• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam162
Toplam Ziyaret881745
Resim Tanıtım Köşesi

Görseldeki figürlerin konumlanışı, dönemin ev içi rollerini ve teknolojik cihazlarla kurulan ilişkileri temsil eden bir mikro-toplumsal düzen sunuyor. Erkek figürün cihazın düğmelerini ayarlamakla meşgul oluşu, teknik müdahale rolünün aile içinde nasıl cinsiyetlendirilmiş bir pratik olarak konumlandığını ima ediyor. Çocuğun kolundaki saate işaret ederek sabırsızlık göstermesi, teknolojik beklentilerin kuşaklar arası farklılaşmasını yansıtıyor. Televizyonun üzerine eğilmiş genç kızın sıkılmış ifadesi, arızanın aile içi zaman akışını kesintiye uğratan bir “bekleme anı” yarattığını gösteriyor.

Arka planda çay servisi hazırlayan kadın figürü ise, ev içi bakım emeğinin sürekliliğini temsil ediyor; teknik aksaklık karşısında bile gündelik ritüellerin devam ettiğini vurguluyor. Televizyonun etrafında toplanmış bu küçük topluluk, erken medya teknolojilerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda aile içi etkileşimi biçimlendiren bir sosyalleşme odağı olduğunu ortaya koyar.

Bu bağlamda sahne, “televizyon tamiri”nin yalnızca teknik bir müdahale değil, aynı zamanda aile üyelerinin rollerini, beklentilerini ve ortak deneyimlerini yeniden üreten kültürel bir pratik olduğunu gösteren tipik bir Kurt Ard anlatısı niteliği taşıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Şiirlerle Şenlendik - 1. Bölüm


ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 1 - ÖNCELİKLE

 
Dalga dalga coşkular geliyor yüreğimizin diliyle dilimizin yüreğinden! 
Köşektaşlı şair Dr. Salim Çelebi'nin yazmakta olduğu, 46 bölümden
oluşan, "Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizi önümüzdeki Cuma
gününden itibaren siz ziyaretçilerimize sunacak
olmanın sevincini yaşıyoruz!
kosektas.net!

ŞAİR DR. SALİM ÇELEBİ

3 Ekim 2014, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 1 - Öncelikle

Bu siteyi, Köşektaş’ımızın bu güzel bilgi sunum sayfasını, büyük bir özen ve özveriyle hazırlayarak, başta köylülerimiz olmak üzere, tüm insanların hizmetine sunan sevgili Lütfullah Çetin’e, ne kadar teşekkür etsek azdır…

Sitemizin yaratıcısıdır sevgili Lütfullah.

Araştırır, beğenir; sunar.

Yaşar, somutlaştırır; sunar.

İletişim kurar tatlı diliyle; teşvik eder, sunar.

Engellenmek istenir bazen; yılmaz, mücadele eder, sunar.

Allah aşkına! Nedir Lütfullah Çetin’in amacı?

Benim de zaman zaman yazılarım çıkıyor sitemizde. Bu nedenle de birçok mesajlar alıyorum; sitemize bakıp da yazdığımı okuyanlardan. Mesajlar, sitemizi hazırlayıp sunana minnettarlıkla dolup taşıyor. Soru: Sitemizi ziyaret eden insanlar, niye, sitemizi hazırlayıp sunan Lütfullah Çetin’e minnettarlıklarını sunuyorlar? Bu sorunun yanıtı, Lütfullah’ın amacında saklı.

İnanıyor ve biliyorum ki tek bir amacı var Lütfullah’ın: Yaşanmış, yaşanmakta olan ve olası yaşanacak tüm güzelliklerin ve olayların; başta köylülerimiz ve yöremiz insanı olmak üzere, tüm diğer insanlarca paylaşılması: Gerçekçi, akla uygun ve insanca.

1960 yılı nüfus sayımına göre, 1063 kişi yaşıyordu köyümüzde. 54 yıl sonra bugün, yaklaşık olarak 10.000 nüfuslu bir köy olmalıydı. Oysa şu anda birkaç yüz kişi yaşıyor! Nerede Köşektaşlılarımız? Aş ve iş derdiyle, köyümüzden uzaktalar tabi. Hem de bazıları çok uzaklarda...

Ayrılık olgusu, ister istemez gurbet ve sıla sözcüklerini çağrıştırıyor. Doğal olarak, insanca bir duygu olan “hasret” geliyor akla. Sılaya özlem. Keyifler, keşkeler… Köyde yaşamış olanların çektiği hasret ve anlattıkları; köyde yaşamamış olan çocuklarında merak ve görme arzusu uyandırıyor. Dört gözle bekleniyor tatil... Dönüşte, yine hasret, yeni bir hasret…

Filmlere, romanlara, öykülere konudur hasret. Temel tema.

Yaz tatilinden dönen sevgili okuyucularımıza, 1978 yılında yayınlanmış olan Sanat Emeği Dergisinden aldığım, Muzaffer Özdemir’in kısacık şiirini armağan ediyorum.

  KOKLADIĞIM

  Tanımadığım topraklarda yetişmiş

        bir gül verdiler.

  Çapaladığım topraklarda pekişmiş

        bir taş verdiler.

  Gülü yere bırakıp,

  Taşı alıp

         kokladım.   



   
Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355