• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam499
Toplam Ziyaret874677
19 Mayıs


Rüstem Şen'e saygılarımla!

İbrahim ÇÖL

Gece yarısı Mucur’dan sonra, lacivert gökyüzünün yıldız aydınlığı ile Erciyes ve İsmail Sivri’nin önünde birdenbire beliriverir hep aynı direklerde yanan sokak lambalarıyla köyümüzün silueti. Yaklaşık yedi yüz kilometre yol gitmişim de bitmez kalan sekiz on kilometre…

Yorgunluk, sakinlik karşılar hep. Arabanın ışığında dikilen ağaçları tanımaya çalışır gözler. Çocukluğumun sokak sıcaklığını ararım Karşı Mahalle’den eve varıncaya kadar.

Bu mevsimlerde alabildiğince sakin, dingin hava.

Sabah güneş vurmuş evlerin ardından. Kıştan sonra iliklerine kadar ısıtır. İpek yumuşaklığıyla salınan ekinler… Sanki denizin rengi değişmiş gibi; yeşil yeşil, dalga dalga. Arada ekilmemiş boş tarlalar gümüş adacık. Anadolu bozkırı alabildiğine; bağlardaki seyrelmiş ağaçlar inadına yeşil. Kelilere açmış nazik gelincik çiçekleri nazenin. Adını, tadını unuttuğum bir sürü çiçek, ot kokularıyla “buradayım” der gibiydiler. Sanki bütün yeryüzü bezenmiş, bürünmüş.

Film şeridi gibi geçiyorken anılar…

19 Mayıs kutlama programında Cumhurbaşkanına sunulmak üzere Samsun’dan çıkarılan Bayrak geçişleri canlandı gözümün önünde. Okulların yaz tatilinde olduğu bir gün sabahı, Rüstem Öğretmen’in çağırdığını söyledi arkadaşlarım.

Öğretmenim, yanına varınca temiz atlet ve kısa şortla Bayrak taşıyacağımızı söyledi. “Yarın Uçkuyu’ya gideceğiz” dedi. Kızılağıllı atletlerden alacağımız bayrağı taşıyacaktık köyümüzün topraklarından geçen asfalt yolda. Atletimiz vardı ama şort ya da ayakkabı giyip giymediğimizi hatırlamıyorum. Aldık üçgen şekilli Bayrağı, taşıdık biraz. Hâlâ bilmem Bayrağı ben mi, yoksa Bayrak mı beni götürdü önümde giden arabanın arkasından. Homurtuyla geçen otobüslerden gazete atmaları için ne işaretler uydurduk sonraları bu kısa yolda.

Şimdi Köşektaş Kayası’nın yanından bakıyorum aşağılara; nereye gitti o hep akıp duran derenin suyu? Ne bahçeler sulandı, ne kavgalar edildi uğruna. Ne oyunlar oynadık bu suyla yetiştirilen sebze meyvelerle. Bazen çaldık kopardık kökünden; arabalar yaptık hayallerimize. Bazen kılıç kalkan oynadık taze devramer kafalarıyla. Kışları yağan karın eksiğinden çıkardık kuyulardan havuç, turp, yer elması; saçtık karlar üstüne.

Şimdi dünyanın en kıymetli halısı serilmiş rengârenk; asfalt ince bir süs, üzerinden geçen arabalarla.

19 Mayıs 2010, İbrahim ÇÖL

Türk ve Dünya Edebiyatı


 

 

MUSA KÂZIM YALIM ANISINA


"Merak ve ona bağlı olarak bilgi arayışı, bireyin yalnızca dünyaya bakışını zenginleştirmekle kalmaz; aynı zamanda zor zamanlarda yaşama tutunma gücünü artırır ve dayanıklılığını besler."

Musa Kâzım Yalım
Köşektaşlı aydın Musa Kâzım Yalım anısına oluşturduğumuz ve birçok ülkenin edebiyatına yer vereceğimiz bu sayfa henüz düzenleme aşamasındadır. Birikimleriyle bu çalışmaya katkıda bulunmak isteyen ziyaretçilerimiz bizimle iletişime geçebilirler. kosektas.net

Alman
Edebiyatı

Amerikan Edebiyatı 

Fransız Edebiyatı 

İngiliz Edebiyatı 

Japon Edebiyatı

Rus 
Edebiyatı

Hermann
Hesse

John
Steinbeck

Viktor
Hugo

George
Orwell

Haruki Murakami

Lev Tolstoy I

Johann Wolfgang von Goethe

Ernest Hemingway

Mary
Shelley

Kazuo Ishiguro

Lev Tolstoy II

Erich
Fromm

Robert
Frost
Richard Dawkins

 

Maksim Gorki 

Anthony
Doerr
Virginia
Woolf
 

William
Faulkner

Bram
Stoker

 
Arthur
Miller

 

 

Antropoloji (*) Kitapları

(*)Antropoloji, insanın dünyayla kurduğu ilişkileri—bedensel, kültürel, toplumsal ve simgesel tüm boyutlarıyla—zaman ve mekân boyunca inceleyen; insanların kendilerini ve başkalarını anlamak için ürettikleri anlam sistemlerini çözümleyen bütüncül bir bilim dalıdır. Antropoloji, insan yaşamını yalnızca gözlemlemekle yetinmez; insanların deneyimlerini, ritüellerini, gündelik pratiklerini, güç ilişkilerini ve hayal dünyalarını birbirine bağlayan görünmez örüntüleri ortaya çıkarmaya çalışır. Bu yönüyle antropoloji, hem insan çeşitliliğini betimleyen hem de bu çeşitliliğin ardındaki ortak insani soruları araştıran eleştirel bir düşünme biçimidir.

Yuval Noah Harari
Sapiens
Yuval Noah Harari
Nexus
Yuval Noah Harari
Homo Deus

Sosyoloji Kitapları

Hüseyin Seyfi
Anadolu'da Dört Bin Yılı Yaşayanlar

Çocuk ve Gençlik Edebiyatı

Eleanor Coerr
Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu

Toplumsal Hafıza ve Tanıklık Edebiyatı

Çağdaş Çelebi
Ma.zi 1945


𝐊𝐢𝐭𝐚𝐩𝐥𝐚𝐫, hayatınızı zenginleştirir, yaratıcılığınızı geliştirirler!
𝐊𝐢𝐭𝐚𝐩𝐥𝐚𝐫, iyi günlerde coşkunuzu artırır, zor günlerde size umut aşılarlar!
𝐊𝐢𝐭𝐚𝐩𝐥𝐚𝐫, karanlık günlerde adeta bir fener görevi görürler, yolunuzu aydınlatırlar!
𝐎𝐤𝐮𝐦𝐚𝐤 ve 𝐲𝐚𝐳𝐦𝐚𝐤 sadece başkalarıyla iletişim kurmanızın bir yolu değil, aynı zamanda kendinizi geliştirmenin de bir yoludur!
𝐎𝐤𝐮𝐲𝐚𝐫𝐚𝐤 başkalarının deneyimlerinden ve bilgeliklerinden yararlanabilirsiniz!
𝐘𝐚𝐳𝐚𝐫𝐚𝐤 düşüncelerinizi ve duygularınızı ifade edebilir, kendi gelişiminizi sağlayabilirsiniz!
𝐎𝐤𝐮𝐦𝐚𝐤 𝐝𝐚, 𝐲𝐚𝐳𝐦𝐚𝐤 𝐝𝐚 hem öğrenim hem de sağlıklı iletişim açısından ihtiyaç duyacağınız becerilerdir. Her iki beceri de, zihninizi ve kişiliğinizi geliştirebilmeniz, zihinsel sağlığınızı iyileştirebilmeniz ve yeni fikirler edinebilmeniz için gereklidir!
𝐌𝐞𝐫𝐚𝐤, ona bağlı olarak da bilgi arayışı, yalnızca yaşama dair bakış açınızı genişletmekle kalmaz, aynı zamanda, iyi zamanlarınızda coşku, zor zamanlarınızda yaşama tutunmanızı sağlar! Hayatınız boyunca okuma açlığınızı gidereceğine inandığınız kitaplardan satın alın! Çünkü kitap satın almak; size umut verir, sizi mutlu eder, enerjinizi harekete geçirir, çocuklarınıza miras bırakabileceğiniz bir kütüphane oluşturmanızı sağlar!
Musa Kâzım Yalım l Temmuz 2010


 

 

 

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!

19 Mayıs

Portre
MKY

19 Mayıs’ın Anlamı, Önemi ve Bugünün Toplumsal Duyarsızlığı


19 Mayıs, bir halkın kendi kaderine sahip çıkma iradesinin tarihsel simgesidir. Ancak bu günün taşıdığı anlam, yalnızca geçmişteki bir diriliş anısına değil, bugünün toplumsal ruh hâline de ayna tutar. Çünkü bir ulusun geleceğe bakışı, gençliğine verdiği değerle ölçülür; gençliğin geleceğe bakışı ise içinde yaşadığı toplumun duyarlılık kapasitesiyle.

Bugün Türkiye’de 19 Mayıs’ın ruhunu zayıflatan en önemli sorunlardan biri, giderek yaygınlaşan toplumsal duyarsızlıktır. Bu duyarsızlık, kendiliğinden ortaya çıkmış bir hâl değildir; uzun yıllar boyunca çeşitli kültürel, siyasal ve sosyal mekanizmalarla üretilmiş, beslenmiş ve normalleştirilmiştir.

🔘 Duyarsızlığın Kaynağı: Toplumsal Baskı ve “Ne Gerek Var” Kültürü

Günümüz gençliği, çoğu zaman “ne gerek var”, “boş ver”, “karışma”, “başını belaya sokma” gibi söylemlerle çevrelenmiş bir kültürel atmosferde büyüyor. Bu atmosfer, bireyin toplumsal meseleler karşısında sorumluluk hissetmesini değil, geri çekilmesini teşvik ediyor. Böylece gençler, potansiyellerini toplumsal dönüşüm için kullanmak yerine, kendilerini korumaya odaklanan bir sessizliğe itiliyor.

Bu sessizlik, yalnızca bireysel bir tercih değil; çevre baskısının ve toplumsal normların ürettiği bir davranış biçimi. Gençlerin sorgulama, eleştirme ve yenilik arama kapasitesi, çoğu zaman “uyumsuzluk” ya da “tehlike” olarak etiketleniyor. Oysa 19 Mayıs’ın ruhu tam da bu sorgulama cesaretinde saklıdır.

🔘 Kültürel İklim ve Değerler Üzerindeki Baskı

Toplumun bazı kesimlerinde uzun yıllardır güçlenen muhafazakâr ve din merkezli söylemler, kamusal alanın nasıl algılandığını da dönüştürdü. Bu dönüşüm, kimi zaman gençliğin dinamizmini, yaratıcılığını ve özgür düşünme kapasitesini gölgeleyen bir davranış kalıbı üretti:
Toplumsal meselelerden uzak durmak, eleştirel düşünceyi geri plana itmek ve bireysel sorumluluğu yalnızca kişisel ahlak çerçevesine indirgemek.

Bu durum, 19 Mayıs’ın temsil ettiği kamusal sorumluluk, toplumsal dayanışma ve özgür yurttaşlık bilincinin zayıflamasına yol açıyor. Gençlik, kendisine emanet edilen geleceği şekillendirmek yerine, çoğu zaman toplumun dayattığı dar bir çerçevede hareket etmeye zorlanıyor.

🔘 19 Mayıs’ın Bugüne Söylediği

Tüm bu süreçler, 19 Mayıs’ın anlamını daha da kritik hâle getiriyor. Çünkü 19 Mayıs yalnızca bir tarih değil; toplumsal duyarlılığın yeniden inşası için bir çağrıdır.
Bugünün gençliğinin ihtiyacı, geçmişi tekrarlamak değil; geçmişin ruhunu bugünün koşullarında yeniden üretmektir. Bu da ancak:

➡️ sorgulayan,
➡️ katılan,
➡️ sorumluluk alan,
➡️ korkmadan düşünen,
➡️ toplumsal baskıya rağmen ses çıkarabilen

bir gençlik kültürüyle mümkündür.

19 Mayıs’ın gerçek mirası, gençlere “itaat etmeyi” değil, kendi akıllarıyla düşünmeyi, kendi vicdanlarıyla karar vermeyi ve kendi geleceklerini kurmayı öğretmesidir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası