• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam520
Toplam Ziyaret895470
Frankenstein
"Frankenstein"ı okumak için bilinmesi gereken her şey.

Videoyu rahat izlemek ve videodaki altyazıyı rahat okumak için video ekranını büyültünüz! Videodaki Türkçe altyazıyı etkinleştirmek için ayarlar düğmesine tıkladıktan sonra gözükecek olan dil seçenek listesinden Türkçe'yi seçiniz.

"Mary Shelley" tarafından yazılan ve ilk kez 1818'de yayınlanan "Frankenstein" yaratılış, hırs ve Tanrı’yı oynamanın sonuçlarını araştıran klasik bir roman. Roman, alışılmışın dışında bir bilimsel deneyde garip ama duyarlı bir yaratık yaratan genç bilim insanı Victor Frankenstein'ı konu alıyor. Roman, bilimsel gelişmelerin ahlaki ve etik sonuçlarını araştırıyor ve insan ile canavar arasındaki sınırları sorguluyor.

"Frankenstein", Robert Walton adlı bir Arktik kaşifin mektupları aracılığıyla sunulan, anlatı içinde anlatı olarak ortaya çıkıyor. Walton, trajik hikayesini paylaşan Victor Frankenstein'la karşılaşıyor.

Zeki ama hırslı bir bilim insanı olan Victor, bir deney yoluyla vücut parçalarını bir araya getirip canlandırarak bir yaratık yaratıyor. Ancak, yarattığı yaratığın görünümünden dehşete düşen Victor, onu terk ediyor. Reddedilen ve izole olan yaratık, kendi varlığıyla boğuşuyor ve sonunda intikam peşinde koşuyor.

Hikaye ilerledikçe Victor, eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşiyor. Arkadaşlık arayan yaratık, zulüm ve ötelenmeyle karşılaşıyor ve insanlığa olan kırgınlığını körüklüyor, Victor'un yakınlarının ölümüne yol açan bir dizi trajik olay meydana geliyor.

Roman bilimsel sorumluluk, bilgi arayışı ve yaratılışın ahlaki sonuçları konularını ele alıyor. Toplumsal normlara meydan okuyor ve yaratıcı ile yaratım arasındaki karmaşık ilişkiyi araştırıyor. "Frankenstein", bilimsel yeniliğin etik sınırları ve toplumsal reddedilmenin bireyin üzerindeki etkisi üzerine düşünmeye teşvik ediyor.

Yaratığın ahlaki gelişimi ana tema haline geliyor. Doğası gereği mi kötü niyetli, yoksa kötü niyetliliği toplumsal reddedilmeden mi kaynaklanıyor? Shelley, kendi zamanında yaygın olan determinist görüşlere meydan okuyarak, çevrenin ve beslenmenin bireyin karakteri üzerindeki etkisine ilişkin soruları gündeme getiriyor.

Hem Victor hem de yaratık derin bir izolasyon yaşıyor. Victor bilimsel çabalarını sürdürmek için kendini izole ediyor ve bu durum onun fiziksel ve duygusal açıdan gerilemesine yol açıyor. Toplum tarafından ötelenen ve izole olan yaratık şiddete yöneliyor. Shelley, izolasyonun umutsuzluğa ve düşmanlığa yol açtığını öne sürüyor.

Yaratığın görünümü ve toplumun onu ötelemesi Shelley'nin bilinmeyene ya da 'öteki'ne duyulan korku hakkındaki yorumunu yansıtıyor. Roman, okuyucuları önyargının sonuçlarını ve dış görünüşe göre yargılamanın sonuçlarını düşünmeye davet ediyor.

Walton'un mektupları ve Victor'un anlatımı dahil olmak üzere birden fazla anlatının kullanılması hikaye anlatımına katmanlar katıyor. Olaylara farklı bakış açılarına olanak tanıyor, öznelliği ve tekil anlatıların güvenilmezliğini vurguluyor.

"Frankenstein", bilimsel gelişmelerdeki etik ikilemleri keşfetmesi ve insanlığın durumu hakkında gündeme getirdiği kalıcı sorular nedeniyle güncelliğini koruyor. Shelley'nin çalışması, okuyucularda yankı uyandırmaya devam eden, bilimsel ve ahlaki seçimlerin sonuçları üzerine eleştirel düşünmeye davet eden, uyarıcı bir hikaye görevi görüyor.

Britannica l English Literature

Anasayfa

www.kosektas.net


K A P A D O K Y A
Özgür Yalım

Bu resimde Kapadokya’nın kendine özgü jeolojik dokusu güçlü bir şekilde hissediliyor. Ön planda yükselen kızıl ve kahverengi tonlardaki kayalık oluşumlar, bölgenin milyonlarca yıllık volkanik geçmişinin izlerini taşıyor. Rüzgârın ve yağmurun sabırla şekillendirdiği bu sivri çıkıntılar, Kapadokya’nın karakteristik “peri bacaları”nı temsil ediyor.

Orta planda geniş bir plato uzanıyor; yüzeyi daha yumuşak ve daha yatay hatlara sahip. Bu genişlik, bölgenin zaman içinde aşınarak düzleşen lav akıntılarından oluştuğunu hatırlatıyor. Renk geçişleri, toprağın mineral zenginliğini ve güneş ışığının kayalar üzerindeki etkisini açıkça gösteriyor.

Arka planda yükselen büyük kütle ise Kapadokya’nın masif kaya bloklarını andırıyor. Bu tür yapılar, bölgenin volkanik dağlarının – özellikle Erciyes ve Hasan Dağı’nın – püskürttüğü tüf tabakalarının katman katman birikmesiyle oluşmuş. Uzakta beliren dağ silueti, bu coğrafyanın hem sert hem de dingin doğasını tamamlıyor.

Gökyüzünün açık ve berrak oluşu, Kapadokya’nın karasal iklimine işaret ediyor: Gündüzleri sıcak ve kuru, geceleri serin ve duru. kosektas.net

YANIK RÜYALAR



Şair Dr. Salim Çelebi’nin “Madımak – 2 Temmuz Yangını” adlı şiiri
, Madımak Katliamı’nı yalnızca “anımsayan” bir metin değildir; rüya–kâbus–vizyon üçgeninde ilerleyen, tarihsel acıyı kolektif bir diriliş ve yüzleşme ritüeline dönüştüren bir ağıttır. Şair, Sivas’ta yakılan canları birer sembol, birer rehber, birer tanık olarak çağırır; bireysel rüyasını toplumsal hafızanın ortak rüyasına dönüştürür.

MADIMAK ŞİİRİNİN ANATOMİSİ

Alev ve Hafıza Arasında: Şair Dr. Salim Çelebi’nin “Madımak – 2 Temmuz Yangını” Adlı Şiiri Üzerine:

Yapısal Çerçeve: Rüya – Kâbus – Vizyon Üçlemesi

Şiir, “Uyku tutmadı dün” cümlesiyle başlar. Bu, bilinç ile bilinçdışı arasındaki eşiktir. Şair ne uyanıktır ne uykulu: travmanın eşiği.

Bu eşikte:

➡️ Rüya, geçmişi çağırır.
➡️ Kâbus, katliamı yeniden yaşatır.
➡️ Vizyon, geleceğe dair bir etik çağrı üretir.

Bu üç hâl, şiirin bütününe yayılır.

Zamanın Donması: “Takvimin bütün yaprakları iki temmuzdu”

Bu çok güçlü bir imgedir.

➡️ Takvim yapraklarının hepsinin aynı güne dönüşmesi, travmanın zamansızlaşmasıdır.
➡️ 2 Temmuz artık bir tarih değil, bir yara, bir döngü, bir kamburdur.
➡️ Şair, bireysel hafızasını kolektif hafızayla birleştirir: “Sırtımızda kambur 2 Temmuz 1993!”

