Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam36
Toplam Ziyaret593877
Baharın Müjdecisi
 Fotograf: Alper Tüydeş

Baharın müjdecisi, dostluklarıyla hayranlık uyandıran Adem Amca ile Yaren Leylek bir hafta gecikmeli de olsa buluştu.

Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Leylek köyü, 9 yıldır adeta bir masala tanıklık ediyor.

Göçten gelen ilk leyleklerden olan Yaren Leylek, köye varır varmaz Adem Amca'nın kayığına konuyor ve birlikte balığa çıkıyorlar. 

Türkiye'nin konuştuğu ikili bir hafta gecikmeli de olsa yine buluştu. Doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş, kişisel Twitter hesabından paylaştığı iletide, "Sonunda Yaren'de Geldi! Ve göçten gelir gelmez soluğu yine Adem Amcanın kayığında aldı. Dile kolay dokuz yıldır bu böyle. Önceki gelişine göre bir hafta gecikince çok endişelenmiştik ancak müjdeli haber dün gece geldi ve bu sabah kayıklarında o efsane pozu yeniden verdiler.


Haber: t24.com.tr

Anasayfa

www.kosektas.net 



Video: bbcpicturedesk.co.uk

M A L E N A    K L E P E T A N

Hırvat hademe Stjepan Vokić, 25 yıldır, avcılar tarafından vurulmuş olan ve bu yüzden uçamayan, Malena adını verdiği bir leylekle ilgileniyor. Stjepan Vokić, Hırvatistan'ın Brodski Varos kentindeki evinin çatısına, Malena için bir yuva yaptı ve Malena ile yavrularının beslenmelerini balık avlayarak sağlıyor. Ancak bu ailenin bir üyesi daha var. Stjepan Vokić’in Klepetan adını verdiği bir erkek leylek, 15 yıl önce, Malena ile arkadaş oldu ve 15 yıldır, her bahar, Malena’yı ziyeret etmek için, Güney Afrika’dan Hırvatistan’a, bir ayda, 13.000 km yol katediyor! Klepetan, her sonbahar, Malena'yı geride bırakarak, güneye göç ediyor, ancak her bahar geri dönerek aileye katılıyor.

Doğayı acımasızca katledenlere inat, Stjepan Vokić gibi, yaptıklarıyla farkındalık yaratan, vicdanlı insanların olması, oldukça sevindirici ve gelecek için umut verici!

kosektas.net

LEYLEKLER BİZİM KÖYÜ ÇOK SEVERDİ

Soğuk suyun akışı, Serçelerin ötüşü;
Gökyüzünde şenlikti, Leyleklerin uçuşu.

LÜTFULLAH ÇETİN

20 Şubat 2021, Cumartesi l Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi l Lütfullah Çetin

Yerkürenin kuzey yarısında, ekvator ile kuzey kutbu arasındaki bölgelerde, havanın nisan ve mayıs aylarından itibaren ısınmaya başladığını nereden bildikleri şaşırtıcı, hatta mucize olan leylekler, sıcak yaz aylarını geçirmek için, soğuk kış aylarını geçirdikleri bölgelerden geri dönerler, beş – altı ay gibi uzun bir süre bizim köyde kalırlardı.

Altı - yedi ay gibi uzun bir zaman sonra, o kadar uzak mesafeleri katedip bizim köye gelen leylekler, sanki pusulaları varmış gibi, hedeflerini şaşırmadan, Süllü amcanın tuvaletinin üzerindeki, daha tam anlamıyla hazır olmayan yuvaya konarlar, gagalarını tüylerine gömerler, tüylerini kabartıp gerneştikten sonra, huzur içinde uykuya dalarlardı.

Önce erkek leylek gelirdi. Çok telaşlı bir şekilde, geçen yıl bırakıp gittiği yuvayı çubuk ve otlarla onarıp yenilemeğe başlardı. İşi bittiğinde ise, özlem içinde, başını gökyüzüne çevirip, dişisinin gelmesini beklerdi. Takriben bir hafta sonra, dişi leylek de, erkek leylek tarafından onarılmış olan yuvaya döner ve hemen yerini alırdı.

Leyleklerin birbirlerini karşılama töreni oldukça ilginç olurdu. Yuvanın sahibi erkek, dişisini karşılamak için kanatlarını hızla çırpar ve gagasıyla tıkırdardı. Daha sonra, etraflarına aldırmadan, en güzel anlarını yaşamaya başlarlardı. Baş döndüren bir yükseklikte gerçekleşen bu tutku dolu sevgi gösterisinin meyvesi dört veya beş yumurta olurdu. Takriben dört, bilemediniz beş hafta sonra tüy yumağı civcivler yumurtalarından çıkmaya başlarlardı. İşte bundan sonra anne ve baba leylek için telaş başlar, baba leylek, çığırtkan yavrularının büyümeleri için gerekli solucan, çekirge ve sümüklü böcek bulabilmek için harekete geçer, hatta bir süre sonra talep daha da artar; fare, kurbağa ve yılanlar sofrayı süslerlerdi.

