Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam211
Toplam Ziyaret928503
Cumhuriyet’in 103. Yılı

Görsel: Copilot

103 Yıllık Muhasebe:
Cumhuriyet Neden Bu Noktada?

Yarın Cumhuriyet’in kuruluşunun 103. yılı. Bugün geriye dönüp baktığımızda gelinen nokta, birçok bakımdan insanı düşündürüyor; hatta bazı yönleriyle 103 yıl öncesinin mücadele ve fedakârlıklarını yeniden hatırlatıyor. Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim şekli değil, kul olmaktan yurttaş olmaya geçişin, ayrıcalıkların yerine hukuk önünde eşitliğin konulmasının, kaderciliğin yerine aklın ve bilimin rehber alınmasının adıdır. Ancak ne yazık ki bugün bu değerlerin önemli bir kısmının aşındırıldığına tanıklık ediyoruz.

Başta dini siyasetin merkezine yerleştiren çevreler olmak üzere, milliyetçi ve muhafazakâr kesimlerin yıllardır sürdürdüğü Cumhuriyet karşıtı söylemler, zaman içinde Cumhuriyet’in temel dayanaklarını hedef alan bir noktaya ulaştı. Bir dönem üstü kapalı yürütülen tartışmalar artık açıkça Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini, laikliği, yurttaşlık bilincini ve hatta Cumhuriyet’in meşruiyetini sorgular hale geldi. Cumhuriyet’in sağladığı özgürlüklerden sonuna kadar yararlanırken, aynı Cumhuriyet’i değersizleştirmeye çalışanların varlığı başlı başına büyük bir çelişkidir.

Ancak bütün sorumluluğu yalnızca Cumhuriyet karşıtlarına yüklemek kolaycılık olur. Bugün gelinen noktada en az onlar kadar sorumluluğu olan bir başka kesim daha vardır. Her fırsatta Cumhuriyetçi olduğunu ilan eden, her siyasi gelişmede “Cumhuriyet elden gidiyor” feryadı koparan, fakat Cumhuriyet’i bir yaşam biçimi, bir bilinç ve bir sorumluluk olarak görmek yerine onu yılda birkaç güne sıkıştıran çevreler de bu tablonun oluşmasında büyük pay sahibidir. Cumhuriyet, yalnızca bayraklarla kutlanan, marşlarla anılan veya yıldönümlerinde sosyal medyada paylaşılan sloganlardan ibaret değildir. Cumhuriyet; eleştirel düşüncedir, sorgulamadır, liyakattir, hukukun üstünlüğüne bağlılıktır, bireyin özgürlüğüne ve onuruna sahip çıkmaktır.

Ne yazık ki uzun yıllar boyunca Cumhuriyet’i savunduğunu söyleyen birçok kişi ve kurum, onu gerçek anlamda anlatmakta ve yaşatmakta başarısız oldu. Cumhuriyet’in neden büyük bir kazanım olduğu yeni kuşaklara yeterince aktarılamadı. Onun sağladığı haklar doğal ve sıradan şeylermiş gibi görüldü; hangi mücadelelerle elde edildiği unutuldu. Değerini bilmediğiniz bir şeyi koruyamazsınız. Bugün yaşanan aşınmanın temel nedenlerinden biri de budur.

Cumhuriyet’in karşısında duranlar kadar, Cumhuriyet’i içini boşaltılmış bir sembole dönüştürenler de bu gidişattan sorumludur. Çünkü bir fikir düşmanlarının saldırısıyla değil, çoğu zaman taraftarlarının ihmaliyle zayıflar. Cumhuriyet’e zarar veren yalnızca ona açıkça karşı çıkanlar değildir; onu anlamadan savunduğunu iddia edenler, onu günlük siyasi hesaplara indirgeyenler ve onu yalnızca törenlerden ibaret sananlar da aynı ölçüde sorumludur.

Cumhuriyet elden gitmedi, elden bırakıldı!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

28 Ekim 2026

Kitap l Günden Kalanlar l Kazuo Ishiguro

Günden Kalanlar
Kazuo Ishiguro

Günden Kalanlar'ın sessiz gücü, empatiyi ve iç gözlemi uyandırma yeteneğinde yatıyor, bu da onu ilgi çekici bir karakter incelemesi ve tarihsel ve toplumsal bağlamların incelikli bir eleştirisi haline getiriyor.

