Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam189
Toplam Ziyaret830775
Zeynep Uçar

Resim (*)

Zeynep Uçar’ın Muhtar Vekilliği
Seferberlik Yıllarında Kadın Emeği

Emperyalist işgale karşı ülkenin tüm güç ve kaynaklarının seferber edildiği yıllarda, Köşektaş Köyü’nde Zeynep Uçar bir süre muhtar vekilliği görevini üstlenmiştir¹. Bu görevlendirmenin hemen ardından ilan edilen genel seferberlik kapsamında, muhtar vekili olarak Zeynep Uçar, cepheye çağrılan yükümlülere Ulukışla’ya kadar eşlik etmiş; onların birliklerine güvenli biçimde ulaşmalarını sağlamıştır. Köşektaş’a Sarılar’dan gelen Zeynep Uçar, Hasan Hüseyin Uçar’ın babaannesidir².

Küçük yaşta yetim kalan Ahmet Çavuş (Uçar), Zeynep Uçar tarafından büyütülmüş; böylece aile içi dayanışmanın ve kadın emeğinin kuşaklar arası aktarımında önemli bir rol üstlenmiştir³.

Savaş, Yokluk ve Milli Mücadele Yılları; Kadınların Kamusal Alana Çıkışı

Ülkenin varoluş mücadelesi verdiği bu dönemde, erkek nüfusun büyük bölümü cepheye gitmiş; bu durum yerleşim birimlerinde idari boşlukların oluşmasına yol açmıştır. Bu boşluk çoğu zaman kadınlar tarafından doldurulmuş, ancak kadınların bu süreçteki katkıları ne resmi kayıtlara ne de toplumsal hafızaya yeterince yansımıştır.

Ayrıca, Milli Mücadele yıllarında kırsal bölgelerde kadınların kamusal görevler üstlenmesi son derece nadirdir. Kadınlar çoğunlukla ev içi sorumluluklar, yaşlı ve çocuk bakımı, tarımsal üretimin devamı ve geride kalanların ihtiyaçlarının karşılanmasıyla meşgul olurken; idari bir görevi üstlenmek ise istisnai bir durumdur.

Savaşın kırsal bölgelerdeki kadınları, cepheye yiyecek-mühimmat taşıyan, cephe gerisini ayakta tutan, erkeklerin yokluğunda tarlaları işleyip evlerini savunan kahramanlar olarak tasvir edilir⁴.

Zeynep Uçar’ın muhtar vekilliği, bu açıdan bakıldığında, savaş yıllarında kadınların üstlendiği sorumluluğun somut ve değerli bir örneğidir.

Cepheye Giden Yükümlülere Eşlik Etmesi: Sıradan Bir Görev Değil

Zeynep Uçar’ın yükümlülere Ulukışla’ya kadar eşlik etmesi, dönemin koşulları göz önüne alındığında olağanüstü bir cesaret örneğidir. Yolculuklar güvenli değildir; ulaşım imkânları sınırlıdır; kadınların tek başına uzun mesafe yolculuk yapması alışılmış bir durum değildir. Ortam gergin, belirsiz ve tehlikelidir⁵.

Bu nedenle Zeynep Uçar’ın böylesi riskli ve özveri gerektiren bir görevi üstlenmiş olması, yalnızca bireysel cesaretin değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal sorumluluk bilincinin de göstergesidir.

Toplumsal Hafızada Kadınların Yeri

Zeynep Uçar’ın hikâyesi, köy tarihinin çoğu zaman gölgede kalan kadın unsurunu görünür kılar. Bu tür anlatılar, yalnızca bireysel bir hatırayı değil; kadınların savaş yıllarında taşıdığı yükü, toplumsal dayanışmayı ve kadın emeğinin tarihsel sürekliliğini de ortaya koyar. Bugünden bakıldığında, onun üstlendiği sorumluluk, kadınların tarih boyunca çoğu zaman görünmez kılınan kahramanlıklarının bir yansımasıdır. Yaptıkları resmi belgelere geçmemiş olsa da köyün hafızasında ve aile anlatılarında yaşamaya devam etmektedir. Bu nedenle Zeynep Uçar’ın hikâyesi, yalnızca bir aile anlatısı değil; Köşektaş’ın toplumsal belleğinde yer alması gereken tarihsel bir tanıklıktır.