Bu, toplumsal travmanın kalıcı yüküdür.

Şairlerin, Ozanların, Aşıkların Çağrılması: Hallacı Mansur, Pir Sultan, Nesimi

Şair, Sivas’ta yakılan canları yalnız bırakmaz; tarih boyunca yakılan, derisi yüzülen, asılan tüm hakikat erenlerini çağırır.

Bunlar:

➡️ Hallacı Mansur – “Enel Hak” diyen hakikat sesi
➡️ Pir Sultan Abdal – zulme karşı direniş
➡️ Seyyid Nesimi – derisi yüzülerek öldürülen hakikat şairi
➡️ Ruhi Su, Mahzuni, Veysel, Altıok, Aysan… – Anadolu’nun vicdanı

Bu çağrı, şiiri bir tarihsel zincire bağlar: Sivas yalnız değildir; Maraş, Çorum, Dersim ile aynı çizginin devamıdır.

Bu bölüm, kolektif acının sürekliliğini gösterir.

Çocukların Konuşması: Menekşe ve Koray

Şiirin en sarsıcı bölümlerinden biri.

Menekşe Kaya (14) ve Koray Kaya (12), Madımak’ta yanarak ölen iki kardeştir.

Şair onları:

➡️ “Tek bir saz çalan, tek bir beden” olarak betimler.
➡️ Bu birlik, hem kardeşlik hem de Alevi kültürünün sazla bütünleşmiş ruhudur.

Çocukların sözleri:

➡️ “Annemizi özledik: Kucağını!”
➡️ “Elimizdeki ekmek de yandı!”
➡️ “Çocukluğumuz muydu suçumuz?”

Bu bölümde şair en çıplak insanlık sorusunu sorar: “Nerede kaldı insanlık?”

Bu sorunun cevabı yoktur; şair bu soruyu bilinçli olarak cevapsız bırakır.

Ağıtın İçinde Direniş: “İlk kez dalga dalga diriliş gördüm!”

Şair, acıyı yalnızca anlatmaz; acının içinden bir diriliş sezgisi çıkarır.

Bu diriliş:

➡️ Fiziksel değil, etik bir diriliştir.
➡️ "Mazlumların insanlığı yakılmak istenmişti” derken, insanlığın yeniden doğuşunu da ima eder.

Bu, şiirin manifesto niteliğini güçlendirir.

Aşık Veysel Bölümü: Toprak, Madımak ve İnsanlık

Veysel’in dizeleri, şiirin en yoğun sembolik katmanıdır.

➡️ Madımak: Anadolu’nun en sade, en mütevazı bitkisi 
➡️ Toprak: hem yaşam hem ölüm
➡️ Kızılırmak: arınma, akış, tarih

Veysel’in sözleri, katliamı Anadolu’nun vicdanına bağlar:

“Kızılırmak paklayamaz sizleri.”

Bu, suçun büyüklüğünü anlatan bir ahlaki yargıdır.

“Saklambaç” İmgesi: Çocukların Ölümü Bir Oyuna Dönüşür

Bu bölüm, şiirin en çarpıcı metaforlarından biridir.

“Saklambaç oynanıyor sandık.”

Çocuk zihni, ölümün gerçekliğini kavrayamaz; onu bir oyuna benzetir. Ama oyunun ebe’si “çok kurnazdır”: yobazlık.

Bu, masumiyet ile barbarlık arasındaki trajik karşılaşmadır.

Kolektif Koro: “Dildik biz; gül’dük biz; gönüldük biz; öldük biz.”

Bu bölüm, şiirin epik kısmıdır.

➡️ Bir koro konuşur.
➡️ Sesler tekleşir.
➡️ Bu, Madımak’ta ölenlerin ortak sesidir.