Baba leylek yavrularını beslemekle yükümlü iken, anne leylek, kanatlarının altına alarak, yavrularını yağmur, fırtına ve kızgın güneş sıcağından korurdu.

Evin sahibi Süllü amca, doğal yaşamın bir parçası olan leylekleri gözü gibi korur, doğum yerlerine ilk kez geri dönen genç leyleklerin yuvayı onarmalarına yardımcı olur, onlara taş attırmaz, yuvadan düşüp yaralanan körpe yavruların yaralarını sarar, iyileşmelerini sağlardı.

Leylekler, hava soğumaya başlar başlamaz, başka bölgelerden gelen leyleklerle birleşerek, gökyüzünde seyredeğer bir görüntü oluşturduktan sonra, yolculuk rotaları olan Güney Afrika, Körfez, Süveyş, ve İsrail'e doğru yola koyulurlardı. 

Süllü amca: Süleyman Ceyhan.

Bilgi: İlk kez 14 Nisan 2004 tarihinde yayınlanmış olduğumuz “Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi” adlı bu yazının değişik bir nüshası Özgür Ansiklopedi Vikipedi'ye bağışlanmıştır.


Lütfullah Çetin l Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi l 14 Şubat 2004



 


Köşektaş Köyü Internet Sayfası'nda yer ıalan tüm metin, resim, fotograf ve benzeri içeriklerin hakları sahiplerine aittir! Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda, kaynak gösterilse bile, izin alınmadan,
kullanılamaz, yayınlanamaz! 
kosektas.net,

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

 

www.kosektas.net|İletişim: kosektas@kosektas.com|Güncelleme: 20 Şubat 2021


20. yüzyılın başta gelen bilim felsefecisi Karl Popper 1973 yılında Cambridge Üniversitesi'nde verdiği bir konferansta "anlamlılığın anlamı nedir?" (what is the meaning of "meaning"?) sorusunu irdelemekteydi. Popper, insanı insan yapan, adına “dil” dediğimiz çok yönlü ve karmaşık mekanizmanın niteliğini ve günlük yaşamdaki işlevliliğini, kendi bünyesindeki dilbilgisi, sesbilgisi, sözdizimi, anlamlılık (semantik) yapılarıyla, somut ve şeffaf matematik - fizik işlemleri gibi, bir yandan saat gibi tık tık çalışan düzenli bir sisteme, öte yandan, algılanması güç soyut ve bulanık kara bulutlara benzetiyordu. Başlığı “Dil, bir saat ve karabulutdur” şeklinde olan konferansını, “Tüm fizik ve matematikçiler dilbilimci olma özlemindedir. Her dilbilimci de fizikçi veya matematikçi olma özlemindedir” (!) sözüyle konuşmasını bitiriyordu.
23.02.2013
Bilim insanları araştırmalarını yüzlerce ya da binlerce yıl sürdürebilselerdi, acaba hangi konular aydınlığa kavuşturulmuş olurdu?
12.01.2013
Kareli, vaktiyle Acı mevkiindeki bir tarlada, toprağa düşmüş birkaç karpuz çekirdeğinin döllenmesiyle yetişmiş tek bir karpuz görmüş ve hayrete düşmüş. Hiç kimsenin karpuz ekmediği bu mevkiide nasıl olmuştu da bu karpuz yetişmişti, diye merak etmiş. Karpuzu dalından kopardıktan, bir iki kez evirip çevirdikten ve karpuzun üzerinde kendiliğinden oluşmuş Arap alfabesindeki harfleri andıran kimi hatları gördükten sonra, şaşkınlığı bir kat daha artmış. Hemen oracıkta oturarak ne yapması gerektiğini düşünmüş. Epey bir düşündükten sonra, bu işte bir keramet var demiş, kalkıp Akif Hoca’ya gitmiş.
06.05.2012
Kuş Ali, yılın birinde, Almanya’dan izine gelirken teyzesi Cülü’ye donluk, eşinin teyzesi Kamalı’ya da seksen marklık yün hırka getirmiş. Ancak Cülü’ye donluk gizli verilmiş. Cülü’nün yorumu:
28.04.2012
İnsanlık tarihi kadar uzun bir geçmişe sahip olan ve zamanla değişik boyutlar kazanan müziğin, insanlar üzerine çok çeşitli tesirleri vardır. Bu tesirler hem menfî hem de müspet olabilmektedir. Müzik, halk arasındaki anlayışa göre ekseriyette bir eğlence vasıtası olarak görülmesine karşın, esasen duygu ve düşünceleri seslerle anlatma veya sesi düzenli ve estetik maksatlara uygun şekilde kullanma sanatıdır. J.J. Rousseau'ya göre müzik, sesleri kulağa hoş gelecek şekilde terkip etmektir. Müziğin sadece bir eğlence aracı olmadığının, insan ruhunun ve vicdanının derinliklerinden zihin ve düşünce dünyasına kadar uzanan bir iletişim yolu olduğunun anlaşılmasıyla, müziğin bu özelliğinden nasıl istifade edebiliriz düşüncesi, çok sayıda ilmî araştırmaya zemin teşkil etmiştir....
08.04.2012
Yağmurun bol yağması bolluğu; az yağması da kıtlığı, dolayısıyla da açlığı beraberinde getirdiğinden, ilkel dönem insanları, doğa olaylarını meydana getirdiklerini sandıkları güçlerden, gerek törenler düzenleyerek, gerekse adaklar adayarak medet ummuşlar. İslâmiyetin etkisi altında yapılan yağmur duasından degişik olarak, kaynağını İslâmiyet öncesi eski inanışlardan almış olan ve yöremizde Su Kızı Donatımı diye adlandırılan bu törenler, Anadolu’nun bir çok yöresinde olduğu gibi, eskiden köyümüzde de düzenlenirdi.
30.03.2012
Ferice Yılmaz, Samcak Aliağa’nın kızı, Ömer Yılmaz’ın karısıydı. Çok duygulu, anlamlı ağıtlar yaktığı söylenirdi. Kocası Ömer, karlı, soğuk bir kış günü Avanos’tan eşekle gelirken Avanos, Özkonak arasındaki ziyaret dağında donup ölmesi üzerine yaktığı ağıt o günlerde tüm kadınların dilindeydi (1961-62). Ferice’nin bu özelliğini iyi bilen babası Aliağa; “Ben ölünce nasıl olsa ağıt yakacaksın. O zaman ettiğin o ağıdı ben duyamam. Ben şimdi ölmüşüm gibi ağıdımı et!” demiş. Ferice’nin o gün ettiği ağıt, başta babası ve yanındakileri saatlerce ağlatmış. Ferice’nin ağıtçılığını ünlendiren ağıdı; daha bir yaşında ölen oğlu Hamit için yaktığı ağıttır: “Umudum, demidim de bir tek Hemidim. Bir yumurta gömdümde sana vermedim.” gibi saçmaladığı da olmuş.
08.03.2012
Malena ile Klepetan

