Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam37
Toplam Ziyaret539715
Köşektaş ve Çevresi


Köşektaş'ın en büyük özelliği,
Hiçbir köyde olmayan güzelliği.

Eğer Köşektaş burnunuza buram buram tütüyor, ancak ondan çok uzakta iseniz, olduğunuz yerde gözlerinizi kapayın ve Göllüpınar'dan; Koca Yol, Karşı Mahalle ve Elmalık, ordan da Sivri'ye doğru kısa ve yavaş adımlarla, kısa bir yürüyüş yapın ve Köşektaş'a olan özleminizi bir nebze olsun giderin!

Yöresinin en yeşil ve en güzel köyü olan Köşektaş ve çevresini yansıtan fotograflara bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

kosektas.net
Köşektaş Köyü Bilgisunnum Sayfası





Anasayfa


www.kosektas.net



Kozan Dağı - Aranje eden; söz ve nağmeler:
Musa Kâzım YALIM


Güzel Türkçemiz; sescil, tınılı ve pırıltılı bir dildir; 

boğuk, hırıltılı ve hımhım değildir!

Musa Kâzım YALIM

AH SENİN İÇİN KOYGUN KOYGUN ÇALDIĞIM ZURNALAR




 Bizim "John Steinbeck"imiz; Bizim "Victor Hugo"muz, Bizim "Oscar Wild"ımız


Dört bir yana haber saldık, Boşla çuval dolmaz dedik;

Kâzım Hoca, Celal Hoca, Sayfamızı şenlendirdik.

kosektas.net

CELALETTİN ÖLGÜN

1 Haziran 2019, Cumartesi

Ah Senin İçin Koygun Koygun Çaldığım Zurnalar, Celalettin ÖLGÜN

Eski yıllarda davullu, zurnalı, köçekli, ince sazlı düğün yapmak herkesin altından kalkacağı iş değildi. Böyle düğünleri ancak varlıklılar yaparlardı. Elinde avucunda olmayanlar ise, kimisinin “cin düğünü”, kiminin de “ennecin” dediği, yalnız “tef” çalınıp, kadın ve kızların kendi aralarında oynadıkları, erkeklerin geriden seyrettikleri, düğünler yapardı.

Almancıların markları göndermeye başladığı yıllara değin Köşektaşlı hep böylesi düğünler yaptı. Varlıklı kişinin oğlunun düğünü de cin düğünüyle olacak değil ya. Onların düğünü, o yılların en gösterişli düğünü oldu. Boyunlarına kora denilen ziller, koşumlarına göz değmesin diye iri iri mavi boncuklar dikili atlar koşulmuş arabalarla, Köşektaş kütüğüne kayıtlı olmasına karşın Hacıbektaş’ta ikamet eden Davulcu Ferzi, Zurnacı Kulebi ustalarla birlikte Engel köyünden seçkin çalgıcılar getirtildi. Nereden bulunmuşsa, Acer Harman Yerine, belki de yatak yükleri altında saklanan, eski yörüklükten kalma çadırlar kuruldu. Davul, zurna, köçek eşliğinde Kelik Dervişin peşinde kadınlar kartala gittiler, Turnam oyunu eşliğinde, ev ev dolaşıp, tüm köy halkını düğüne davet ettiler. Üç gün boyunca dışarıda davul, zurna, odada saz, keman, Zeynelabidin cümbüşü ve dümbelek çaldı, çalgıların önünde köçek oğlan oynadı. Hatta Belbaraklı Lomen ile Yahya’nın Ali, kaşıktan yaptıkları kukla bile oynattılar. Anlatılanlara bakılırsa; o güne dek yapılan düğünlerin en görkemlisi oldu, gelin çıktı, düğün bitti.

O yıllarda varsıl, yoksul yaşantısı arasında fazla bir fark yoktu. Varsıl da yamalı şalvar giyer, eti; bayramdan bayrama, ya da herkes gibi koyun, kuzu hışırlarsa ya da deneleme sonucunda ölürse, yerlerdi. Kışın, odasında ocak ya da sobada tezek, kerme yakardı, belki de ısısı ve kokusu fazla olan koyun kermesi yakardı, yoksullardan farlı olarak.

Düğünü izleyen günlerin birinde; yeni gelin, dışarıya ahırdan çıkarılmış gübreyi yalın ayakla çiğneyip tezek harcı yapmaktadır. Her yanına ahır boku yapışmış, eli ve ayakları pislik içinde kalmış durumda; düğününde zurna çalmış, Fevzi usta, kim bilir ne amaçla oradan geçerken, özenle çaldığı zurnaya, verdiği emeğe acımış olmalı ki, geline bakıp dayanamamış:
“Ah! Senin için koygun koygun çaldığım zurnalar!”

Kerme:Tezek.
Zeynelabidin cümbüşü: Metal Tambur.
Koygun: Etkili, dokunaklı, içli. 


