. Okulun imeceyle inşası, köylülerin fedakârlıkları ve 1980 sonrası yıkım süreci hakkında bilgiler içerir.

Musa Kâzım Yalım. Sözlü tarih görüşmesi, 2007. — Canlı tanık Musa Kâzım Yalım, Avanos toplantısı ile Köşektaş’a yapılan ziyarete ilişkin yerel hafızayı destekleyen sözlü tarih verileri sunmuştur. O yıllarda yetişkin bir çocuk olan Musa Kâzım Yalım, kurul üyelerinin Köşektaş’a gelerek incelemelerde bulunduğunu ifade etmiştir.

Kâmil Gülmez. Sözlü aktarım, 15 Mayıs 2019. — Köşektaş’a yapılan ziyareti doğrulayan nitelikte bilgi aktarmıştır.

Yusuf Yıldız. Sözlü tarih görüşmesi, 25 Mayıs 2019. — Canlı tanık Yusuf Yıldız, metinde yer alan ve üç numaralı dipnotla gösterilmiş atıfların doğruluklarını teyit etmiş; böylece çalışmanın kaynak kullanımına ilişkin güvenilirliğini sağlamıştır.

İk𝗶𝗻𝗰𝗶𝗹 𝗞𝗮𝘆𝗻𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿

Yahya Akyüz. Türk Eğitim Tarihi. Ankara: Pegem Akademi, 2012. — Türkiye’de Cumhuriyet dönemi eğitim politikalarının genel çerçevesini sunar; Köy Enstitüleri’nin tarihsel bağlamını anlamak için temel bir başvuru kaynağıdır.

İlhan Başgöz ve Howard Wilson. Köy Enstitüleri Üzerine. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1995. — Köy Enstitüleri’nin kuruluş felsefesi, uygulamaları ve toplumsal etkileri üzerine kapsamlı bir inceleme sunar; Avanos toplantısının bağlamını güçlendirir.

İsmail Hakkı Tonguç. Eğitim Yoluyla Canlandırılacak Köy. Ankara: MEB Yayınları, 1940. — Köy Enstitüleri’nin kuramsal temelini oluşturan birincil metindir; yerel katılım, imece ve üretime dayalı eğitim ilkelerinin düşünsel arka planını açıklar.

 

 

 

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!

Film Tanıtım Köşesi
İncesulu Emine l Emine aus Incesu

Yapımcı
Barbara Trottnow
Emine, Almanya’da çalışmak için köyü İncesu’yu terk ettiğinde henüz 18 yaşındaydı. Filmde, binlerce örneği bulunan bir göç olayı anlatılıyor. Emine’nin hayat hikâyesini açık ve hararetli bir şekilde anlatışı oldukça etkileyici. Filmin Almanca ve Türkçe sürümleri mevcut olduğundan isteyen siparişini istediği dilde verebilir.

İncesu, Orta Anadolu’da küçük bir köy. Babası Emine’yi çalışması ve para kazanması için Almanya’ya göndermişti. Babasının tek arzusu ailesini yoksulluktan kurtarmaktı. Ancak Emine okula sadece iki yıl gidebilmişti ve bu yüzden ne yeterince okuma yazma biliyor ne de hesap yapabiliyordu. Hal böyleyken cebine koyduğu çalışma izniyle Almanya’ya uzun bir yolculuğa çıkıyordu. İstanbul’da gerekli tıbbi muayeneler yapılmış, Emine’nin sağlıklı olduğu ve çalışması için hiçbir engel bulunmadığı belgelenmişti.

Savaştan yeni çıkmış Almanya’nın şiddetle yabancı iş gücüne ihtiyacı vardı. Federal Almanya hükümeti bu yüzden, dövize şiddetle ihtiyaç duyan Türk hükümeti ile bir “İş Gücü Anlaşması” imzalamıştı. Bu anlaşma birçok insanı yurdunu terk ederek çalışmak için Almanya’ya gitmeye yöneltmişti.

İlk yıllarda kadınlar, Almanya’ya çalışmaya gelenlerin yüzde yirmisini oluşturmaktaydı; üstelik çoğu da yalnız gelmişti.

Emine, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen geldiği kökenden ve köyü İncesu’dan kopamadı. Film, Emine’nin Almanya’daki çalışma hayatından ve eski yurduna yaptığı ziyaretlerden kesitler sunmakta. Emine için orada her şey adeta olduğu gibi, bıraktığı gibi duruyor. Kadınlar eskiden olduğu gibi tandırda ekmek pişiriyor, eski gelenek ve göreneklere değer veriyorlardı.

Henüz çocuk yaşlarda girdiği ve kesintisiz devam ettirdiği maceralı yaşamını açık yüreklilikle anlatan Emine’nin söylediklerini kardeşi de çocukları da onaylıyor. Emine o yıllarda yaşadığı korku ve taşıdığı kuşkuları da bir bir anlatıyor. Almanya gibi bir ülkede çocuk yaştaki bir kızın yalnız başına yaşaması ne demekti ve bu durum terk ettiği köyün insanları tarafından nasıl karşılanır, nasıl yorumlanırdı? En çok genç erkeklerin peşine düşmesinden korktuğu için tıpkı yaşlı bir kadın gibi geniş bir manto giyiyordu. Bunu ona büyükannesi tavsiye etmişti. Film, Emine’nin attığı o adımın ne denli cesaretli bir adım olduğunu açık ve seçik bir şekilde gösteriyor. Artık geri dönüş ne Emine için ne de çocukları için söz konusu değil.

Neden yeterince Almanca öğrenemediğini ise şu şekilde izah ediyor Emine: “Başlangıçta çalıştığımız iş yerinde tercüman vardı. Bu yüzden Almanca öğrenme ihtiyacı duymadım. İzleyen yıllarda, evlendikten ve çocuk sahibi olduktan sonra Almanca öğrenmek istedim, ancak zaman bulamadım.” Emine, hayat hikâyesini kendi anadilinde, Türkçe olarak anlatıyor. Filmdeki Almanca anlatım ise tecrübeli bir seslendirici tarafından eş zamanlı olarak yapılıyor ve bu sayede asıllık, özgünlük ve doğallık yüksek ölçüde sağlanmış oluyor.

Çocukları anneleriyle övünüyor. Oğlu Nafiz, annesinin henüz genç bir kızken tek bir kelime bile Almanca bilmediği hâlde, hem de tek başına Almanya’ya gelmesini oldukça cesaretli buluyor. Kızı Dilek, annesinin onca zorluğa göğüs germiş olmasının kendisine ne yararlar sağlamış olduğunun bilincinde. Çocuklarının üçü de Almancayı Türkçeden daha iyi konuşuyor. Üçü de birer meslek öğrenmiş ve Alman toplumunda kendilerine bir yer edinmişler. Üçü de ailelerinden gördükleri kimi gelenek ve görenekleri hâlâ yaşatıyor. Örneğin kızı Dilek için küçük kızının evliliğe adımını bakire olarak atması büyük önem taşımakta.

Film, uyum çalışmaları için oldukça uygundur ve Türkçe dersleri için tavsiye edilir.

Türkçe sürüm için destek Stiftung Rheinland Pfalz für Kultur  adlı bir vakıftan sağlanmıştır.

Almanca l Türkçe l İngilizce Altyazılı l Kamera: Rüdiger Kortz l Müzik: Mikail Aslan

Tanıtım metni Almanca aslından Türkçe'ye çevrilmiştir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası