Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam75
Toplam Ziyaret659286
Kültürlerarası İletişim

Kültürlerarası İletişim Becerisi ve Önemi

Kültürlerarası iletişim becerisi günümüz dünyasında giderek önemini artıran bir beceri olarak tanımlanıyor. Çok uluslu şirketlerin çalışanlarında aradığı başlıca yeteneklerden biri olmakla beraber, kişilerin günlük yaşamlarında faydasını çokça görebildiği bir nitelik olan kültürlerarası iletişim becerisini geliştirmek için pek çok farklı yöntem ve araç bulmak mümkün.

Peki kültürlerarası iletişim becerisi neden bu kadar önemli ve bu beceri hayatımızın hangi noktalarında bize katkı sağlar?

Margaret Cameron McLaren’ın 1998 yılında çıkardığı Kültürel Farklılıkları Yorumlamak: Kültürlerarası İletişimde Zorluklar kitabında dediği gibi; “Kültür bir insanlık fenomeni, bizim fiziksel ve zihinsel olarak varlığımızdır. Yere, zamana, kişiye göre farklılık gösteren, aynı zamanda hem var olan ve değişen bir durumdadır. Bu bağlamda tanımlayabileceğimiz kültür bizim kişilerle ilişkilerimizi, eylemlerimizi ve çevremizi etkiler.”

Kültürlerarası iletişim ise kişinin kendi kültüründen farklı kişilerle kurduğu iletişimin başarısını ve etkisini ifade ediyor. Hayatımıza etkisini de tam olarak bu noktada görebiliyoruz. McLaren’in dediği gibi, tanımlanırken bu kadar farklı değişkeni göz önünde bulundurduğumuz ve sınırlamanın da bir o kadar zor olduğu kültür ile günlük hayatımızda ve iş yaşamında çok geniş bir yelpazede karşılaşıyoruz. Beraber çalıştığımız, zaman geçirdiğimiz, yolda karşılaştığımız insanların hepsi bu değişkinlik çerçevesinde kendimizden farklı bir kültüre sahip oluyor. Bu farklılıkları bazen düşünce farklılıklarında, bazen alışkanlıkların farklılaşması olarak görüyoruz.

Bu farklılıkları anlamak her zaman kolay olmayabiliyor. Farklı bir kültür olarak nitelendirdiğimiz noktalara karar vermek bazen çok kafa karıştırıcı olabiliyor. Kişilerle benzer noktalarımız azaldıkça, onların farklı bir kültürden olduklarını anlamamız kolaylaşıyor. Aynı şekilde, kişilerle ne kadar çok ortak noktamız varsa onların farklılıklarını görmek zorlaşıyor. Bu da aslında kültürel bir fark göremediğimiz kişilerle yaşanabilecek herhangi bir anlaşmazlık ya da iletişim kazasını çözmemizi zorlaştırıyor.

Kültürlerarası iletişim becerisi tam olarak burada hayatımıza etki edebilir. Kültürlerarası iletişim yabancı dil bilmek veya farklı yemekleri sevebilmek değil, kültür kavramı ile ilgili bilgi sahibi olmak ve bunları doğru yorumlayabilmektir.

Kişi kültür konsepti hakkında yeterli bilgi ve farkındalığa sahip oldukça, öncelikle kendi kültürü hakkında daha önce göremediği katmanları görecek, anlayabilecektir. Kendi kültürü hakkında bu katmanları inceleyebilen ve farkına varan bir kişi, kültürel farklılıkları küçük ya da büyük olmaksızın daha kolay görebilecek ve bu farklılıkların iletişimlerine etkilerini yorumlayabilecektir.

Her beceride olduğu gibi kültürlerarası iletişim becerisi de pratik yaparak geliştirilebilir. Bu konuda kendini geliştirmek isteyen bir kişi bu konuda bilgiler edinmeli ve daha da önemlisi kendisininkinden farklı bir kültüre sahip insanlarla konuşmalı, onları tanımalıdır. Bu beceriyi geliştirme yolunda, kişinin önüne çıkan farklılıklar fazlalaştıkça ve belirginleştikçe beceriyi geliştirmedeki hız ve etki artar. Kişi hem kendini hem de farklılıkları daha iyi anlar ve bunları içselleştirebilir.

Türk Kültür Vakfı

İlgili Yazı
Küresel Yurttaşlık

 
 Fotograf: Özcan Antike

DÜĞÜNLERİMİZ, DÜĞÜN  GELENEKLERİMİZ

Sabiha ÖZSOY


Geleneksel olarak yapılan  düğünler ülkemizde bölgeden bölgeye, ilden ile hatta yakın mesafedeki  köyden köye bile değişmektedir. kültür etkileşiminden kaynaklanan bazı benzerlikler olsa da bariz farklılıklar vardır.

Bizim köyümüz çevresiyle etkileşimi oldukça fazla olan bir köydür. Bu etkileşimden  dolayı  yeniliklere açık, hareketli bir yapıya sahiptir. Dolaysıyla bazı  kökleşmiş gelenekler dışında  çeşitli gelenekler değişikliğe uğramıştır. Geleneksel olarak yapılan düğünlerimiz de eskiye göre değişikliğe uğramıştır. Bu değişmelerin nedeni yukarıda da bahsettiğim gibi  kültür etkileşimidir.

Köşektaş Köyü orta büyüklükte nezih bir yerleşim birimidir. Fazla büyük olmadığı için insanlar birbirini tanır. Kış aylarında köyün nüfusu azalır, yaz  aylarında ise artar. Bazı köylüler şehirdeki eğitim, sağlık, sosyal hizmetler gibi olanaklardan  faydalanmak için göç etmiştir. Ama köyle bağlantılarını koparmamışlardır. Uzun tatillerde ziyaretlerini yaparlar.

 
 Fotograf:Zeynep Güneş - Takı Merasimi Sonrası Halay Çekerken

Köyümüzde düğünler genellikle yaz aylarında yapılır. Özellikle temmuz ayı düğün ayıdır. Çünkü köyün nüfusu  en üst noktasına ulaşır. Düğünler genellikle Cuma günü  başlar  ve üç gün sürer. Düğünlerimizin geleneksel çalgısı davul ve  zurnadır. Düğün için günler önce  hazırlıklar yapılır. Geleneksek yemekler hazırlanır. Köy halkına yetecek kadar çok yemek yapılır. Günümüzde ise  bu  gelenek pek uygulanmamaktadır. Yemekler nelerden oluşur  derseniz; etli bulgur pilavı, köfte, yaprak sarması, dolma, mantı, şerbet, baklava  gibi.... Şimdilerde ise kolaylık sağlayan yönü düşünülerek  kıymalı pide yaptırılmaktadır.

 
 Fotograf: Özcan Antike - Düğün Seyreden Bir Grup İnsan Topluluğu

Yemek hazırlıkları  bittikten sonra Cuma  günü  Cuma namazından sonra düğün  başlar. Cuma namazını  kılan  köy halkı, erkek evine  gider. Bayrağın  altına kurban kesildikten  sonra  düğün duası yapılır. Bayrak herkesin görmesi için  erkek evinin çatısına dikilir. Davul çalmaya başlar. Önceden hazırlanan  yemekler  köy halkına sunulur.

Erkek  evine  köy  halkının  genç  kızları  ve erkekler toplanır. Gelin ve damadın yakınları, gelin ve damat, genç kızlar ve erkekler  köyü dolaşıp köy halkını düğününe  davet ederler. Köy  halkına okuntu adı  verilen  fıstık  ve şeker dağıtılır.

Cuma gecesi  bütün köy  halkı  düğün evinde toplanır. Kadınıyla , erkeğiyle  hep  birlikte  davul  zurna eşliğinde  gece   geç saatlere kadar  eğlenirler. Her düğünde  mutlaka söylenen  birkaç  tane türkümüz  vardır. Bunlar  içinde  en çok söyleneni  şu kıtalardan  oluşur.

Düğünlerimizde  ikinci gün  daha  yoğun  geçer. Ikinci günde deve  donatılır ve  ikindi  vaktinde  gündüz  kınası yakılır. Gündüz  kınası  için  erkek evi  deve donatır.

 
 Fotograf: Celalettin Ölgün - Deve Oyunu

Deve  donatmada  gerçek  bir deve  söz konusu  değildir. Tamamıyla düzmece, bir  tür  oyundur deve donatma  geleneği. Bütün  düğünlerde  kullanılan bir  deve  başı  vardır. Deve  başının  kulakları  tahta  kaşıklardan, gözleri  ise  aynadan  yapılır. Rivayetlere  göre  gözlerin  aynadan  yapılması  nazarı  geri  yansıtmak içindir.

Erkek  evinde  bunlar  yapılırken  kız  evinde  tatlı  bir  telaş  vardır.Gelin  yakın  arkadaşı  ya da  akrabasının evine  götürülür. Orada  gelin başı  yıkanır ve  gelin gündüz  kınası için  hazırlanır. Erkek tarafı  devesini  alıp  gelin başının  yıkandığı  eve  gider. Erkek evi burada  gündüz kınasını  yakar . Kınadan  sonra  gelin  erkek tarafıyla  kız  evine  götürülür  ve  takı  merasimi  olur. Herkes bütçesine göre bir şeyler takar. Erkek tarafı kınasını yaktıktan sonra evine  döner. Kız tarafı gece  yapılan eğlencelere katılmaz... Kız tarafı kendi yapacakları kına  gecesinde   eğlenirler.

 

 Fotograf: Celalettin Ölgün
Köşektaş Düğünlerinin Renkli Simaları Kel Köçek ile Kelik Derviş Kolkola ve Yanyanalar...

Erkek  tarafı  gece  kınası  için  tekrar  kız  evine  gider. Gelin bir  sandalyeye  oturur ve  etrafında  çember  oluşturulur. Kına gecesinde türküler söylenerek gelin ağlatılır. Kaynana gelinin kınasını yakar ve gelinin avucuna kına altını (Cumhuriyet altını) koyar. Gelinin arkadaşları kendi aralarında kına gecesi yaparlar. Sonra teft çalıp eğlenirler ağlar.

Pazar günü son gündür. Gelin arabası süslenip diğer arabalarla gelin alınmaya gidilir. Kız evi için bu son gün çok zordur. Kız evi gelinin çeyizini hazırlar. Erkek tarafından sandık parası istenilip çeyizler gönderilir. Erkek tarafı gelini almak içn öğlen vakti kız evine gider. Tabi ki gelin hemen çıkarılmaz.. kız evi yüklü miktarda kapı parası ister. Gelinin erkek kardeşi yada babası gelin kuşağını bağlar. Gelin yakınlarıyla vedalaşıp alkışlarla gelin arabasına bindirilir. Bu an kız evinin en hüzünlü zamanıdır. Gelin arabasının arkasından su dolu çömlek kırılır.

 
  Fotograf: Zeynep Güneş -Takı Merasimi İçin Toplanmış Bir Grup İnsan Topluluğu

Eskiden gelin erkek evine getirilince kaynana ile kayınbaba güreş tutarmış. Bu gelenek şimdilerde uygulanmamaktadır.

Üç günlük yorucu ama bir haylide eğlenceli olan Köşektaş Köyü’nün düğünlerini sizlere anlatmaya çalıştım. Düğünlerimizin amacı sadece iki kişinin evlendiğini duyurmak değildir. Düğünler sayesinde köy halkında birlik duygusu oluşur ve mutluluklar paylaşılır. Ayrıca genç kızlar ve genç erkeklerin birbirlerini görüp beğenmelerine vesile olur. Ne yazık ki kültür yozlaşması, teknolojik gelişmeler gibi faktörler nedeniyle bazı geleneklerimiz yok olmaktadır. Umarım uzun yıllar boyunca düğünlerimiz çok fazla değişikliğe uğramadan yapılmaya devam edilir.




0 Yorum - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Eğitim İle Dünyayı Geliştirmek
Aydın Yayınları
ISBN9786257833219

Kitabı İndir

Bu kitabın Türkçe baskısına şahit olmaktan çok büyük memnuniyet, duyuyorum. Umuyorum ki, kitabın Türkçe olarak yayımlanması, Türkiye’deki eğitimcilerin okullarında, COVID-19 Pandemisi nedeniyle oluşan, değişken, belirsiz ve hızla gelişen dünyada karşılarına çıkacak olan birçok zorluğun üstesinden gelmelerinde ihtiyaç duyacakları yeterlikleri geliştirmelerine yardımcı olmak üzere okullarındaki çabaları destekleyecektir.

Kitabın yayımlanmasından bir ay öncesinde, Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri COVID-19’u Pandemi olarak ilan etmişti. O zaman bu Pandemi’nin gezegendeki yaşamı etkileyeceği birçok yönü fark etmeye başlamıştık; enfeksiyonların ve ölümlerin sayısı hızla artmaktaydı, enfeksiyonların hızını azaltmak için alınan fiziksel mesafe önlemleri, işletmeler, okullar ve üniversitelerin normal işleyişinde kesintilere neden olmuştu.

O tarihten bu yana Pandemi’nin etkisi daha da derinleşti. Büyük bir olasılıkla, Pandemi’nin doğrudan sağlık maliyetlerini finanse etmek zorunda kalışın yol açtığı artan mali yükler ile dünyanın büyük bir bölümünde eşzamanlı olarak birçok ekonomik faaliyetin durdurulması, dünya çapında çok sayıda finansal krize neden olacaktır. Dış borçlanma ile mali açıkları yönetmekte olan gelişen dünya ülkelerinde bu durum, borçların zamanında ya da tam ödenememesine neden olabilir.
Dünya genelinde ekonomik faaliyette daralma, küresel ticarette düşüş, artan işsizlik, düşük gelirli hane halkları üzerinde orantısız bir etkiye ve açlıkta bir artışa neden olabileceğini düşünüyorum. Dünya Bankası önümüzdeki birkaç yıl içerisinde fazladan 60 milyon insanın aşırı yoksulluğa sürükleneceğini tahmin etmektedir. Bu derin etkiden kurtulmamız muhtemelen yavaş bir süreç olacaktır.

Yakın tarihli bir Birleşmiş Milletler raporu, Pandemi’yi aşağıdaki şekilde tanımlamıştır: “Pandemi, bir sağlık krizinden daha fazlasıdır; bir ekonomik kriz, insani kriz, güvenlik krizi ve insan hakları krizidir. Bizi bireyler, aileler ve toplumlar olarak etkilemiştir. Kriz, uluslar içinde ve arasında boşlukları ortaya çıkarmıştır.

Buna tepkimizin toplumların yapısını, ülkelerin ortak fayda için iş birliği yapma yollarını yeniden düşünmeyi ve tasarlamayı içereceğini öne sürmek abartılı bir iddia olmayacaktır. Bu krizden kurtulmak, anlayış ve dayanışma odaklı olarak toplumların, hükümetlerin ve dünyanın tamamını kapsayan bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır.

Pandemi sonucunda oluşan bu yeni sosyal ve ekonomik bağlam, büyük bir esneklik, dayanıklılık, anlayış ve dayanışma gerektirmektedir. Hepsinden önemlisi ise, Pandemi’nin yarattığı krizde ilerlediğimiz sırada bunu kapsayıcı ve sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirebilmemiz için etik seçimler yapabilme kapasitesi gerekmektedir. Eğitimcilerin, öğrencilerine bu yetkinlikleri geliştirmelerine yardımcı olma, bunu kriz karşısında öğrencilerine umut vererek ve onları umutsuzluğa sürüklemekten kaçınarak yapma konusunda özel sorumlulukları vardır.

Bunlar aslında tam olarak küresel yurttaşlık eğitiminin hedefleridir, öğrencilerin sorumluluk alma, başkalarıyla iş birliği yapma, yerelden küresele içinde bulundukları toplulukları geliştirmeye istekli, bunları yapabilecek kapasiteye sahip oldukları ve kendilerini parçası oldukları bir topluluğun bireyleri olarak görmelerine yardımcı olmak için gereken becerilerin tohumlarını dikmek demektir. Pandemi’nin derin etkileri, dünyayı iyileştirmek, başkaları ile iş birliği yapmak ve liderlik etmek üzere sorumluluk almaya istekli ve bunları yapabilecek kapasiteye sahip birçok insana sahip olma aciliyetini artırmıştır.

Bu kitap, söz konusu çabalar konusunda eğitimcileri desteklemek, öğrencileri
öğretim gerçekleştirilirken neler yaptıklarını yeniden incelemek ve dünyayı daha iyi hale getirmek için öğretimlerini açık, büyük ve tutkulu amaçlar ile uyumlu hale getirmeye yönelik bir çerçeve sunmaktadır. Nisan 2020’de İngilizce olarak yayımlanmasından bu yana geçen üç ayda, 128.000 kişi bu kitabın kopyalarını elektronik olarak indirmiştir. Bu husus, söz konusu krizin ortasında eğitimcilerin eğitimin hangi amaçlara hizmet etmesi gerektiği konusunda yeni bir derinlikle düşündüklerini göstermektedir. Sayın Mirkan Aydın, kitabın Türkçe olarak yayımlanmasını ve bu zorlu dönemde birçok eğitimciye yardımcı olacak bir kamu varlığı olarak e-kitap şeklinde ücretsiz sunulmasını teklif ettiğinde gerçekten çok sevindim. İçinde bulunduğumuz anın büyük ölçüde anlayış ve dayanışma ile iyi bir liderliği gerekli kıldığından eminim ve bu kitabın ihtiyaç duyulan çabalara küçük bir katkı sağladığını görmekten memnuniyet duyuyorum.

Bu kitapta yer alan fikirlerin, öğrencilerinizi hızla değişen ve belirsiz bir dünyaya en iyi şekilde nasıl hazırlayacağınız, onlarda etik yetkinliklerin ve diğer bireyler ile iş birliği yapmaları için, dünyayı daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir hale getirmek üzere liderlik etmeleri konusunda ihtiyaç duyacakları beceri yelpazesinin gelişmesini nasıl sağlayacağınızı konu alan önemli soruları düşünürken Türkiye’deki öğretmenler ile eğitim liderlerine yardımcı olacağını içtenlikle umuyorum.

Fernando M. Reimers