Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret619342
Şiir Tanıtım Köşesi

Ve şehir
Sessizce bir sabah sigarası içerken
Bir deri bavulda hayatın...
On birinci perondan,
Umutla dolu

Geleceğe adım attın...

Sen bize,
Yorgun ellerinle
Ve alnındaki sıcak terinle,
Bakarak ileriye,
Geniş bir yol açtın...

Sen bize,
Altmış yıl önceki küçük bir adımla,
Çok şeyler öğrettin...
Duyduğun sevgiyle bize,
Hasreti, rakı ve kavunla, bir kenara ittin...

Teşekkürler, dede!
Daha kaygısız bir gelecek umuduyla,
Dilsiz, çaresiz ve ailesiz,
*Diaspora'da,
Refahımız için, ömrünü tükettin...

Ne var ki bugün,
Hiçbir şey doğru bir his vermiyor...
Başarılandan bahsedemiyorum sana...
Mutlu olamıyorsun bizim için...
Çünkü sen yoksun, dede!
Ama biliyoruz ki,
Temelisin sen her şeyin!

Yasemin Bertel/Köln

*Türk diasporası (yurt dışında yaşayan Türk yurttaşları), Türkiye'den göç etmiş Türklerin dünyadaki tahmini nüfusunu anlatmak için kullanılan terimdir. (Vikipedi)

Bilgi: Şiir, Almanca aslından, Türkçe'ye çevrilmiştir!

Adnan Yalım eseri - 150x120 cm - Tuval üzerine yağlıboya, 2010




POP VE EROTİK AÇILIMLAR


Adnan Yalım'ın kullandığı ve erotizm özdeşi olan kadın figürleri, sadece erotik yanlarıyla dikkat çekmemekte, yanı sıra başı dik, iddialı kadın düşüncesinin de temsilini yapmaktadır...

Güzel sanatlar, yaratıcılığın ve hümanizmin anasıdır. Güzel sanatlar, insansal duyguların dostu, içgüdüsel duyguların da düşmanıdır. İn- sanoğlunu insanlaştıran güzel sanatlar ve bilimdir. İnsanoğlu
hayatta ne kadar bilgilenmiş ve ne kadar güzel sanatlarla
ilgilenmişse, o oranda insani değerlere ulaşmıştır...

Adnan Yalım’ın son resimleri, sanatçının yıllardır yakın durduğu pop biçimselliği ve erotizm anlamsallığı üzerinden sorgulamalarına devam ediyor. Dile getirdiğimiz ve sanatçının çalışmalarına yakın duran bu kavramlar üzerinde bazı değinmelerde bulunmak istiyorum. Pop biçimsellik dediğimiz mesele, evrensel bağlamda dünyada 60’lı yıllardan beri sorgulanmaktadır. Türk resminde ise sanatçıların tümden olmasa da ara devrelerinde zaman zaman uğradıkları pop yaklaşım konusu, Yalım’ın elinde, sanatının yaşamsal amacı haline gelmiştir. Sanatçı, pop biçimselliğin kendine özgü ironik, figüratif yaklaşımlarını benimserken, diğer taraftan kendine ait fantastikleşen renk vurgularını  da gözler önüne sermekten kaçınmamaktadır. İşte bu noktada sanatçının değişik ve kendine ait olan yanı da, öncelikle biçim dili bağlamında ortaya çıkmaktadır. Çünkü renk tercihleri, tamamen resimlerinin kosmozunu da belirleyen bir özellik olmaktadır. Ayrıca resim yüzeylerini gerek boyayı kullanarak iki boyutlu, gerekse -ptik espriyi değerlendirerek üç boyutluşan tuval gövdelerine ayırmaktadır. Bu ayırmalar mekânla ilgili boyutlaştırma çabaları olarak ayrıca dikkat çekmektedir.

Pop sanatın biçimsellikleri demek, aslında gerek sanatçı, gerekse genel anlamdaki birey boyutunda özgürlük anlamı taşımaktadır. Sanatçının kullandığı ve erotizm özdeşi olan kadın figürleri, sadece erotik yanlarıyla dikkat çekmemekte, yanı sıra başı dik, iddialı kadın düşüncesinin de temsilini yapmaktadır.

Pop sanat demek, popüler olana ilişmek anlamına gelmektedir. Sanatçı, mizacı gereği bunu dışarıya yansıtmamakta, fakat içselliğiyle geliştirdiği farklı işleyen ruhsal boyutu, resimlerinin söz konusu yöndeki belirginliğini arttırmaktadır. Renk seçkileri bağırmakta ve belli dramatizasyonları da kurgulamak için bulunmaktadır. Yer yer aralarda katı grafik uzantılarla da plastik çeşitlilik arttırılmaktadır. Gene bu noktada dile getirilebilecek bir gerçek de sanatçının kullandığı grafik öğelerdir; bunlar sadece salt bakışlı bir halle grafik temsiliyetinde bulunmamakta, bunun dışında somutlaşma eğilimleri de göstermektedirler. Bu noktada örneğin bir kompozisyondaki merdiven olgusunu temsil eden yatay grafik soyut çizgiler, dikkatle yorumlandığında bir kadının gerçekten inmekte olduğu somut merdiveni temsil edebilmektedir. Bu hem somutu soyut, hem de soyutu somut kılmaktan başka bir şey değildir.

