• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam72
Toplam Ziyaret470589
Resim Tanıtım Köşesi

Tuval üzerine yağlıboya ve akrilik, 100 x 130 cm, 2004.

Köşektaşlı resim sanatçısı Adnan Yalım, tuvalı üzerinde gezdirdiği isabetli ve dengeli fırçasıyla, daha düne kadar köle pazarlarında neredeyse okkayla satılan kadınları yeniden yaratmıştır!

kosektas.net

Adnan Yalım’ın resimlerinde kadın vücüdunu biçimsel boyut açısından dışarıda bıraktığınızda, soyut, hatta geometrik olan renk alanlarıyla karşı karşıya kalırsınız. Bu, sanatçı resimde üretkenlik erdemine ulaşmış, kendi ruhsallığında bunları çözümlemiş, buradan nerede neyi, nasıl, ne kadar ve ne zaman ileri süreceğini bilme boyutuna varmış anlamına gelmektedir!

Özkan Eroğlu, Sanat Tarihçi.

Gürsoy Şeref

GÜRSOY ŞEREF - Resim Sanatçısı. Yüksek Lisans: Anadolu Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Ana Sanat Dalı, Eskişehir (2005-2008). Lisans: Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Resim-İş Öğretmenliği, Eskişehir (2000-2004) Lise: Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi, Ankara (1996-2000).

 

 Çizgi, 69 x 53 cm, Karışık Teknik 2004

 

  Damlanın Gölgesi, 98,5 x 79 cm, Karışık Teknik 2004

 

  Giz, 110 x 110 cm, Karışık Teknik, 2004

 

Düş ya da Ötesi, 110 x 116 cm, Karışık Teknik 2004

 

 Düşün Kabusa Dönüştüğü An, 100 x 116 cm, Karışık Teknik, 2006

 

 Helezonik, 99 x 69 cm, Karışık Teknik, 2004

 

 Özgürleğe Davet, 99 x 109 cm, Karışık Teknik 2004

 

 Sinsi, Hain ve Aptal, 110 x 110 cm, Karışık Teknik 2004

 

 Sıralama, 51 x 72 cm, Karışık Teknik, 2004


 



Köşektaş Hikayeleri


Kimi öyküler çok sık okunduğunda ya da dinlendiğinde,

insanda bir bıkkınlık
yaratır; kimileri ise

şiddetli etkiler,
derin izler bırakır!


kosektas.net

Savaşa Giden Deve Katarı

“Mal canın yongasıdır!” derler. İnsanlar genellikle, sonunda ölüm olduğunu bile bile, mallarından vazgeçemezler.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı olan 1914 yılı, Rumi Takvime göre 1330 yılına denk gelir. Birinci Dünya Savaşı’na; kimi beceriksiz, hayalci yöneticilerimizin aşırı kişisel tutkuları yüzünden, devlet olarak girmişiz. Seferberlik ilan edilerek ona yakın kurra silah altına alınmış, ellerinde birden çok atı, öküzü, devesi ve kağnısı olanların mallarına, savaşta taşıma aracı olarak kullanma amacıyla, el konulmuş.

Köşektaş’ta devecilik yapan Necip adında birinin on beş kadar devesi varmış. Kendisi yaşlı olduğundan askere alınmamış ama develerine, savaştan sonra geri verilmek kaydıyla, el konulmuş. Dile kolay, onca yıl devecilik yapmış, onca deve yetiştirmiş, her birini oğlu Mükür kadar seviyor. Develeri olmadan o ne yapar? Hem develeriyle onun gibi kim ilgilenir? Savaş bitince geri verecekleri nereden belli?

Geçkin yaşına karşın, gönüllü olarak, develeriyle birlikte, savaşa o da gider. Gidiş o gidiş. Savaş bitmiş ama ne Necip’ten ne de develerinden bir haber alınamamış.

Mükür: Mükremin Taşkıran. Ölümü: 1980.

Necip: Mükür’ün babası. Savaşta kalmış.

Celalettin ÖLGÜN


Bilgi: İlk kez 21 Mart 2004 tarihinde yayınlanmış bir hikeyedir.

kosektas.net