Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret553075
Kitap Tanıtım Köşesi


Taş Bina
Aslı ERDOĞAN

Yazarın bu kitabı yazma sıkıntısı sonsözde anlatılır. Memnun değildir yazar, hem anlattıklarından hem de anlatış biçiminden. Çağrılmadan, kendi hikâyesine girdiğinden söz eder. “Aslı Erdoğan olarak konuştuğum tek bölüm, epilog.” der yazarımız. “Bakın bu taş binayı yaptım ve içinde kalakaldım. Yapayalnızım burada… Yani yazının kendisi de bir taş binaya dönüşüyor sonunda. Başka bir yorumla, kapatıldığımız o metaforik taş bina, giderek yazıyı içerecek kadar genişliyor.” Epilog’dan bir bölüm vermek isterim burada: “Bana gelince… Her seferinde eksik, yarım, yanlış anlattım kendimi. Yerli, yersiz, zamansız. Ya çok kuru ya da trajedinin diliyle… İskelet korkunçluğunda, boş boş çınlayan üç-beş sözcük bir araya getirdim, üzerinden bir türlü geçilemeyen suskunluklarla, söylenmekten çok susulmuş sözcüklerle konuştum… kansız metaforlar, yay gibi uzayan fiiller, gerçek biçimini arayan imgeler boşalttım geçmişin üzerine. Takatim kalmayıncaya dek. Yol yol yükselen sözcük duvarlarının arasında ağır ağır, acıyla dolandım, el yordamıyla, ay ışığında beliren bir hayalet gibi, çağrılmadan girdim kendi hikâyeme…”

Aslı Erdoğan, Taş Bina ve Diğerleri kitabıyla, 2010 yılında 56. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanmıştır. Seçici Kurul’un, ödülü veriş amacını belirttiği açıklama, yazarın yazma amacının gerçekleştiğinin de göstergesidir sanki. “Seçici Kurul, 56. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı, ‘çağımızın dilsiz tanıklığını mekânın, bedenin ve imgenin içinden dokuyarak evrensel insanlık acılarını seslendirmekte gösterdiği ustalık’ nedeniyle Taş Bina ve Diğerleri adlı kitabıyla Aslı Erdoğan’a vermeyi uygun görmüştür.”

Eninde sonunda şafak söker,’ derlerdi. Hem geceden başka nerde bekleyebilirdik şafağı?”

Taş Bina, Aslı ERDOĞAN
ISBN: 975 289 593 5

Şiirlerle Şenlendik - 27. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 27. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 27. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

04 Eylül 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 27 - Şikâyetim Var

Yazıya başlarken, rahmetli Âşık Mahsuni’nin, “Şikâyetim vardır, vardır Âşık Veysel’e,” adlı dizeleri geldi aklıma. Benim de şikâyetim var: Hem Mahsuni’ye hem Veysel’e hem de sizlere.

Ders kitaplarının müfredatı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından hazırlanmaktadır. Ders kitaplarında hangi şairlerin şiirlerinin bulunacağı da yine bu kurulun tavsiyeleri ve beklentileri doğrultusunda oluşturulmaktadır Ders kitaplarına alınan şiirlerde: kullanılan dil, biçim, şekil, konu ve okuyanların (öğrencilerin) duygu, düşünce ve kavram dünyalarının gelişmesindeki etkileri belirleyici olmaktadır.

Ülkemizde yetişen en büyük şairlerimizden biri şüphesiz ki Yahya Kemaldir. Şiirlerini, haklı olarak lise edebiyat kitaplarımızda keyifle okuduk, öğrendik, ezberledik.

