Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam42
Toplam Ziyaret583707
Lee Hodgson

Yirmi yıldan beri fırsat buldukça günde ortalama 4-5 kilometre yürürüm. Bu yazıda yürümenin yararlarından bahsedecek değilim. Zaten o konuda birkaç yazım var.

Her zaman aynı doğrultu ve yerlerde yürümüyorum.

19 Temmuz sabahı yürüyüş güzergahım,  Avanos - Ürgüp eski yolu üzerindeydi. Tam tepenin zirvesine yaklaştığımda, anayol dışındaki kıraç arazi içinde bir karavana rastladım. “Ne var bunda?”  diyecek olanlara yazıyı okumaya devam etmelerini öneriyorum.

Karavanın dışında, konuşunca adının Lee olduğunu öğrendiğim 46 yaşında erkek bir İngiliz vardı. Karavan içinde, çalışmaya hazır durumda  singer marka, kolla çalışan 60-70 yıllık eski bir dikiş makinası göze çarpıyordu. Makine üstünde kırpık kumaşlardan yapılma para cüzdanları, öğrenci kalemlikleri, çantalar bulunuyordu. Bozkırın ortasında ben bir yabancı görmekten, Lee ise İngilizce bilen biri ile karşılaşmaktan memnunduk. Lee, elinde tuttuğu parçalara iğne ile dikişler atıyor, küçük süslemeler yapıyordu.  Böyle bir manzara ile karşılaşan her insan gibi LEE’ye sormadan edemedim. Önce ne için bu çalışmaları yaptığını sordum.

“Hobi” dedi.

Endonezya’da bir okul yaptırma projesi olduğunu ve onunla ilgili çalışmalar yaptığını, hayır kurumu oluşturduklarını anlattı. Projenin politik ve dinsel yönü bulunmadığını sorum üzerine söyledi.

Lee, ileri derecede topaldı. Bastonla yürüyor, otomatik vitesli eski bir Mitsubishi kullanıyordu. Musclardys trophy adı verilen çok berbat ve genetikle geçen bir kas hastalığı ile mücadele ediyordu. Ve o durumda hem seyahat ediyor, hem çalışıyordu.

“Bunları okul projesi için mi yapıyorsun?” diye sorunca güldü. Bu işle projemin gerçekleşmeyeceğini biliyorum. Her yerde satabilmek ve insanları inandırabilmek çok güç. Ama Çinlilere, özellikle yılbaşını kutladıkları ayda satış yapıyorum. Sadece bu parçaların geliri ile olmasa da şimdiye kadar hesapta belli bir miktar birikti.” Dedi.

Yalnız,  bu ıssız yerlerde korkup korkmadığını sordum.

“Hayır, korkum sadece yere düşmek. Düşersem hastalığımdan dolayı yardımsız kalkamam.” Dedi.

Hikaye uzun, gerisi bende.

Demem o ki, Avrupalı beyni ve felsefesi farklı. Vicdan ve temiz duygular içinde yaşama bağlılık ve yaşama asılma. Bunu, topluma katkı ve özveri olarak sunma.

Bizde nasıl?

Hüseyin SEYFİ

''Alnımın Çizgilerindesin Memleketim''

AA - Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'tan yapılan açıklamaya göre, sergi, Nazım Hikmet'in ''rüyalarımın memleketi'' diye adlandırdığı Moskova'ya üçüncü gidişinden sonraki 1951-1963 yılları arasındaki fotoğraflarını kapsıyor.

Sergideki fotoğraflar ve diğer materyaller, Nazım Hikmet üzerine çalışmalarıyla tanınan M. Melih Güneş tarafından, Vera Tulyakova Hikmet Arşivi, Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi ile başka ülkelerdeki arşivlerden bir araya getirildi.

Nazım Hikmet'in yurt dışı ağırlıklı fotoğraflarıyla Türkiye dışında basılan bazı kitapları, plakları, ses bantları, M. Melih Güneş'in hazırladığı ''Bir Yitik Miras Nazım Hikmet'' başlıklı video çalışması ve bazı fotoğrafların orijinalleri de sergide bulunacak.

Sergide, Halet Çambel Arşivi'nde korunan ve Nazım'ın 53 günlük bir bebekken çekilen fotoğrafının bulunduğu, Nazım Hikmet'in doğum tarihini kesinleştiren Memduh Ezine'nin hatıratı da ilk kez yer alacak.

Sergiye gelenleri kağıttan yapılma turna kuşları selamlayacak

Nazım Hikmet'in ölümünden sonra Hiroşimalı çocuklar, Nazım adına eşi Vera Tulyakova'ya, 1000 tane yapıldığında dileğin gerçekleşeceğine inanılan, savaştan sonra ise barışın ve silahsızlanmanın simgesi olan, rengarenk kağıtlardan katlayarak yaptıkları 1000 turna kuşu gönderdi. ''Alnımın Çizgilerindesin Memleketim-Nazım Hikmet'in Yolculuk Fotoğrafları Sergisi''ni ziyaret eden çocuklar da kağıttan kuşların nasıl yapıldığını sergi salonundaki panolardan ve sergi ile birlikte düzenlenecek çocuk etkinliklerinde öğrenebilecek. Çocukların yaptığı 1000 turna kuşu, yine sergi salonunda bulunan Hacer Sayman'ın tasarımı dilek ağacına asılacak. Çocukların yaptığı 1000 turna kuşu, bir Nazım Hikmet müzesinin kurulması durumunda ağacıyla birlikte bu müzeye armağan edilecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen serginin küratörü M. Melih Güneş, kültür varlığının, geleneklerin dışında yalnızca yapılar, arkeolojik kalıntılar, doğal sitler ya da birkaç bin yıllık el yazması olmadığını belirtti. Güneş, ''Şairin yolculuklarından sayılabilecek bu sergiyi, Nazım Hikmet gibi bir kültür varlığımızın edebi mirasının şehrine ulaşma yolculuğunda 'bir gül bahçesinde dinlenme' gibi görüyor, hasret ve ümitten ibaret Nazım Hikmet'in 'Bir yerlerde bir sevinç günün birinde fışkırır' diyen sözüne kulak veriyorum'' değerlendirmesinde bulundu.
Nazım Hikmet'in doğumunun 111'nci yıl dönümünde düzenlenen sergi, Nazım Hikmet'in eserlerini bir katalogda toplamayı ve daha sonra kurulabilecek bir Nazım Hikmet müzesi için kaynak temin etmeyi amaçlıyor.

''Alnımın Çizgilerindesin Memleketim-Nazım Hikmet'in Yolculuk Fotoğrafları Sergisi'', Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde 30 Ocak-28 Şubat tarihleri arasında görülebilecek.

  
633 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Şiir Tanıtım Köşesi

DİL-İ SU

Kâr hırsıyla doğayı tahakkümleri altına almak isteyen ve böylece su kaynaklarını kirleten ve kurutan katillere...

Doruklarda çağlayandık
Şişelendik birer birer;
Toprak için ağlayandık
Şüphelendik, dolduk keder.

Duamıza çıkan ahmak
Komikleşme çevrene bak;
HES’ler tepemize tokmak
Vura vura olduk heder.

Yarılan toprakta ara
Kavrulan yaprakta ara;
Bensiz bedenin beş para
Etmez ama denir “kader.”

Koynumuzda tuz saklanır
Bağrımızda buz saklanır;
Erişimin yasaklanır
Doğal hakkın elden gider.

Vardır size tek sorumuz
Niçin değişti huyunuz?
Bulanıklaştı suyumuz
Olduk bataklıktan beter.

Derdimiz varmak denize
Hayat vermek çevrenize;
Sahip çıkın ülkenize
Gelecek nesiller ne der?

Zehir yağıyor buluttan
Çözüm üret ki umutlan;
Olma bu kadar unutkan
Yeter insanoğlu, yeter!

Şair Dr. Salim ÇELEBİ