Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam112
Toplam Ziyaret557834
Kitap Tanıtım Köşesi

Aşk yoksa düşünce de yoktur!

Eros'un Istırabı - Eros, “Başka” ile ilişki kurmak ve “Başka” uğruna alıştığın kendinden vazgeçmeyi göze almaktır, diyor Han. Oysa biz fetişçi bireyciler, sadece kendi benliğimizi referans almaya koşullanmışız artık, “Başka” ile işimiz kalmamış sanki. Her şeyin “aynı” olmasını yahut benzer olmasını istiyoruz. “Başka” yok olmaya yüz tutunca da, Eros silinmeye başlamış hayatımızdan. Haberimiz bile olmamış. Felsefeci bizi uyandırmak için alarm zillerini çalıyor.

Bir zamanlar Nietszche’nin “Tanrı öldü” demesi gibi, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde de bir felsefeci çıkıp “Eros öldü” diyor bize. Aşk öldü.

Ya da o kadar ileri gitmiyor da, “aşk ölmek üzere” diye uyarıyor bizi.

Eros’un Istırabı, Güney Kore asıllı Alman filozofun bu kısacık ama kışkırtıcı denemesi, 2012 yılında yayımlanmış (Agonie des Eros) ve haberlere bakılırsa Almanya’da çok satan kitaplar arasına girmiş.

56 sayfalık bir deneme, ama yüzlerce sayfaymış gibi yoğun, hayli büyük iddialarla dolu. Aşk/Eros negatif bir güç Han’ın gözünde. Yani bir zıtlık gücü. Aşkın nesnesi başkası ve başkalık olduğu için var bu negatif gerilim. Han’a göre bu zıtlık gücü, bu gerilim, bizim asal yaşama enerjimiz. Yaşamın bütün şevki buradan kaynaklanıyor. Ama başkalık bizden uğraş isteyen, risk almamızı gerektiren bir durum. Halbuki bizler şimdi her şey “pozitif” olsun, kolayca erişilir olsun istiyoruz.

ISBN: 9786053161790

Yazının tümünü okumak için tıkla

M. Yalım Gül

Köşektaşlı öğretmen Melek Yalım Gül'ün çizmiş olduğu yağlıboya resimler...

Köşektaş'ta Yalım soyadını taşıyan ve bu denli güzel resimler çizebilen
daha kaç kişi var acaba diye merak etmemek mümkün değil.
Eskiler ne demiş? Sabreden derviş, muradına ermiş.
O halde biz de sabredelim ve muradımıza erelim.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 



Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Leylan
Selahattin Demirtaş

Daha önce "Seher" ve "Devran" adlı iki öykü kitabı yayımlanan Demirtaş, okurun karşısına bu kez bir romanla çıkıyor.

Kitabın arka kapağında şu ifadeler yer alıyor: 

"Bu hayatta her şeyiyle güvenebildiğiniz en az bir kişi olmalı. Yoksa kendinizi hep yalnız hissedersiniz. İnsanların çoğu yalnızdır o yüzden, yapayalnız. Yaşananlar kelepir bir hayatın ikinci el versiyonu gibidir. Yaptığınız hiçbir şey size ait değildir, benliğinize, özünüze. Hayatınız, tümüyle güvensiz bir ortamın mecburen size yaptırdıklarından ibarettir.

"Saf çocukluk halinizden geriye yüzünüzde 'memur gülüşü', dudaklarınızda 'gammaz öpüşü' kalır. Öptüğünüz yer kirlenir, güldüğünüz zaman herkes incinir. Elinizde etrafı yeşil dantelli beyaz bir mendil de yoksa temizleyemezsiniz hiçbir yerinizi.
"Ben Serap'ı böyle sevdim, en saf halimle, uzaktan."

Yaşadığımız bu nefes aldırmayan, "tuhaf" dönemin Diyarbakır'da başlayıp İstanbul'a, oradan Zürih'e uzanan ve Nusaybin'de sonlanan hikâyesi...

Muktedirlerin kirli sırıtışlarına inat, hülyasının, serabının üzerine titreyen, acısını içinde koyultsa da yalan ve şiddet üzerine kurulu "zulüm makinesini" sabırla, mizahla, yoldaşça dayanışmayla, zekayla maskara eden insanlar: Kudret, Bedirhan, Sema, Mutlu, Zeliha ve sonrasında Celal. Hayatı "büyük insanlık"a zehretmeye yeminli o "makinenin" katı/soğuk gerçekliğine bir an olsun gevşemeyen bir varoluş mücadelesiyle, bilgece bir meydan okuyuşla göğüs geren karakterler..."

Demirtaş'ın ilk kitabı "Seher" kısa sürede çok satanlar listesine girdi ve 14 dile çevrildi. Demirtaş bu kitabıyla Fransa'nın saygın Medicis Edebiyat Ödülleri'ne aday gösterildi; eserin İngilizce tercümesi Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International) tarafından 2018'de çeviri ödülünü aldı; ayrıca Fransa'da Montluc Direniş ve Özgürlük Ödülü'ne değer görüldü. 

Kitaptan "tadımlık" bir bölümü okumak için burayı tıklayın.

ISBN 9786052318478