Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam13
Toplam Ziyaret568929
Kitap Tanıtım Köşesi

Vatan Haini
Asil vatan haini kimmiş bilinsin istedim!
Can DÜNDAR

Berlin sürgününde, Türkiye'nin içine düştüğü karanlığın üstesinden geleceğine bir kez daha emin oldum. O hiç yıkılmaz zannedilen, ardında büyük acılar gizleyen duvar, bir günde yıkılıveriyır; 'hain'lerle, 'kahramanlar', hapistekilerle saraydakiler, bir anda yer değiştirebiliyor.

Biz de duvarımızın yıkıldığı, peşimizdeki gizli servise ait arşivin halka açıldığı günleri görecek, acıları devralanlara, eski karanlığı ibretle anlatıp umut aşılayacağız.

Can Dündar bu kitapta, ülkesindeki özgürlük mücadelesine Berlin'den destek olabilmek için, kimi zaman buruk bir gülümseyisle, bazen çok yorularak, ama umudunu ve kararlılığın her seferinde yeniden besleyerek verdiği çabayı anlatıyor. sürgünde bir gazetecinin hayatını, cömertçe, meslektaşlarını ve arkadaşlarını sakınarak, ama kendini sakınmadan paylaşıyor okuruyla...

978-3-9817400-6-6 (ISBN)
''Alnımın Çizgilerindesin Memleketim''

AA - Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'tan yapılan açıklamaya göre, sergi, Nazım Hikmet'in ''rüyalarımın memleketi'' diye adlandırdığı Moskova'ya üçüncü gidişinden sonraki 1951-1963 yılları arasındaki fotoğraflarını kapsıyor.

Sergideki fotoğraflar ve diğer materyaller, Nazım Hikmet üzerine çalışmalarıyla tanınan M. Melih Güneş tarafından, Vera Tulyakova Hikmet Arşivi, Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi ile başka ülkelerdeki arşivlerden bir araya getirildi.

Nazım Hikmet'in yurt dışı ağırlıklı fotoğraflarıyla Türkiye dışında basılan bazı kitapları, plakları, ses bantları, M. Melih Güneş'in hazırladığı ''Bir Yitik Miras Nazım Hikmet'' başlıklı video çalışması ve bazı fotoğrafların orijinalleri de sergide bulunacak.

Sergide, Halet Çambel Arşivi'nde korunan ve Nazım'ın 53 günlük bir bebekken çekilen fotoğrafının bulunduğu, Nazım Hikmet'in doğum tarihini kesinleştiren Memduh Ezine'nin hatıratı da ilk kez yer alacak.

Sergiye gelenleri kağıttan yapılma turna kuşları selamlayacak

Nazım Hikmet'in ölümünden sonra Hiroşimalı çocuklar, Nazım adına eşi Vera Tulyakova'ya, 1000 tane yapıldığında dileğin gerçekleşeceğine inanılan, savaştan sonra ise barışın ve silahsızlanmanın simgesi olan, rengarenk kağıtlardan katlayarak yaptıkları 1000 turna kuşu gönderdi. ''Alnımın Çizgilerindesin Memleketim-Nazım Hikmet'in Yolculuk Fotoğrafları Sergisi''ni ziyaret eden çocuklar da kağıttan kuşların nasıl yapıldığını sergi salonundaki panolardan ve sergi ile birlikte düzenlenecek çocuk etkinliklerinde öğrenebilecek. Çocukların yaptığı 1000 turna kuşu, yine sergi salonunda bulunan Hacer Sayman'ın tasarımı dilek ağacına asılacak. Çocukların yaptığı 1000 turna kuşu, bir Nazım Hikmet müzesinin kurulması durumunda ağacıyla birlikte bu müzeye armağan edilecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen serginin küratörü M. Melih Güneş, kültür varlığının, geleneklerin dışında yalnızca yapılar, arkeolojik kalıntılar, doğal sitler ya da birkaç bin yıllık el yazması olmadığını belirtti. Güneş, ''Şairin yolculuklarından sayılabilecek bu sergiyi, Nazım Hikmet gibi bir kültür varlığımızın edebi mirasının şehrine ulaşma yolculuğunda 'bir gül bahçesinde dinlenme' gibi görüyor, hasret ve ümitten ibaret Nazım Hikmet'in 'Bir yerlerde bir sevinç günün birinde fışkırır' diyen sözüne kulak veriyorum'' değerlendirmesinde bulundu.
Nazım Hikmet'in doğumunun 111'nci yıl dönümünde düzenlenen sergi, Nazım Hikmet'in eserlerini bir katalogda toplamayı ve daha sonra kurulabilecek bir Nazım Hikmet müzesi için kaynak temin etmeyi amaçlıyor.

''Alnımın Çizgilerindesin Memleketim-Nazım Hikmet'in Yolculuk Fotoğrafları Sergisi'', Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde 30 Ocak-28 Şubat tarihleri arasında görülebilecek.

  
384 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
19 Mayıs


19 Mayıs

Rüstem Şen'e saygılarımla!

İbrahim ÇÖL

Gece yarısı Mucur’dan sonra lacivert gökyüzünün yıldız aydınlığı ile Erciyes ve İsmail Sivrisinin önünde birden bire beliriverir hep aynı direklerde yanan sokak lambaları ile köyümüzün silueti. Yaklaşık yedi yüz kilometre yol gitmişim de bitmez kalan sekiz on kilometre…

Yorgunluk sakinlik karşılar hep. Arabanın ışığında dikilen ağaçları tanımaya çalışır gözler. Çocukluğumun sokak sıcaklığını ararım Karşı Mahalleden eve varıncaya kadar. 

Bu mevsimlerde alabildiğince sakin, dingin hava.

Sabah güneş vurmuş evlerin ardından. İliklerine kadar ısıtır kıştan sonra. İpek yumuşaklığı ile salınan ekinler. Sanki denizin rengi değişmiş gibi, yeşil yeşil, dalga dalga. Arada ekilmemiş boş tarlalar gümüş adacık. Anadolu bozkırı alabildiğine, bağlardaki seyrelmiş ağaçlar inadına yeşil. Kelilere açmış nazik gelincik çiçekleri nazenin. Adını tadını unuttuğum bir sürü çiçek ot kokuları ile buradayım der gibiydiler. Sanki bütün yeryüzü bezenmiş bürünmüş.

Film şeridi gibi geçiyorken anılar…

19 Mayıs kutlama programında Cumhurbaşkanına sunulmak üzere Samsun’dan çıkarılan Bayrak geçişleri canlandı gözümün önünde. Okulların yaz tatilinde olduğu bir gün sabahı Rüstem Öğretmen’in çağırdığını söyledi arkadaşlarım.
 
Öğretmenim, temiz atlet ve kısa şortla Bayrak taşıyacağımızı söyledi, yanına varınca. Yarın Uçkuyu’ya gideceğiz, dedi. Kızılağıllı atletlerden alacağımız bayrağı taşıyacaktık köyümüzün topraklarından geçen asfalt yolda. Atletimiz vardı ama şort ayakkabı giyip giymediğimizi de hatırlamıyorum. Aldık üçgen şekilli Bayrağı taşıdık biraz. Hâlâ bilmem Bayrağı ben mi yoksa Bayrak beni mi götürdü önümde giden arabanın arkasından. Homurtuyla geçen otobüslerden gazete atmaları için ne işaretler uydurduk sonraları bu kısa yolda.

Şimdi Köşektaş Kayasının yanından bakıyorum aşağılara, nereye gitti o hep akıp duran derenin suyu. Ne bahçeler sulandı, ne kavgalar edildi uğruna. Ne oyunlar oynadık bu suyla yetiştirilen sebze meyvelerle. Bazen çaldık kopardık kökünden, arabalar yaptık hayallerimize, bazen kılıç kalkan oynadık taze devramer kafalarıyla. Kışları yağan karın eksiğinden çıkardık kuyulardan havuç, turp, yerelması saçtık karlar üstüne.

Şimdi dünyanın en kıymetli halısı serilmiş rengârenk, asfalt ince bir süs üzerinden geçen arabalarla.  

19 Mayıs 2010, İbrahim ÇÖL 

Bilgi: 28 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleştirmiş olduğumuz bir güncellemede yayınlanmış bir yazıdır!