"Günden Kalanlar", Kazuo Ishiguro'nun 1989'da yayınlanan bir romanı. Hikaye, hayatını Darlington Hall'da Lord Darlington'un hizmetine adayan İngiliz uşak Bay Stevens'ın bakış açısıyla anlatılıyor; Stevens'ın 1956 yılında yaptığı bir yolculuk sırasında altı gün boyunca yaşadığı anılar üzerinden gelişiyor.

Stevens seyahat ederken işinin anlamı ve bir uşak olarak kimliğinin vazgeçilmez olduğunu düşündüğü "haysiyet" kavramı üzerinde düşünüyor. Darlington Hall'da uluslararası ilişkiler ve daha sonra Nazi rejimine sempatisi nedeniyle gözden düşen Lord Darlington'un ev sahipliği yaptığı siyasi ve sosyal toplantılar da dahil olmak üzere önemli olayları hatırlıyor.

Stevens ayrıca Darlington Hall'un eski hizmetçisi olan ve mektuplarıyla yolculuğuna yön veren Bayan Kenton ile olan ilişkisini de düşünüyor. Geçmişteki etkileşimleri, Stevens'ın profesyonel görevlerine olan aşırı bağlılığının gölgesinde kalan, derin, dile getirilmemiş bir bağı ve kaybedilmiş bir aşk olasılığını ortaya koyuyor.

Roman, Stevens'ın anılarıyla ve özellikle Lord Darlington'ın yanlış yönlendirilmiş eylemleri ve Bayan Kenton'ın ona karşı ifade edilmemiş duygularıyla ilgili olarak yaptığı veya yapamadığı seçimlerle boğuşurken, görev, sosyal değişim ve büyüklüğün doğası temalarını araştırıyor.

"Günden Kalanlar" hafızanın, saygınlığın karmaşıklıklarını ve hizmete adanmış bir yaşamın sonuçlarını derinlemesine inceleyen, insanlık durumuna dair derin bir araştırma. Ishiguro'nun titiz anlatım tarzı, Stevens'ın sesini hassasiyetle yakalayarak okuyucuların karakterin iç dünyasıyla derinden etkileşime geçmesine olanak tanıyor.

Romanın ana temalarından biri, Stevens'ın mesleğinin merceğinden tanımladığı şekliyle haysiyet kavramıdır. Bu ilkeye olan sarsılmaz bağlılığı onun hem gücü hem de çöküşüdür. 

Ishiguro ayrıca hem duygusal hem de politik baskı temasına da değiniyor. Stevens'ın Bayan Kenton'a olan duygularını inkar etmesi ve Lord Darlington'ın eylemlerinin ahlaki sonuçlarıyla yüzleşmeyi reddetmesi, kaçınmanın paralel biçimleridir. Roman, kişisel ve politik bütünlüğün iç içe olduğunu ve bir alanda gerçeği kabul etmemenin diğer alanda da başarısızlığa yol açabileceğini hatırlatıyor.

Stevens'ın anıları boyunca zamanda ileri geri hareket eden anlatı yapısı, belleğin yanılabilirliğini ve hatırlamanın seçici sürecini etkili bir şekilde göstermekte. Stevens'ın güvenilmez anlatımı, okuyucuları satır aralarını tekrar tekrar okumaya ve anlatımının doğruluğunu sorgulamaya davet ediyor, böylece metinle daha derin bir düzeyde etkileşim meydana geliyor.

"Günden Kalanlar" aynı zamanda 1930'ların katı sınıf yapılarından savaş sonrası daha demokratik topluma kadar Britanya'da meydana gelen toplumsal değişimlere dair bir yorum. Stevens'ın savunduğu modası geçmiş ideallerle yüzleştiği ve farklı bir yaşam olasılığını değerlendirdiği yolculuğu, ülkenin dönüşümüne dair bir eğretileme.

Sonuç olarak, Kazuo Ishiguro'nun "Günden Kalanlar", hayatta kaçırılan fırsatların ve pişmanlığın doğasının dokunaklı ve düşündürücü bir incelemesini sunan, ustaca kurgulanmış bir edebi eser. Romanın sessiz gücü, empatiyi ve iç gözlemi uyandırma yeteneğinde yatıyor, bu da onu ilgi çekici bir karakter incelemesi ve tarihsel ve toplumsal bağlamların incelikli bir eleştirisi haline getiriyor.

İsteyenler, "Günden Kalanlar" adlı bu kitabın PDF sürümüne bu bağlantı aracılığıyla ulaşabilirler.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Kalem ile Algoritma Arasında



78. Frankfurt Kitap Fuarı'ndan Yükselen Sorular

Dünyanın en önemli yayıncılık etkinliklerinden biri olan Frankfurt Kitap Fuarı, bu yıl kitapların ve yazarların yanı sıra yapay zekâyı da gündeminin merkezine taşıdı. Teknolojinin baş döndürücü gelişimi, edebiyat ve yayıncılık dünyasında yeni fırsatlar sunarken, yaratıcılık, telif hakları ve kültürel üretimin geleceğine ilişkin önemli soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Bu yılki Frankfurt Kitap Fuarı, yalnızca yayıncılık dünyasının en büyük buluşmalarından biri olmakla kalmadı; aynı zamanda yapay zekânın edebiyat ve yayıncılık üzerindeki etkilerinin en yoğun tartışıldığı platformlardan biri hâline geldi. Dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte yapay zekâ, yazarlardan yayıncılara, okurlardan çevirmenlere kadar sektörün tüm paydaşları için hem büyük fırsatlar hem de ciddi endişeler yaratıyor.

Yazarlar açısından en büyük kaygı, yaratıcı emeğin değersizleşmesi tehlikesi. Yapay zekâ sistemleri artık roman, öykü, şiir ve makale üretebiliyor; hatta belirli yazarların üslubunu taklit edebiliyor. Bu durum, özellikle eserleri izin alınmadan yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanılan yazarlar arasında haklı tepkilere yol açıyor. Birçok yazar, telif haklarının korunmasını ve eserlerinin dijital platformlarda izinsiz kullanılmasının önlenmesini talep ediyor. Çünkü yaratıcı üretimin yalnızca teknik bir süreç değil, insan deneyimi, duygu ve düşünce birikiminin sonucu olduğu vurgulanıyor.

Yayıncılar ise iki farklı duygu arasında sıkışmış durumda. Bir yandan yapay zekâ; editoryal süreçlerin hızlandırılması, çevirilerin kolaylaştırılması, pazarlama analizlerinin geliştirilmesi ve okur eğilimlerinin daha doğru tahmin edilmesi gibi önemli avantajlar sunuyor. Diğer yandan, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin piyasayı düşük kaliteli metinlerle doldurabileceği ve güvenilirlik sorunları yaratabileceği endişesi bulunuyor. Ayrıca, hangi içeriğin insan tarafından, hangisinin yapay zekâ tarafından üretildiğinin şeffaf biçimde belirtilmesi gerektiği yönündeki talepler giderek güçleniyor.

Okurlar için de tablo karmaşık. Yapay zekâ, kişiselleştirilmiş kitap önerileri ve daha kolay erişilebilir içerikler sayesinde okuma deneyimini zenginleştirebilir. Ancak birçok okur, bir kitabın arkasında gerçek bir insan hikâyesinin, yaşam deneyiminin ve özgün bir yaratıcı sürecin bulunmasını önemsiyor. Bu nedenle yapay zekâ tarafından oluşturulan eserlerin yaygınlaşması, edebiyatın duygusal ve insani yönünün zayıflayabileceği yönünde tartışmalara yol açıyor.

Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki tartışmaların ortak noktası, yapay zekânın tamamen reddedilmesi değil; etik sınırlarının belirlenmesi gerekliliğiydi. Katılımcılar, teknolojinin yayıncılık sektörüne katkı sağlayabileceğini kabul ederken, insan yaratıcılığının, telif haklarının ve kültürel çeşitliliğin korunmasının vazgeçilmez olduğunu vurguladılar.

Sonuç olarak, yapay zekâ yayıncılık dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Ancak bu dönüşümün nasıl şekilleneceği, yalnızca teknolojik gelişmelere değil; yazarların haklarını koruyan, yayıncıların sorumluluklarını netleştiren ve okurun güvenini gözeten ortak kuralların oluşturulmasına bağlı olacak. Frankfurt Kitap Fuarı da bu büyük dönüşümün merkezinde yer alarak edebiyatın geleceğine dair önemli soruların tartışıldığı küresel bir kürsü olmayı sürdürüyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası