Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam81
Toplam Ziyaret537337
Köşektaş Albümü
Köşektaş'ın Sol Köşesi

Köşektaş ve çevresi,

Açık hava müzesi,
Dilden dile dolaşır,
Özgündür efsanesi.

Bölgesinin en yeşil ve en güzel köyü Köşektaş ve yöresinden görüntüler.

Mayıs 2007

Necdet Cengiz Şen

Necdet Cengiz Şen'in Mayıs 2007'de çekmiş olduğu Köşektaş fotografları.

Bu güzel fotografları bize göndererek Köşektaş'tan ayrı kalmış olmanın vermiş olduğu hasret ile yanıp tutuşan gönüllerin hasretlerini bir nebze olsun gideren Necdet Cengiz Şen'e çok teşekkür ederiz!

kosektas.net

Celalettin Ölgün

Celalettin Ölgün

Celalettin Ölgün (Celal Hoca) - Emekli Öğretmen. Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası bilgi ve belge destekçisi. 1969-70 dönemi Kırşehir İlköğretmen Okulu mezunu. 1970-75 Tunceli de, 1975-81 Avanos’un Çalış kasabasında, 1981-83 Köşektaş, 1981-1996 yıllarında Manisa Turgutlu merkezde öğretmen olarak çalıştı. 1996 yılında emekliye ayrıldı. Celalettin Ölgün, Köşektaş’ta altına bakmadık taş bırakmamış, Köşektaş ve insanına ait ne varsa hepsini günışığına çıkartarak yazıya yansıtmıştır. Halen Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşamakta ve gönüllü olarak; öğretici, tanıtıcı, sportif, sosyal ve kültürel faaliyet ve etkinlikler düzenleyen ve gerçekleştiren Turgutlu Kamp ve İzcilik Derneği’nin başkanlığını yürütmektedir. 


    ♣ Köşektaş köyü ve insanına yönelik  çalışmalarından bazıları

Köşektaş Köyünün Kuruluşu

Köşektaş Kayası

Kadın Oyunları

 Taşlama Şiirler

  Halk Dili

 Halk Tıbbı

   

Lütfen dikkat!

Bu sitede yayınlanan kaynakların her hakkı saklıdır. Kopya edilerek çoğaltılamaz, başka bir sitede yayınlanamaz!

kosektas.net

 

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz


Bir Bahar Önü

Elli, altmış yıl öncesinden
bir bahar önü.

Hüseyin Seyfi

Uzun geçen kış mevsiminin sonunda, hasretle beklenen bahar, köyde yüzünü gösterdi. Güneş çıktı. Üşüyen toprak biraz ısındı. Toprağın üstünde üç aydan beri bekleyen kar erimeye başladı. Kar eridikçe toprağın üstü açıldı, toprağın ıslaklığı geçti ve eriyen karın altından önce kardelenler, sonra sarı çiğdemler toprak üstüne çıktı.

Kış boyu ahırlarda hapis olmuş tavuklar, inekler, atlar, öküzler, danalar, koyunlar, kuzular dışarı çıkarak açık havanın tadını aldılar. Çocuklar çiğdem toplamak üzere donu çözülmüş kırlara koştular. Güneşin ısıttığı ve ıslaklığını aldığı yol üstündeki küçük toprak yığınlarının içinden çıkan ve arka arkaya dizilen karıncalar baharın yaklaştığının habercisi oldu.

Kuzey yamaçlarda henüz erimeyen kar, gümüş rengini alırken, güneş, arkasına koyu bir kızıllık bıraktıktan sonra kayboldu. Geride kalan, ayaza dönen esinti ile ocaklardan, tandırlardan çıkan koyu dumandı.

Akşam karanlığı ile herkes evine çekildi. Sokaklar ıssızlaştı. Dışarıda, çöplük başlarında siftinen birkaç uyuz zağar ve duvar başlarında oynaşan kedilerin yanında, ahıra girmeyen çelimsiz, yaşlı bir at kaldı.

Gün batımından bir süre geçtikten sonra, gökyüzünün kızıllıkları da kayboldu. Ay, tüm güzelliğini gururla sergiledi. Gecenin bulutlarını sürükleyen serin bir esinti devam etti. Kümeleşen bulut, Ay’ı gölgeledi. Ay’ın parlaklığı silindi. Yeryüzü karardı.

Akşam eve dönmeyen ineği kurt yemesin diye Akif Hoca’ya, kurt duası okutuldu, dua esnasında kemik saplı bıçağın ağzı üç defa açılıp kapatıldı ve kurt ağzı bağlandı.

Kış süresince, kuru tahıl ve una dayalı yiyeceklerle beslenen insanlar, kırlarda, tarlalarda yeşilliğin görünmesi ile birlikte, bildikleri madımak, cırtlık, yemlik, tülü, hardal, kızılcık ve ebegümeci gibi doğada kendiliğinden yetişen, çiğ veya pişirilerek yenebilecek bitkileri toplamak için kadınlar bozkıra dağıldılar. Köyün delikanlıları at arabalarını koşarak, bir kış boyu ahırda kapalı kalan atların hamlarını aldılar.

Uzun süre evlerde kapalı kalan genç erkekler, çamuru yeni kurumuş arazinin üstünde çelik oynamaya, çocuklar bezden yaptıkları toplarla sokak aralarında top oynamaya başladılar…

Yeni çalışmamdan çıkarttığım bir sayfa, Hüseyin Seyfi.