• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter

Anasayfa

www.kosektas.net


Videoyu başlattıktan sonra sağ üst köşede görünen “Ayarlar” düğmesine tıklayarak Türkçe altyazıyı etkinleştirebilirsiniz. Altyazıyı rahat okuyabilmek için video ekranını büyütmenizi öneririz.
kosektas.net

Video l Naomi Klein ile Astra Taylor, yeni kitapları
“Kıyamet Çağı Faşizmi ve Yaşayan Dünya İçin Mücadele”nin temalarını tartışıyor!

KIYAMET ÇAĞI FAŞİZMİ

Kitap, iklim krizi, ekonomik eşitsizlik ve yükselen aşırı sağ arasındaki ilişkiyi inceleyerek "Kıyamet Faşizmi" kavramını ortaya koyuyor. Yazarlara göre bazı güç odakları krizleri çözmek yerine, yalnızca kendilerini korumaya odaklanıyor.

Teknoloji milyarderlerinin özel adalar veya Mars projeleri gibi fikirleri de bu kaçış anlayışının örnekleri olarak ele alınıyor. Ayrıca iklim krizinin demokrasi ve toplumsal adaletle bağlantısı vurgulanıyor.

Kitap, şu soruyu soruyor: Geleceğin krizleri karşısında dayanışma mı kazanacak, yoksa herkes kendi kurtuluşunun peşine mi düşecek?

End Times Fascism, bu sorular üzerinden günümüz dünyasını sorgulayan düşündürücü bir eser olarak öne çıkıyor.

NAOMI KLEIN & ASTRA TAYLOR

Kitap İnceleme: End Times Fascism: And the Fight for the Living World l Kıyamet Çağı Faşizmi: Yaşayan Dünya İçin Mücadele l 21.09.2026

Naomi Klein ve Astra Taylor'ın birlikte kaleme aldığı End Times Fascism: And the Fight for the Living World, günümüz siyasetini, iklim krizini ve teknoloji elitlerinin yükselişini ortak bir çerçevede değerlendirmeye çalışan iddialı bir politik analiz kitabıdır. Yazarlar, dünyanın karşı karşıya bulunduğu krizlerin yalnızca yönetilmeye çalışılmadığını, aynı zamanda bazı güç odakları tarafından fırsata dönüştürüldüğünü savunmaktadır. Kitabın yayıncı tanıtımına göre eser, aşırı sağın yeni biçimlerini iklim krizi, yapay zekâ ve küresel eşitsizliklerle ilişkilendirerek açıklamayı amaçlamaktadır.

Kitabın Temel Tezi

Klein ve Taylor'ın ortaya attığı "End Times Fascism" (Kıyamet Çağı Faşizmi) kavramı, iklim felaketleri, toplumsal çöküş korkusu ve ekonomik eşitsizlikler karşısında dayanışma yerine ayrışmayı tercih eden yeni bir siyasal zihniyeti tanımlamaktadır. Yazarlara göre teknoloji milyarderleri, dini kıyametçi hareketler ve aşırı milliyetçi akımlar farklı ideolojik kökenlerden gelseler de ortak bir noktada buluşmaktadır: ortak bir gelecek inşa etmek yerine kendi kurtuluşlarını güvence altına almak. Bu yaklaşım, yazarların ifadesiyle "dünyayı yaşanmaz hâle getirirken sonuçlarından korunmaya çalışan" yeni bir elit anlayışını temsil etmektedir.

İklim Krizi ve Ayrıcalıklı Kaçış Senaryoları

Kitapta dikkat çekilen önemli temalardan biri, bazı teknoloji ve sermaye çevrelerinin iklim krizine yönelik yaklaşımlarıdır. Yazarlar, özel adalar, korunaklı yerleşimler, Mars kolonisi projeleri ve çeşitli "kaçış" senaryolarını yalnızca teknolojik hayal gücünün ürünü olarak değil, ortak kamusal çözümlerden uzaklaşmanın sembolleri olarak yorumlamaktadır. Kitabın resmi tanıtımında da süper zenginlerin özel adalara çekilmesi, Mars projeleri veya "sığınak" kültürü bu yeni hayatta kalma ideolojisinin örnekleri olarak gösterilmektedir.

Faşizmin Yeni Biçimleri Üzerine Bir Tartışma

Yazarlar, günümüzde yükselen aşırı sağ hareketlerin yalnızca 20. yüzyıl faşizminin tekrarı olmadığını öne sürmektedir. Democracy Now! söyleşisinde Naomi Klein, günümüzün durumunu tarihin birebir tekrarından ziyade bir "devam filmi" olarak nitelendirir; ona göre dehumanizasyon (insanlıktan çıkarna), dışlama ve üstünlükçü hiyerarşi mantıkları bu kez küresel iklim ve varoluş krizleri bağlamında yeniden ortaya çıkmaktadır. 

