• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret851728
Nofretete


Berlin’in Mona Lisa’sı…
Sanki daha da güzel, sanki daha mükemmel.

Kireç ve alçı karışımı bir harçla M.Ö. 14. yüzyılda (yaklaşık 3350 yıl önce) yapılmış bu büstü ölümsüz kılan, Nil’in kraliçesi, heybetli firavun Akhenaton’un eşi Nefertiti’nin güzelliğinden çok, onu yaratan heykeltıraş Thutmosis’in maharetidir kuşkusuz.

Büstle ilgili aşağıda aktardığımız bilgi, 2012 yılında büstün bulunuşunun 100. yılı dolayısıyla “Im Licht von Amarna” adı altında Berlin’de gerçekleştirilen bir serginin kitapçığından alınmış olup Almanca aslından Türkçeye çevrilmiştir.

Alman arkeolog Ludwig Borchardt, büstü çöl kumları arasından bulup çıkardığında anı defterine kısaca şunları yazmış:
“Renkler – henüz yeni sürülmüş gibi – taptaze. Olağanüstü bir çalışma. Kelimeler yetmez, görmek gerekir!”

Büstün Mısır’a iadesi için bugüne dek yapılan girişimler sonuç vermemiş ve eser Berlin’de kalmış. Ancak bu, büst için verilen mücadelenin sona erdiği anlamına gelmiyor. Berlin Müzeler Müdürlüğü ve Alman Dışişleri Bakanlığı, 1912 yılında yapılan kazıların ruhsatlı olduğunu ve büstün Almanya’ya tamamen yasal yollarla getirildiğini savunurken; Mısırlı arkeologlar ise büstün gerçek yerinin Tell el-Amarna Bölgesi olduğunu ve bu nedenle iade edilmesi gerektiğini belirterek mücadelelerini sürdürüyorlar.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Hastamın Öğretmeni - 15 - Tesadüfün Böylesi

 Hastamın Öğretmeni

 

15 - TESADÜFÜN BÖYLESİ

Öğretmeni Nahit Hanım hakkında, Google’da bulabildiğim tüm bilgileri paylaşıyorum Ferihan Hanımla. Haftada birkaç kez götürebildiğim bilgileri keyifle okuyup, eski günleri heyecanla anımsıyor.

Serin bir Ekim günü neskafelerimizi yudumlarken, “Benim kafama takılan bir şey var,” dedim çantamdaki notları çıkarırken. “ Buraya gelmeden önce de araştırdım. Nahit Hanımın üç okulda görev yaptığı biliniyor: Ankara Kız Lisesi, sürgün edildiği Edirne Lisesi ve Haydarpaşa Lisesi. Kabataş lisesinde de çalışmış. Hatta Kabataş Lisesinde çalışan ilk bayan öğretmenlerden olduğu varsayılıyor.  Çapa Kız Öğretmen Okulunda çalıştığına dair hiçbir bilgi bulamadım. Siz hangi yıllarda Çapada okudunuz?”

“1942- 1945 yılları arasında”

Savaş yıllarında yani!”

“Evet, savaş yıllarında. Hitler Avrupa’yı ve Rusya’yı yakıp yıkarken, bizler Anadolu’yu aydınlatmak amacıyla eğitiliyorduk.

“Öğretmenlerinizden ismini hatırladıklarınız var mı ?”

“Olmaz olur mu hepsini hatırlıyorum. Müdürümüz Rabia Yarkındı. Müdür yardımcımız Mesadet Saver idi, lakabı ‘meso’ idi. “ Gülümsedi ve devam etti konuşmasına. “ Meso elinde makasıyla dolaşırdı ve kulak memesinden alta inen saçları keserdi. Beden Terbiyesi derslerine girerdi, erkek gibi kadındı. Matematik Hocamız Macide Hanım sarışındı, Marylın Monro’ya benzerdi. Meveddet Ekinci, biyoloji dersimize girerdi.”

“Bugün size Nahit Hanım hakkında yeni bilgiler getirdim. İki kitap yazmış: Birinin adı, ‘Çocuklara Psikolojik Yardım ve diğeri Osmanlıca Okuma Anahtarı. Bu son kitabı Nebahat Karaorman ile beraber yazmış.”

“Nebahat, ablasıydı. Evlenince soyadı değişmiş olabilir. Nahit Hanım pedagoji dersimize girerdi, ablası Nebahat hanım da Pedagoji Tarihi dersimize.”

“Yine burada kafama takılan bir şey var. Nahit Hanım, adını kullanırken hep evlendiği eşlerinin soyadlarını da kullanmış. Örneğin, Nahit Gelenbevi Fıratlı Damar. Damar, son eşi Şair Arif Damar’ın soyadı. Fıratlı, ilk eşinin soyadı. Gelenbevi soyadını nereden alıyor belli değil ve ayrıca kızlık soyadı Tendal’ı da kullanmıyor. Bir de ilk adı var: Aliye.

“İlk adının Aliye olduğunu bilmiyorum. Ve yine “Gelenbevi” soyadını niçin kullandığını da bilmiyorum.”

“O dönemden hatırladığınız kız arkadaşlarınız var mı?”

“Olmaz mı?  Necla var Necla Işıtan. Necla ile ilginç bir kader çizgimiz vardı. Ben ilkokulu Zonguldak Gazi İlkokulunda okudum. Ortaokulu ise Mehmet Çelikel Lisesinin orta kısmında. Sıra arkadaşım Necla idi. Necla’nın babası Liman İşletmesinde memurdu. Ortaokul üçüncü sınıfa geçtiğimizde, Necla’nın babasının tayini Karadeniz Ereğli’ye çıktığı için birbirimizden ayrıldık. O yıllarda sınıf birincilerini, öğretmen okuluna gidebilmesi için namzet gösterirlerdi. Beni de göstermişler. Çapa İlk öğretmen Okuluna kabul edilmeme rağmen, resmi yazı geç geldiği için 2 ay kadar Lisede okudum mecburen. Resmi yazı gelip de Çapaya gittiğimde birde ne göreyim, Necla da orda. O da okulu birincilikle bitirenlerdenmiş. Necla ile üç yıl yan yana diz dize okuduk. Okulu bitirdik, ikimizin tayini de Zonguldak ilçesinin yan yana sayılabilecek kadar yakın iki köyüne çıktı.
 

 

Köşektaş Köyü

Hacıbektaş'ın Güzel Bir Köyü; Köşektaş Köyü
Doç. Dr. Faruk GÜÇLÜ

Köşektaş, Nevşehir’e bağlıdır ve Özkonak’tan sonra en fazla sanatçı, yazar ve bilim insanı yetiştiren köylerimizden biridir.

Ürgüp Ortaokulu’nda parasız yatılı okurken çok sevdiğim bir Köşektaşlı arkadaşım vardı. Köşektaş ismini de ilk kez 1970’li yıllarda duymuştum.

Daha sonra öğretmen, yazar-çevirmen, dürüst insan rahmetli Mehmet Dündar’ı tanıma fırsatım oldu. Yeğeni Ali Dündar’ı da Ankara Adliyesi’nde çalışırken tanıma fırsatım oldu. Emekli öğretmen Kamil Gülmez Hoca uzun yıllar CHP Nevşehir İl Başkanlığı yaptı. Ozan Cemil Gören ve ressam Adnan Yalım da Köşektaş Köyü’nün yetiştirdiği değerler arasındadır. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün üst düzey kadrolarına kadar yükselmiş merhum Dr. Şair Nedim Uçar da Köşektaş köyündendir.

Köşektaş Köyü’nden olup kitap yayımlamış başka şair ve yazarlarımız da mevcuttur.

Köşektaş, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine bağlı olup, Köşektaş Köyü’ne ait internet sitesinde yer alan bilgilere göre; köyün, Herikli Aşireti’ne mensup aileler tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Köşektaş’ta bilinen ilk okul binası, 1928 yılında Kızılağıl Köyü ile ortak yapılan ve ortak kullanılan, kerpiç duvarlı, toprak damlı binadır. 1928 yılında yapılan bu üç yıllık resmî okula atanan ilk öğretmen, 1319 (1903) doğumlu, Kırşehirli Musa Kazım Dündar adında bir Cumhuriyet öğretmenidir. Bu muhterem insan, 1928–1941 yılları arasında 14 yıl süreyle görev yapmıştır.

Köşektaş halkının çoğunluğu, benim de mensubu olduğum, Danişmendli Türkmenlerinin bir parçası olan Boynuinceli Yörüklerinin Herekli (Herikli) cemaatini oluşturmaktadır. Bilindiği gibi Herikli Aşireti’ne mensup köylerin çoğunun ismi “K” harfi ile başlamaktadır. Herikli Aşireti’ne mensup köyler; Kozaklı, Acıgöl, Gülşehir ve Hacıbektaş ilçelerine dağılmış vaziyettedir. Köşektaş Köyü halkının tamamı Türkmen’dir ve köy halkını oluşturan büyük aile grupları; Camlı, Capıllı, Çöllü, Delioğlanlı, Handilli, Karayusuflu, Kelalili, Kelemenli, Kırımlı, Kırkoğlu, Kızılhalilli, Kokara, Köşgerli, Köydağıtan, Mehmet Kaali, Melekli, Şehirliuşağı, Uzunlu vb. ailelerden oluşmaktadır.

Herikli Aşireti’ne mensup, Nevşehir’in değişik yörelerine dağılmış köylerden de çok sayıda şair, yazar ve bilim insanı yetişmiştir.

Köşektaş köyü adını volkanik kayadan alır:

“Köşek” sözcüğü Türkçede “bir yaşına kadar olan deve yavrusu” anlamına gelmektedir. Köşektaş’a adını veren kaya parçası, köyün kuzey tarafında, tek katlı ev büyüklüğündedir.

Köşektaş Köyü’nün kuruluş tarihi, genelde diğer bölge köylerinde olduğu gibi, 1800’lü yıllara dayanmaktadır.

Doç. Dr. Faruk Güçlü