“Sağ olsun yakanlar; seyredenler şen!” Bu satır, acının en keskin politik eleştirisidir: Seyredenlerin sorumluluğu.

Pir Sultan’ın Dirilişi: “Pir Sultan ölür dirilir.”

Bu bölüm, şiirin doruk noktasıdır.

Pir Sultan’ın sözleri, katliamı tarihsel bir zulüm döngüsüne bağlar:

➡️ Firavun – Musa
➡️ Şeytan – Hak
➡️ Zalim – Mazlum

“Üçüncü ölmem bu hayın” Bu, Alevi tarihinin bitmeyen zulüm döngüsünü anlatır.

Ama aynı zamanda bir diriliş yeminidir.

Metin Altıok ve Behçet Aysan: Şiirin İçinde Şiir

Bu iki şair, Madımak’ta yaşamını yitiren gerçek şairlerdir.

Onların dizelerinin şiire dahil edilmesi:

➡️ Bir metinlerarası ağıt yaratır.
➡️ Katliamın içinden doğan şiir, bu şiirin içine geri döner.
➡️ Hafıza kendini yeniden üretir.

Bu, şiirin en edebi katmanıdır.

Son Bölüm: Etik Çağrı

Şair, şiiri bir yemin ile bitirir:

“İnsanlık için söz ver ve ant iç.”

Bu, şiirin yalnızca bir ağıt değil, bir toplumsal sorumluluk çağrısı olduğunu gösterir.

“Ben uyandım! Ya siz?” Bu, okura yöneltilmiş bir vicdan sorusudur.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


www.kosektas.net| www.kosektas.com l İletişim: kosektas@kosektas.com

 Son Güncelleme: 2 Temmuz 2026
Hacıbektaşlı halk şairi ve yazar Cemil Gören, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” belgesini almaya hak kazandı. Uzun yıllardır halk şiiri ve kültürel miras alanında çalışmalarını sürdüren Cemil Gören, başarı haberini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Gören paylaşımında, Kültür Bakanlığı’nın açmış olduğu sınavı başarıyla tamamladığını belirterek, bu mutluluğunu dostlarıyla paylaşmaktan onur duyduğunu ifade etti.
26.05.2026
19 Mayıs, bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesinin tarihsel simgesidir. Ancak bu günün taşıdığı anlam, yalnızca geçmişteki bir diriliş anısına değil, bugünün toplumsal ruh hâline de ayna tutar. Çünkü bir ulusun geleceğe bakışı, gençliğine verdiği değerle ölçülür; gençliğin geleceğe bakışı ise içinde yaşadığı toplumun duyarlılık kapasitesiyle. Bugün Türkiye’de 19 Mayıs’ın ruhunu zayıflatan en önemli sorunlardan biri, giderek yaygınlaşan toplumsal duyarsızlıktır. Bu duyarsızlık, kendiliğinden ortaya çıkmış bir hâl değildir; uzun yıllar boyunca çeşitli kültürel, siyasal ve sosyal mekanizmalarla üretilmiş, beslenmiş ve normalleştirilmiştir
19.05.2026
Sosyal medya platformlarında Almanya’daki yaşam üzerine yapılan değerlendirmeler büyük ölçüde öznel niteliktedir ve bireysel beklentilere, değer yargılarına, sınıfsal konumlara ve kültürel referans çerçevelerine göre belirgin biçimde değişkenlik gösterir. Dijital ortamda dolaşıma giren röportaj ve yorumlar, çoğu zaman kişisel deneyimlerin genelleştirilmesi, bağlamdan kopuk karşılaştırmalar yapılması ya da duygusal tepkilerin “gerçeklik” olarak sunulması gibi eğilimler nedeniyle analitik bir derinlikten yoksundur. Bu nedenle, sosyal medyada üretilen söylemler, Almanya’daki yaşamın bütüncül bir resmini sunmaktan ziyade, bireysel algıların ve toplumsal konumlanışların bir yansıması olarak değerlendirilmelidir.
25.02.2026
Kitaplar, hayatınızı zenginleştirir, yaratıcılığınızı geliştirirler! Kitaplar, iyi günlerde coşkunuzu artırır, zor günlerde size umut aşılarlar! Kitaplar, karanlık günlerde adeta bir fener görevi görürler, yolunuzu aydınlatırlar! Okumak ve yazmak, sadece başkalarıyla iletişim kurmanızın bir yolu değil, aynı zamanda kendinizi geliştirmenin de bir yoludur. Merak, ona bağlı olarak da bilgi arayışı, yalnızca yaşama dair bakış açınızı genişletmekle kalmaz, aynı zamanda, iyi zamanlarınızda coşku, zor zamanlarınızda yaşama tutunmanızı sağlar! Hayatınız boyunca okuma açlığınızı gidereceğine inandığınız kitaplardan satın alın! Çünkü kitap satın almak; size umut verir, sizi mutlu eder, enerjinizi harekete geçirir, çocuklarınıza miras bırakabileceğiniz bir kütüphane oluşturmanızı sağlar.
19.02.2025
Narcissus ve Goldmund


