Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam41
Toplam Ziyaret583706
Lee Hodgson

Yirmi yıldan beri fırsat buldukça günde ortalama 4-5 kilometre yürürüm. Bu yazıda yürümenin yararlarından bahsedecek değilim. Zaten o konuda birkaç yazım var.

Her zaman aynı doğrultu ve yerlerde yürümüyorum.

19 Temmuz sabahı yürüyüş güzergahım,  Avanos - Ürgüp eski yolu üzerindeydi. Tam tepenin zirvesine yaklaştığımda, anayol dışındaki kıraç arazi içinde bir karavana rastladım. “Ne var bunda?”  diyecek olanlara yazıyı okumaya devam etmelerini öneriyorum.

Karavanın dışında, konuşunca adının Lee olduğunu öğrendiğim 46 yaşında erkek bir İngiliz vardı. Karavan içinde, çalışmaya hazır durumda  singer marka, kolla çalışan 60-70 yıllık eski bir dikiş makinası göze çarpıyordu. Makine üstünde kırpık kumaşlardan yapılma para cüzdanları, öğrenci kalemlikleri, çantalar bulunuyordu. Bozkırın ortasında ben bir yabancı görmekten, Lee ise İngilizce bilen biri ile karşılaşmaktan memnunduk. Lee, elinde tuttuğu parçalara iğne ile dikişler atıyor, küçük süslemeler yapıyordu.  Böyle bir manzara ile karşılaşan her insan gibi LEE’ye sormadan edemedim. Önce ne için bu çalışmaları yaptığını sordum.

“Hobi” dedi.

Endonezya’da bir okul yaptırma projesi olduğunu ve onunla ilgili çalışmalar yaptığını, hayır kurumu oluşturduklarını anlattı. Projenin politik ve dinsel yönü bulunmadığını sorum üzerine söyledi.

Lee, ileri derecede topaldı. Bastonla yürüyor, otomatik vitesli eski bir Mitsubishi kullanıyordu. Musclardys trophy adı verilen çok berbat ve genetikle geçen bir kas hastalığı ile mücadele ediyordu. Ve o durumda hem seyahat ediyor, hem çalışıyordu.

“Bunları okul projesi için mi yapıyorsun?” diye sorunca güldü. Bu işle projemin gerçekleşmeyeceğini biliyorum. Her yerde satabilmek ve insanları inandırabilmek çok güç. Ama Çinlilere, özellikle yılbaşını kutladıkları ayda satış yapıyorum. Sadece bu parçaların geliri ile olmasa da şimdiye kadar hesapta belli bir miktar birikti.” Dedi.

Yalnız,  bu ıssız yerlerde korkup korkmadığını sordum.

“Hayır, korkum sadece yere düşmek. Düşersem hastalığımdan dolayı yardımsız kalkamam.” Dedi.

Hikaye uzun, gerisi bende.

Demem o ki, Avrupalı beyni ve felsefesi farklı. Vicdan ve temiz duygular içinde yaşama bağlılık ve yaşama asılma. Bunu, topluma katkı ve özveri olarak sunma.

Bizde nasıl?

Hüseyin SEYFİ

Yalçın Yalım

Yalçın Yalım, Resim Öğretmeni




 
Yalçın Yalım – Resim öğretmeni. 1969 yılında Nevşehir’de doğdu. Gazi Üniversitesi Resim Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesinde yüksek lisans programını bitirdi. Halen resim öğretmeni olarak çalışmaktadır.



 Resimleri
 





 
 Resim - Yalçın Yalım, Soyut
 
 Resim - Yalçın Yalım, Soyut
 
 Resim - Yalçın Yalım, Soyut
 
 Resim - Yalçın Yalım, Soyut
 
 Resim - Yalçın Yalım, Soyut
 
 Resim - Yalçın Yalım, İsimsiz
 
 
 Resim - Yalçın Yalım, Soyut

  

Yorumlar - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi

DİL-İ SU

Kâr hırsıyla doğayı tahakkümleri altına almak isteyen ve böylece su kaynaklarını kirleten ve kurutan katillere...

Doruklarda çağlayandık
Şişelendik birer birer;
Toprak için ağlayandık
Şüphelendik, dolduk keder.

Duamıza çıkan ahmak
Komikleşme çevrene bak;
HES’ler tepemize tokmak
Vura vura olduk heder.

Yarılan toprakta ara
Kavrulan yaprakta ara;
Bensiz bedenin beş para
Etmez ama denir “kader.”

Koynumuzda tuz saklanır
Bağrımızda buz saklanır;
Erişimin yasaklanır
Doğal hakkın elden gider.

Vardır size tek sorumuz
Niçin değişti huyunuz?
Bulanıklaştı suyumuz
Olduk bataklıktan beter.

Derdimiz varmak denize
Hayat vermek çevrenize;
Sahip çıkın ülkenize
Gelecek nesiller ne der?

Zehir yağıyor buluttan
Çözüm üret ki umutlan;
Olma bu kadar unutkan
Yeter insanoğlu, yeter!

Şair Dr. Salim ÇELEBİ