• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam482
Toplam Ziyaret886092
Çocukluğun Göğe Uzanan İzleri



Resim:
Mutual Art adlı bir sayfadan edinilmiş bir kopya.

Bu sahne, çocukluğun toplumsal olarak nasıl kurulduğunu ve doğayla kurulan oyun temelli ilişkinin kültürel anlamlarını görünür kılar. Uçurtma uçuran çocuk figürü, yalnızca bireysel bir oyun pratiğini değil, aynı zamanda belirli bir dönemin çocukluk ideallerini, özgürlük anlayışını ve mekânla kurulan ilişkiyi temsil eder.

El yapımı uçurtma, tüketim kültürünün henüz belirleyici olmadığı bir dönemde, çocukların oyun araçlarını kendi emekleriyle üretme pratiğini yansıtır. Bu durum, hem yaratıcılığın hem de toplumsal dayanışmanın (örneğin aile bireylerinin birlikte uçurtma yapması) erken yaşlarda nasıl şekillendiğine dair ipuçları sunar.

Sahnenin açık bir doğa mekânında —deniz kıyısında, rüzgârın belirgin olduğu bir alanda— kurulmuş olması, çocukluğun kamusal alanla kurduğu ilişkiyi de gösterir. Günümüzün kapalı mekânlara sıkışmış, dijitalleşmiş çocukluk deneyimlerinin aksine, burada çocukluk dış mekânda özgürce hareket edebilme, bedensel deneyim yoluyla dünyayı tanıma ve doğayla etkileşim kurma üzerinden tanımlanır.

Uçurtmanın gökyüzüne yükselişi, sosyolojik açıdan çocukluk hayallerinin “yükselmesi” çağrışımından öte, bireyin toplumsal sınırları aşma arzusunu, kendi özerkliğini kurma çabasını ve geleceğe dair umutlarını sembolize eder.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Hastamın Öğretmeni - 13 - Nahit Hanımın Ölümü

 Hastamın Öğretmeni

13- NAHİT HANIMIN ÖLÜMÜ

Ünlü şair Cahit Külebi’nin, “O, benim velinimetimdir,” dediği Nahit Hanım, 2002 yılında vefat etti. Birçok başlıklar atıldı; onunla ilgili olarak yazılanlara. Bunlardan en çarpıcı olanı, beklide en gerçekçi olanıydı: “93 yaşında bir aşk uçurtması…”

İki evlilik yaptı Nahit Hanım: Önce, Hasan Ali Yücel’in (Ünlü şair Can Yücel’in babası ve 1940’lı yılların Milli Eğitim Bakanı) sağ kolu olan büyük eğitimci Halil Vedat Fıratlı ile ve sonra da ünlü şair Arif Damar ile.

Ölünceye dek, her iki eşinden aldığı soyadını da kullandı Nahit Hanım: Nahit Gelenbevi Fıratlı Damar.

Aşklarının yanı sıra, en büyük tutkularından biri de Cumhuriyet Gazetesi okumaktı Nahit Hanımın. Apartman çalışanı ekmek almayı unuttuğu zaman kızmaz, fakat Cumhuriyet Gazetesi almayı unuttuğu zaman kıyameti koparırdı.

Vefat ettiğinde hastane masrafları, evinin eşyaları satılarak ödendi ve kalanıyla da mezar yaptırıldı.

Hep kirada oturdu Nahit Hanım. Bankada biriktirdiği 2 milyar Lira parası vardı; fakat kıyamazdı o parayı harcamaya. "Bir gün lazım olur," diye sakladığı, hatta zaman zaman nasıl harcayacağı konusunda yakın dostu Nurten Karaçin'le hayaller kurduğu o parayı, dostları onun çok sevdiği bir kuruma bağışlamayı uygun gördüler. Evet, Nahit Hanım'ın dar günler için sakladığı 2 milyar lirası, Nurten Karaçin tarafından Nahit Fıratlı adına Cumhuriyet Vakfı’na bağışlandı.

Atatürk döneminin aydınlanmacı öğretmen kuşağının son temsilcilerinden biriydi Nahit Hanım. Cumhuriyet ilkelerine olan bağlılığı artık anılarda yaşıyor. Bir de esin kaynağı olduğu şairlerin dizelerinde.

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355