Adnan Yalım’ın resimlerinde kadın figürünü biçimsel boyut açısından dışarıda bıraktığınızda soyut, hatta geometrik de olan renk alanlarıyla karşı karşıya kalırsınız. Bu, şu demektir: Sanatçı, figür ve nonfigür filozofilerin erdemine ulaşmış, kendi ruhsallığında bunları çözümlemiş, buradan nerede neyi, ne kadar ve ne zaman ileri süreceğini bilme boyutuna varmıştır. Aslında erotizm temsili yapan kadın figürlerini, kompozisyonlarda kütle olgusu açısından değerlendirdiğimizde, dinamiklik unsurunun da temsiliyetini üstlendiğini görürüz. Bu bağlamda statik olanlarsa daha geometrik ve grafik tanımlı elemanlardır. Birden fazla erotik kadın figürünün kullanıldığı kompozisyonlarda ise, daha anlatımcı olmak tercih edilmiştir. Erotik olan çekici, dolayısıyla çeken, olmayansa kompozisyonlarda iten bir süreci devreye sokmaktadır. Aslında Adnan Yalım, bir diğer taraftan ele aldığı biçimsel vurgularla “itme-çekme”ye ulaşmayı hızlandırarak, resimlerinin izleyici tarafından çekici kılınan birer varlık olmasını da sağlamaktadır. Bu noktada erotizmin çekiciliğini kullanmakla, erotizmi araç olmaktan çıkararak amaç haline de sokmaktadır. İşte sanatçıyı dünyada bilinen pop sanat anlayışlardan koparan yanı da böylelikle ortaya çıkmaktadır. Bu özelliği, sanatçının hem dünya sanatı, hem de Türk sanatı bağlamındaki atılımcı yanını göstermektedir.

Resimlerde kadının dişiliğini ön plana çıkarmak salt erotizm açısından değil, dişisellik filozofisi bağlamında da irdelenebilir. Bu, bir anlamda çoğaltma ve üreme mantığı üzerinden sorgulanmak istendiğinde de, sanatçının, sadece erotizm ve kadın olgularını üstelik ilişkili olarak ele almadığını da ortaya koyar. Sanatçının gerçekten neyin temsilini, nasıl bir varlık ve zaman ilişkisi boyutunda sorguladığını ve izleyiciyi bilinçli ikilemlere sürükleyerek, buradan elde ettiği çelişkili durumlarla, kadının anlamsallığını iyice sorgulamaya aldığını ve konuya parodoksal baktığını da görmekteyiz. İşte bu paradoksal yapılanma, Adnan Yalım resimlerinin özüdür.

Özkan Eroğlu

Sanat tarihçi, sanat eleştirmeni.




0 Yorum - Yorum Yaz
Şiir Tanıtım Köşesi

Sizinle galiba arkadaş filandık
Işıklı günlerinde gençliğimizin.
Hayalleriyle kanatlanırdık
Gelecek, güzel Türkiye'nin.
Fakat nasıl da değiştiniz birden
Arınıp bütün o düşlerden
Buzlu sularında bencilliğin.
Ne çok hain.

Hayır, belki de değişmediniz,
Aslınız belki de buydu sizin.
Sadece zamana ayak uydurdunuz
Ortak ateşinde ısınıp gençliğin.
Sonra neyseniz o oldunuz
Asıl kimliğinizi buldunuz
Uşağı oldunuz zalimin.
Ne çok hain.

Şimdi giydiğiniz her şey markalı
Tadını aldınız zenginliğin.
O fotoğraflar parkalı markalı
Uzak bir anısı oldu geçmişin.
Fakat yine de yeri geldikçe
El atıp eski albüme
Kullanıyorsunuz reklam için.
Ne çok hain.

Aynı arsız kibir suratlarınızda
Erkeğinizin dişinizin.
İçim bulanıyor karşıma çıktıkça
Ekranlarında TV'lerin.
Kiminiz yeni yetme faşist çığırtkan
Kiminiz kaşarlanmış sırtlan,
Sanırsın kardeşi vampirin.
Ne çok hain.

Yoksul aile çocuklarıydınız
Orta halli, belki zengin.
Soyluydu sizden anneniz babanız,
Sade yurttaşları Cumhuriyet'in.
Siz hangi piç köklerden türediniz,
Kimsiniz, neden böylesiniz
Nasıl boğuldunuz içinde ihanetin.
Ne çok hain.

Zaman geçer, devran döner
Yıkılır sarayı, zindanı zalimin
Efendi uşağını terk eder
Gereği kalmayınca hizmetin
Hele azıcık da diklendiniz mi
Yersiniz kaçınılmaz tekmeyi
Hadi, sıkıysa diklenin
Ne çok hain

Kimliksizler, omurgasızlar
Hedefisiniz şimdi lanetin.
Ne hizmetinde olduğunuz iktidar
Ne sahte parıltısı şöhretin
Kurtaramayacak sizi bu lanetten,
Halkın içinde yükselen nefretten,
Artık hiç değilse susmayı deneyin.
Ne çok hain.

Ataol Behramoğlu