Kitabın yayımlanan ilk bölümünde de yazarlar, faşizmin tarihsel olarak yalnızca Avrupa'nın geçmişine ait bir istisna olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu ileri sürmekte ve günümüz koşullarında otoriterliğin yeniden yükselişini açıklayacak daha geniş bir tarihsel çerçeve önermektedirler. 

Kitabın en güçlü yanı, ilk bakışta birbirinden bağımsız görünen birçok olguyu aynı analiz içinde bir araya getirebilmesidir. İklim değişikliği, yapay zekâ, teknoloji oligarkları, göç politikaları, ekonomik eşitsizlik ve popülist milliyetçilik arasındaki bağlantılar, okuyucuyu daha geniş bir tarihsel tablo üzerine düşünmeye teşvik etmektedir.

The Guardian'daki değerlendirmede Daniel Trilling de kitabın en önemli başarısının, günümüzün radikal sağ hareketlerini iklim kriziyle ilişkilendirerek açıklayan "cesur ve açıklayıcı bir müdahale" sunması olduğunu belirtmektedir. İncelemeye göre kitap, günümüz reaksiyoner siyasetinin çevresel kriz karşısında "ortak çözüm" yerine "korunaklı ayrıcalık" siyaseti ürettiğini savunmaktadır. 

Ayrıca eser, yoğun akademik dile başvurmadan karmaşık siyasi süreçleri açıklamaya çalışmaktadır. Bu durum kitabı hem araştırmacılar hem de genel okuyucular için erişilebilir hâle getirmektedir.

Bununla birlikte kitap tartışmalı yönler de taşımaktadır. Bazı okuyucular, teknoloji sektörü, milyarder girişimciler ve aşırı sağ hareketler arasında kurulan bağların zaman zaman fazla geniş genellemelere dayandığını düşünebilir. Eser açık biçimde politik bir pozisyon almakta ve tarafsız bir akademik analizden çok müdahil bir entelektüel manifesto görünümü sunmaktadır.

Bu nedenle kitap, yalnızca bilgi veren bir siyaset incelemesi değil, aynı zamanda okuyucuyu belirli bir politik ve etik tutuma davet eden bir çağrı metni olarak da okunabilir.

End Times Fascism, çağımızın en önemli meselelerinden bazılarını aynı tartışma çerçevesine yerleştirmeye çalışan dikkat çekici bir çalışma. Naomi Klein ve Astra Taylor, iklim krizini yalnızca çevresel bir sorun olarak değil, demokrasi, teknoloji, eşitlik ve insanlığın ortak geleceğiyle doğrudan bağlantılı bir kriz olarak ele alıyorlar. Kitabın temel sorusu oldukça açık:

Krizlerle şekillenen bir geleceğe doğru ilerlerken birbirimizden koparak mı yaşayacağız, yoksa ortak kader fikri etrafında yeni dayanışma biçimleri mi geliştireceğiz?

Yazarların cevabı açıktır: İnsanlığın karşı karşıya olduğu sorunlar bireysel kaçışlarla değil, kolektif çözümlerle aşılabilir. Bu nedenle End Times Fascism, yalnızca bir teşhis kitabı değil, aynı zamanda politik ve ahlaki bir çağrı niteliği taşımaktadır. 

Kaynaklar

Kitap İnceleme: End Times Fascism: And the Fight for the Living World l Kıyamet Çağı Faşizmi: Yaşayan Dünya İçin Mücadele l 21.09.2026


Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


www.kosektas.net| www.kosektas.com l İletişim: kosektas@kosektas.com

 Son Güncelleme: 21 Eylül 2026
Hacıbektaşlı halk şairi ve yazar Cemil Gören, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” belgesini almaya hak kazandı. Uzun yıllardır halk şiiri ve kültürel miras alanında çalışmalarını sürdüren Cemil Gören, başarı haberini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu. Gören paylaşımında, Kültür Bakanlığı’nın açmış olduğu sınavı başarıyla tamamladığını belirterek, bu mutluluğunu dostlarıyla paylaşmaktan onur duyduğunu ifade etti.
26.05.2026
19 Mayıs, bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesinin tarihsel simgesidir. Ancak bu günün taşıdığı anlam, yalnızca geçmişteki bir diriliş anısına değil, bugünün toplumsal ruh hâline de ayna tutar. Çünkü bir ulusun geleceğe bakışı, gençliğine verdiği değerle ölçülür; gençliğin geleceğe bakışı ise içinde yaşadığı toplumun duyarlılık kapasitesiyle. Bugün Türkiye’de 19 Mayıs’ın ruhunu zayıflatan en önemli sorunlardan biri, giderek yaygınlaşan toplumsal duyarsızlıktır. Bu duyarsızlık, kendiliğinden ortaya çıkmış bir hâl değildir; uzun yıllar boyunca çeşitli kültürel, siyasal ve sosyal mekanizmalarla üretilmiş, beslenmiş ve normalleştirilmiştir
19.05.2026
Sosyal medya platformlarında Almanya’daki yaşam üzerine yapılan değerlendirmeler büyük ölçüde öznel niteliktedir ve bireysel beklentilere, değer yargılarına, sınıfsal konumlara ve kültürel referans çerçevelerine göre belirgin biçimde değişkenlik gösterir. Dijital ortamda dolaşıma giren röportaj ve yorumlar, çoğu zaman kişisel deneyimlerin genelleştirilmesi, bağlamdan kopuk karşılaştırmalar yapılması ya da duygusal tepkilerin “gerçeklik” olarak sunulması gibi eğilimler nedeniyle analitik bir derinlikten yoksundur. Bu nedenle, sosyal medyada üretilen söylemler, Almanya’daki yaşamın bütüncül bir resmini sunmaktan ziyade, bireysel algıların ve toplumsal konumlanışların bir yansıması olarak değerlendirilmelidir.
25.02.2026
Kitaplar, hayatınızı zenginleştirir, yaratıcılığınızı geliştirirler! Kitaplar, iyi günlerde coşkunuzu artırır, zor günlerde size umut aşılarlar! Kitaplar, karanlık günlerde adeta bir fener görevi görürler, yolunuzu aydınlatırlar! Okumak ve yazmak, sadece başkalarıyla iletişim kurmanızın bir yolu değil, aynı zamanda kendinizi geliştirmenin de bir yoludur. Merak, ona bağlı olarak da bilgi arayışı, yalnızca yaşama dair bakış açınızı genişletmekle kalmaz, aynı zamanda, iyi zamanlarınızda coşku, zor zamanlarınızda yaşama tutunmanızı sağlar! Hayatınız boyunca okuma açlığınızı gidereceğine inandığınız kitaplardan satın alın! Çünkü kitap satın almak; size umut verir, sizi mutlu eder, enerjinizi harekete geçirir, çocuklarınıza miras bırakabileceğiniz bir kütüphane oluşturmanızı sağlar.
19.02.2025
Elif Eralp

Herkes için bir Berlin hayal ediyorum” sloganıyla öne çıkan Elif Eralp, Sol Parti’nin Berlin’de yükselen ve geniş kitlelere ulaşan siyasetçilerinden biri. 1981’de Münih’te doğan Eralp’in ailesi, 1980 darbesi sonrası Türkiye’den ayrılarak Almanya’ya yerleşti. Dortmund ve Hamburg’da büyüyen Eralp, hukuk eğitimi aldı ve adliyede stajını tamamladı.

2017’de Sol Parti’ye katıldı ve göçmen kökenli insanların sesini duyurmak amacıyla “Migrantische Linke/Links Kanax” adlı çalışma grubunu kurdu. Kısa süre içinde Berlin Eyalet Parlamentosu’na girerek parti içinde etkisini artırdı. 2025’te Berlin Sol Partisi’nin başkan yardımcısı oldu; 2026 seçimleri için de baş aday gösterildi.

Berlin seçimlerinde Sol Parti, tarihinin en güçlü sonuçlarından birini alarak oyların %25,7’sini elde etti. Bu sonuç, Elif Eralp’i Berlin’in en etkili siyasi figürlerinden biri hâline getirdi ve onu belediye başkanlığı için ciddi bir aday konumuna taşıdı. Parti, bu başarıyla birlikte Berlin siyasetinde belirleyici bir rol üstlenme fırsatı yakaladı.

Eralp, göreve gelmesi hâlinde özellikle şu konulara odaklanacağını vurguluyor:

  • Kira kriziyle mücadele: Berlin’in en büyük sosyal sorunu olarak gördüğü kira artışlarının düzenlenmesi ve daha fazla sosyal konut inşa edilmesi.

  • Toplu konut politikaları: Büyük konut şirketlerinin kamusal denetime açılması ve kamulaştırma tartışmalarının sürdürülmesi.

  • Ulaşımın erişilebilirliği: Otobüs ve metro ücretlerinin düşürülmesi, toplu taşımanın daha uygun hâle getirilmesi.

  • Toplumsal kapsayıcılık: Göçmenlerin, mültecilerin ve farklı kültürel toplulukların şehir yaşamında daha görünür ve eşit bir konuma gelmesi.

Son yıllarda üye sayısını 7.000’den 19.000’e çıkaran Sol Parti’nin bu ivmesini sürdürebilmesi için Eralp’in, olası koalisyon görüşmelerinde tabanını zor kararlar konusunda ikna etmesi gerekecek.

Sonntagsblatt