 


HTML kodları ve yazılım dahil olmak üzere, bu sitede bulunan hiçbir malzeme kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayımlanamaz. Telif ve mülkiyet hakları saklı kalmak koşuluyla ve kaynak gösterilerek, bu sitede bulunan fotograf, resim, bilgi ve belgelerden yararlanılabilir!
kosektas.net
Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

 

www.kosektas.net|İletişim: kosektas@kosektas.com|Güncelleme: 1 Haziran  2019


Kapadokya Peri Bacaları, vadileri, tarihi veya coğrafyası yanında çeşitli konularla kendini tanıtmaya başladı. Bir zamanlar Türkiye genelinde belediyelerin kendi yörelerini tanıtmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlemeleri, yöresel şenlikler, televizyon dizileri için çevrilen filmler gibi etkinlikler iç turizm açısından Kapadokya’ya hareketlilik getirdi. Asmalı Konak filminin hala etkisi sürmekte. Dizide gösterilen konakların önü, kayısı, kabak çekirdeği, zerdali kurusu, kuru üzüm gibi yemişlerin yanında Dicle’nin sürmesi, Sümbül Hanım’ın fuları ile adeta bir satış panayırı. Sara, “sürme” yi sorunca, satıcı kadın, takılıyor,
02.09.2016
Cezalandırıp insan yaşamına şu ya da bu şekilde son vermek eski zamanlardan beri tartışılan konu. Giyotinle boyun kesmeler, vahşi hayvanlara parçalatmalar, urganla tavana asmalar, iğne ile zehirlemeler, taşla öldürmeler hep insanın idam için kullandığı yöntemler olmuştur.
02.09.2016
"Komşu komşunun külüne muhtaçtır" sözü eski çağlardan beri geçerli. İnsan, binlerce yıl toplu yaşadı. Savunma, tehlikelerden korunma, daima grup ya da topluluk içinde birlikte gerçekleştirildi. İhtiyaçlar birlikte giderildi. Tarlada, bağda, bahçede, kırda insanlar sürekli birbiri ile iletişim halinde yaşadı. Ailede birlikte sofraya oturdu, işbölümünü birlikte yaptı, işe birlikte başladı. Dertlere, kederlere, üzüntülere ortak oldu, sevinçler beraber paylaşıldı.
08.11.2014
Araştırma sonucundan önce yalanı biraz açıklamak gerekiyor; Yalan kısaca, bilgi amacıyla davranışta bulunan veya konuşan kişinin, o bilginin yanlış olduğunu bilerek vermesi , aldatma niyet.. Yalan kısaca, bilgi amacıyla davranışta bulunan veya konuşan kişinin, o bilginin yanlış olduğunu bilerek vermesi , aldatma niyetini taşıması. Yalan temelde insanların yanlış yönlenmesine yol açtığından başkalarına zarar verebiliyor. Yalan insan üzerinde gittikçe alışkanlık yapıyor ve onu toplum nazarında itibarsızlaştırıyor. Yalan, insanlar arası güveni zedeliyor.
02.10.2012
İnsan var olduğundan bu yana güzeli, iyiyi bulmak için kendince arayışlara girmiş, önce kendini düzeltmekle başlamış işe, sonra doğadaki diğer güzelliklerle buluşarak onların içine kurulmuştur. Sanat her şeyden önce bir güzelliktir.Sanatçı ise durmadan bu güzelliğin peşinde koşan ve onu yakalayabilen kişidir. Sanat, içimizdeki iyilerin dışa vurumudur. Bazen bir coşku, bazen bir boşalma olarak karşımıza çıkar. Sanata önem veren ve bunu içinde duyan birey ve toplumlar daha barışçıldırlar. Sanatın özü duygulardır. Duyguların kaynağı sanatçının içidir.
17.04.2012
Geçen hafta, 31 Mart 2012 Cumartesi günü, Brüksel’de, Köşektaşlı Muhterem Fidan ile Bayram Fidan’ın kızı Nurdan’ın düğünündeydik. Avrupa‘nın dört bir yanından kalkıp düğüne gelmiş Köşektaşlılarla sohbet ederken, Yusuf Şeref, salonun giriş kapısını işaret ederek, „Bakın, bakın kim geliyor? dedi. Hepimiz birden başımızı o yöne çevirdik, ancak şaşırmadık. Şaşırmadık, çünkü gelen Oğuz Akdemir’di ve orada bulunan herkes biliyordu ki, her kim, her ne zaman, Avrupa'nın her neresinde olursa olsun, Oğuz Akdemir‘le karşılaşabilirdi.
06.04.2012


Belgesel Tanıtım Köşesi


İzmir’in Efemçukuru köyünün yaşamı 2002’de TÜPRAG altın madeninin ilgi odağına girmesi ile değişir. Bağcılıkla geçinen köyün insanları, başta madene karşı bir direniş gösterse de 2008’de çıkarılan acele kamulaştırma kararıyla topraklarını satar, madene işçi olarak girer. Bir kişi hariç: Ahmet Karaçam. 2008’de açılan davalar yıllarca devam eder. Yaşamını sürdürebilmek için keçi çobanlığına başlayan Ahmet Karaçam hep mi yalnızdır yoksa seçiminin sonucunda mı iyice yalnızlaşmıştır bilinmez ama, keçilerinin yoldaşlığında rahat eder. Adı da umut arayanlar arasında alır yürür, Yalnız Efe olur. Peki kimdir Ahmet Karaçam gerçekte ve varoluşuyla bize fısıldadığı cümle ne?

Yaınız Efe

Türkiye, 2019, 34’, Renkli

Yönetmenler: Sevgi Halime Özçelik, Özer Akdemir

Türkçe; İngilizce altyazılı

Görüntü Yönetmeni: Özer Akdemir, Aliye Ceylan

Kurgu: Burak Dal