Ana Sayfa Künye Dosyalar Fotograflar İletiler İletişim
Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam32
Toplam Ziyaret305359
 
Bağıntılar
 
 Destekçilerimiz
 Geleneklerimiz
 Köyümüz
 Müzelerimiz
 Sanatçılarımız
Üyelik Girişi
Takvim
Anasayfa
www.kosektas.net

Kapadokya - Yalçın Yalım
Elif Şafak - Futbol sevdası - HABERTÜRK


HACIBEKTAŞ - DEDEBAĞI



Hacıbektaş- Dedebağı



HÜSEYİN SEYFİ


20 Mayıs 2012

Badem ağaçlarının çiçeğe durduğu bir gündü. Hafta içi olması nedeni ile Dede Bağı ıssızdı. Oraya gelmiş iki aile olarak derenin yamacında, çimenleri altımıza alarak, etrafa hakim bir yerde çoluk çocuk oturduk.

Dedebağı’nda her şey aslına uygun. Ne bir beton parçası, ne bir telefon teli. Ne de bir motor gürültüsü. Bağların etrafında çevrili ''kuru kayma'' duvarlar sanki Hitit devrinden kalma görüntüsü veriyor. Oysa olsa olsa yetmiş yüz yıllık duvarlar. ''Doğallık bu'' diye düşünüyorum. İnsan çoğu kez, bir hiç uğruna veya bilemeden doğayı tahrip ediyor.

Dere içinde ağaçlar, vadi boyunca uzayıp gidiyor, dallarında ötüşen kuşlar.

Oksijeni bol bir hava insanı dinlendiriyor burada.Aslında Hacıbektaş’ın havası temiz ve ferahtır. Uzun yoldan gelmişseniz yarım saatin içinde yorgunluğunuzu atarsınız hemen.

Çocuklar, kuşlar kadar hafif ve özgür. Deniz, Pınar, Evrim, Barışcan ve Pelin. Bir oraya, bir buraya koşuşturuyorlar.

Havada tozlaşmadan dolayı hafif bir pus var. Henüz sabahın on suları. Ateş yakmak için erken.

Aşağıda çeşme olanca gücü ve güzelliği ile akıyor. Çeşmenin yanına bir inip bir çıkıyoruz. Su, buz gibi. İçeceklerimizi çeşmenin yalağına sokuyoruz.

Uzaktan görünen iki otobüs sessizliği bozuyor. Otobüsler yanımıza yaklaşınca ikisinin de ağzına kadar dolu olduğunu görüyoruz. Kadın erkek karışık iniyorlar otobüslerden. Hiç birinden gürültülü bir ses çıkmıyor. Kadınların giysileri renk renk, ama kırmızı ağırlıklı. Otobüsler onları bıraktıktan sonra oradan ayrılıyorlar. Hepsi düzenli bir şekilde ve tek sıra halinde dereye kayıyorlar patika yoldan.

Biz, onları yukarıdan seyrediyoruz.

Kadınlar etraftan çalı çırpı toplamaya koyuluyorlar. Erkekler de yanlarında getirdikleri kazanları hazırlıyorlar.

Gruptan iki erkek ayrılıp bizim yanımıza doğru tırmanıyorlar. Yanımıza gelince selam veriyorlar, selam alıyoruz. Meydanda bulunan arabanın bize ait olup olmadığını soruyorlar. ''Bizim'' diye cevap verince ricalarını iletiyorlar. Onları arabama alıp Hacıbektaş merkeze getirerek bırakıyorum. Teşekkür ediyorlar,

'' Sen dönebilirsin. Biz çarşıdan kurbanlıklar alıp , uygun bir araçla döneceğiz '' diyorlar.

Biraz sonra yanlarında kurbanlıklar olduğu halde Dedebağı’na dönüyorlar.

Grup içinde bir işbölümü, herkes işini biliyor. Erkekler, kurbanlarla ilgilenirken , kadınlar ateşle meşgul.

Üstümüzde bir sürü güvercin, vadiyi takip ediyorlar.