Mariabronn Manastırı

Narcissus ve Goldmund
Hermann Hesse

Alman yazar Hermann Hesse tarafından yazılmış olan "Narcissus ve Goldmund", iki zıt karakter aracılığıyla, insan doğasının ikiliğini araştıran felsefi bir roman.

Hikaye Orta Çağ Almanya'sında geçiyor ve zıt kişiliklere sahip iki arkadaşın etrafında dönüyor. Narkissos, manastırda kapalı, disiplin ve düzen dolu bir yaşamı seçen bir entelektüel, Goldmund ise dünyayı keşfetmek için manastırdan ayrılan, tutkulu ve meraklı, özgürlüğü seven bir birey.

Roman, ikisinin Mariabronn Manastırı'ndaki buluşmasıyla başlıyor, acemi bir keşiş olan Narcissus, Goldmund'u kanatları altına alıyor. Narcissus münzevi hayatından memnunken, Goldmund çok geçmeden manastırdan ayrılıyor, macera dolu bir yolculuğa çıkıyor.

Goldmund'un yolculuğu romantik, şehvetli ve zahmetli geçmesiyle dikkat çekiyor, sevinçleri, zorlukları, sevgiyi ve kaybı yaşıyor, sonunda hayatın kasvetli ve şehvetli yönlerini kucaklayabilen bir gezgin kimliğine kavuşuyor. Goldmund'un yolculuğu boyunca sürdüğü hayat, insan doğasının ikiliğini yansıtan keskin zıtlıkları içeriyor.

"Narcissus ve Goldmund" sadece iki arkadaşın hikayesini değil; derin felsefi ve psikolojik temaları da derinlemesine inceliyor. Roman, hayatın ikilemini araştırıyor: Apolloncu anlayış (düzen, disiplin ve zeka) Narkissos tarafından temsil ediliyor, Dionysosçu anlayış (aşk, merak ve tutku) Goldmund tarafından. Roman aynı zamanda, ruhsal ile fiziksel, bilinçli ile bilinçsiz, zihin ile beden, sonlu ile sonsuz arasındaki gerilimi de inceliyor.

Sonunda Goldmund, yıllarca dolaştıktan sonra, manastıra geri dönüyor ve orada ölüyor. Narcissus, zıt yaşam anlayışına sahip olmuş olmalarına rağmen, paylaştıkları derin bağın farkına varıyor ve Goldmund’u vakitsiz kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyor.

 
Hermann Hesse'nin "Narcissus ve Goldmund" adlı kitabının Türkçe, Almanca ve İngilizce PDF sürümleri burada:

Türkçe  DeutschEnglish
TıklaKlickeClick




Bilgi: Bu sütuna aktarılmış bilgiler, Britannica sayfası aracılığıyla edinilmiş bilgilerdir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası