Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam56
Toplam Ziyaret623444
Mutlu Yıllar


Mutlu, yeni bir yıl dileriz!

Yeni yılda çocuklarınıza, bilgi yerine, özgün olanı; sporu, müziği, resim çizmeyi, kitap okumayıyemek yapmayı, insanların birbirlerinden farklı olduklarını anlamalarını sağlamak için de, sanatı öğretin!

Ayrıca:
- Değerleri; dil ve sanat, hukuk ve tarih, sorumluluk ve sorgulama bilincini...
- Yaşamayı; kimseden emir almadan ve kimseye emir vermeden yaşamayı...
- Düşünmeyi; kimseden emir almadan, bağımsız düşünmeyi...
- İnanmayı; safsatalara değil, başarıya inanmayı...
- Başkalarına değer vermeyi...
- Ekip çalışmasının önemini... 

...öğretin çocuklarınıza!

Anasayfa

kosektas.net 



The Revolutionary Power of Diverse Thought | Farklı Düşünmenin Devrimci Gücü

Elif Şafak

İsteyenler, videoyu başlattıktan sonra, ayarlar düğmesine tıklayarak, dil seçenek listesinden, "Turkish" şeçeneğini seçerek, Türkçe altyazıyı etkinleştirebilirler!
-------------------------------------------------------------------------------------


Tartışma götürmez bir gerçek: Çağımız, öfke, endişe, korku, kafa karışıklığı, bölünme, kutuplaşma ve kurum ve kuruluşlara yönelik güvensizlik ve küçümseme çağı! Sosyal medya kullanıcıları, dijital teknolojilerin yaygınlaşması sayesinde, hem seyirci, hem matador oldular, sosyal medya platformları ise, yaşadığımız yüzyılın dijital arenaları. Bu dijital arenalarda – küçük ve büyük, yerel ve evrensel - neredeyse her saat, yeni bir kavga sahneleniyor, rakipler, her ne kadar, ara sıra değişim eğilimi gösterseler de, nefret ile birbirine güvensizliğin dili sabit kalıyor! Bu da tüm dünyada milliyetçilik, dolayısıyla da ırkçılık dalgasının yükselmesini sağlıyor!

kosektas.net,
Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

KÖRİNANÇ NEDİR?

Bildergebnis für musa kazım yalım

Körinanç, en basit anlamıyla, “akıl ve bilim düşmanlığıdır!” Özellikle dinsel anlamda aşırı (tutkusal) bağlılıktır. Başka görüş ve düşünceye, özellikle de deneysel bilime, gelişip serpilme ve güçlenme hakkı tanımaz! Kendi inancı dışındaki hemen her şeyi yok etmeye çalışır! Menemen Olayı, Köy Enstitüleri’nin kapatılışı, Çorum, Maraş, Sivas ve Malatya katliamları, onlarca seçkin bilim insanımızın, araştırmacı - gazeteci ve yazarımızın katledilişi başlı başına birer körinanç olayıdır!

MUSA KÂZIM YALIM

3 Ocak 2022, Pazartesi

Körinanç Nedir, Musa Kâzım YALIM

Körinanç, güzel sanatlara, bilimsel doğrultuda doğruluğu kanıtlanmış maddeye dayalı ve varlıklarla ilgili gerçeklere dayanmamakta israr eden (direnç), bilimi dışlayan; deney dışı ve salt önsel verilere dayanan, dinsel ve düşsel bilgilere sığınan, fizik ötesi, öbür dünyacı düşünce ve inançlara karşı aşırı bağlılıktır.

Özellikle dinsel alanda görülen bu tutkusal ve aşırı bağlılık, dinsel ve düşselliğin dışındaki, bilimsellik başta olmak üzere, bütün düşünceleri yok sayma ve yok etmeyi kapsar.

Din ve inançla ilgili düşünce ve ilkeleri, hiç kanıt aramaksızın, incelemeksizin ve eleştirmeksizin gerçek bilgi sayan metafizik (fizik ötesi) düşünceyle, varlığımızın; bedenden bağımsız, ruhsal bir yapı olduğu inancına dayanan ve düşsel (hayali) bir anlayış körinançtır. (fanatizm).

Körinanca dayalı din anlayışı; yeniliklere ve çağdaşlığa kapalıdır. İnsanlığın, dinden başka hiçbir görüş ve düşünceye inanmasını istemez. Körinanç anlayışına göre, ölüm ötesi –öbür dünya – ahiret yaşamı bir gerçektir. Deneye dayalı bilimsel bilgi ve hür düşünceye karşıdır. Laik ve demokratik düzene inanmaz. Örneğin: Ortaçağ Avrupasını kasıp kavuran “engizisyon mahkemeleri”nin işkenceye ve öldürmeye dayalı uygulamaları böylesi bir körinancın ürünüdür. Engizisyon mahkelemeriyle 600 bin insan can vermiş, yalnız bunlardan 200 bin insan yakılarak öldürülmüştür. Ortaçağ boyunca, dine dayalı körinanç yüzünden 3 milyondan fazla insan öldürülmüştür.

Batı’da, Hıristiyan dünyasında, filozof Vanini’nin (Giulio Cesare 1585 - 1619), ruhun ölmezliğine karşı çıkışı, yani “ruh” beynin özel bir fonksiyonudur, beyin fiziki olarak yok olunca, ruh da yok olur, açıklaması, kilise babalarının öfkesini kabartmıştır.

“Ruh” kavramı dinsel kuralların temelini oluşturduğu için, kiliseye karşı düşünceler, dini inançları zayıflatıp yıpratacağından dolayı, Vanini’nin cezası çok büyük olmuştur. Vanini, kafası kesildikten sonra, diri diri ateşe atılarak yakılmıştır.

Körinanç anlayışının, dinsel konuya bağlı, fizik ötesi düşlenen ölüm ötesi –öbür dünya- ahiret yaşamına aşırı bağlılıktan öte, kişilerin inancı uğruna yakmayacağı can, yıkmayacağı yuva ve ocak yoktur.

Düşsel düşünceye dayalı inanç uğruna, başka düşünceleri, özellikle bilimin gelişmesine fırsat vermek istemeyen, öbür dünya –ahiret– yaşamının yoluna insanların canına bile kıyabilen ve bunu da Tanrı adına yaptığına inanan, insanları hep korku ve baskı altında tutan bir ruh ve anlayış “körinançtır.”

Ortadoğu’da İslâm Dünyası’nda: “Ben Tanrıyım” (En-el Hak) veya “Ben Tanrı’dan bir parçayım.” diye konuştuğu için, dinin emirlerine aykırı davranıyor ve Tanrı’ya “şirk” koşuyor, suçlamasıyla Hallâc-ı Mansûr’u döve döve öldürdüler.

Sunni mezhebine aykırı davranıyor diye de, derisi diri diri yüzülerek öldürülen Nesimi’ye uygulanan ceza insanlık dışı ve tüyler ürperticidir.

Hem İslâm ve hem de Hıristiyan dünyasında insanlara uygulanan işkence ve ölüm cezaları, “körinanç” anlayışının insanlık dışı vahşetini ortaya koymaktadır. Körinancın insafı, acıması ve insan sevgisi yoktur.

Evrensel ve hümanist bir din özelliği taşıyan İslâm dini, tarikat, mucize ve hurafelerle süslenmiş olup, evrenselliği ve hümanist yapısı gözardı edilmiştir. Tarikat, mucize ve hurafelerle, İslâm dini, körinanç anlayışına dönüştürülmüştür.

Nurculuk tarikatı, laikliğe karşıdır. Aynı zamanda kadercidir. Nurculuk bu dünyayı küçümser ve ölüm ötesi öbür dünyayı yeğler. Cennete ulaşabilmek, bu dünya ile ilgilenmemekle mümkündür. Bu dünya bir bekleme salonudur, amaç ölüm ötesi –öbür dünya– ahiret yaşamıdır.

Nurculuk, her türlü bilimsel araştırma ve açıklamayı dinsizlik sayar; mucize ve dine sonradan girmiş hurafelere inanır. Hatta Saidi Nursi’nin, Moskova’dan Berlin’e melekler gibi uçarak gittiği, sanki bilimsel bir gerçekmiş gibi anlatılır. İşte buna inanmak da bir körinanç anlayışıdır.

İnançların, körinanç içinde biçimlenmesi insansal duyguları yok etmektedir. Menemen Olayı, Köy Enstitüleri’nin kapatılışı, Çorum, Maraş, Sivas Katliamı, ve onlarca seçkin bilim insanımızın, ve yurttaşlarımızın katledilişi, bugünkü yaşadıklarımız Türkiye’deki körinancın açık birer göstergeleridir.

Musa Kâzım YALIM,

Hasanoğlan Köy Enstitüsü Mezunu



 


Köşektaş Köyü Internet Sayfası'nda yer ıalan tüm metin, resim, fotograf ve benzeri içeriklerin hakları sahiplerine aittir! Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda, kaynak gösterilse bile, izin alınmadan,
kullanılamaz, yayınlanamaz! 
kosektas.net,

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

 

www.kosektas.net|İletişim: kosektas@kosektas.com|Güncelleme: 8 Ocak 2022
Öykülerinde okurlarını güldürmeyi, bir yandan da onlara gelgeç savaşları, altı boş telaşlarıyla hayatı sorgulatmayı amaç edinmiş bir yazar Hüseyin Rahmi... Aslında bu öğüdü Hüseyin Rahmi değil, onun 1933 yılında, Mazhar Osman’ın hazırladığı Sıhhat Almanağı’nda yer alan ve o tarihten beri yeniden yayımlanmayan “Bu da Bir Tedavi” öyküsündeki doktor karakteri veriyor. Ama Hüseyin Rahmi de öyküsündeki doktor gibi romanları ve öykülerinde okuyucularını güldürmeyi, bir yandan da onlara gelgeç savaşları, altı boş telaşlarıyla hayatı sorgulatmayı amaç edinmiş bir yazar. Yani öykünün baş karakteri Basri Bey, doktora değil de Hüseyin Rahmi Bey’e gitse ve derdini anlatsaydı, o da ‘yaşamanın büyük bir ilim, mühim bir sanat; hayatın ve sıhhatin asıl, hastalıklarınsa arızî’ olduğunu söyleyerek gam yükünü omuzlarından atıp bol bol gülmesini salık verirdi muhtemelen.
27.12.2019
Soluk soluğa girdi muayenehaneye ve “Kocam ölüyor, yetişin doktor bey,” dedi; felfecir okuyan gözleriyle. Kısa bir soruşturmadan sonra, kocasını arı soktuğunu, arı zehrine karşı alerjisi olduğunu öğrendim; acil çantamı alarak ve Park Taksi durağından bir taksiye binerek, Dikili’nin İsmet paşa Mahallesinin yukarı kısımlarına doğru çıkmaya başladık. Hem hastaya nasıl bir tedavi uygulamam gerektiğini düşünüyor, hem de arabanın geçtiği sokağa bakıyordum.
27.01.2016
Türkler kendilerini tutucu (muhafazkâr) sanıyorlarsa kendilerini aldatıyorlar. Kuşkusuz aldanma da bir gerçek olgudur. Fakat insan gerçek kimliği sandığı kimlikle örtüşmeyebilir. Vitrinde gördükleri her şeye sahip olmak, televizyon karşısında saatler geçirmek, otomobil kuyruklarında sıraya girmek de çağdaş olmakla eşit değildir. Ama tutuculuk da değildir. Amerika tutucu bir toplum. Fakat çağdaş olan her şeyin neredeyse yaratıldığı ülke.
30.09.2012
Türkçenin özleştirilmesi, geliştirilmesi ve zenginleştirilmesine çok büyük emeği geçen dilbilimci yazar Emin Özdemir'in "Anlatım Sanatı" kitabı Bilgi Yayınları'ndan Mart 2012'de çıktı. Anlatımda yaratıcı olamayan diyalogda başarılı olamayacağı gerçeği bilindiğinden kitabın herkes için yazıldığı daha başlığından anlaşılıyor. Kitap, Türkçeyi doğru, güzel ve etkili bir biçimde konuşmak, yazmak isteyen herkes ve öncelikle Türkçeyi kullanma yetilerini geliştirmek isteyen yerli yabancı tüm öğrenciler ve öğretmenler için önemli bir başvuru kaynağı olma amacını taşıyor.
21.03.2012
Kitap Tanıtım Köşesi

Anna Karenina, Lev Tolstoy tarafından yazılmış, Rus Habercisi'nin 1873-1877 yılları arasındaki döneminde, bölümler hâlinde basılmış roman. 125 farklı yazarın belirlediği bir listede zamanımıza kadar yazılmış en iyi roman olarak görülmüştür.

Eser, 1870'lerin Rusya'sında, toplumun üst sınıfına mensup kimseler arasında yaşanan birbirinden bağımsız iki aşk macerasını anlatır.
Olaylar Moskova'da, Sankt-Peterburg'da ve asilzadelerin yazlık malikanelerinde geçer. Romanda dürüst bir evliliğin mutluluğu ile yasak bir ilişkinin düş kırıklıkları karşılaştırılır; sadakat, tutku, kıskançlık gibi temalar işlenir; bir yandan da o dönemde Rusya’da kadınların durumu, eğitim reformu gibi konular dile getirilir.

Romanın baş karakteri Anna Karenina, Rus aristokrasisine mensup şık ve güzel bir kadındır. Yüksek bir devlet memuru olan Aleksey Aleksandroviç Karenin ile evli ve bir çocuk sahibi olan Anna Karenina'nın sevgisiz ve monoton bir evlilik hayatı vardır.

Anna Karenina, bir gün eşini aldattığı ortaya çıkan ağabeyi Prens Stepan Arkadyaviç'in (Stiva) Moskova'daki evine, karı-kocayı barıştırmak üzere gider ve orada Vronski adlı bir genç kont ile tanışır. Vronski, Stiva'nın eşi Darya Aleksandrovna (Doli)'nın kızkardeşi Prenses Yekaterina Aleksandrovna Şçerbatski (Kiti)'ye kur yapan bir gençtir. Kiti, kendisine evlenme teklif eden Konstantin Dmitriyeviç Levin adlı bir başka genci, Vronski nedeniyle reddetmiştir. Levin ve Vronski arasında kararsız kalan Kiti, sade bir çiftçi olan Levin yerine parlak geleceği olan Vronski ile evlenmesini uygun bulan annesinin etkisiyle Levin'in teklifini geri çevirmiştir. Levin, köyüne dönüp Kiti'yi unutmaya çalışır. Ne var ki, Vronski, Anna ile tanıştıktan sonra Kiti'ye ilgisini kaybeder, Anna'ya kur yapmaya başlar. Vronski'nin ilgisini kaybetmesi ve ona karşı karşılıksız sevgi uğruna değer verdiği Levin'i yitirmesi, Kiti'nin üzüntüden hastalanmasına sebep olur. Ailesiyle birlikte gittiği bir Alman kaplıcasında sağlığına kavuşur ve Vronski'ye olan duygularını unutur.

Anna kendisi ile birlikte Moskova'dan Petersburg'a dönen ve aşkını ilan eden Vronski'ye kayıtsız kalamaz. Dedikodulara aldırmadan genç kont ile aşk yaşar ve bu ilişkisinden hamile kalır. Petersburg'da katıldığı bir engelli at yarışından hemen önce bu haberi alan Vronski yarışta atının tökezlemesi sonucu feci biçimde düşer. Yarışı kocasının uzaktan gözlemi altında izlemekte olan Anna, sevdiği adamın öldüğünü düşünür ve yarışmadan sonra heyecanla kocasına Vronski ile yaşadığı aşkı itiraf eder. Karenin, bu itirafa rağmen itibarının sarsılmaması için boşanmayı reddeder ve Anna'dan bu ilişkiye son vermesini ister. Fakat Anna her şeye rağmen ilişkisine devam edince boşanma kararı alan Karenin, karısının çocuk doğurduğu ve ölmek üzere olduğu haberi üzerine onunla barışır; hem onu hem Vronski'yi affeder. Vronski, utancından kendisini öldürme düşüncesine kapılır ve silahla kendisini yaralar. Bir süre sonra Anna da, Vronski de iyileşecek, Anna kocasından ayrılıp bu evlilikten olma oğlunu ona bırakmaya; Vronski'den olma kızını yanına almaya; Vronski ise ordudan ayrılmaya karar verir. İki sevgili İtalya'ya kaçıp bir süre gözlerden uzakta yaşar.

Bu arada Doli, çocukları ile birlikte Levin'in köyüne yakın bir köyde yazı geçirmeye gider. Burada verdiği uğraşların ardından, Levin'in Kiti ile evlilik umudu artar. Moskova'da bir davet sırasında Kiti'ye yeniden evlenme teklif eden Levin sonunda mutluluğuna kavuşur. Çift evlenir, mutlu bir evlilikleri ve bir çocukları olur.

Oğlunun özlemi ile Avrupa'dan dönen Anna ise Rusya'da toplumdan dışlanır; gittikçe huysuz, kıskanç bir kadına dönüşür ve Vronski ile arası bozulur. Gittikçe içe-dönük bir kişi olan Vronski'nin artık kendisini sevmediği düşüncesiyle bunalıma giren Anna, yaptıklarından büyük bir pişmanlık duyar ve intihar eder. Anna'nın ölümünden sonra ruhsal çöküntü yaşayan Vronski ise çareyi orduya gönüllü yazılmakta bulur.

Vikipedi, Özgür Ansiklopedi

Anna Karenina, Tolstoy

ISBN: 9789750517457