• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret454762
Hasan Ocak

“Bana niçin bunu yaptılar?”

Hasan Ocak(30), 21 Mart 1995 akşamı Avcılar’daki evine gitmek üzereyken yolda gözaltına alındı. 26 Mart’ta işkenceden geçirilmiş cansız bedeni bulundu. Emine Ocak, oğlunu ararken gördüğü baskıyı, şiddeti anlatırken gözyaşlarını tutamıyor. Nefes nefese kalıyor. Acısı ilk günkü gibi:

“Galatasaray’a her hafta gitmek istiyorum. Ama şimdi hastalıklarım izin vermiyor. Arkadaşlarımı izliyorum. Dertlerimizi paylaştığımız arkadaşlarım tek tek gidiyor, ölüyor. Mezarlarını bulamadan gidiyorlar. Ben dayanamıyorum. Çocuklar kimsesiz kalıyor... Biz fakirlik içinde büyüttük çocuklarımızı. Hasan’ım öğretmen olmuştu. O gün, büyük kızım Aysel’in yaş günüydü. Hasan, ‘Fazla hazırlık yapma, bir şeyler getireceğim’ dedi. Akşam oldu, herkes geldi ama o gelmedi... Hasan’ı çok aradık. Babası da ben de... Beni bir ay hapse attılar. Oğlumun fotoğrafı elimde karakol karakol gezdim. Bir polis fotoğrafımı alıp çöpe attı. Çok baskı gördük. Oğlumu öldürmüşler, ormana atmışlar, işkence etmişler, toprağa gömmüşler. Neden öldürdüler oğlumu? Neden? Suçum ne? Bana söylesinler. ‘Senin suçun şu’ desinler. Ben suçumu soruyorum. Oğlumun suçunu söylesinler... Ben kimseyi öldürmedim, kimseye kötülük yapmadım. Bana bunu niçin yaptılar? Hesap versinler. Memleketteki insanlarımıza da soruyorum. Kayıplarımız geri gelmiyor ama başka analar ağlamasın diye oturmaya başladık. İstediğimiz mezardır. Ne söyleyeyim. Herkes biliyor. Arkadaşlarımın çiçek koyup dua okuyacakları bir mezarı olsun. Devlet istese o mezarlar bulunur. Anneler ağlamasın, babalar ağlamasın artık.”

Emine OCAK

Anasayfa

www.kosektas.net  


Cumartesi Anneleri 600’üncü Kez!
İlk kez 27 Mayıs 1995 günü saat 12:00’de çıktıkları Galatasaray Meydanı’na, 24 Eylül Cumartesi günü, yine aynı saatte, 600’üncü kez çıktılar!


İnsan, çevresinde olup bitenleri, sorgulamalı!
İnsan aklının iyiye ermesi bilgiyle; insanın çevresinde olup bitenlerin kaynaklarını, özdevinir bir akıl dürtüsüyle, sorgulaması ise
ancak ve ancak billinçle olasıdır!

Musa Kâzım YALIM

68. ULUSLARARASI FRANKFURT KİTAP FUARI



“Kitabın başkenti neresi ise benim başkentim orasıdır!”

Sevdiğim kentlerin beni oraya bağlayan, oraya çeken kültürel gerekçeleri vardır. Frankfurt da öyledir! Bir kitapseverin yüz binlerce kitabın çevrelediği bir yerde
yaşaması, onun en büyük rüyasıdır. İşte Frankfurt’ta bu rüya gerçeğe dönüşür.
Kitabın başkenti neresi ise benim de başkentim orası olur!

DOĞAN HIZLAN

17 Eylül 2016, Cumartesi

68. Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı, 19 - 23 Ekim 2016


Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarının bu yılki konuk ülkesi Hollanda.

Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı bu yıl 19 – 23 Ekim 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Fuar alanında ve kentin değişik bölgelerinde okuma etkinlikleri, paneller ve gösteriler de bu zaman dilimi boyunca ve sonrasında gerçekleştirilecek. 

Neden Frankfurt?

Frankfurt Türkiye ölçeğine göre küçük bir şehir. Almanya’nın finans merkezi Frankfurt aslında kent merkezindeki gökdelenleri ve bu gökdelenlerin arasındaki tarihi binaları, operası, belediye binası, müzeleri ile ilginç bir kent… Frankfurt Kitap Fuarı’nın tarihçesi 15. yüzyıla dayanıyor. Frankfurt’a yakın Mainz kentinde yaşayan Johannes Gutenberg 15. yüzyılda matbaayı buluyor. Matbaanın icadıyla o dönemlerde zaten fuar ve panayırlar kenti olan Frankfurt’un entelektüel çehresi de etkileniyor. Frankfurt’ta kitaplar sergileniyor. Kitap fuarı 18. yüzyılda Frankfurt’tan dönemin yayıncılık merkezi olan Leipzig’e kaysa da, savaş sonrası tekrar Frankfurt’a dönüyor. II. Dünya Savaşı sonrası ilk kitap fuarı 18-23 Ekim 1949'da gerçekleştiriliyor.

