• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam514
Toplam Ziyaret887656
Çocukluğun Göğe Uzanan İzleri



Resim:
Mutual Art adlı bir sayfadan edinilmiş bir kopya.

Bu sahne, çocukluğun toplumsal olarak nasıl kurulduğunu ve doğayla kurulan oyun temelli ilişkinin kültürel anlamlarını görünür kılar. Uçurtma uçuran çocuk figürü, yalnızca bireysel bir oyun pratiğini değil, aynı zamanda belirli bir dönemin çocukluk ideallerini, özgürlük anlayışını ve mekânla kurulan ilişkiyi temsil eder.

El yapımı uçurtma, tüketim kültürünün henüz belirleyici olmadığı bir dönemde, çocukların oyun araçlarını kendi emekleriyle üretme pratiğini yansıtır. Bu durum, hem yaratıcılığın hem de toplumsal dayanışmanın (örneğin aile bireylerinin birlikte uçurtma yapması) erken yaşlarda nasıl şekillendiğine dair ipuçları sunar.

Sahnenin açık bir doğa mekânında —deniz kıyısında, rüzgârın belirgin olduğu bir alanda— kurulmuş olması, çocukluğun kamusal alanla kurduğu ilişkiyi de gösterir. Günümüzün kapalı mekânlara sıkışmış, dijitalleşmiş çocukluk deneyimlerinin aksine, burada çocukluk dış mekânda özgürce hareket edebilme, bedensel deneyim yoluyla dünyayı tanıma ve doğayla etkileşim kurma üzerinden tanımlanır.

Uçurtmanın gökyüzüne yükselişi, sosyolojik açıdan çocukluk hayallerinin “yükselmesi” çağrışımından öte, bireyin toplumsal sınırları aşma arzusunu, kendi özerkliğini kurma çabasını ve geleceğe dair umutlarını sembolize eder.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

HALK TIBBI - HEKİMLİĞİ 

-KOCAKARI  İLAÇLARI-

HAZIRLAYAN VE SUNAN

Celalettin ÖLGÜN


Doktorun, sağlık kurum ve kuruluşlarının yaygın olmayışı, halkı, sağlığını koruma ve sağaltma konusunda, arayışa itmiştir. Bu gereksinmeden de bugün “Kocakarı ilaçları, kocakarı usulü” dediğimiz, ilaç ve sağaltım yöntemleri doğmuştur. 
Gerçekte kimisinin hiçbir yararının olmayışının yanında birçokları uzun yıllardan beri süregelen ve olumlu sonuçlar gösteren deneyimlerin  ürünüdür. Bugün pek çoğu kullanılmasa da kimi tedavisi olmayan hastalıklarda ya da acil durumlarda tek çıkar yol görülerek kullanılmaktadır.

 

ALLERJİ

Çördükotu ve kekik kaynatılıp içirilir    

ARI –BÖCEK SOKMASI

Çamur sürülür.

ARPACIK (İt dirseği)

Arpacığın çıktığı yer, ısıtılan mendil kaşık sapı gibi  şeyler sürülüp korkutulur. Arpacık çıkan yere ıslatılmış ekmek konu bir köpek eniğinin onu alması sağlanır.

APSE- ŞİŞLİK

Sütle ıslatılmış ekmek sarılarak  şişliğin baş vermesi sağlanır. Süt, yumurta ve un karışımı sarılır.

BALGAM SÖKTÜRME

İğde, süt kaynatılıp içirilir. Her sabah aç karına  taze tereyağı petekli bal karışımı yedirilir.

BEL, SIRT AĞRILARI

Ağrıyan yer sıvanır (Masaj yapılır) sonra  kupa çekilir.

BASUR

Çiriş otu kökü pişirilip basur üzerine sarılır

BASMA-BADEMCİK

Parmak  bastırılarak patlatılır

BAŞ AĞRISI ve ATEŞLENME

Islak bez ya da çiğ patates dilimleri konur. Hocaya  okutulup iplik  bağlatılır.

