• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam80
Toplam Ziyaret925039
Kitap Tanıtım Köşesi

Shida Bazyar, 2026 Frankfurt Kitap Fuarı’nda ARD, ZDF ve 3 SAT’ın Edebiyat Sahnesi’nde ‘Die Lücken’ adlı romanından okuma yaparken.

Die Lücken
Shida Bazyar

İran kökenli Alman yazar Shida Bazyar, çağdaş Alman edebiyatının öne çıkan isimlerinden biridir. Daha önce sürgün ve göç üzerine yazdığı kitaplarla dikkat çeken yazar, Die Lücken adlı romanında bu temaları Alman tarihinin daha geniş bir bağlamı içerisinde ele almaktadır.¹

2026 yılında yayımlanan Die Lücken, aynı yıl Almanca edebiyatın en saygın ödüllerinden biri olan Deutscher Buchpreis'a layık görülmüştür. Jüri, romanın "bireysel yaşam öyküleri aracılığıyla yaklaşık yüz yıllık çelişkili Alman yaşamını yansıttığını" ve "kayıtsızlığa karşı yazılmış bir roman" olduğunu vurgulamıştır.²

Romanın merkezinde, Hunsrück bölgesindeki kurgusal Heimesbach köyü yer alır. Yayınevinin tanıtımında belirtildiği üzere bu köy, doksan yılı aşkın Alman tarihinin izlerini bünyesinde taşıyan sembolik bir mekân olarak kurgulanmıştır. Eser; Nazi döneminde zulme uğrayan Yahudi ailelerden, savaş sonrasında geçmişle yüzleşmek istemeyen kuşaklara ve daha sonraki yıllarda Almanya'ya sığınan İranlı göçmen ailelere kadar uzanan çok katmanlı bir anlatı kurmaktadır.³

Romanın temel sorularından biri "Heimat" kavramıdır. Jüri değerlendirmesinde de ifade edildiği gibi eser, bir insanın ya da bir topluluğun kendisini bir yere gerçekten ait hissedip hissedemeyeceğini sorgular. Aynı köyde bir zamanlar Yahudilerin yok oluşuna sessiz kalan komşular ile yıllar sonra göçmenlerin kabul edilip edilmeyeceğine karar veren komşular arasında tarihsel bir bağlantı kurulmaktadır.⁴

Eleştirmenlerin dikkat çektiği en önemli özelliklerden biri, romanın Alman tarihindeki boşlukları, suskunlukları ve bastırılmış hatıraları görünür kılmasıdır. SWR Kultur, "sessizlik ve unutmanın bir yerin tarihinde boşluklar bıraktığını, Bazyar'ın ise bu boşlukları hikâyelerle doldurduğunu" belirtmektedir. Bu yönüyle roman yalnızca geçmişi anlatan tarihsel bir anlatı değil; aynı zamanda hatırlamanın, unutmanın ve sorumluluk üstlenmenin ne anlama geldiğini sorgulayan edebi bir çalışma olarak değerlendirilmektedir.⁵

Eserde Nazi dönemi, savaş sonrası suskunluk, yerel hafıza, göç ve aidiyet temaları birbirinden bağımsız hikâyeler olarak değil, aynı tarihin parçaları olarak işlenir. Bu nedenle roman, Alman eleştirisinde sıklıkla bir "Anti-Heimatroman" olarak tanımlanmaktadır. Geçmişin üzerinin örtülüşünü, toplumsal hafızadaki kırılmaları ve yeni gelenlerin bu tarih içerisinde kendilerine yer arayışını birlikte ele alır.⁶

Jürinin ifadesiyle Die Lücken, farklı zaman katmanları arasında dolaşan anlatı yapısı, kurmaca ile tarihsel gerçekliği bir araya getiren kurgusu ve güçlü karakterleri sayesinde okuyucuda uzun süre etkisini sürdüren bir metne dönüşmektedir. Bu nedenle eser yalnızca göç ya da Nazi geçmişi hakkında yazılmış bir roman değil; Almanya'nın kolektif hafızası, tarihsel sorumluluğu ve aidiyet anlayışı üzerine kapsamlı bir edebi sorgulama olarak değerlendirilmektedir.

Dipnotlar

¹ Bazyar, Shida: Die Lücken. Köln: Kiepenheuer & Witsch, 2026; außerdem Die Lücken - Shida Bazyar, Kiepenheuer & Witsch Verlag. 

