• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam127
Toplam Ziyaret877443
Resim Tanıtım Köşesi

Görseldeki figürlerin konumlanışı, dönemin ev içi rollerini ve teknolojik cihazlarla kurulan ilişkileri temsil eden bir mikro-toplumsal düzen sunuyor. Erkek figürün cihazın düğmelerini ayarlamakla meşgul oluşu, teknik müdahale rolünün aile içinde nasıl cinsiyetlendirilmiş bir pratik olarak konumlandığını ima ediyor. Çocuğun kolundaki saate işaret ederek sabırsızlık göstermesi, teknolojik beklentilerin kuşaklar arası farklılaşmasını yansıtıyor. Televizyonun üzerine eğilmiş genç kızın sıkılmış ifadesi, arızanın aile içi zaman akışını kesintiye uğratan bir “bekleme anı” yarattığını gösteriyor.

Arka planda çay servisi hazırlayan kadın figürü ise, ev içi bakım emeğinin sürekliliğini temsil ediyor; teknik aksaklık karşısında bile gündelik ritüellerin devam ettiğini vurguluyor. Televizyonun etrafında toplanmış bu küçük topluluk, erken medya teknolojilerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda aile içi etkileşimi biçimlendiren bir sosyalleşme odağı olduğunu ortaya koyar.

Bu bağlamda sahne, “televizyon tamiri”nin yalnızca teknik bir müdahale değil, aynı zamanda aile üyelerinin rollerini, beklentilerini ve ortak deneyimlerini yeniden üreten kültürel bir pratik olduğunu gösteren tipik bir Kurt Ard anlatısı niteliği taşıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Kitap l Hayvan Çiftliği l George Orwell



"Bütün kitaplar eşittir; ama bazı kitaplar öbürlerinden daha eşittir!"
George Orwell

"Hayvan Çiftliği" George Orwell tarafından yazılan ve ilk kez 1945'te basılan kısa bir hikaye. Hikaye, eşitlik ve adalete dayalı bir toplum yaratmak amacıyla, hayvanların insanlara karşı ayaklandığı bir çiftlikte geçiyor.

"Hayvan Çiftliği", Rus Devrimi'ne ve Joseph Stalin dönemindeki Sovyet rejiminin yükselişine yol açan etkenlerin simgesel bir anlatısı olarak yansıyor. Orwell, iktidarın yozlaştırıcı doğasını ve ihtilallerin baskıcı bir sistemi diğeriyle değiştirme eğilimini eleştiriyor.

"Hayvan Çiftliği" aynı zamanda propaganda, manipülasyon ve eleştirel düşünmenin önemini de araştırıyor. Domuzların anlatıyı kontrol etme ve tarihi yeniden yazma yetenekleri, iktidardakilerin kitleler üzerindeki kontrollerini sürdürmek için bilgiyi nasıl manipüle ettiklerinin açık bir tasviri. Hayvanların, domuzların aldatmacasının arkasını görememesi, kör sadakatin tehlikeleri hakkında bir uyarı görevi görüyor.

Orwell'in "Hayvan Çiftliği"ndeki yazım tarzı doğrudan ve erişilebilir olup, okuyucuların altta yatan siyasi mesajları anlamasını kolaylaştırıyor. Hayvanların karakter olarak kullanılması hikayeye evrensel bir çekicilik kazandırıyor ve okuyucuların romandaki olaylar ile gerçek hayattaki tarihi olaylar arasında paralellikler kurmasına olanak tanıyor.

Genel olarak “Hayvan Çiftliği", herhangi bir siyasi sistemdeki yolsuzluk ve zorbalık potansiyelini vurgulayan güçlü bir edebi eser olarak duruyor; rehavetten doğacak tehlikelere, adaletsizlik ve baskı karşısında uyanık kalmanın önemine karşı bir uyarı niteliği taşıyor!

Hayvan Çiftliği", 12 -18 yaş grubu çocukların ve gençlerin rahatlıkla okuyabileceği bir edebiyat klasiği. 

Kitabın PDF sürümüne buradan ulaşabilirsiniz.

kosektas.net

Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355