Resim (*): Zeynep Uçar’ın fotoğrafına ulaşamadığımız için metni telif hakkı bulunmayan yukarıdaki resimle yayımlamayı uygun gördük.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Dipnotlar

1. Celalettin Ölgün, sözlü aktarım, 2024.
2. Bülent Uçar, aile anlatısı, 2025.
3. Leyla Uçar Bayazıt, aile bilgisi, 2025.
4. Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler, (Bilgi Yayınevi). Turgut Özakman, Milli Mücadele dönemindeki kırsal kesim kadınlarının cephe gerisindeki fedakârlıklarını “Şu Çılgın Türkler” adlı kitabının büyük bölümünde anlatır.

İsteyen kitabın PDF sürümüne buradan ulaşabilir.

5. Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, Savaş ve Seferberlik Bölümleri.

Taşlama Şiirler - Celalettin Ölgün

TAŞLAMA ÖZELLİĞİNDEKİ ŞİİRLER

Celalettin ÖLGÜN


Köyümüz halkı, ince eleştiri ve iğneleyici sözleri yerli yerinde kullanmada çok ustadır. Bu dalda en ünlü Topal Hüsne’nin (Çöl) çeşitli konularda söylediği taşlamalar, yakıştırmalar birer dörtlük te olsa, aradan uzun yıllar geçmesine karşın canlılığını korumaktadır. Bundan başka taşlama özelliği taşımasa da pek çok insanımız o gün yaşadığı olayı duygulu bir biçimde söyleyerek bu güne değin ulaşmasını sağlamıştır.

TOPAL HÜSNE (ÇÖL), Velav’ın eşi ve teyze kızıdır. Hüsne’nin bu güne ulaşan taşlamaları anlatım içeriği bakımından çok zengindir.

Kendisi için komşusu Döne’yi de katarak:

     Döne yüzünkuylu sürer zırığı
     Kıyıbirden getiremez boruğu
     İyi olsaydık kele Döne, alan olurdu
     Senininen benim gibi buruğu

     Zırık: Erkek eşek
     Boruk: Bir tür çalı, diken
     Buruk: Topal,
     Kıyıbir: Kayaltı ile Kızılağıl köyleri arasında bir yer
     Yüzükoyun: İniş aşağı

Döne’nin ekmek umması üzerine:

     Kele Döne bu kirmenin aslı ne
     Kürtoğlu derler de senin nesline
     Biliyom Döne ekmek istiyon
     Dezem oğlu gölge olmuyor üstüme

     Deze :Teyze

Kızı Topal Hacer’in buyur edildikleri Kayaltı Köyündeki düğüne gidişi ile ilgili:

     Davulun sesi de gelir yıraktan
     Astap geldi Avuç’unan Baraktan
     Daha ne duruyon Topal Hüsne
     Hacer kızın yatamıyo(r) meraktan

     Yırak: Irak, uzak
     Astap: Esvap, giysi
     Buyur etme: Davet etme, çağrılma

Kocası Velav’ın çobanlık yaptığı Cağşak köyünde bir kadına vurulması, ona  bahçenin tüm sebzelerini götürmesi üzerine:

     Velav’ın götünde bozuk bir Livar
     Çağşak’a yaradı bu sene ki hıyar
     Sana diyom sana Memmet Ağası
     Yaşı kırk oldu da çobanını ever

     Livar: Rovölver marka tabanca

Kocasına, iyi gün göstermediği için dertlenişi:

     Neynedim de tandırımı suladım
     Kötü kaderimi bu yıl sınadım
     İlahi Velav da gözün kör olsun
     Tavuk gibi tarlalarda tünedim.