Ateşin dumanı mistik bir hava içinde dereyi kaplıyor. Burada koca bir NOKTA koyup kısaca durmak gerekiyor;

Orta Asya ve Anadolu Kültür’ü iç içe geçmiş kaynamış bir kültür. Adaklar, kurbanlar. Kayseri Kültepe’de, Efes’te, Bergama’da, Hattuşaş’ta, Tokat’ta, Amasya’da daha yüzlerce yerde bulunan sunaklar. Sunaklarda adanan kurbanlar. Ateşin kutsallığı.’ateş kültü’ ve Zerdüştlük, Şamanizm, Alevilik,

İslam’da kurban ve cehennem.

Bölgemizde bulunan volkanik dağlar. Ateş üstüne söylenen sözler. Ateş ve temizlik, ateş ve ruh.

İnsanın görmek istedikleri bazen ayağına geliyor. Bin değil, binlerce yıl ötelere gidiyor ve mutlu oluyorsunuz.

Kazanlar altında ateş yandıkça, parça parça edilmiş pişen et kokusu bize kadar geliyor. Karnımızın acıktığını hissediyoruz. Yanımızda etimiz olmasına rağmen lokmayı aşağıdan bekliyor ve sonunda dayanamayıp çocukların ellerine birer kap verip aşağı gönderiyoruz. Ne yazık ki, çocuklar elleri boş dönüyor. Önce bir anlam veremiyoruz.

Piknik arkadaşım, Veli’ye takılıyorum,

''Ne oldu bizim lokmalar?''

''Bilmem, işin içinde anlayamadığımız bir durum var''

Az sonra konu çözülür gibi oluyor.

Tüm ziyaretçiler saf duruyorlar. İmam bir şeyler konuşuyor. Cemaat dinliyor. Aradaki mesafe işitebileceğimiz kadar yakın değil. Bu yüzden konuşmayı anlayamıyoruz. Konuşmanın sonunda hafifçe öne eğilerek yere çömeliyorlar dizlerinin üstünde. Kır çiçekleri ile toprak kokusunu hissetmiş olmalılar.
El baş parmakları ile dillerini üst damaklarına yapıştırıp öylece bekliyorlar. Hemen Hacıbektaş’ı Veli’nin , ''Eline, Beline, DİLİNE sahip ol'' anlamındaki sözlerini hatırlıyorum. Dillerini tutarak kötü sözlere karşı ona sahip oluyorlar.

Tören sonunda, ''imam'' olduklarını anladığımız ve bizden arabayı isteyen aynı iki kişi bize doğru ellerinde tepsilerle geliyorlar. Bırakmıyoruz onları, biz de bir şeyler ikram ediyoruz. Ne kadar açık ve samimiler.Sohbet uzuyor, sonunda ''cemaati yalnız bıraktık'' diyerek vedalaşıp ayrılıyorlar.

Tüm renkler vadide uçuşuyor, dönüyor, dönüyor, Semah dönüyor, Sema dönüyor. İşte diyorum ANADOLU ZENGİNLİĞİ ve gururlanıyorum.

