Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam20
Toplam Ziyaret531346
Fotograf Tanıtım Köşesi

Ich bin wie eine ausgedrückte Zitrone (Sıkılmış bir limon gibiyim) Mümin K.

Fotograf: Mehmet Ünal


Almanlar, sevgili kardeşlerim, bakın!
Goethe diyorum,
Wagner, Schiller, Schopenhauer!
Darwin’i tanıyorum,
Kant’ı, Nietzsche’yi, Spinoza’yı...
Beethoven sizin değil,
bizim sanki...
Brecht de öyle,
Thomas Man da...
Sanki bizim oraların insanı;
Hegel'iniz, Engels'iniz, Marks'ınız...

Sömürseniz, sıksanız da,
surat asıp kaş yıksanız da,
daha kötü değilsiniz,
inanın bana,
daha düşman değilsiniz,
beni size bir pula satanlardan!

Hasan Hüseyin Korkmazgil,

Koçero Vatan Şiiri

Şiirlerle Şenlendik - 32. Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 32. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 32. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

9 Ekim 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 32 -Onlar

Savaşların nedeni, bitiminde  barış yapmak olamaz; fakat tüm savaşlar barış yapılarak sonuçlanır. Nedeni ne olursa olsun, tüm savaşlar geride kan ve gözyaşı bırakır, bırakmıştır.

Ulusal Kurtuluş Savaşı, Birinci Dünya Savaşından sonra yapılan Sevr Anlaşmasının gereği olarak, Anadolu'yu istila eden emperyal güçlere karşı verilmiş olan bir mücadeledir. Bu yönüyle antiemperyalist bir savaştır.

Emperyalist güçlere karşı savaşanlar, Spartaküsler, şövalyeler değil; Anadolu insanıdır: Yurdum insanı. Nâzım bu insanları olduğu gibi, olması gerektiği gibi yazarak yansıtmıştır ünlü şiirinde.

KUVÂYİ MİLLYE-BAŞLANGIÇ

ONLAR

Onlar ki toprakta karınca,
                                suda balık,
                                       havada kuş kadar
                                                   çokturlar;
korkak,
            cesur,
                     câhil,
                             hakîm
                                      ve çocukturlar
ve kahreden
                 yaratan ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.

Onlar ki uyup hainin iğvâsına
                                   sancaklarını elden yere düşürürler
ve düşmanı meydanda koyup
                                      kaçarlar evlerine
ve onlar ki bir nice murtada hançer üşürürler
ve yeşil bir ağaç gibi gülen
ve merasimsiz ağlayan
ve ana avrat küfreden ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.

Demir,
         kömür
                   ve şeker
ve kırmızı bakır
ve mensucat
ve sevda ve zulüm ve hayat
ve bilcümle sanayi kollarının
ve gökyüzü
                 ve sahra
                             ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollarının,
sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
               bir şafak vakti değişmiş olur,
bir şafak vakti karanlığın kenarından
                onlar ağır ellerini toprağa basıp
                                        doğruldukları zaman.

En bilgin aynalara
         en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair
ve onlar için :
    zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,
                                                                  denildi.


Kitap Tanıtım Köşesi

Ülkemizde son yıllarda gittikçe artan yoğunlukta bir mücadelenin geliştiğine tanıklık ediyoruz.
 
Ekoloji mücadelesi, halkın yaşam alanlarını koruma mücadelesinin de ötesine geçen bir niteliğe bürünerek kelimenin gerçek anlamıyla yaşam mücadelesi halini almış durumda.
 
Dünyaya egemen olan sistem, doğanın talanını ve yıkımını da beraberinde getiriyor. Son dönemde iş başına gelen iktidarlar çevre sorunlarına çözüm üretmek yerine, yeni sorunları doğuran bir ekonomik-politik hatta ilerliyor. Doğal olarak hava kirleniyor, su kirleniyor, toprak kirleniyor, ekmek kirleniyor!..
 
Elinizdeki kitapta ülkemizin dört bir yanında süren ekoloji mücadelelerinden doğa, yaşam ve direniş öyküleri var. Öykülerde anlatılan olayların hemen hepsi, içinde geçen kişiler ve yerlerin ise büyük bir çoğunluğu gerçek. Fotografların önemli bir bölümü de çoğu halen devam eden bu mücadelelerden kesitleri içeriyor.
 
Daha önce yazdığı üç kitapta da ekoloji meselelerine araştırmacı bir gazetecinin gözü ile değinen Özer Akdemir, bu kez edebiyatla anlatmaya çalışıyor verilen mücadeleyi. Bir dağın, bir insanın, bir köyün, bir zeytinin ya da turnanın gözünden Anadolu'nun yitip giden, yok edilen varlıklarının ve bu yok oluşa karşı doğanın-insanın-yaşamın direnişinin öyküleri bunlar.
 
Her bir öykü yaşamın doğasının direniş üzerine kurulduğunu, doğanın ise direnişin ta kendisi olduğunu anlatıyor...

Doğa ve Direniş Öyküleri


ISBN: 9752498754