Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret642486
Çeviri Etkinliği

Hasan Âli Yücel
Seçkin insanlar seyrek!

Hümanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aşama, insan varlığının en somut anlatımı olan sanat yapıtlarının benimsenmesidir.
 
Sanat dalları içinde edebiyat, bu anlatımın düşünce öğeleri en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir ulusun, diğer ulusların edebiyatlarını kendi dilinde, daha doğrusu kendi düşüncesinde yinelemesi; zekâ ve anlama gücünü o yapıtlar oranında artırması, canlandırması ve yeniden yaratması demektir. İşte çeviri etkinliğini, biz, bu bakımdan önemli ve uygarlık davamız için etkili saymaktayız.
 
Zekâsının her yüzünü bu türlü yapıtların her türlüsüne döndürebilmiş uluslarda düşüncenin en silinmez aracı olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyatın, bütün kitlenin ruhuna kadar işleyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı olması, zamanda ve mekânda bütün sınırları delip aşacak bir sağlamlık ve yaygınlığı gösterir. Hangi ulusun kitaplığı bu yönde zenginse o ulus, uygarlık dünyasında daha yüksek bir düşünce düzeyinde demektir. Bu bakımdan çeviri etkinliğini sistemli ve dikkatli bir biçimde yönetmek, onun genişlemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk aydınlarına şükran duyuyorum. Onların çabalarıyla beş yıl içinde, hiç değilse, devlet eliyle yüz ciltlik, özel girişimlerin çabası ve yine devletin yardımıyla, onun dört beş katı büyük olmak üzere zengin bir çeviri kitaplığımız olacaktır. Özellikle Türk dilinin bu emeklerden elde edeceği büyük yararı düşünüp de şimdiden çeviri etkinliğine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okurunun elinde değildir.

Hasan Âli Yücel
Milli Eğitim Bakanı
23 Haziran 1941.

ANILAR
 
Geçmişteki günleri tazelermişçesine...

Hayati Akdemir

 

Ne güzel olurdu çelikle çomak,

Bir kale kurup sağ diye vurmak,

İçimden geçiyor camları kırmak,

Büyüklerden azar duymak isterim.

 

Sapan olsa da atsaydım taşı,

Vurmazdım asla uçan bir kuşu,

Harmana varsaydım hızlı bir koşu,

Atlayıp düvene binmek isterim.

 

Bahçelere girip hıyar aşırsak,

Bekçi geliyor diye birden bağırsak,

Sağa sola kaçıp yolu şaşırsak,

Kesekli tarlaya kızmak isterim.

 

Happan yapsam bir kavlak taşı,

Oyunda olurdum hep ebe başı,

Kasap Ali yapardı tekten traşı,

Kafama şaplak yemek isterim.

 

Hoşumuza giderdi sıcacık hedik,

Sokulamaç oynayıp atsaydım tepik,

Kemirci-kömürcüde bulunmaz kemik,

Sığ karanlığı delmek isterim.

 

Oynar idik körebe ile saklanbaç,

Nefesin yeterse ta uzağa kaç,

Boynumda şaklardı vurunca kıbraç,

At arabasıyla gezmek isterim.

 

Yumurta tokuşturmaya bizler yetmedik,

Harmanda ceç başında yatmadık,

Malama çalıp, savurup satmadık,

Şimdi o defterleri dürmek isterim.

 

Yorulurduk top peşinde koşarken,

Yırtılırdı üstümüz yere düşerken,

Çamur olurduk derelerde yüzerken,

Şimdi oralarda yatmak isterim.

 

Eşeğin kuyruğuna bağlardık teneke,

Ardından gülerdik hep seke seke,

Koyuna gidip yeseydik lepe,

O günlere yine gitmek isterim.

 

Kış ortasında olurdu saya,

Oynardık karlarda doya doya,

Sıcaklar başlardı cemre düşerken suya,

Kalan mazilerde durmak isterim.

 

Okula giderdik kara bir önlük,

Tek urbamız vardı bayramlık günlük,

Neleri bulduk neleri yitirdik,

Oturup onları saymak isterim.

 

Düğünlerde yine çeksek halayı,

Akşam kurulurdu sin-sin olayı,

Bakır kaplar görüyor mu kalayı,

Şimdi bunları bilmek isterim.

 

Koyun gelir emişirdi kuzuyla,

Tarladan gelinirdi ayağın tozuyla,

Kimi çalışırdı oğluyla, kızıyla,

Herkes bunları bilsin isterim.

 

Orakla biçilir, ekilirdi sabanla,

Gezilirdi sabah akşam tabanla,

Kimi uğraşırdı bekçiyle, çobanla,

Köyün kurallarına uymak isterim.

 

Nöbet tutulurdu değirmende sırayla,

Otururduk geceleri gazlı çırayla,

Çok şeker alırdık iki buçuk lirayla,

Gayri dükkanlara küsmek isterim.

 

Sabah başlardı malın-maşın telaşı,

Çay yerine içerdik tarhana aşı,

Kendine özgü toprağıyla taşı,

Tozlu yollarını öpmek isterim.

 

Burnumda tüter kerme-tezek kokusu,

Zor çıkılırdı Ahmetlinin yokuşu,

Uzaktan bakınca o güzel duruşu,

Dönüp de geriye bakmak isterim.

 

Saman çekmek için kurulur çeten,

Bulgur yapmak için dönerdi seten,

Naylon gömlek yoktu giyerdik keten,

Gençlere bunları yazmak isterim.

 

Çataldağ’dan kayarken akşam güneşi,

O manzara ki dünyada yoktur eşi,

Çok şanslıdır orada doğan her kişi,

Vaktince köyümde ölmek isterim.

 

Köyümüzün kıymetini bilelim,

İzin zamanı gidelim gelelim,

Toplanalım birliğimizi kuralım,

Haydi hepinizden gayret isterim.

 

Hayati Akdemir, 11.11.2009

Mainz/Almanya


 




0 Yorum - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi


Geçmişteki Günleri Tazelermişçesine

Seçkin şairimiz Dr. Salim Çelebi'nin yazmış olduğu "Vardı İçinde" adlı bu özgün şiiri siz ziyaretçilerimize sunmaktan kıvanç duyarız!

kosektas.net


Salkım söğütler
altında koyulaşırdı sohbetler.
Politika, gaile, din; vergi, savaş, kıtlık;
gurbet, sıla, yoksulluk
bir de askerlik anıları
süslerdi anlatılanları...
Gocunulmazdı,
açıktı eleştiri,
kahpe feleğe intizar vardı içinde.

Suspus olunur 
çıt çıkmazdı ajans vakti,
tefe koyulur
safça ve insafsızca
suçlanırdı halktan olmayan parti;
oy vermiş,
alay edilen
birkaç tövbekâr vardı içinde,

Cepte taşınırdı kanıtlar:
Hayat Mecmuası, Akbaba;
Ferhat’tan Şirin'e
Kerem'den Aslı'ya
yakılan ağıtlar
okunurdu defalarca;
sevdiğine kavuşamayan yâr vardı içinde.

İşin en kötüsü,
pelesenk olmuştu dillerde
kalkınmasın köylü diye
kapatılan Hasanoğlan Köy Enstitüsü;
seferberlik, jandarma,
halkın belini büken
bir de tahsildar vardı içinde.
 
Bazen berrak bazen çamurlu
çağıldardı dereden akan sular;
ağzından bal damlayan
Ali Emmiler, Hasan Ağalar;
Çanakkale Gazisi,
birisi topal,
nur yüzlü dört ihtiyar vardı içinde.

Şair Dr. Salim Çelebi