| Aktif Ziyaretçi | 1 |
| Bugün Toplam | 273 |
| Toplam Ziyaret | 855680 |

Bu tanıtım metni, bir insanın hikâyesinden çok daha fazlası: Bir köyün mizah anlayışını, dayanışmasını, kırgınlıklarını ve neşesini taşıyan bir belleğin kapısını aralıyor. Eşref amca, kendi kusurlarını bile gülerek anlatabilen, insanın içini ısıtan o eski zaman karakterlerinden biri olarak hâlâ yaşamaya devam ediyor.
kosektas.net
Eşref, köyün belki en şakacı kişisi. Sanırım küs, kırgın oldukları da vardır. Ama herkesle şakalaşır, kendi kusurlarını, hatalarını açıkça söylemekten çekinmez. Birkaç devre muhtarlık yaptı. Elektrik, evlere su, onun zamanında geldi. Her şeyi abartarak anlatır; şakadan da olsa, dul kadınları satlığa çıkarır.
diye maniler söylüyor, tatlı diller döküyormuş. Eşref, bir gece culuğu kapmasıyla birlikte kadının evine... Eşref’e culuktan bir tike et düşsün ya!
Eşref: “Aman avrat, bunlar kokar, ben bunlarla yatamam,” deyince,
Çingene: “Niye kokayım, Eşref ağa? Puro sabunuyla güzelce yıkanırım, sonra da sarılır, yatarık.” der.
| Bu sayfayı, üye girişi yaparak görüntüleyebilirsiniz.
Burayı tıklayarak üye girişi yapabilirsiniz. Burayı tıklayarak üye olabilirsiniz. |

Bir köy bakkalının kapısından içeri adım attığınızda, yalnızca bir dükkâna değil; çocukluğun en saf anılarına, toprağın kokusuna, insan sıcaklığının hiç eksik olmadığı bir dünyaya girersiniz. Bu satırlar, işte o dünyanın kapısını aralıyor.
Eşref Emmi’nin bakkalı, yalnızca sabun, şeker, akide ve defter kokan bir dükkân değildi; köyün nabzının attığı, sohbetlerin demlendiği, çocukların hayallerini büyüttüğü bir sığınaktı. Toprak zeminin sulandığında yükselen o mis gibi koku, kekliklerin ötüşü, tombala sesleri ve gençlerin neşesi… Hepsi bir zamanın içimize sinmiş sıcaklığını yeniden uyandırıyor.
kosektas.netÇocukluğumda hatırladığım köy bakkalıydı. Dükkanın yer döşemesi toprak, beyaz topraktan badanalı olan beyaz duvara tutturulmuş terekler ve tereklere yerleştirilmiş satılan mallar, sabun, sigara, kibrit, iğne iplik, çay, şeker, reçel, kolonya, helva, tahin, sekiz on metrelik basma, pazen, öğrenciler için defter, kalem, silgi, tebeşir. Yerde dayalı akide şekeri, fıstık çuvalları. Bir masa üstünde kollu terazi ve altında çekmeceli bir masa. Çekmecede o günün hasılatı. Delikli iki buçuk kuruştan, en çok kağıt on liraya kadar. Alışverişler değişim şeklinde de olurdu. Para yerine başta yumurta, arpa, buğday verilir karşılığında tütün, çay, şeker gibi şeyler alınırdı.
Hüseyin SEYFİ