Hasta olan koyunu için:

     Koyunumun anası var
     Yamızında alası var
     Kınamayın komşular
     Bu koyunun ölesi var

     Yamız: Sırt bölgesi

Komşusu Menevşe’den kocasını kıskanması üzerine:

     Tevir tevir şapkasının nakışı
     Öküzleri de çıkamıyo yokuşu
     İçin için korkuyom yarimden
     Öldürecek Menevşe’nin bakışı

     Tevir: Çeşitli
     Menevşe: Menekşe Ateş. Süleyman Ateş’in ebesi


Komşusu Duran’nın hasetliği ile igili

     Kapısını kaldırmadım aradan
     Havasını alamamış biti karadan
     Felek bizi komşu etme Duran’a
     Yıldan yıla kayıp olur sıladan

     Biti kara: Karacalı, ala
     Felek: Talih, kısmet

Topal Hüsne’ye ekin yolma ödüncü eden eltisi Selver’in hastalandım bahanesiyle tarlada akşama değin yatması üzerine:

     Doğrul Selver doğrul, ekin kurtuldu.
     Topal dizim çarık gibi sürtüldü
     Ekin kurtuldu, haberin olsun
     İçinde bir tutam teberiğin olsun

     Ekin kurtulması: İşin bitmesi
     Teberik: Numune, örnek
     Selver: Selver Çöl, Ayrancı’nın karısı. Ölümü: 1980.



Yorumlar - Yorum Yaz
Nazmi Ceyhan

Fotograf (*)

Nazmi Ceyhan’dı köyümüzün neşesi; taklitsizdi, kendine özgüydü süksesi.

kosektas.net


Nazmi Ceyhan, kendine has hareketleri, tasarımları, hayalleri, takındığı takı ve tavırlarıyla köyümüzün özgün bir çehresiydi.

Kasılarak yürürdü; özentisinde hayli aşırıya kaçar, ortamı müsait bulduğunda zihninde tasarladığı tüm tasavvurları coşkulu bir şekilde tersim ederdi.

Çoğu zaman takındığı tavırla karşısındakilere şiddetli bir zenginlik, asla ulaşılamaz bir üstünlük taslardı. Kimi zaman İranlı bir petrol kralı, kimi zaman Orta Doğulu bir silah tüccarı, kimi zaman da Sicilyalı bir mafya babası rolüne bürünürdü.

Gemi ve uçak filoları tüm dünyaya silah, gıda ve petrol nakliyatı yapardı. Aslında tuttuğu her iş tıkırında gider, hafsalanın almayacağı ölçüde kazanç sağlardı. Sevgililerinin ve metreslerinin sayısını, servetinin miktarını ne başkaları, ne hizmetkârları ne de kendisi bilirdi.

Ancak gelin görün ki söz dinlemeyen, ipe sapa gelmeyen, bildiğinden dönmeyen, kime çektiği bilinmeyen, son derece ölçüsüz yaşayan bir oğlu vardı. İşte o oğlu ki, nesi var nesi yok har vurur harman savururdu. Bu yüzdendir ki kimi zaman beş kuruşa muhtaç olurdu.

Gönül isterdi ki köyümüzün on özgün farklılık heveskârı daha olsaydı. Kuşkusuz o zaman köyümüzün sosyal dokusu daha renkli olurdu. Çünkü toplum farklılıklarla zenginleşir; renkli çehreler ise bu farklılığın olmazsa olmaz temsilcileridir.

Hacıbektaş Huzurevi’nde bugün -3 Şubat 2026, Salı- vefat ettiğini öğrendiğimiz Nazmi Ceyhan’ı derin bir saygıyla anıyoruz. Onun sessiz tevazusu, hayata bakışındaki dinginlik ve hayatı boyunca taşıdığı özgünlük, onu tanıyan herkesin hafızasında silinmez bir iz bıraktı. Ardında bıraktığı hatıralar, onu tanıyan kuşağın gönlünde yaşamaya devam edecek.

Fotograf (*): Nazmi Ceyhan’ın yukarıdaki görüntüsünün kime ait olduğunu bilmiyoruz. Ancak onu kadraja alan kişinin hoşgörüsüne sığınarak ve bu karede onun varlığından geriye kalan ışığın saklı olduğuna inanarak, bu fotografı Nazmi Ceyhan’ı anlatan metinle birlikte paylaşıyoruz.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası l 3 Şubat 2026, Salı