• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam182
Toplam Ziyaret877498
Resim Tanıtım Köşesi

Görseldeki figürlerin konumlanışı, dönemin ev içi rollerini ve teknolojik cihazlarla kurulan ilişkileri temsil eden bir mikro-toplumsal düzen sunuyor. Erkek figürün cihazın düğmelerini ayarlamakla meşgul oluşu, teknik müdahale rolünün aile içinde nasıl cinsiyetlendirilmiş bir pratik olarak konumlandığını ima ediyor. Çocuğun kolundaki saate işaret ederek sabırsızlık göstermesi, teknolojik beklentilerin kuşaklar arası farklılaşmasını yansıtıyor. Televizyonun üzerine eğilmiş genç kızın sıkılmış ifadesi, arızanın aile içi zaman akışını kesintiye uğratan bir “bekleme anı” yarattığını gösteriyor.

Arka planda çay servisi hazırlayan kadın figürü ise, ev içi bakım emeğinin sürekliliğini temsil ediyor; teknik aksaklık karşısında bile gündelik ritüellerin devam ettiğini vurguluyor. Televizyonun etrafında toplanmış bu küçük topluluk, erken medya teknolojilerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda aile içi etkileşimi biçimlendiren bir sosyalleşme odağı olduğunu ortaya koyar.

Bu bağlamda sahne, “televizyon tamiri”nin yalnızca teknik bir müdahale değil, aynı zamanda aile üyelerinin rollerini, beklentilerini ve ortak deneyimlerini yeniden üreten kültürel bir pratik olduğunu gösteren tipik bir Kurt Ard anlatısı niteliği taşıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Hastamın Öğretmeni - 13 - Nahit Hanımın Ölümü

 Hastamın Öğretmeni

13- NAHİT HANIMIN ÖLÜMÜ

Ünlü şair Cahit Külebi’nin, “O, benim velinimetimdir,” dediği Nahit Hanım, 2002 yılında vefat etti. Birçok başlıklar atıldı; onunla ilgili olarak yazılanlara. Bunlardan en çarpıcı olanı, beklide en gerçekçi olanıydı: “93 yaşında bir aşk uçurtması…”

İki evlilik yaptı Nahit Hanım: Önce, Hasan Ali Yücel’in (Ünlü şair Can Yücel’in babası ve 1940’lı yılların Milli Eğitim Bakanı) sağ kolu olan büyük eğitimci Halil Vedat Fıratlı ile ve sonra da ünlü şair Arif Damar ile.

Ölünceye dek, her iki eşinden aldığı soyadını da kullandı Nahit Hanım: Nahit Gelenbevi Fıratlı Damar.

Aşklarının yanı sıra, en büyük tutkularından biri de Cumhuriyet Gazetesi okumaktı Nahit Hanımın. Apartman çalışanı ekmek almayı unuttuğu zaman kızmaz, fakat Cumhuriyet Gazetesi almayı unuttuğu zaman kıyameti koparırdı.

Vefat ettiğinde hastane masrafları, evinin eşyaları satılarak ödendi ve kalanıyla da mezar yaptırıldı.

Hep kirada oturdu Nahit Hanım. Bankada biriktirdiği 2 milyar Lira parası vardı; fakat kıyamazdı o parayı harcamaya. "Bir gün lazım olur," diye sakladığı, hatta zaman zaman nasıl harcayacağı konusunda yakın dostu Nurten Karaçin'le hayaller kurduğu o parayı, dostları onun çok sevdiği bir kuruma bağışlamayı uygun gördüler. Evet, Nahit Hanım'ın dar günler için sakladığı 2 milyar lirası, Nurten Karaçin tarafından Nahit Fıratlı adına Cumhuriyet Vakfı’na bağışlandı.

Atatürk döneminin aydınlanmacı öğretmen kuşağının son temsilcilerinden biriydi Nahit Hanım. Cumhuriyet ilkelerine olan bağlılığı artık anılarda yaşıyor. Bir de esin kaynağı olduğu şairlerin dizelerinde.

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355