Forograf: BBC bbcpicturedesk.co.uk

Hırvatistan’da "Klepetan" isimli erkek bir leylek, felç kalan "Malena" isimli eşini 16 yıldır yalnız bırakmıyor. "Klepetan", her sonbahar, diğer leyleklerle birlikte, Güney Afrika’ya göç ediyor, havalar ısınmaya başladığında, eşi "Malena"ya dönüyor.

Hırvatistan'da eşine az rastlanır bir aşk hikâyesi yaşanıyor. İki leylek 16 yıldır yaşadıkları birliktelikle aşka inancı kalmayanları hayrete düşürüyor.

"Malena" isimli dişi bir leylek, bir avcının kendisini vurması sonrası, felç kaldı. Uçma yetisini kaybeden leylek, yaralandıktan sonra Stjepan Vokic isimli bir Hırvat tarafından himaye altına alındı.

Ancak "Klepetan" isimli leylek, eşini asla yalnız bırakmıyor. "Klepetan" her yıl diğer leyleklerle birlikte güneye göç ediyor. Güney Afrika'ya her yıl yanında eşi olmaksızın göç eden "Klepetan", her ilkbaharın başı, Hırvatistan'a, eşinin yanına dönüyor, aşkına kavuşmak için her yıl 13 bin km kat etmekten asla vazgeçmiyor.

Birbirlerine sadakatle bağlanan çiftin yavruları da oluyor. Stjepan Vokic de bu ailenin mutluluklarının devam etmesi için leyleklere kol kanat germeye devam ediyor.

Malena ile Klepetan'ın hikâyesi, aşkın engel tanımayacağını, tüm engelleri aşacak, tüm sınırları yok edecek, uzun mesafeleri kat edecek güçte olduğunu her göze mızrak mızrak sokuyor.

İki leyleğin hikâyesi sosyal medyada olduğu kadar, tüm dünyada büyük yankı uyandırıyor.

Leylekler, sadakatleriyle ünlüler!

Dünyada bulunan 8 bin 600'den fazla hayvan türünden yüzde 92'sinin tek eşli olduğu biliniyor. Leylekler, kazlar, baykuşlar, muhabbet kuşları, kuğular, sarı tepeli penguenler, kumrular, kunduzlar, şebekler, gri kurtlar, termitler ve melek balıkları eşlerine en sadık hayvanlar arasında yer alıyor. Kuğular ise eşlerinin ölümünden sonra başka bir kuğuyla asla ilişki yaşamıyor.

Kaynak: sonhaber.com