Sorum ve şikâyetim şu: Dünyanın en büyük şairlerinden birinin NÂZIM HİKMET olduğu, otoritelerce kabul edilen bir gerçektir. Ey Talim ve Terbiye Kurulu, özellikle de lise öğrenciliği yıllarımda okuduğum edebiyat kitaplarında; niçin Nâzım Hikmetin tek bir şiiri yoktu? Edebiyat dersi müfredatına, Nâzım Hikmetin şiirlerini niçin almadınız, okunmasını ve okutulmasın niçin yasakladınız? Hayatımın en güzel günlerinde, Nâzım Hikmetin şiirlerinden beni mahrum bırakma vicdansızlığını nasıl gösterebildiniz?

Yukarıdaki sorulara günümüzde; "Resmi ideoloji istemedi," "Nâzım Hikmet komünistti," gibi akıl dışı yanıtlar verilmektedir. Yahu, Nâzım'ın düşünceleri bir yana, beni şiirlerinden mahrum ettiniz, o, muhteşem şiirlerinden.

O zaman ben de soruyorum: Lozan Antlaşmasının en temel özelliği, Türkiye Cumhuriyetinin bir ulus-devlet olarak ilanı ve tüm ülkelerce kabul edilmesidir. Lozan Antlaşmasının TBMM'deki oylamasında, 14 milletvekili hayır oyu kullanmıştır ve bunlardan bir tanesi de Yahya Kemaldir. Bu tercihi nedeniyle, Yahya Kemalin şiirleri ders kitaplarından aforoz edilseydi; doğru mu olurdu?

Rus Salatasının ve Rus Votkasının yenilip içilmesinin yasaklanmasıyla, Nâzımın şiirlerinin yasaklanması arasında hiç bir fark yoktur.

Bizler, Nâzımın şiirlerini ders kitaplarından değil; satılması ve yayınlanması yasak kitaplardan gizli gizli okuyarak özümsemeye çalıştık. 65 yaşındayım, hâlâ Nâzımın şiirlerini; algılamaya, anlamaya ve çözmeye çalışıyorum.



Yorumlar - Yorum Yaz
Film Tanıtım Köşesi

Earthlings/Dünyalılar
Türkçe Altyazılı

«Yapabileceğiniz en iyi şey, bu filmi insanlara izlettirmek olacaktır!»

Shaun Monson
Yönetmen

Hayvan ve insan sömürüsü üzerine yapılmış en çarpıcı belgesellerden biri. Dünyalılar/ Earthlings adlı belgesel film dünya üzerinde yaşayan bütün canlıların aynı ölçüde ve benzer acılara maruz kalmalarını örneklerle ve birbirinden çarpıcı görüntülerle izleyicisine anlatıyor. İnsan türü için bunun adına seksizm, ırkçılık ve soykırım adları verilirken diğer canlıların maruz kaldığı şiddet ve sömürü ise "türcülük" diye tanımlanıyor.

Filmde Nazi kampları ve Klu Klux Klan görüntüleriyle etleri için sıkış tıkış kafeslerde tutulan hayvanların görüntüleri peşi sıra akıp giderken insana dünya üzerinde yaşayan tek tür olmadığı hatırlatılıyor. Bir ırkın diğer ırklardan daha üstün olduğuna inanmasının ve bu nedenle kendisinden "aşağılık" gördüğü diğer ırkları her şekilde sömürebileceğini düşünmesinin ırkçılık olduğu belirtilirken bir sonraki sahnede "türcülüğün" tanımı yapılıyor ve baskın türün diğer türleri hegemonyası altına almasının aslında ırkçılıkla benzer özellikler taşıdığı ve ikisinin tam olarak aynı şey olduğu vurgulanıyor.

Bu amaçla Nazi Almanyası' na dair görüntüler, insanın diğer türleri nasıl sömürdüğüne dair görüntülerle birleştiriliyor ve aralarındaki benzerlik gözümüze sokuluyor. Ardından insanların ve diğer canlıların aslında benzer ihtiyaçlara gereksinim duydukları belirtiliyor: yemek, barınmak, hareket özgürlüğü gibi kavramların bütün canlıların ortak kaygısı olduğu sıralanıyor.

Earthlings, Vikipedi, Özgür Ansiklopedi