BAŞKONAĞI (Kepek)

 Beziryağı ile koruk suyu kaynatılıp saç Yıkanır.

BEL, KABURGA KIRIKLARI

(Kırıkçılar yapar) Isıtılarak iyice yumuşatılmış kara sakız ya da yumurta akını sabunla karıştırıp  bez üzerine yayıp kırık yere gelecek biçimde tüm karını saracak biçimde  sarılır.

BÜYÜMEYEN-ONMAYAN BEKLERE

Eşek sütü içirilir.

ÇIBAN-DOLAMA

Pişmiş soğan ya da yumurta akıyla sabun tilesi (rendelenmesi)  karıştırılıp sarılarak çıbanın olgunlaşıp delinmesi sağlanır. Okunmuş tereyağı sürülür.

DİŞ AĞRISI

Yaş söğüt kabuğu  ısıtılıp  çıkan suyu ağrıyan yere pamukla konur. Mercimek, nohut ağızda tutulur. Ağrıyan diş üzerine karanfil tohumu ya da çetene yaprağı  konur.

EKZAMA-DERMA

Güvezi (Kopya) kalem ya da mürekkeple yazılır. Ocaklara okutulur üzerine tükürtülür.

EZİK- BURKULMA

Çiğ et ya da yeni kesilmiş  kuyruk kapağı (koyun kuyruğu derisi)  sarılır. Öküzgözü otu çiçeklerinin kaynatılıp suyu ile yıkandığında şişlik iner.

GECE GÖRMEYENLER

Gözlerine kara tavuk yağı sürülür.  

GÖZ AĞRISI

Islatılmış mayalı ekmek konur,

GÖZ ÇAPAKLANMASI

Soğuk çay demi damlatılır. 

GÖZ DEĞMESİ- NAZAR

Kurşun döktürülür, Göğüs ya da gizli bir yere göz boncuğu, iğde çubuğu parçası, tavuk boku  (Muska biçim verilmiş kesecik içinde) deniz böceği kabuğu  (deve boncuğu) ve sarımsak götü birleştirilip dikilir.  Mavi bocuk dizisi  boğaza takılır. Muska  yazdırılıp boyuna takılır. Tuz okutulur ağzına bir çimdik atılıp nazardan korunan çocuktan bir parça (bez, para vb) alınıp  nazarın başkasına geçmesi sağlanır.

GÖZ KANLANMASI

Kuru üzüm ezilip göze sarılır. uymadan önce ıslatılmış yufka ekmeği sarılır.

HAŞLANMA ve YANIKLAR

Salça, yoğurt sürülür

İDRAR SÖKTÜRME

Keçiboynuzu çekirdeği kavrulup, dövüldükten sonra kahve gibi içirilir.     

KABAKULAK

Şişen yere tava karası sürülür.

KABIZLIK

Sabun kirtiği sokulur. Zeytinyağı içirilir. Buğday kepeğini yoğurtla karıştırılıp  birkaç gün yedirilir. Erik kurusu ve çir  yemek de it burnu yaprağı kaynatılıp içilmesi kabızlık için iyi gelir.

KANI DURDURMA

Kesici aletlerle oluşan  yaralanmalarda durmayan kan üzerine işenerek kan durdurulur. Tütün ya kül basılır.

KARIN AĞRISI(Sancı)

Kekik kaynatılıp içirilir ya da rakı içirilir. Bal ve sirkeyle karıştırılmış bal karına sarılır karın ovalanır, göbek çekilir. Pişirilip lapa durumuna getirilmiş tarhana sarılır

KULAK  AĞRISI

Tavşan yağı konur ya da yeni  kız doğurmuş anne sütü sağılır

KURBAĞICIK

(Bebeklerde görülür) Bıngıldak temiz bir jiletle çizilip kara sakız yapıştırılır

NEFES DARLIĞI YELPİK

Sarı çiçek(Papatya), ya da it burnu  meyvesi kaynatılıp içirilir. Devetabanı çiçek ve yaprakları kaynatılıp içirilir.

