
Köşektaş’ın Göç Hikâyesi
Koşulların Zorladığı Dönüşümler
kosektas.net
Köşektaş Köyü’nün göç tarihi, ekonomik krizler, devlet politikaları, eğitim kurumlarının etkisi ve uluslararası işgücü piyasalarının açılması gibi çok katmanlı süreçlerin kesişiminde şekillenmiştir. Köyün göç tarihine ilişkin temel bilgiler Celalettin Ölgün’ün yerel tarih çalışmasından derlenmiştir. Celalettin Ölgün’ün aktardığı veriler, Köşektaş’ın 20. yüzyıl boyunca farklı göç biçimlerine maruz kaldığını ve bu göçlerin toplumsal yapıyı köklü biçimde dönüştürdüğünü göstermektedir.
Derlenen bilgilere bakıldığında Köşektaş’ın göç tarihinin üç temel eksende şekillendiği görülmektedir:
(1) 1920–40 döneminde kıtlık ve ekonomik yoksunluk kaynaklı zorunlu göç,
(2) 1940’lardan itibaren eğitim temelli, küçük ölçekli göç,
(3) 1960 sonrası uluslararası işçi göçü ve kentlere yönelen iç göç.
Köşektaş’ın göç tarihi, yalnızca insanların bir yerden bir yere hareketinin değil; bir köyün, bir topluluğun, bir belleğin yavaş yavaş kabuk değiştirerek başka bir hayata doğru akmasının hikâyesidir. Kimi zaman bir kuraklık yılının tozuna bulanır, kimi zaman bir tren düdüğünün uzak sesine karışır, kimi zaman da bir çocuğun eline tutuşturulan okul çantasının umutlu ağırlığında yankılanır.
(1) Kıtlığın Açtığı Yol: 1928–1940
Köşektaş’ın ilk büyük göç dalgası, toprağın susup göğün yağmuru unuttuğu yıllarda başlar. 1928 ile 1936 arasında kuraklık yalnızca tarlaları değil, insanların içindeki güven duygusunu da kavurur. Ekinler yanar, harmanlar boş kalır, sofralar küçülür.
Ve bir gün, köyün erkekleri birer birer yola düşer.
Kimisi Balıkesir’in, Kütahya’nın, Afyon’un demiryolu şantiyelerine gider; kimisi Konya ovasında bir çiftçinin yanında çoban olur. Gittikleri yerlerde çoğu zaman iş yoktur, yemek yoktur, barınak yoktur. Bu yüzden geri dönerler; kimi yürüyerek, kimi hasta, kimi yorgun, kimi de dönemez.
Göç, burada bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bir insanın kendi kökünden koparken bile kökünü yanında taşıdığı o ağır, sessiz zorunluluk.
(2) Eğitimin Açtığı Kapı: 1940’lar
1940’lı yıllar geldiğinde Köşektaş’ın kaderine bambaşka bir rüzgâr dokunur. Bu kez göç, açlığın değil, eğitimin çağrısıyla şekillenir. Köy Enstitüleri ve Öğretmen Okullarının açılmasıyla birlikte, köyden çok az sayıda çocuk bir sabah evlerinden alınır; ellerinde defterler, gözlerinde şaşkın bir ışıkla bambaşka bir dünyanın eşiğine götürülürler.
Bu küçük göç, nicelik olarak sınırlı olsa da köyün geleceğini derinden etkiler.
Bu çocuklar öğretmen olup döner; köyün geleceğini yeniden yazar, ufkunu genişletirler.
Göç, bu dönemde bir kaçış değil; bir yükselme, bir dönüşme, bir başka ihtimale açılma hâline gelir.
(3) Avrupa’ya Açılan Kapı: 1960 Sonrası
1960’lardan sonra Köşektaş’ın göç hikâyesi yeniden yön değiştirir. Bu kez yol, tren raylarının ya da toprak yolların değil; uçakların, pasaportların, işçi anlaşmalarının yoludur. Almanya, Hollanda, Belçika…
Köyden çıkan gençler, Avrupa’nın fabrikalarında, madenlerinde, atölyelerinde çalışmaya başlar. Bir kısmı geri döner; bir kısmı dönemez. Bir kısmı döner ama artık geri dönmüş sayılmaz; çünkü içlerinde başka bir dünyanın ağırlığı vardır.
Bu göç, köyün ekonomik damarlarını güçlendirir; ama aynı zamanda köyün sesini, dilini, ritmini başka coğrafyalara taşır. Köşektaş artık yalnızca bir köy değil; dünyanın dört bir yanına dağılmış bir topluluğun adı olur.
Kentlerin Çağrısı: İç Göçün Sessiz Dalgası
Bu dönemde göçü tetikleyen bir başka etken daha vardır: köy arazisinin darlığı. Köşektaş’ın sınırlı tarım alanları, nüfus arttıkça ailelerin geçimini sağlayamaz hâle gelir; toprağın hem susuzluğu hem yetersizliği, köylünün tutunabileceği zemini iyice daraltır.
Aynı yıllarda öğretmenlik ve memuriyet gibi meslekler aracılığıyla Ankara’ya, Kayseri’ye, büyük kentlere yerleşenler olur. Bu göç, Avrupa’ya gidenlerin göçünden daha sessizdir; ama köyün toplumsal dokusunu en çok değiştiren dalgadır.
Çünkü bu kez gidenler, geri dönmek için değil, yeni bir hayat kurmak için gider. Köyün eğitimli gençleri köyün dışındaki dünyada kök salar; köy ise yavaş yavaş yaşlanır, sakinleşir, küçülür.
Bir Belleğin Dönüşümü
Köşektaş’ın göç tarihi, bir köyün kendi kendine yetmeye çalıştığı yıllardan, dünyanın dört bir yanına uzanan bir topluluğa dönüşmesinin hikâyesidir.
Göç, burada yalnızca bir hareket değil; bir dönüşüm, bir yeniden doğuş, bir kayıp ve bir kazanımın iç içe geçtiği bir süreçtir.
Köyün sokaklarında artık daha az çocuk sesi duyulur; ama dünyanın başka yerlerinde, başka dillerin arasında, başka kentlerin kalabalığında Köşektaş’ın sesi yankılanır.
Köşektaş’ın göç deneyimi, Türkiye’nin kırsal modernleşme sürecinin küçük ölçekteki bir yansımasıdır: Göç, ekonomik zorunluluklardan doğmuş, devlet politikalarıyla yönlendirilmiş, uluslararası işgücü piyasalarıyla derinleşmiş ve köyün toplumsal yapısını kökten dönüştürmüştür. Göç, köyü eksiltirken çoğaltmış; uzaklaştırırken yakınlaştırmış; dağıtırken birleştirmiştir.
Kaynakça
Birincil Kaynak
➡️ Celalettin Ölgün. Köşektaş Köyü Tarihine İlişkin Anlatı ve Derlemeler. Yayımlanmamış yerel tarih metni. Köyün göç tarihine ilişkin tüm tarihsel veriler bu çalışmadan derlenmiştir.
Göç Kuramlarına İlişkin Açıklayıcı Kaynaklar
➡️ Ravenstein, E. G. “The Laws of Migration.” Journal of the Statistical Society of London, 1885.
Göçün mesafe, yönelim ve ekonomik motivasyonlarla ilişkisini açıklayan klasik kuramsal çerçeve.
➡️ Lee, Everett S. “A Theory of Migration.” Demography, 1966.
Göçü itici–çekici faktörler modeliyle açıklayan temel çalışma.
➡️Castles, Stephen & Mark J. Miller. The Age of Migration: International Population Movements in the Modern World. London: Palgrave Macmillan.
Modern göç rejimlerini, uluslararası işgücü hareketliliğini ve devlet politikalarının göç üzerindeki etkilerini inceleyen kapsamlı bir kaynak.