Hüseyin Seyfi

Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların yoğun çalışma temposu ve stres nedeniyle sıklıkla karşılaştıkları unutkanlık sorunu, bazı besinlerin düzenli tüketilmesiyle giderilebiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Aslı İçingür, güçlü bir hafızaya sahip olmak için özellikle orman meyveleri ve omega 3'ten zengin bir beslenme programı uygulamanız gerektiğine dikkat çekiyor. İşte beyni çalıştıran besinler… Kimi zaman not aldığımız ajandamızı, cüzdanımızı, anahtarımızı nereye bıraktığımızı, kimi zamansa randevularımızı unutuyoruz… Çeşitli hastalıkların yanı sıra modern yaşamın getirdiği yoğun iş temposu, stres ve hatalı beslenme gibi olumsuz şartlar yüzünden ‘unutkanlık’ artık sadece ileri yaştaki kişilerin değil, her yaş grubunda sıkça görülen bir sorun haline geldi.
11.05.2012
Antika merakımdan, kilim - halı koleksiyonculuğumdan olacak belki de, eski belgeler, yazılar hoşuma gidiyor. Eski dergiler, gazeteler, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında yazılan basılan dergiler, kitaplar, yakın tarihimizde önemli olayları veren gazete kupürleri. Onlardan birer cümle, birer paragraf okumak beni dinlendiriyor Geçen yıl içinde, doksan yaşın üzerinde, emekli öğretmenlerimizden Abdullah Sağlık ile görüştüm, konuyu ben açmadan elinde ciltli eski bir dergi getirdi, “Yeni Adam” isimli bir dergi. İsmail Hakkı Baltacıoğlu. Kırklı yılların başlarında çıkan bir dergi. “Al bu sana hediyem olsun” dedi. Fiyatı 10 kuruş, “Aradığım şey bazen ayağıma geliyor,” diye mutlu oldum.
11.05.2012
Google arama önerisi Facebook'ta bazı kullanıcıların ortak bir dertten muzdarip olduğunu ortaya çıkardı: "Why do Turkish people add me on Facebook?" (Türkler neden beni Facebook'ta ekliyor?).Google, arama yaparken ilk girdiğiniz kelimelere göre size en çok yapılan aramaları baz alarak önerilerde bulunuyor. Genelde oldukça işlevsel olan bu uygulama bazen can sıkıcı gerçekleri yüzümüze vurabiliyor. İngilizce olarak arama kutucuğuna "Why" (Neden) yazıldığında önerilerin ilk sırasında şu çıkıyor: "Why do Turkish people add me on Facebook?" yani "Türkler neden beni Facebook'ta ekliyor?" Habertürk'ün haberine göre, bu öneri sayesinde, hatırı sayılır sayıda Facebook kullanıcısının aynı dertten şikayetçi olduğu sonucuna varmak çok mümkün.
10.05.2012
Zeynep Ölgün, vaktiyle Acı mevkiindeki bir tarlada, toprağa düşmüş birkaç karpuz çekirdeğinin döllenmesiyle yetişmiş tek bir karpuz görmüş ve hayrete düşmüş. Hiç kimsenin karpuz ekmediği bu mevkiide nasıl olmuştu da bu karpuz yetişmişti, diye merak etmiş. Karpuzu dalından kopardıktan, bir iki kez evirip çevirdikten ve karpuzun üzerinde kendiliğinden oluşmuş Arap alfabesindeki harfleri andıran kimi hatları gördükten sonra, şaşkınlığı bir kat daha artmış. Hemen oracıkta oturarak ne yapması gerektiğini düşünmüş. Epey bir düşündükten sonra, bu işte bir keramet var demiş, kalkıp Akif Hoca’ya gitmiş.
06.05.2012
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı İlköğretim anasınıfı ve 1. kademe öğrencilerine süt içirme projesi uygulamaya konulduğu ilk günden itibaren, her yeni işimizde olduğu gibi büyük gürültü kopardı. Süt dağıtma işi bana, 60’lı yıllarda okullarda Amerikan süt tozu dağıtımını hatırlattı. Amerika 3. dünya ülkelerine yaranmak ve sempati kazanmak amacı ile hazırladığı projeyi uygulamaya koymuştu. Süt tozları hakkında pek çok spekülasyonlar yapılmış ve iddialar uzun yıllar sürmüştü. Süt tozlarının çöpe atılacak kadar bayat olması, içinde beyni geliştirmeyecek madde bulundurması gibi.
05.05.2012
Öğretmen Emin Karatekin'e, yazmış olduğu "Benim İçin" adlı bu güzel şiirini şiirini ziyaretçilerimizle paylaştığı için çok teşekkür ederiz! kosektas.net... Bir gün olur da dönersen gittiğin yerden, Beni görecek gözlerin varsa yeniden, Sevda şarkılarının çaldığı telden, Bir iki mısra çal benim için. Duyulmamış aşklar yaşamak isterse yüreğin, Yıldızların koynunda uyumaksa dileğin, Yeniden tomurcuk açmaksa isteğin, Savur tohumları, açsın benim için. Hayal dünyamın en karanlık köşesinde, Bana hazanı yaşatma gözlerinde, Umutlarım yeşersin sözlerinin her hecesinde, Savur gazelleri, yeşillensin benim için.
29.04.2012
Kuş Ali, yılın birinde, Almanya’dan izine gelirken teyzesi Cülü’ye donluk, eşinin teyzesi Kamalı’ya da seksen marklık yün hırka getirmiş. Ancak Cülü’ye donluk gizli verilmiş. Cülü’nün yorumu:
28.04.2012
Elinde sazıyla karşılıyor Erkan Oğur yine bizi. Tıpkı altı yıl önce olduğu gibi. Kendi konuşmadan onu tıngırdatıyor, hatta röportaja başlamadan ufak bir beste yapıyor, onun deyişiyle bu bir “doğuş”, eğer dolanıma girer, başkaları tarafından da söylenirse “deyiş” olacak. Bunu daha sonra anlayacağınız, şimdi bizim konumuz sekiz yıl aradan sonra Kalan Müzik’ten çıkan ve çoktan “deyiş”e dönen solo albümü “Dönmez Yol”. Çeşitli amaçlarla kayıt altına alınmış ancak yayınlanmamış 19 parçadan oluşan albüm, hem CD hem de 180 gram plak olarak çıktı.
27.04.2012
Köşektaşlılar Kültür ve Dayanışma Etkinliği’nde Buluştu! Bu yıl ilki düzenlenen Köşektaşlılar Kültür ve Dayanışma Etkinliği, 14 Agustos 2006 Cumartesi günü, Köşektaş Köyü ortaokulu önünde gerçekleştirildi. Etkinliğe Köşektaş Köyü halkının yanı sıra; AKP milletvekili Osman Seyfi, Nevşehir valisi Alaattin Turhan, Hacıbektaş kaymakamı, Karaburna ve Kızılağıl kasabaları belediye başkanları ile çevre köylerin muhtarları da katıldılar. Açılış konuşmasını Köşektaş Köyü muhtarı Hulusi Altuntaş yaptı. Bu yıl ilki gerçekleştirilen etkinliğin anlam ve ereğine değinen Hulusi Altuntaş, Köşektaş’ın acilen çözüm bekleyen sorunlarına dikkat çektikten sonra, her yıl geleneksel olarak düzenlenen Ağaç Bayramı’nın gelecek yıl Köşektaş’ta düzenlenmesini talep etti.
27.04.2012
Özel Medicana İnternational Ankara Hastanesi'nde düzenlenen toplantıda, beyin cerrahisindeki gelişmeler konusunda bilgiler veren Yaşargil, gazetecilerin çeşitli konulara ilişkin sorularını yanıtladı. Beyin ve sinir cerrahisindeki gelişmelerle ilgili bir soru üzerine Yaşargil, bu alanda büyük ilerlemeler olduğunu belirterek, ''Bilhassa bilimsel teknoloji ve endüstrinin gelişmesiyle teşhiste çok büyük gelişmeler oldu. Nerede ne var, ne olabilir, ne yapabiliriz diye daha isabetli görebiliyoruz'' dedi. Genç cerrahların da mikrocerrahi ve iletişim alanındaki gelişmeler sayesinde büyük başarılara imza attığını ifade eden Yaşargil, küreselleşmenin tıp alanına yansımasıyla dünyanın farklı yerlerindeki bilim insanlarının birbirleriyle daha rahat görüş alışverişinde bulunabildiğini söyledi.
26.04.2012
Masumiyet Müzesi
 