² „Die Lücken“ ist der Roman des Jahres 2026. In: Deutscher Buchpreis, 05.10.2026; ferner Shida Bazyar erhält den Deutschen Buchpreis 2026 für „Die Lücken“. In: BuchMarkt, 05.10.2026. 

³ Die Lücken, Kiepenheuer & Witsch Verlag. Der Verlag beschreibt den Roman als „literarische Archäologie der Heimat“, die jüdische Familien, NS-Profiteure und iranische Flüchtlingsfamilien in einer gemeinsamen Geschichte zusammenführt. 

⁴ „Die Lücken“ ist der Roman des Jahres 2026. In: Deutscher Buchpreis. Die Jury hebt insbesondere die Verbindung zwischen jüdischer Verfolgung und gegenwärtigen Fragen von Migration und Zugehörigkeit hervor. 

⁵ Die Vergangenheit mitdenken: Shida Bazyar und ihr Roman „Die Lücken“. In: SWR Kultur, 2026. Dort wird betont, dass Schweigen und Vergessen historische Lücken hinterlassen, die der Roman erzählerisch sichtbar macht. 

⁶ Die Lücken. In: Wikipedia; außerdem Deutscher Buchpreis 2026 für Shida Bazyar: Ein Roman gegen die Gleichgültigkeit. In: SWR Kultur. Der Roman wird dort als Anti-Heimatroman und als literarische Auseinandersetzung mit Erinnerung, Verdrängung und Verantwortung beschrieben.

HALK TIBBI - HEKİMLİĞİ 

-KOCAKARI  İLAÇLARI-

HAZIRLAYAN VE SUNAN

Celalettin ÖLGÜN


Doktorun, sağlık kurum ve kuruluşlarının yaygın olmayışı, halkı, sağlığını koruma ve sağaltma konusunda, arayışa itmiştir. Bu gereksinmeden de bugün “Kocakarı ilaçları, kocakarı usulü” dediğimiz, ilaç ve sağaltım yöntemleri doğmuştur. 
Gerçekte kimisinin hiçbir yararının olmayışının yanında birçokları uzun yıllardan beri süregelen ve olumlu sonuçlar gösteren deneyimlerin  ürünüdür. Bugün pek çoğu kullanılmasa da kimi tedavisi olmayan hastalıklarda ya da acil durumlarda tek çıkar yol görülerek kullanılmaktadır.

 

ALLERJİ

Çördükotu ve kekik kaynatılıp içirilir    

ARI –BÖCEK SOKMASI

Çamur sürülür.

ARPACIK (İt dirseği)

Arpacığın çıktığı yer, ısıtılan mendil kaşık sapı gibi  şeyler sürülüp korkutulur. Arpacık çıkan yere ıslatılmış ekmek konu bir köpek eniğinin onu alması sağlanır.

APSE- ŞİŞLİK

Sütle ıslatılmış ekmek sarılarak  şişliğin baş vermesi sağlanır. Süt, yumurta ve un karışımı sarılır.

BALGAM SÖKTÜRME

İğde, süt kaynatılıp içirilir. Her sabah aç karına  taze tereyağı petekli bal karışımı yedirilir.

BEL, SIRT AĞRILARI

Ağrıyan yer sıvanır (Masaj yapılır) sonra  kupa çekilir.

BASUR

Çiriş otu kökü pişirilip basur üzerine sarılır

BASMA-BADEMCİK

Parmak  bastırılarak patlatılır

BAŞ AĞRISI ve ATEŞLENME

Islak bez ya da çiğ patates dilimleri konur. Hocaya  okutulup iplik  bağlatılır.

BAŞKONAĞI (Kepek)

 Beziryağı ile koruk suyu kaynatılıp saç Yıkanır.

BEL, KABURGA KIRIKLARI

(Kırıkçılar yapar) Isıtılarak iyice yumuşatılmış kara sakız ya da yumurta akını sabunla karıştırıp  bez üzerine yayıp kırık yere gelecek biçimde tüm karını saracak biçimde  sarılır.

BÜYÜMEYEN-ONMAYAN BEKLERE

Eşek sütü içirilir.

ÇIBAN-DOLAMA

Pişmiş soğan ya da yumurta akıyla sabun tilesi (rendelenmesi)  karıştırılıp sarılarak çıbanın olgunlaşıp delinmesi sağlanır. Okunmuş tereyağı sürülür.

DİŞ AĞRISI

Yaş söğüt kabuğu  ısıtılıp  çıkan suyu ağrıyan yere pamukla konur. Mercimek, nohut ağızda tutulur. Ağrıyan diş üzerine karanfil tohumu ya da çetene yaprağı  konur.

EKZAMA-DERMA

Güvezi (Kopya) kalem ya da mürekkeple yazılır. Ocaklara okutulur üzerine tükürtülür.

EZİK- BURKULMA

Çiğ et ya da yeni kesilmiş  kuyruk kapağı (koyun kuyruğu derisi)  sarılır. Öküzgözü otu çiçeklerinin kaynatılıp suyu ile yıkandığında şişlik iner.

GECE GÖRMEYENLER

Gözlerine kara tavuk yağı sürülür.  

GÖZ AĞRISI

Islatılmış mayalı ekmek konur,

GÖZ ÇAPAKLANMASI

Soğuk çay demi damlatılır. 

GÖZ DEĞMESİ- NAZAR

Kurşun döktürülür, Göğüs ya da gizli bir yere göz boncuğu, iğde çubuğu parçası, tavuk boku  (Muska biçim verilmiş kesecik içinde) deniz böceği kabuğu  (deve boncuğu) ve sarımsak götü birleştirilip dikilir.  Mavi bocuk dizisi  boğaza takılır. Muska  yazdırılıp boyuna takılır. Tuz okutulur ağzına bir çimdik atılıp nazardan korunan çocuktan bir parça (bez, para vb) alınıp  nazarın başkasına geçmesi sağlanır.

GÖZ KANLANMASI

Kuru üzüm ezilip göze sarılır. uymadan önce ıslatılmış yufka ekmeği sarılır.

HAŞLANMA ve YANIKLAR

Salça, yoğurt sürülür

İDRAR SÖKTÜRME

Keçiboynuzu çekirdeği kavrulup, dövüldükten sonra kahve gibi içirilir.     

KABAKULAK

Şişen yere tava karası sürülür.

KABIZLIK

Sabun kirtiği sokulur. Zeytinyağı içirilir. Buğday kepeğini yoğurtla karıştırılıp  birkaç gün yedirilir. Erik kurusu ve çir  yemek de it burnu yaprağı kaynatılıp içilmesi kabızlık için iyi gelir.

KANI DURDURMA

Kesici aletlerle oluşan  yaralanmalarda durmayan kan üzerine işenerek kan durdurulur. Tütün ya kül basılır.

KARIN AĞRISI(Sancı)

Kekik kaynatılıp içirilir ya da rakı içirilir. Bal ve sirkeyle karıştırılmış bal karına sarılır karın ovalanır, göbek çekilir. Pişirilip lapa durumuna getirilmiş tarhana sarılır

KULAK  AĞRISI

Tavşan yağı konur ya da yeni  kız doğurmuş anne sütü sağılır

KURBAĞICIK

(Bebeklerde görülür) Bıngıldak temiz bir jiletle çizilip kara sakız yapıştırılır

NEFES DARLIĞI YELPİK

Sarı çiçek(Papatya), ya da it burnu  meyvesi kaynatılıp içirilir. Devetabanı çiçek ve yaprakları kaynatılıp içirilir.

NEZLE- GRİP

Nane kaynatılıp içirilir. Isıtılmış pekmez  içine acı biber katılıp yedirilir. Terletilir.

PARMAK ARASI, TIRNAK YARALARI

Kına yakılır

ROMATİZMA

ROMATİZME (Yel ağrısı, sızı): Bacaklara düğün otu sarılıp kandaki sarı suların akması sağlanır. Sıcak kapak taşı bastırılır, sıcak kumda yatılır. Okunmuş iplik bağlatılır.

SARILIK

Anlından kan alınır. Camuz yoğurdu yedirilir.

SITMA


 

SİĞİL

Çakır dikeni  batırılır. Diken çürüdükçe siğil kurur. Öküz kuyruğu otu çiçeği sarılır.Bezir ya da zeytinyağında bekletilmiş sarımsak ezmesi sarılır. Taze ezilmiş ayrık otu kökü sarılır. 

ŞARBON

(Koyundan bulaşır). Yara yeri ısıtılmış ağaç kaşık sapı ile yakılır

UYKUSUZLUK

Kaynatılmış Yarpuz yaprağı suyu, içirilir. Kurutulmuş gelincik yaprakları kaynatılıp içirilir.

UYUZ-GİCİMİK

Kireç, göktaşı (Cenger) karışımı suda eritilip vücuda sürülür.

VEREM

(İnce hastalık): Köpek yavrusu eti yedirilir.

YATAK ISLATMA

Kirpi eti yedirilir.

