• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam33
Toplam Ziyaret498758
Şiir Tanıtım Köşesi

Az sözle çok şey anlatan, hiçbir şey söylemiyormuş gibi görünüp gerçekleri göze sokan bu seçkin şiiri siz ziyaretçilerimize sunmaktan kıvanç duyarız.
kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

AŞK DÜŞERSE BİLİNCE

Sevmekten kim usanır
Kalbe mehtap girince,
Başı dönüyor sanır
Aşk düşerse bilince.
 
Ayrımına Dünyanın
Hayırına rüyanın;
Sevincine her anın
Tutununca derince.

Yakın olur uzaklar
Her an bir anı saklar,
Delinirse yasaklar
‘Yok’ olur ince ince.

Zerdüşt sanma kendini
Bilmelisin haddini,
Ettiğin o yemini
Yalarsın gerekince.

Çomak sokma her işe
Kulak ver bu deyişe;
Zaman yok serzenişe
Gülde diken görünce.

Dimdik durmalı başın
Geçti gidiyor yaşın;
Tokalaş ve anlaşın
Bulamazsın ölünce.

Bulutlara gün doğar
Sıcak baharı kovar,
Sendeki bu havalar
Kar olup eriyince.

Silinirse umutlar
Ölür kuzu ve kurtlar,
Bir garip seni sırtlar
Güçlüyse yeterince.

Rengin sararıp solsa
Üç günlük ömrün kalsa,
Yolunda halı olsa
Basamazsın gönlünce.

Umut, ekmek fakire
Gerek yok bunca kire,
Göğsünü gere gere
Kendini bilmeyince.

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

Adnan Yalım

  
Adnan Yalım

 
Ressam Adnan Yalım, tuvalı üzerinde gezdirdiği isabetli ve dengeli fırçasıyla, daha XIX. yüzyılın ortalarına dek, köle pazarlarında neredeyse okkayla satılan kadınları yeniden yaratmıştır. Ressamın insanı büyüleyen o eşsiz yapıtlarını aşağıda verilen bağlantılara tıklayarak izleyebilirsiniz...
kosektas.net

   ♣  Vikipedi, Özgür Ansiklopedi

  ♣  Ressam Adnan Yalım Resimleri


  ♣  Ressam Adnan Yalım Facebook Sayfası


  ♣  İnönü Üniversitesi Adnan Yalım Sayfası

Resim - Adnan Yalım


Ressam, kadınla  erkeğin arasındaki dinsel ve yasal engelleri, toplumların arasındaki sınırları ve kuralları, sürekli anlaşmazlığın ve uyumsuzluğun sebepleri olarak tanımlıyor... 

Sanatçı, insanın doğayla birlikteliğinde de tespit ettiği bu uyumsuzlukları, üst üste dizdiği yatay planlarla dik tuval arasındaki tezatta gösteriyor. Her resimde ayrıca sanatçının kendi dünyasından soyutlanmış bir de kadın figürü yer alıyor... 

O'nun eserlerinde, kitle iletişim araçlarının etkisiyle gerçeklikten uzaklaşan ve sanal bir dünyada yaşamaya başlayan insanlarla ilgili yorumlarını görürsünüz. Onun resimleri yaşamın her aşamasında karşımıza çıkan uyumsuzluğu ifade eder...

O, algıya dayanan gerçekliğin hızla yok olduğu, dünyanın ve insanların sürekli yeniden tasarlandığı bir kurgu içinde resimlerinde ‘kadın’ kavramını seçmiştir...

Ressam, resimlerinde  kadını  erotik bir tüketim nesnesi anlayışına tepkiyle yeniden yaratmıştır. Resimlerin alımlayıcısı bu kadın figürlerinin verili gerçekliğiyle mesafesini ayrımsar... 


"Adnan Yalım’ ın resimlerine egemen olan koşut değişik renk yüzeyleri, Huyssen’ in çarpıcı saptamasıyla ilişkilenebilir. İnsan, kitle iletişim araçlarının bombardımanı yüzünden -yakınlaştığı sanısına karşın- gerçeklikten uzaklaşmaktadır. Algıya dayalı gerçeklik hızla yok olmaktadır. Dünyayı ve insanı yeniden tasarlayan egemenler tiyatronunkinden bile gelişkin bir yanılsama yaratmıştır. Bu durum “tasarlanmış eskitim” den başka bir şey değildir. Bu kurgu içinde “kadın” Adnan Yalım’ ın resimlerinin odağında konumlanır. Kadın bu resimlerde, erotik bir tüketim nesnesi anlayışına tepkiyle “yeniden yaratılmış” tır. Resimlerin alımlayıcısı bu kadın figürlerinin verili gerçekliğiyle mesafesini ayrımsar. Adnan Yalım resimleri, kadın olgusunu merkeze alan muhalif bir duruşun serüvenidir."



Yorumlar - Yorum Yaz


Bir Bahar Önü

Hüseyin Seyfi
Elli, altmış yıl öncesinden
bir bahar önü

Uzun geçen kış mevsiminin sonunda, hasretle beklenen bahar, köyde yüzünü gösterdi. Güneş çıktı. Üşüyen toprak biraz ısındı. Toprağın üstünde üç aydan beri bekleyen kar erimeye başladı. Kar eridikçe toprağın üstü açıldı, toprağın ıslaklığı geçti ve eriyen karın altından önce kardelenler, sonra sarı çiğdemler toprak üstüne çıktı.

Kış boyu ahırlarda hapis olmuş tavuklar, inekler, atlar, öküzler, danalar, koyunlar, kuzular dışarı çıkarak açık havanın tadını aldılar. Çocuklar çiğdem toplamak üzere donu çözülmüş kırlara koştular. Güneşin ısıttığı ve ıslaklığını aldığı yol üstündeki küçük toprak yığınlarının içinden çıkan ve arka arkaya dizilen karıncalar baharın yaklaştığının habercisi oldu.

Kuzey yamaçlarda henüz erimeyen kar, gümüş rengini alırken, güneş, arkasına koyu bir kızıllık bıraktıktan sonra kayboldu. Geride kalan, ayaza dönen esinti ile ocaklardan, tandırlardan çıkan koyu dumandı.

Akşam karanlığı ile herkes evine çekildi. Sokaklar ıssızlaştı. Dışarıda, çöplük başlarında siftinen birkaç uyuz zağar ve duvar başlarında oynaşan kedilerin yanında, ahıra girmeyen çelimsiz, yaşlı bir at kaldı.

Gün batımından bir süre geçtikten sonra, gökyüzünün kızıllıkları da kayboldu. Ay, tüm güzelliğini gururla sergiledi. Gecenin bulutlarını sürükleyen serin bir esinti devam etti. Kümeleşen bulut, Ay’ı gölgeledi. Ay’ın parlaklığı silindi. Yeryüzü karardı.

Akşam eve dönmeyen ineği kurt yemesin diye Akif Hoca’ya, kurt duası okutuldu, dua esnasında kemik saplı bıçağın ağzı üç defa açılıp kapatıldı ve kurt ağzı bağlandı.

Kış süresince, kuru tahıl ve una dayalı yiyeceklerle beslenen insanlar, kırlarda, tarlalarda yeşilliğin görünmesi ile birlikte, bildikleri madımak, cırtlık, yemlik, tülü, hardal, kızılcık ve ebegümeci gibi doğada kendiliğinden yetişen, çiğ veya pişirilerek yenebilecek bitkileri toplamak için kadınlar bozkıra dağıldılar. Köyün delikanlıları at arabalarını koşarak, bir kış boyu ahırda kapalı kalan atların hamlarını aldılar.

Uzun süre evlerde kapalı kalan genç erkekler, çamuru yeni kurumuş arazinin üstünde çelik oynamaya, çocuklar bezden yaptıkları toplarla sokak aralarında top oynamaya başladılar…

Çalışmamdan çıkarttığım bir sayfa, Hüseyin Seyfi.