Orhan Pamuk’un "Masumiyet Müzesi" adlı kitabından esinlenerek açmayı planladığı müze ziyaretçilere açıldı. Bu özelliği ile dünyada bir ilk oldu masumiyet müzesi. Müzenin açılması romanın yayımlanmasından tam üç buçuk yıl sonra gerçekleşti. Romanı yazmaya başladığı anda müze için çalışmalara da başlamıştı yazar.

Müzedeki eşyalar romanın kahramanları olan Kemal ve Füsun’un romanda geçen eşyalarından oluşuyor. Roman kahramanlarına ait olarak gösterilen eşyaların sahibi aslında Orhan Pamuk’un kendisidir. Masumiyet Müzesi İstanbul Çukurcuma’daki eski bir evin üç katından oluşuyor. Orhan Pamuk bu evi 15 yıl önce satın almıştı. O zamanlar geri kalmış bir yer olarak görülen Çukurcuma bugünlerde ise İstanbul’un popüler mekanlarından biridir.

Masumiyet Müzesi Salı ve Pazar günleri arasında saat 10.00 ile 18.00 arasında ziyaretçilerine açık. Cuma günü ise saat 21.00′e kadar gezilebiliyor. Elinde Masumiyet Müzesi adlı kitabıyla gelen ziyaretçilerine ücretsiz olan müzeyi kitabı olmayan ziyaretçilerin ise ücret ödemesi gerekiyor.

Edebiyat ve Kültür Sitesi



 


 
Yer sağlayıcı: Yurdum Yazılım