YILAN SOKMASI

Afsuncu ocaklara afsunlatılır

ZAYIF (Marazlı) ve BÜYÜMEYEN BEBEKLERE

Eşek sütü içirilir

ZEHİRLENMELER

Ayran içirilir ya da tuzlu içirilip kusturulur. Pekmez şerbeti içirilir.


 






0 Yorum - Yorum Yaz
Kalem ile Algoritma Arasında



78. Frankfurt Kitap Fuarı'ndan Yükselen Sorular

Dünyanın en önemli yayıncılık etkinliklerinden biri olan Frankfurt Kitap Fuarı, bu yıl kitapların ve yazarların yanı sıra yapay zekâyı da gündeminin merkezine taşıdı. Teknolojinin baş döndürücü gelişimi, edebiyat ve yayıncılık dünyasında yeni fırsatlar sunarken, yaratıcılık, telif hakları ve kültürel üretimin geleceğine ilişkin önemli soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Bu yılki Frankfurt Kitap Fuarı, yalnızca yayıncılık dünyasının en büyük buluşmalarından biri olmakla kalmadı; aynı zamanda yapay zekânın edebiyat ve yayıncılık üzerindeki etkilerinin en yoğun tartışıldığı platformlardan biri hâline geldi. Dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte yapay zekâ, yazarlardan yayıncılara, okurlardan çevirmenlere kadar sektörün tüm paydaşları için hem büyük fırsatlar hem de ciddi endişeler yaratıyor.

Yazarlar açısından en büyük kaygı, yaratıcı emeğin değersizleşmesi tehlikesi. Yapay zekâ sistemleri artık roman, öykü, şiir ve makale üretebiliyor; hatta belirli yazarların üslubunu taklit edebiliyor. Bu durum, özellikle eserleri izin alınmadan yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanılan yazarlar arasında haklı tepkilere yol açıyor. Birçok yazar, telif haklarının korunmasını ve eserlerinin dijital platformlarda izinsiz kullanılmasının önlenmesini talep ediyor. Çünkü yaratıcı üretimin yalnızca teknik bir süreç değil, insan deneyimi, duygu ve düşünce birikiminin sonucu olduğu vurgulanıyor.

Yayıncılar ise iki farklı duygu arasında sıkışmış durumda. Bir yandan yapay zekâ; editoryal süreçlerin hızlandırılması, çevirilerin kolaylaştırılması, pazarlama analizlerinin geliştirilmesi ve okur eğilimlerinin daha doğru tahmin edilmesi gibi önemli avantajlar sunuyor. Diğer yandan, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin piyasayı düşük kaliteli metinlerle doldurabileceği ve güvenilirlik sorunları yaratabileceği endişesi bulunuyor. Ayrıca, hangi içeriğin insan tarafından, hangisinin yapay zekâ tarafından üretildiğinin şeffaf biçimde belirtilmesi gerektiği yönündeki talepler giderek güçleniyor.

Okurlar için de tablo karmaşık. Yapay zekâ, kişiselleştirilmiş kitap önerileri ve daha kolay erişilebilir içerikler sayesinde okuma deneyimini zenginleştirebilir. Ancak birçok okur, bir kitabın arkasında gerçek bir insan hikâyesinin, yaşam deneyiminin ve özgün bir yaratıcı sürecin bulunmasını önemsiyor. Bu nedenle yapay zekâ tarafından oluşturulan eserlerin yaygınlaşması, edebiyatın duygusal ve insani yönünün zayıflayabileceği yönünde tartışmalara yol açıyor.

Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki tartışmaların ortak noktası, yapay zekânın tamamen reddedilmesi değil; etik sınırlarının belirlenmesi gerekliliğiydi. Katılımcılar, teknolojinin yayıncılık sektörüne katkı sağlayabileceğini kabul ederken, insan yaratıcılığının, telif haklarının ve kültürel çeşitliliğin korunmasının vazgeçilmez olduğunu vurguladılar.

Sonuç olarak, yapay zekâ yayıncılık dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Ancak bu dönüşümün nasıl şekilleneceği, yalnızca teknolojik gelişmelere değil; yazarların haklarını koruyan, yayıncıların sorumluluklarını netleştiren ve okurun güvenini gözeten ortak kuralların oluşturulmasına bağlı olacak. Frankfurt Kitap Fuarı da bu büyük dönüşümün merkezinde yer alarak edebiyatın geleceğine dair önemli soruların tartışıldığı küresel bir kürsü olmayı sürdürüyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası