Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret704766
Yaren Leylek Geldi


Yaren Leylek'in geçen yıllara nazaran bu yıl erken gelmesi dikkat çekti.

Bursa'nın Karacabey ilçesinde, Uluabat Gölü'nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi'nin simgesi "Yaren Leylek", on üçüncü kez gelerek, balıkçı Adem Yılmaz'ın teknesindeki yerini aldı.

Masalsı Hikâyenin Baş Aktörü Yaren Leylek, Artık Bir Tık Uzağınızda:

Avrupa leylek köyleri ağının Türkiye’deki tek temsilcisi olan köyümüz Eskikaraağaç'ın adını dünyaya duyuran bir dostluk hikayesine birlikte tanıklık ediyoruz.

Samimi halleriyle gönüllerde taht kuran ve dostluğun tür tanımadığını insanlığa yeniden gösteren Adem Amca ile Yaren Leylek’in masalsı hikayesi, tüm güzelliğiyle yaşanmaya devam ediyor.

Belediyemizin de katkıları ile köyümüz Eskikarağaç, özellikle son yıllarda sosyal ve kültürel faaliyetler açısından turizmden hak ettiği payı almaya başlarken, biz hem doğadaki zorlukları göstermek hem de insanlara evlerinde bir nebze de olsa farklı aktivite sunmak adına Yaren Leylek’in yuvasına yakın bir konuma kamera koyduk.

Sizden gelen yoğun talep doğrultusunda Yaren Leylek ve ailesine hiçbir şekilde müdahale etmeden gerçekleştirdiğimiz bu çalışma ile adeta "La Fontaine Masalı"nı andıran hikayemizin baş aktörünü, özel hazırladığımız www.yarenleylek.com sitesi üzerinden, 7/24 canlı olarak takip edebileceksiniz. 

Ali ÖZKAN, 

Karacabey Belediye Başkanı

HİLAL ÇELEBİ, TÜRK SANAT MÜZİĞİ SES SANATÇISI
   
 

Hilâl Çelebi - TRT TSM - Ses Sanatçısı. Türk Sanat Müziği ses sanatçısı Hilâl Çelebi, 29 Ekim 1962 tarihinde Nevşehir'in Kozaklı ilçesinde dünyaya geldi. Babasının öğretmen olması dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini çeşitli il, ilçe ve köylerde tamamladı. Orta öğrenimini Ankara'da tamamladıktan sonra anne ve babasının gayretleri ve müziğe olan yatkınlığını fark eden ilkokul öğretmeni Tülay Memiş'in de israrlı telkin ve teşviki ile 1980 yılında TRT'nin açmış olduğu, "Yetiştirilmek Üzere Ses Sanatçısı" sınavına girdi. Bu sınavda başarılı olan Hilal Çelebi; Tarık Kip, Yüksel Kip, Ferit Sıdal, Müberra Yetkin, Ahmet Hatipoğlu, Nazmi Özalp, Semiramis Yazıcı ve Metin Everes gibi değerli hocaların eğitiminden geçtikten sonra, 1983 yılında kadrolu ses sanatçısı olarak göreve başladı. Stajyer sanatçılık döneminde yine aynı hocalardan faydalandı. Cezayir, Yunanistan ve Almanya'nın yanı sıra yurt içinde de birçok ilde, TRT Kurumu adına konserler verdi. 

 Hilâl Çelebi Resmi YouTube Kanalı

 
Artık gelecek sanma sakın geçti o günler


Gece sessiz mehtap hazin rüzgâr susuvermiş


Beni ateşlere salan o kapkara siyah gözler

 
Ne Gelen Ne Soran Var






0 Yorum - Yorum Yaz
Bir Bahar Önü

Elli altmış yıl öncesinden bir bahar önü.

Hüseyin Seyfi

Uzun geçen kış mevsiminin sonunda, hasretle beklenen bahar, köyde yüzünü gösterdi. Güneş çıktı. Üşüyen toprak biraz ısındı. Toprağın üstünde üç aydan beri bekleyen kar erimeye başladı. Kar eridikçe toprağın üstü açıldı, toprağın ıslaklığı geçti ve eriyen karın altından önce kardelenler, sonra sarı çiğdemler toprak üstüne çıktı.

Kış boyu ahırlarda hapis olmuş tavuklar, inekler, atlar, öküzler, danalar, koyunlar, kuzular dışarı çıkarak açık havanın tadını aldılar. Çocuklar çiğdem toplamak üzere donu çözülmüş kırlara koştular. Güneşin ısıttığı ve ıslaklığını aldığı yol üstündeki küçük toprak yığınlarının içinden çıkan ve arka arkaya dizilen karıncalar baharın yaklaştığının habercisi oldu.

Kuzey yamaçlarda henüz erimeyen kar, gümüş rengini alırken, güneş, arkasına koyu bir kızıllık bıraktıktan sonra kayboldu. Geride kalan, ayaza dönen esinti ile ocaklardan, tandırlardan çıkan koyu dumandı.

Akşam karanlığı ile herkes evine çekildi. Sokaklar ıssızlaştı. Dışarıda, çöplük başlarında siftinen birkaç uyuz zağar ve duvar başlarında oynaşan kedilerin yanında, ahıra girmeyen çelimsiz, yaşlı bir at kaldı.

Gün batımından bir süre geçtikten sonra, gökyüzünün kızıllıkları da kayboldu. Ay, tüm güzelliğini gururla sergiledi. Gecenin bulutlarını sürükleyen serin bir esinti devam etti. Kümeleşen bulut, Ay’ı gölgeledi. Ay’ın parlaklığı silindi. Yeryüzü karardı.

Akşam eve dönmeyen ineği kurt yemesin diye Akif Hoca’ya, kurt duası okutuldu, dua esnasında kemik saplı bıçağın ağzı üç defa açılıp kapatıldı ve kurt ağzı bağlandı.

Kış süresince, kuru tahıl ve una dayalı yiyeceklerle beslenen insanlar, kırlarda, tarlalarda yeşilliğin görünmesi ile birlikte, bildikleri madımak, cırtlık, yemlik, tülü, hardal, kızılcık ve ebegümeci gibi doğada kendiliğinden yetişen, çiğ veya pişirilerek yenebilecek bitkileri toplamak için kadınlar bozkıra dağıldılar. Köyün delikanlıları at arabalarını koşarak, bir kış boyu ahırda kapalı kalan atların hamlarını aldılar.

Uzun süre evlerde kapalı kalan genç erkekler, çamuru yeni kurumuş arazinin üstünde çelik oynamaya, çocuklar bezden yaptıkları toplarla sokak aralarında top oynamaya başladılar…

Yeni çalışmamdan çıkarttığım bir sayfa,

Hüseyin Seyfi,

16.05.2016