Her yıl ekim ayı gelince kentte bir hareketlilik göze çarpar. Mevsim sonbahardır. Yağmur bazen bardaktan boşanırcasına yağar, bazen de çiseler… Hafif bir rüzgar dökülen kırmıztrak yaprakları bir o yana bir bu yana sürükler… Kitap fuarı açılır. Kente kitap ve kağıt kokusu siner adeta…  Caddelerde ellerinde kitaplar, dosyalar, içleri tıka basa dolu ağır torbalar olan insanların kalabalığı dikkati hemen çeker. Kitapçıların vitrinleri yeni baştan fuar için düzenlenir. Frankfurt bir hafta boyunca fuarla yaşar, kitap fuarıyla yatıp kalkar adeta…

Bir sonraki yıl kitapların adeta kaderini tayin eden fuara girdiğiniz an kitapların o gizemli etkisine kapılmamak mümkün değil. Her bir köşede ünlü, ünsüz yüzlerce yazar, şair, çevirmen, eleştirmen, gazeteciyi görürsünüz. Dört bir yandaki söyleşilerden hangisini dinleyeceğinizi şaşırsınız. Velhasıl kitap denizinde boğulur gidersiniz.

Fuarın gündüzleri olduğu kadar geceleri de başkadır. Gündüz fuarda gördüğünüz takım elbiseli, kravatlı erkekler, koyu renk tayyörlü kadınlar akşamları lokantaları, otel lobilerini doldurur. Derin sohbetler başlar, dostluklar giderek koyulaşır. Kahkaha sesleri duyarsınız kalabalıklardan…

Edebiyatın cumhurbaşkanı olarak adlandırılan yazar, eleştirmen Doğan Hızlan 40 yılı aşkındır Frankfurt Kitap Fuarı’nı ziyaret eder. Doğan Hızlan: “Sevdiğim kentlerin beni oraya bağlayan, oraya çeken kültürel gerekçeleri vardır. Frankfurt da öyledir. Bir kitapseverin yüz binlerce kitabın çevrelediği bir yerde yaşaması, onun en büyük rüyasıdır. İşte Frankfurt’ta bu rüya gerçeğe dönüşür” der ve ekler: “Kitabın başkenti neresi ise benim başkentim orasıdır!”

Halit ÇELİKBUDAK

 


HTML kodları ve yazılım dahil olmak üzere, bu sitede bulunan hiçbir malzeme kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayımlanamaz. Telif ve mülkiyet hakları saklı kalmak koşuluyla ve kaynak gösterilerek, bu sitede bulunan fotograf, resim, bilgi ve belgelerden yararlanılabilir!
kosektas.net
Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası
  
 

Ağ: www.kosektas.net|İletişim: kosektas@kosektas.com|Güncelleme: 17 Eylül 2016

Kapadokya Peri Bacaları, vadileri, tarihi veya coğrafyası yanında çeşitli konularla kendini tanıtmaya başladı. Bir zamanlar Türkiye genelinde belediyelerin kendi yörelerini tanıtmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlemeleri, yöresel şenlikler, televizyon dizileri için çevrilen filmler gibi etkinlikler iç turizm açısından Kapadokya’ya hareketlilik getirdi. Asmalı Konak filminin hala etkisi sürmekte. Dizide gösterilen konakların önü, kayısı, kabak çekirdeği, zerdali kurusu, kuru üzüm gibi yemişlerin yanında Dicle’nin sürmesi, Sümbül Hanım’ın fuları ile adeta bir satış panayırı. Sara, “sürme” yi sorunca, satıcı kadın, takılıyor,
02.09.2016
Öğretmenliğimin ilk yıllarında Kurtuluş Savaşı Gazilerimiz yetmişli yaşlarda idiler. Ben bu Gazilerimizi Cumhuriyet Bayramlarında okula davet eder, anılarını anlatmalarını rica ederdim. Hiç nazlanmadan gelirler anlatırlardı. Ama ne yazık ki, ne yazılı ne sözlü hiç birini kayıt altına almayı düşünemedim ve geçip gittiler. Bu yüzden daima içimde bir pişmanlık yaşarım. Galiba bu pişmanlıktan olacak nerede yaşlı birini görsem eşelerim. Konuşturur, kayda değer bulduklarımı not alırım.
02.09.2016
Cezalandırıp insan yaşamına şu ya da bu şekilde son vermek eski zamanlardan beri tartışılan konu. Giyotinle boyun kesmeler, vahşi hayvanlara parçalatmalar, urganla tavana asmalar, iğne ile zehirlemeler, taşla öldürmeler hep insanın idam için kullandığı yöntemler olmuştur.
02.09.2016


Kız ve Kitap

Yüksel Pazarkaya

Kız ve Kitap

İstanbul’un en çok kuşlarını seviyorum.
Kitap fuarından çıkıyor kız,
Kasım güneşini çoktan silmiş akşam,
inmiş Haliç’in üstüne.
Havuzun kenarında bir güvercin geziniyor
ve kitap fuarından çıkan kız
bir tek güvercini görüp İstanbul’un
artık olmayan kuşlarını seviyor.

Kitaplarda aydınlık gözlerinin içi
ve tarih uzamında düşlemi geniş.
O aydınlık genişliğe sığıyor
İstanbul’un beton bilmeyen alanları
çınarları ve akasyaları ve at kestaneleri
sandallı sefalı çayları dereleri ışıl ışıl korularla kaplı tepeleri
bağ bahçe çıkrıklı bostanları
ve İstanbul’un kuşları üç yüz tür, beş yüz tür.

Beton binadan çıkıyor kucağı kitap dolu
önünde bir tembel güvercin yürüyor
ve kız İstanbul’un en çok kuşlarını seviyor
artık olmayan kuşlarını.

1992, Mutluluk Şiirleri’nden