NEZLE- GRİP

Nane kaynatılıp içirilir. Isıtılmış pekmez  içine acı biber katılıp yedirilir. Terletilir.

PARMAK ARASI, TIRNAK YARALARI

Kına yakılır

ROMATİZMA

ROMATİZME (Yel ağrısı, sızı): Bacaklara düğün otu sarılıp kandaki sarı suların akması sağlanır. Sıcak kapak taşı bastırılır, sıcak kumda yatılır. Okunmuş iplik bağlatılır.

SARILIK

Anlından kan alınır. Camuz yoğurdu yedirilir.

SITMA


 

SİĞİL

Çakır dikeni  batırılır. Diken çürüdükçe siğil kurur. Öküz kuyruğu otu çiçeği sarılır.Bezir ya da zeytinyağında bekletilmiş sarımsak ezmesi sarılır. Taze ezilmiş ayrık otu kökü sarılır. 

ŞARBON

(Koyundan bulaşır). Yara yeri ısıtılmış ağaç kaşık sapı ile yakılır

UYKUSUZLUK

Kaynatılmış Yarpuz yaprağı suyu, içirilir. Kurutulmuş gelincik yaprakları kaynatılıp içirilir.

UYUZ-GİCİMİK

Kireç, göktaşı (Cenger) karışımı suda eritilip vücuda sürülür.

VEREM

(İnce hastalık): Köpek yavrusu eti yedirilir.

YATAK ISLATMA

Kirpi eti yedirilir.

YILAN SOKMASI

Afsuncu ocaklara afsunlatılır

ZAYIF (Marazlı) ve BÜYÜMEYEN BEBEKLERE

Eşek sütü içirilir

ZEHİRLENMELER

Ayran içirilir ya da tuzlu içirilip kusturulur. Pekmez şerbeti içirilir.


 






0 Yorum - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi

Karamazov Kardeşler:
Dostoyevski’nin İnanç, Şüphe ve İnsan Ruhu Üzerine Büyük Romanı

Fyodor Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşleri sadece bir roman değildir; insan ruhunun yargılandığı geniş bir manevi mahkemedir. 1880’de yayımlanan bu eser, Dostoyevski’nin son ve belki de en büyük yapıtıdır; Tanrı, özgürlük, suçluluk, sevgi, acı ve kötülüğün gizemi üzerine hayatı boyunca sorduğu tüm soruları bir araya getirdiği bir kitaptır. Yüzeyde, ahlaksız bir baba olan Fyodor Pavloviç Karamazov ve birbirinden çok farklı üç oğlu—Dmitri, İvan ve Alyoşa—üzerine kurulu sorunlu bir aile hikâyesi anlatır. Fakat bu aile dramının altında, insan doğasuna dair yazılmış en derin incelemelerden biri yatar.

Karamazov kardeşlerin her biri insanlığın güçlü bir yönünü temsil eder. Dmitri tutkudur: düşünmeden hareket eden, duyusal, öfkeli ama aynı zamanda pişmanlık duyabilen ve derin hislere sahip biri. İvan akıldır: parlak, kuşkucu, gururlu ve masum insanların çektiği acıyla sarsılan biri. Alyoşa ise inançtır: yumuşak, şefkatli, ruhen açık ama asla saf olmayan biri. Dostoyevski bu kardeşler aracılığıyla insanın asla basit olmadığını gösterir. Biz sadece iyi ya da kötü, mantıklı ya da duygusal, inançlı ya da şüpheci değiliz. Tüm bu güçlerin birbiriyle çarpıştığı bir savaş alanıyız.

Romanın merkezinde Tanrı sorusu vardır. İvan’ın çocukların acı çektiği bir dünyaya karşı isyanı, kolay dini tesellilere karşı yazılmış en güçlü gerekçelerinden biridir. İvan sadece Tanrı’yı inkâr etmez; masum acısına dayanan bir evreni kabul etmeyi reddeder. Ünlü “Büyük Engizitör” bölümünde, İsa’nın yeryüzüne geri dönüp bizzat dini otorite tarafından reddedilmesini hayal eder; çünkü gerçek özgürlük insanların taşıyamayacağı kadar ağırdır. Bu, sevgi olmadan inancın, özgürlük olmadan düzenin ve İsa olmadan dinin korkutucu ve parlak bir tasviridir.

Fakat Dostoyevski, İvan’a soğuk bir mantıkla karşılık vermez. Ona Alyoşa aracılığıyla, şefkat, bağışlama ve etkin sevgiyle yanıt verir. Dostoyevski için inanç, acıya kolay bir çözüm değildir. Acının varlığında bile zalimleşmeden yaşayabilme biçimidir. Romanın ruhani rehberi Zosima, herkesin herkes için sorumlu olduğunu öğretir. Bu fikir romana ahlaki nabzını verir: hiçbir günah yalnız değildir, hiçbir iyilik boşa gitmez ve hiçbir insan ruhu kurtuluşun ötesinde değildir.

Fyodor Pavloviç’in öldürülmesi romanı bir suç hikâyesine dönüştürür, fakat Dostoyevski’nin ilgisi hiçbir zaman sadece hukuki suçluluk değildir. Onun ilgilendiği, düşüncelerimizde, arzularımızda, suskunluklarımızda ve sevgisizliklerimizde taşıdığımız gizli ahlaki suçluluktur. Dmitri basit anlamda suçlu olmayabilir, ama masum da değildir. İvan cinayeti kendi elleriyle işlemese de fikirlerinin sonuçları vardır. Gayrimeşru oğul ve hizmetkâr Smerdyakov ise Karamazov ailesinin karanlık gölgesi hâline gelir: ihmal edilmiş, kırgın ve ruhen boş.

Karamazov Kardeşleri olağanüstü kılan şey, Dostoyevski’nin hem inancı hem de şüpheyi içeriden anlamasıdır. İnanç için zayıf rakipler yaratmaz. İvan’ın gerekçeleri güçlüdür, belki de edebiyattaki en güçlüleridir. Fakat Alyoşa’nın yanıtı zayıflık değildir; mantığın tükendiği yerde sevmeye devam etme, gururun intikam istediği yerde bağışlama, insanlığın en kötü yüzünü gördükten sonra bile insanlığa inanmaya devam etme gücüdür.

Roman güçlü kalmaya devam eder çünkü hayatı basitleştirmeyi reddeder. Ailelerin bizi derinden yaralayabileceğini, zekânın gurura dönüşebileceğini, arzunun yıkıma dönüşebileceğini ve acının kalbi ya sertleştirebileceğini ya da açabileceğini bilir. Dostoyevski’nin dünyası karanlıktır ama asla boş değildir. En karanlık yerlerinde bile lütfu arar.

Sonuçta Karamazov Kardeşler, insan olmanın ne demek olduğu üzerine bir romandır. Tanrı olmadan yaşayıp yaşayamayacağımızı, özgürlüğün bir nimet mi yoksa bir yük mü olduğunu, sevginin zulme rağmen ayakta kalıp kalamayacağını ve ahlaki bir düşüşten sonra kurtuluşun mümkün olup olmadığını sorar. Çok az roman insan ruhuna bu kadar derin bakmış, çok azı bunu bu kadar ateş, şefkat ve cesaretle yapmıştır.

Bu yüzden Karamazov Kardeşler sadece Dostoyevski’nin başyapıtlarından biri değil; dünya edebiyatının en büyük başarılarından biridir. Okura huzur vermez. Daha büyük bir şey verir: hayatın en derin sorularıyla yüzleşme.

Karamazov Kardeşler l Fyodor Mihayloviç Dostoyevski l PDF Sürümü